"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Kasım 14, 2011

Iyi de "sen" kimsin bu arada?

8 yil önce bir deftere durduk yerde (tam olarak durduk yerde de degil aslinda, hicbir zaman öyle degildir) "Insan bazen yavaslamali, rölantiye almali bazen kendini..." yazdim.
6 yil önce bir gün Simple Living (Sade/Basit Yasam) kavramiyla tanistim.
5 yil önce bir gün okuduklarim, kesfettiklerim, düsündüklerim defterlerden ve aklimdan tasar oldu. Sunlari derli toplu bir kösede not alayim en iyisi dedim. Böyle basladi.

Önce ve öncelikle kendim icin yaziyordum. Kötü bir hafizam var cünkü. Her sey derli toplu olursa, ben kendi sözcüklerimle ifade edersem, bir kac hos fotograf da eklersem, hem unutmam, hem de daha  cok motive olurum diye düsünüyordum. Okuyup ögrendiklerimin bazilarindan cok mutlu oluyor, bazilarina cok sasiriyor, bazilari yüzünden cok endiseleniyordum. Haliyle baskalari da haberdar olsun istiyordum bunlardan. Gerci kimseye duyurmadim blogu ama bu sebeple Google ve Blogger aramalarina da kapatmadim. Bir zaman ben ve ben birlikte, tingir mingir yazdik, cizdik, okuduk durduk. En basindan beri en hevesli ve sadik okuyucum kendimdim :D Baska blog yazilarinin altindaki yorumlarda gördügüm "Canim, cok güzel yazmissin, bana da beklerim" notlarindan o kadar rahatsiz oluyordum ki; sevdigim blog yazilarina iki satir yorum yazmaya bile cekiniyordum, ya benzer sekilde anlasilirsa diye...

Sonra bir gün capcanli, nepneseli biri kesfetti beni  :) Her cuma "sapsahane bir haftasonu" dileyerek bitirirdi yazilarini. Onun yüksek  tonda, nese sacan yazilariyla benim felaket tellalligi yapan, kimi zaman gayet didaktik yazilarim tuhaf bir zitlik olusturuyordu bana kalirsa. Neden bilmem Basit Bir Yasam'i linklerine ekledi :) Böylece birileri gelip gitmeye basladi. Hic beklemedigim anlarda, tanimadigim insanlardan yorumlar almaya basladim. Bugün tanimaktan mutluluk ve onur duydugum bir dolu insan gelip kendisi buldu beni.

Böylece "ben" ve "okuyan" ayrismaya; "okuyan" sisler arkasindaki  muglak hallerinden siyrilip sekle semale bürünmeye basladi. Sevdim sekillerini :) Böylece ben  bir sey yazarken yüzünü görmesem de tanidigim, düsünme seklini bildigim bir grup insani düsünerek yazar oldum ilk defa. "X bunu kesin sever", "Y buna ne diyecek bakalim?", "Z gecenlerde bununla ilgili bir sey soruyordu bak" diyerek yazar oldum. Tabii ki Google aramalariyla gelenler de oldugunu farketmistim ama tanimiyordum onlari. Benim algilamamla "okur kitlem"  yorumlarindan ve kendi bloglarinda yazdiklarindan tanidigim 3-5 kisiydi. Kimisi benim gibi yurtdisinda yasayan (debelenen), 25-45 yas araliginda, kadin, cogunlukla evli, cogunlukla cocuk sahibi, sehirli, ara vermis olsa da meslek sahibi, ortak dertler, ortak zevkler, ortak ilgi alanlari, ortak endiseler...

Onlara "siz" diyordum hala. Ama saygidan cok mesafeden ileri gelen "siz" degil de, "sen"in cogulu olan "siz"di bu. Bir de Google'la gelenler fazla samimiyetten rahatsiz olmasin diye :)

Zamanla "sen" demek niyetindeydim. Icimden geliyordu, hazirlaniyordum. Su didaktik halleri birakip ince ince  yüregimden tasanlari yazmak niyetindeydim. Sonra bir gün bir arkadasima telefon ettim. Evde yoktu, telefona cikan babasina adimi söyledigimde "Evren Hanim! Sizi severek takip ediyoruz!" dedi bana! Neye ugradigimi sasirdim. Hic beklemedigim bir seydi. Saskinliktan yere düsmeyip iki cift laf edebildigime, nezaketle tesekkür edebildigime (evet, bunu yapabildim sanirim) sükrediyorum.  Aklimdaysa tek bir sey vardi : "Umarim 'bizim kiz da kimlerle arkadaslik ediyor' dedirtecek kadar ucuk kacik bi seyler yazmamisimdir"

