Pazar, Temmuz 05, 2009
Berceste'ye ugramayi unutmayin!
Cicegi burnunda anne babalar...
Heyecanli buyukanneler, dedeler...
Teyzeler, halalar, amcalar, dayilar...
Berceste'ye bir ugrar misiniz? Önemli bir haberi , üzerine titredigimiz minikler hakkinda bir uyarisi var sizlere. Anahtar kelimeler biberon ve BPA. Atlamayin...
Cuma, Haziran 19, 2009
Kimyonun maceralari 19/06/2009
Gözlerini kapa, burnunu ac.
Mürver ve ihlamurda cicek zamani.
Derin bir nefes al, sölene katil"
Ama gözlerimi kapayamam ben kimyon. Cilekleri göremem o zaman ve frenk üzümlerini...
Cumartesi, Haziran 06, 2009
Yeniden...
See...see...
Ses kontrol...Ses kontrol...
Sesimi duyan var mi?
Orda hala birileri var mi?
Yeniden diyerek gecici olarak veda etmistim,
yeniden merhaba demek istiyorum.
Anlatacak sey cok ama vakit az. Ilk vakit buldugumda murverlerden, cileklerden, asbestten ve baska seylerden bahsedecegim. Ama simdilik uzun yazamiyorum. Oglum kultur soku yasiyor, kucuk bir kanguru yavrusuna donustu. Bir saniye yanimdan ayrilmak istemiyor. Bu da bilgisayar basinda daha az zaman demek. Daha uzun araliklarla da olsa yazmaya calisacagim.
Son iki aydir yorumlariniza, ozellikle sorulara yanit veremedigim icin cok uzgunum. Zamanla ama mutlaka hepsi yanitlanacak.
Pazar, Mayıs 10, 2009
Malta: Valletta sokaklarında / ...ve bahçelerinde ;)
Valletta'nın çeşitli köşelerinden gözüme takılmış kareler:
Perşembe, Nisan 30, 2009
Malta: Gzira ve Sliema sokaklarında
Malta'da bazı dükkânların ne kadar hoşuma gittiğinden bahsetmiştim, değil mi? Bu da onlardan biri...
Sarı-krem kesme taşları, mavi ahşap kapısı ve cumbasıyla tipik Malta evlerinden biri... Tek eksikliği bir saksı sardunya.
Bu köşebaşına ise maviler hakim yine...
Bu bina Sliema'da, (daha önce bahsettiğim Tigne Seafront'ta) adeta kıyıdaki ana yol üzerinde kalmış eski bir bina. Üzerindeki yazılara bakılırsa Malta'da tuzlu suyun arıtılarak kullanılması uygulaması en azından 1800'lerin sonuna kadar gidiyor. Bugün de adada kullanılan suyun yarıdan çoğu denizden elde ediliyor. (İlgili firmanın web sayfasında yazdığına göre ada(lar)da kullanılan suyun %57'si denizden reverse osmosis yöntemiyle elde ediliyor, geri kalanı yeraltı sularından kazanılıyor).Bu yüzden üretiminde petrol kullanılan elektrik gibi o da çok pahalı.
Cumartesi, Nisan 25, 2009
Malta: Karabağlı?
Bu yazının başlığı Malta: Her sakallıyı deden sanma da olabilirdi.
"Karabağlı" çorbasına ilk kez Malta'ya gelmeden önce internette araştırma yaparken rastladım. Malta mutfağıyla ilgili bir sitedeydi. Qarabaghli Soup: Kabakla yapılan bir tür vejeteryan çorba.
Arapça'nın Malta dilindeki yerini, Malta tarihini falan biraz öğrenmiştim ya, bu Qarabaghli fazlasıyla Türkçe duruyordu. "Kabak çorbası mı?" diye düşünmüştüm, "Bu pek bize özgü de durmuyor ama... "
Daha sonra Malta'da biraz daha araştırdım bu Qarabaghli çorbasını. Internetten bulabildiğim kadarıyla işin aslı şu:
Çorbanın adı Malta dilinde aslında şöyle yazılıyor: qargħa bagħli . Google Translate sitesine bakılırsa bunun İngilizce karşılığı courgettes, başka sitelerde de baby pumpkin olarak geçiyor. Ayrıca qargħa hamra var ki o da pumpkin , red gourd anlamına geliyormuş. Tek tek bakılırsa qargħa pumpkin demekmiş, bagħli ise unirrigated. Özetle qargħa bagħli veya qarabaghli aslında bildiğimiz kabağa veya bir benzerine Malta'da verilen isim.
Bu kabakla yapılan yemekler de sadece çorbayla sınırlı değil. Bizdeki etli kabak dolmasına benzeyen Qarabaghli mimli bil-laham var mesela.
Büyük Kuşatma sonrasında Malta'da kalan Karabağlı lakaplı bir Türk'ten, veya çok sonraları Malta'ya sürgüne gönderilen Türkler'den birinden falan almıyor bu kabak çorbası adını.
Öylesi yüreğinizi daha mı çok okşardı? Ne yapalım, hayat böyle. Dünya her zaman bizim etrafımızda dönmüyor :)
Pazartesi, Nisan 20, 2009
Malta: Posta

Fotoğraf:foxypar4
Posta kutuları ve onları kullanmak bana çocukluğumu anımsatıyor. Malta'da her bahaneyle tanıdıklara kart atmamın, gönderilecek postaların sorumluluğunu üzerime almamın sebeplerinden biri bu sanırım. Postaneye gitseniz bile -zarfınız çok büyük değilse- size uygun fiyatta pul satıp kapının hemen çıkışındaki posta kutusuna yönlendiriyorlar. Posta ücretleri gayet uygun. Yerel posta 19 cent, Avrupa (ki buna Türkiye de dahil) 38 cent, dünyanın en uzak köşesi bile 1 avroyu bulmuyor. Tabii ki bu söylediğim 20 gr.ı geçmeyen kart ve mektuplar için geçerli. Postaneler genellikle* sadece öğleye dek açık ama gazete-dergi satan bir çok dükkan aynı zamanda kart, zarf ve pul da satıyor. Benim favorim Gzira'daki Book Bites Café. Orada kartlarınızı ve pulları aldıktan sonra bir fincan kahve ve bir dilim çikolatalı kek eşliğinde yazabilir, sıcakkanlı personelden en yakın posta kutusunun nerede olduğunu öğrenebilirsiniz :)
Malta'dan sevdiklerinize eski usul bir kartpostal yazmadan, güneşli bir Akdeniz selamı göndermeden dönmeyin :)
*Valletta'daki iki postaneden biri öğleden sonra 2'ye, diğeri 3'e kadar açık.





















