Bugün sincap evde, sabah doktora götürdüm. Icimde sincabin nekahat dönemlerine özgü bir huzur var.
Eve dönerken, tam ögle saati sokaklarda bir sessizlik vardi. Ne tuhaf, cocuklugumdan, Ankara'nin bir tasra kasabasindan, 1970'lerden kalma, sonrasinda bu sehirden baska hicbir yerde rastlayamadigim türden bir sessizlik. Insan böylesi huzur dolu bir sessizlige tekrar gömülebilmek icin kac diploma yakabilir, merak ediyorum? Huzur benim icimde mi, disimda mi; simdi kalkip baska bir yere gitsem, takilip pesime benimle gelir mi merak ediyorum.
Yol üstündeki calilarin arasina takilmis o Gerbera, hani o sincapla buldugumuz, hani eve getirip lalelerin oldugu vazoya ekledigimiz, hani belli ki birinin birakip gittigi cicek, tesadüfen mi bulduk yoksa zaten bize mi birakilmisti aslinda, merak ediyorum?
Sincap dükkanda yaris pisti trafik isaretlerinden olusan uyduruk plastikten bir oyuncak begendi. "Ona param yetmez, buna yeter" diye yalan atarak kücük bir sulama kovasi almayi önerdim; kabul etti. Yol boyunca kovasini kendi tasidi. Eve gelir gelmez de, evde ne kadar cicek varsa hepsini bir hevesle suladi. Büyüyünce de böyle seylere merakli olur mu? Yoksa kizlarin prenses satosu, erkeklerin yaris arabasi sevdigi bir dünyaya olan inancini mi devam ettirir, merak ediyorum?
Ögle yemeginden sonra cay demledim; cayin icinde kurutulmus ayni safa cicekleri ekledim. Su an icime yayilmis huzur duygusunda etkisi yüzde kactir, merak ediyorum.
Bütün bunlarin fotografini cekmeyi denedim. Sokaktaki sessiz huzurunkini zaten cekemezdim. Fotograflanmaz, yasanir türdendi. Aksi gibi öyle günesli bir gün ki, benim melankoli sever fotograf makinesi reddetti olan biteni ölümsüzlestirmeyi. Asagidaki fotograflar sana benim günümü ne kadar tasir, merak ediyorum?
Haa, bir de son olarak... Bugün bir mail aldim. Birisi mutsuzluk denizinin ortasindaki mutlulugundan bahsetmis ve "Hayatta bir sorun yok ama insanlar neden değişiyor?" diye sormus. Ben kendimce bir seyler yazdim yanit olarak. Sen nasil yanitlardin merak ediyorum?