"Sen" böylece rafa kalkti :) Haa, bir de yazmayi biraktigi blogunda da, bana biraktigi yorumlarinda da yasini ele vermeyen cok sevgili bir Istanbul hanimefendisi vardi :) Gercegi ögrendigim gün, ilk adini kullanarak yanitladigim yorumlarindan dolayi yerin dibine batmistim. Bunlar beni "sen" demekten alikoyan sebeplerdir demiyecegim. Biraz duraklattiklari bir gercektir ama.

 Google ahalisiyle de az cok tanisir olmustum bu arada. Kefiri kücük bebeklerine verip veremeyeceklerini, hamileyken icip icemeyeceklerini merak eden anneler vardi. Bencileyin sivrisineklerden kurtulmanin, güveyle mücadele etmenin dogal yollarini arayanlar vardi. Yine benim bir zamanlar yaptigim gibi Google'a umutsuzca "anne sütünü arttirmanin yollari" yazanlar vardi. Su ya da bu bitkinin Almancasini merak edenler vardi. Agactan baslayarak kagidin üretim asamalarini merak eden okul cocuklari vardi. Yazdiklarima 25-45 yas-arasi-egitimli-sehirli-kadinin degil de, herkesin ulastigini, ona göre yazmam gerektigini bana hatirlatan türlü türlü sebep vardi.

Yine de icimdeki "sana" hitap etme istegi yerli yerindeydi. Her gün e-mailler yaziyordum "sana", gevezelikler ediyordum. Oradan yeni yazi konulari cikiyordu. Arkaplan yazismalarinda "sen" derken, blogda "siz"e dönemiyordu dilim. "Sen...saygideger okuyucu", "Sen...sevgili okur" dönemi böylece basladi. Ilk itiraz cok okuyanlarin birinden geldi: "Sen" iyiydi de, "bu saygideger okuyucu" biraz iletisime mesafe koyuyordu sanki. Yine ben bilirdim, belki diger okuyanlara da fikrini soran bir anket yayinlamaliydim, ama biraz rahatsiz olmustun "sen". Anket falan düzenlemedim, "bir kisi bile rahatsiz olmussa vazgecmeli" diye düsünüyordum.

Sonra... kah "size", kah dayanamayip "sen, saygideger okura", kah "bana" kendime, kah ortaya yazip durdum.

Oysa hep sana, hep sana yazip durdum.
Ben yirmili yaslarimdayken bir gün annem demisti ki; "Evren, ilk evlendigim yillarda oturdugumuz cevredeki komsularim bana nasil yasli, nasil yasli gelirlerdi. Oysa benim simdi oldugum yastalardi ve kendi kendime hic de yasli gelmiyorum simdi. Ruh hic yaslanmiyor, biliyor musun? Yaslanan sadece bedenimiz. Ben iceride o kadinlari yasli buldugum yastan daha yasli degilim simdi de..."

Simdi annemin bana bunlari dedigi yasta degilim henüz. Ama biliyorum ne demek istedigini. Iceride bir yerde, bana bunlari anlattiginda dinledigim yastan da ve hatta  ilkokula basladigim günden de ve hatta yasimi bile animsamadigim halde animsadigim günlerde oldugumdan da daha yasli degilim.

Ben degilsem, sen de degilsin. Ve ayrica dedim ya, "siz" saygidan cok mesafe koyar araya. Farkettin mi hic, "sen"in ve "o"nun tekil sahisa hitap eden cogul bir hali vardir da, "ben" in yoktur. Kendinden özsaygisi sebebiyle "biz" diye bahsedeni gördün mü hic sen? Tanri'yla "siz" diye konusani gördün mü hic sen?

Iste bu yüzdendir ki, seninle hic olmadigi kadar acik konusmakta bir sakinca görmüyorum bundan böyle. "sen" dedigimde elinle kendini gösterip saskin saskin etrafina bakarken "Ben mi?, Bana mi diyorsun?" deme sen de bundan böyle.

