"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Haziran 25, 2008

Anne sütünün gücü adına!

Dün sabah oğlum benimle birlikte oturmuş efendi efendi süt, yumurta, peynir ve ekmekten oluşan kahvaltısını ederken pek keyiflendim. Aklıma bir yıl önce bu sıralarda onu besleyebilmek için ne endişeli ve sıkıntılı günler geçirdiğim geldi. Ve başkalarının da benzer sıkıntıları yaşayabileceğini düşünerek hep yazmak istediğim bir yazıyı ne kadar ertelemiş olduğumu farkettim.
Yine çenem düşecek, biraz uzun anlatacağım, hissediyorum. Frigolarınızı, soğuk içeceklerinizi, patlamış mısırınızı alın. Sigaranızı söndürün, cep telefonunuzu kapatın. Mendile gerek yok, filmin sonu mutlu bitecek. Işıklar sönsün, hikaye başlasın...

***
Oğlum doğdu. İlk kontrollerini yapıp, sıcacık bir havluya sarıp, kucağıma bıraktılar. Doktor bir an ortadan kayboldu. Başımda bekleyen ebeye "Şimdi sadece dikişler kaldı değil mi? Sonra bebeğimi emzirebileceğim?" diye sordum. "Evet, az sonra" diye yanıtladı. Bebeklerin doğumdan sonraki ilk saatlerde emme reflekslerinin çok yoğun olduğunu ve doğumun hemen ardından emzirmenin çok önemli olduğunu biliyordum. Ne yazık ki olmadı. Hiç beklenmeyen bir komplikasyon yüzünden bir anda kendimi ameliyathanede buluverdim. O günü doğumhane-ameliyathane-uyandırma servisi üçgeninde geçirdim. Bebeğimi emzirmeme ilk kez ertesi gün öğle saatlerinde izin verdiler. Kan kaybından zayıf düşmüş, olup bitenlerden şaşkın ve de zaten tecrübesizdim. Sütüm bebeğin beslenmesine yetmediği gibi, pek çok yeni annede olduğu gibi göğüslerimin tamamen yara olması da uzun sürmedi. Üçüncü gün öğleye doğru bir bebek hemşiresi acı gerçeği dile getirdi. Bebeğimin artık şekerli su solüsyonundan başkaca bir şey alması gerekiyordu. Anne sütü yetmiyorsa formül süt vermek şarttı. En korktuğum şeydi bu, çünkü bebeğin bu tür beslenmeye alışıp anne sütüne ilgi göstermeyeceğinden endişe ediyordum. Hemşireler eğitimleri gereği donanımlı, yapılması gerekenleri sayıp döküyorlardı. Ama sorunuma karşı genel bir duyarsızlık havası da seziyordum. En önemli bilgilerden birini bile doğumumda bulunup, kata ziyaretime gelen ebe verdi:"Bakın, burada iki ayrı cins biberon ucu kullanıyoruz. Bebeğinizi daha sonra emzirmek istiyorsanız ince uçlu biberon kullanmalısınız ki bebek biberondan kolayca akan süte alışıp anne sütü almak konusunda tembellik göstermesin. Hastaneden çıkınca da böyle incecik uçlu biberonlar bulup alın." Hastaneden bir an önce çıkmayı istiyordum ama evde bebeği nasıl besleyebileceğime dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Doğumdan önce okuduğum dergi ve kitapların biberonla beslemeye ilgili bölümlerini hep es geçmiş; alışveriş yaparken formül sütlerin, mamaların, biberonların ve bu konuya dair bin türlü ıvır zıvırın satıldığı reyonları hep atlamıştım. Şimdi ise zaten doymak ve susmak bilmeyen bir küçük canavarla süpermarket reyonlarının önünde dikilip uygun mamayı bulmak, biberonu seçmek, etiketlerini incelemek imkansız görünüyordu. Bir şekilde doğru mama ve biberonu tedarik etmeyi başardık ve bir de süt pompası kiraladıktan sonra hastaneden taburcu edildik. İlk gece bebeği sadece anne sütü ile beslemeyi başardım. Ama sabahtan itibaren süt yetmeyince tekrar biberona sarıldık. Sonraki günler de böyle geçti. Geceleri sadece anne sütü, gündüzleri ise çokça biberon ve biraz anne sütü.
Ev ziyaretlerine gelen ebe bana anne sütünü arttırdığı söylenen bir çay getirdi. Almanya'da hemen her drogeriemarkt'ta da bulunan bu çay (Stilltee) anason, rezene, kimyon tohumları ile melisa ve lavantadan oluşuyor. Başta su olmak üzere bolca sıvı almamı, meyve yememi, düzenli beslenmemi tembihledi. Oğlumun beslenmesinde ise önce 15-20 dakika emzirmemi, sonra formül süt vermemi önerdi. Aynı anda hem anne sütü, hem de formül süt vermek sadece birini vermekten kat kat zor. Emzirmenin ardından henüz doymamış ve başka hiç bir şeyle oyalanamayan minicik bebeği bir kenara koyup gidip taze ve hijyenik formül süt hazırlamak gerekiyor. Beslenme konusunda söylenen herşeye (ebenin tavsiyeleri artı malt kahvesi, incir, kuru üzüm, vb. vb. vb.) harfiyen uymama rağmen kendi sütümü bir türlü yeterince arttıramıyor, formül sütten bir türlü kurtulamıyordum. Sık sık ziyaretime gelen bir arkadaşım tüm iyi niyetiyle bebeğin yeterince beslenmediğini, anne sütünü bir tarafa bırakıp formül süt miktarını arttırmam gerektiğini söylüyordu. Onun ziyaretleri sırasında kötü bir hisse kapılıp dediğini yapıyor, tek başıma kalıp sakin kafayla düşündüğümde ise aslında yapmam gerekenin bunun tam tersi olduğunu farkediyordum. Anne sütü tamamen arz-talep yasalarına göre üretiliyor. Bebek ne kadar çok emerse, vücut o kadar çok süt üretiyor. Dışardan verilen destek ürünler ise bebeğin daha az emmesine, dolayısıyla süt üretiminin düşmesine sebep oluyor. Yaşadığım sorun hakkında hem meslekten, hem de anne olarak tecrübeli olan kızkardeşim telefonda "Yapman gereken tek şey olumlu düşünmek ve emzirmeyi tüm kalbinle istemek. Bir de bol bol su iç. Bak, gerisini vücudun kendiliğinden halledecek" diyordu. Gözlerimi kapatıp "istiyoruuuuum, çok istiyorummm" diyor, sonra da bu halimi pek komik bulup gülmeye başlıyordum. Formül sütten nefret ediyor, onun sadece iki dakikada oğlumun açlığını bastırabilmesini çok kıskanıyordum. Anne sütüyle bunu başarmam bazen saatleri buluyordu. Özellikle akşam saatleri tam bir kabustu. Oğlum bir o göğsümden, bir bu göğsümden emerek saatlerce kucağımda oyalanıyor ama doymak bilmiyordu. Çabalamaktan vazgeçip tamamen formül sütüne dönmeyi sadece bu akşam saatlerinde düşündüm. Beni endişelendiren bir diğer şey ise doğum üzerinden haftalar geçmiş olmasına rağmen bir gelişme olmamasıydı. Internet'te benzer sorunları olan kişilere dair hikayeler okuyordum, sorunu hep 7-10 gün civarında çözdükleri anlaşılıyordu. Fakat içimde bir ses emzirmenin ne kadar doğal bir süreç olduğu göz önüne alınırsa, oğlumu anne sütü ile beslememin kural, "besleyemememin" ise istisna olduğunu söylüyordu.