Sensin tabii ki.
Sen kimbilir kac defa, düsündüklerimde ve hissettiklerimde yalniz olmadigimi hissettirensin.
Sen hatta bir türlü ifade edemeyip etrafinda dolandigimi, yazdigin iki satir yorumda bir güzelcecik ifade ediveren, sonra da bunu yazdigim icin bana tesekkür edensin!
Sen ögrettigimden cok bana ögretensin.
Klavyeden patlattigin kahkahanla günümü aydinlatansin.
Ettigin bir cümleyle günümü kurtaransin.
Roman uzunlugunda e-postalarinla gününü en önce benimle paylasansin.
Sacmaladigimda ve patavatsizlik ettigimde bile nezaket gösterensin.
Yanildigimda hatama ince ince isaret edensin.
Sen "yazdiklarin icimde bir homurdanmaya sebep oldu" dedigimde "istedigin kadar homurdanabilirsin, günün sonunda bil ki seni seviyorum" diyebilensin.
Sen "yazdiklarina cok kizdim" dedigimde küsüp gidensin.
Sen bahceni zarflar icinde benimle paylasansin.
Sen bugün cöp atmaya ciktigimda posta kutusunda mektubunu buldugumsun.
Sen kendi varliginin güzelliginden habersiz bana habire "Iyi ki varsin" diyensin.
Sen küstün mü sosyal mecrada kapi önüne koyuverensin :)
Sen girisimciliginle, yaptigin güzel seylerle beni hayran birakansin.
Sen dobraliginla, direkliginle beni bazen korkutansin.
Ormana gittigimde benimle gelensin, ormana gittiginde benimle gidensin.
Sessiz sessiz okuyan, sesssiz sessiz seven, sessiz sessiz kizansin.
Beni biraz naif, biraz saf, biraz dünyadan bihaber sanansin.
Birlikte ögrendigimsin, birlikte okudugumsun, birlikte kesfettigimsin.
Birlikte endiselenip, birlikte rahatladigimsin.
"Kesin sever" diyerek bana kitaplar, filmler, siteler bulup gelensin.
Yazdiklarinda bir yanlislik gördügümde düzeltmeye kiyamadigimsin.
Bazen dayanilmasi gercekten cok zor olansin.
Hic bir sey yazmayansin, hic  bir sey düsünmeyensin, yasayip gidensin.
Ödevinin yanitini senin copy-paste edemeyecegin sekilde yazdigim, araya habire "sen, sen , sen" sıkıştırdığım icin bana söylenip duransin :)
Sen "sonbaharda bir sincap hakkinda bir hikaye" arayan, " ugurböceginin su icip icmedigini merak eden, 2011'de Frankfurt am Main'de nerede kurban kesebilecegini bana soransin.
Sen en özendigim yazilarima yüz vermeyen, "bulunsun" diye yazdigim yazilarima hayran olansin :)
Sen benim yazdiklarimi en basindan itibaren okumaya kalkma cesaret ve sabirini gösterebilensin.
Sen benden bile sade yasamayi bilen, o yüzden de böyle bir blog acmaya hic gerek görmemis olansin.
Sen bana nasil iletismek gerektigini ögretensin.
Sen konusurken, yazisirken elim kolum birbirine dolanansin.
Sen var ya sen, -daha ben nasil anlatayim?-
her halinle güzelsin.

26 yorum:

  1. Basit Bir Yasam'li Evren'e nice seneler :) Iyi ki varsin! Iyi ki varsiniz!
    (yalniz yanlisim oldugunda duzelten ol emi ;-)

    YanıtlayınSil
  2. Sen de beni bu yazınla gözleri yaşlı bırakan, bir daha bir daha iyi ki varsın dememe sebep olansın :) Nice yıllarımız olsun 'sen'li 'ben'li :)

    YanıtlayınSil
  3. Google'da bulduğum en iyilerdensiniZ.....

    YanıtlayınSil
  4. "basit bir yaşam"ın peşine düştüğümde rastladım sana, bir google aramasıyla. sonrasında benim "kafa kadınlarımdan" oldun. okuduklarını okudum, okuduklarımda da acaba evren bunu okumuş mudur diye düşündüm kimi zaman.yolumuz o kadar çok fikirde, okumada, ağaçta, çiçekte kesiştiki daha da kesişecek biliyorum. iyi ki sana rastlamışım, ne diim.
    deniz

    YanıtlayınSil
  5. Hayatım boyunca sahip olmayı hayal ettiğim "arkadaşım"ı gördüm satırlarında. "5 dakika uğra da biraz dertleşelim." demek geldi içimden. Bir kopyan varsa göndersene İstanbul'a diyeceğim ama biliyorum sen bir tanesin. Yüreğine sağlık...

    YanıtlayınSil
  6. merhaba evren
    senin bloğuna nasıl ulaştığımı hatırlamıyorum ama iyiki rastlamışım.Şimdiye kadar sana hiç yazmadım ama gerçekten bilgisayarı açtığımda ılk baktığım yeni bir yazı yazıp yazmadığın oluyor.Tamda yaşamımın karmaşık bir hal aldığını düşündüğüm ve aslında daha fazla karışmadan birşeyleri değiştirmem gerektiğini anladığım sırada hayatıma girdin.Yazdıklarını okurken gözyaşlarımı tutamadım bende.bu yüzden hemen yazmak istedim . iyiki varsın hayatımızda.güzel yazıların için çok teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  7. Sevgili Evren, ne güzel yazmışsın... İyi ki blog yazmaya başlamışsın, yoksa nasıl bulurduk birbirimizi

    Sevgiler...

    Elif

    YanıtlayınSil
  8. çok yllar önce sana yorum yazdığımda siz diyordum hep ve bir gün sen desek dediğinde ne nesvinmiştim hatırlıyorum.. hiç öyle bakamam sağıma soluma benim için yazdığını biliyorum :)

    YanıtlayınSil
  9. Cok güzel bir yazı olmus!
    Ben, cogunlukla ardında bir yorum bırakmasa da, yazılan her yazıyı dikkatle okuyan, linkleri arkadaşlarına gönderen, ilgili, meraklı, sadelik pesinde bir insan evladı. Tam da ilk hedef kitlende anlattığın gibi bir kadin.
    Sevgiler,
    Samimi ve fakat mesafeli;)
    Mehtap

    YanıtlayınSil
  10. ben de, ben de... sizle başlayan yorumlarıma, içten bir "sen desek" sözünle çocuk gibi sevinen, utana sıkıla senli yazmaya çalışan, o benim bir yandan da... bloglarda gezinirken, blogunu keşfeden ve her sabah "hayır hemen açmamalıyım, çayımla beraber açıp okumalıyım, umarım yazmıştır!" diyerek okumaya kıyamadığımsın. sırf verdiğin bilgileri kaydetmek için çeşit çeşit dosya açan, o dosyaları blog girdilerinin linkleriyle dolduran, tek tek en baştan tüm yazdıklarını okumaya başlayan-ve hala devam eden-, kötü hissettiğim zamanlarda rastgele butonuna basıp çok karamsar bilgiler vermeyen her girdiyle hafifleyen, bunlar da benim... yazdığın için öyle mutluyum ki, seni bulduğum için, sen olduğun için, böyle olduğun için... belki yaşlarımız yakın ama hep olmasını istediğim bir abla gibisin, ışık tutuyorsun yürümek istediğim patikalara. ben yaz yaz bitiremem coşunca, burada bırakıyorum yazmayı ama aslında yazdıklarımdan çoksun...
    pelin

    YanıtlayınSil
  11. Benim için de sen çevreme,"Bakın halâ böyle yaşayan, böyle düşünen bir genç hanım var" dediğim, beni umutlandırdığın, kendi gençliğime çok benzettiğim, çok takdir ettiğim, bir genç arkadaşımsın.

    İyi ki seni bulmuşum.

    YanıtlayınSil
  12. Sen var ya sen, bir tanesin! :) Muhteşem bir yazı olmuş, ellerin dert görmesin.
    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  13. Geciken yanit icin özür dilerim. Kütüphaneye iade etmem gereken bir kitabim var ve iki gündür
    sinava calisan ögrenciler gibi onu bitirmeye calisiyorum. Bütün bu yorumlar o kadar beklemedigim
    bir seydi ve okurken nasil mutlu oldum, nasil tekrar tekrar okudum anlatamam. Hem güldürüp, hem aglatan, özenerek yazdigim halde cok yüz verilen nadir bir yazi oldu :)

    Handan,
    Her daim gül :)

    Dilek,
    Sagolasin, tamamdir :)

    Evren,
    Nice yillarimiz olsun!

    Anne Is'te,
    Tesekkürler :)

    Deniz,
    Cok mutlu oldum, okuduklarindan haber ver.
    Iyi ki kesisiyor yollarimiz.

    Beste,
    Niye agliyorsun deli kadin?
    Ben cok mutlu oldum.

    Mavermis,
    Kopyam yok ama e-posta ile yetisiyorum her yere. Diledigin zaman yaz.
    Istanbul'a bi gelebilsem :)

    Cigdem,
    Sessiz sessiz sevenlerden ses duymak ne güzel bir bilsen.
    Ben tesekkür ederim.

    Elif,
    iyi ki :)

    Funda,
    Hic de gerek yokmus degil mi "siz"e :)

    Mehtap,
    Mesafeli samimiyetin ne hos :)

    baharb,
    sen de, uzaklar da olsan da...

    pelin,
    :D Sen beni bi görsen hic utanip sıkılmazdın "sen"de.
    ayni senin gibi bir adem kizi :)
    tesekkür ederim tüm yazdiklarina.
    rastgeleyi benden baska kullanan oldugunu bilmiyordum :)

    Münevver Hanim'cigim,
    Bi kitap okuyorum dedim ya, bana daha da cok böyle yasamak,
    böyle düsünmek gerek dedirtiyor.
    Cok onur duyuyorum arkadsiniz olmaktan.

    Selen,
    Cogaliyorum "sen"inle :) Sen de bi tanesin :)

    YanıtlayınSil
  14. İyi ki varsın işte! Harika bir yazı...

    YanıtlayınSil
  15. bende çok duygulandım.. Çok güzelsin Evren'im....

    YanıtlayınSil
  16. Evren "hanim", sizi ne cok seviyor o telefonun ucundakiler bir bilseniz :) Eh bana da gurur duymasi kaliyor tabi, ne hos bir duygu :))

    Ben burayi cok seviyorum. Bir kere egleniyorum, hayal kurabiliyorum, ogreniyorum, gerekirse yorumlarla, gerekirse kendimle tartisabiliyor, konulari dallandirip budaklandirma ozgurlugumu kullaniyorum, sonra bir dostun evinde oldugumu biliyor ne bileyim sanki biraz daha rahat hareket edebiliyorum, aman deyim bu yazilar bir gun kilit, sansur vb. altina girmesin, yok olmasin diye tedirginlikler yasiyorum, bir bilen kisi burayi kesfetse de ulasilan kitle buyuse, etkiler, yansimalar artsa diye bekliyorum, :) uff daha neler neler diliyorum!!!

    YanıtlayınSil
  17. Peri, sagol,

    Burcu, o senin güzelligin :)

    Ayca,
    ellerinden öperim :)
    tesekkürler, ne mutluluk burasi hakkinda hissettiklerin benim icin. bir bileni bilemem, bilen biliyorsa, önemli olan budur :)

    YanıtlayınSil
  18. tam da daha basıt yaşamak üzerıne kafa yorduğum bugünlerde blogunuz karşıma çıktı ve ben buna çok memnun oldum. bütün yazılarınızı okuyasım var:) uzun zamandır böyle dolu ve güzel bır blog qörmemıştım...

    YanıtlayınSil
  19. evrenerdem,
    hosgeldiniz :) bütün yazilari okumak mi? size sabirlar diliyorum :)

    YanıtlayınSil
  20. Bugün aslında arayışında olduğum basit yaşamı çıkardın(ız) karşıma.. Ben hep gösterişi süsü püsü seven ben, tamamen herşeyden arınma isteğim ve olduğumun arasına sıkışıp kalmıştım. Hayatımı temize çekme, kendimi güçlendirme ve artık bunu harekete geçirme kararımı bugün verdim.. Ve ne tesadüf ki tam da bu duygulara tercüman olan siz çıktınız karşıma..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Gözde,
      Bence gec kalmamissin :) Sen bugün karar verdiysen, Basit Bir Yasam da bugün yazilmaya baslamistir.
      Ben de buralardayim sormak istedigin bir sey olursa...
      Sevgiler,
      Evren

      Sil
    2. Çok çok mutlu oldum yanıtlamana :) kafam çok çok karışık olmakla birlikte inşallah uygulayabileceğim, en azından zihnimde ve düşüncelerimde basitliği uygulayabilsem bu bile yetecek sanırım :) çok teşekkür ederim

      Sil