Birinci ayın sonuna doğru yaşamımızdaki yeniliklere biraz olsun alışınca, oturup sakin kafayla düşünmeye başladım. En kötü ihtimalle ne olurdu? Zor yöntemle, yani anne sütü+formül süt yöntemiyle devam ederdik. Bunu sadece formül süt vermeye tercih ediyordum, çünkü bebeğimin alacağı bir damla anne sütünden bile faydalanacağını ve bunun onun doğal hakkı olduğunu düşünüyordum. Bu bakış açısı içime sinmese de beni biraz rahatlattı. Çevremdeki doktor ve ebelerden daha fazla bir yardım göremeyeceğimi anlayarak internet üzerinde araştırmaya yoğunlaştım. Hamileliğim sırasında da bolca okuduğum ve çok faydalandığım Almanca anne-bebek sitesi Rund ums Baby'nin anne sütü ve emzirme hakkındaki forumlarını dolaşmaya başladım. Özellikle La Leche Liga'nın emzirme danışmanlarından Biggi Welter'in soruları yanıtladığı forumdan çok şey öğrendim. Akşam saatlerimi kabusa çeviren krizin pek çok normal emziren annede de görülen ve "zincirleme emzirme" denen bir şey olduğunu, yetersiz anne sütünü arttırmanın en önemli yolunun başka hiç bir destek gıda vermeden sadece emzirmek, emzirmek ve emzirmek olduğunu okudum. Biggi'nin emzirmenin diğer sorunlu hallerini yaşayan annelere verdiği yanıtları okurken bile verdiği pozitif enerjiden yararlandım. Emzirmenin nasıl da doğal ve aynı anda olağanüstü bir süreç olduğunu öğrendikçe, fiziksel bir hastalıktan muzdarip değilsek emzirememenin neredeyse imkansız olduğuna dair fikrim kuvvetlenmeye başladı. Oğlum bir buçuk aylıkken yapılan rutin bir doktor kontrolünden, gelişimiyle ilgili her şeyin yolunda olduğunu öğrenerek dönünce, aklıma koyduğum bir şeyi denemeye karar verdim. Son zamanlarda farkediyordum ki evde anne sütüyle beslemek daha kolayken, dışarıda ister istemez hep formül süt veriyordum. Sadece oğlumun karnını dakikalar içinde doyurmak gerektiğinden değil, dışarıda nerede ve nasıl emzirmem gerektiğinden emin olamamam da sorun yaratıyordu. Doktordan döndüğümüz gün öğleden sonra başlayarak hiç dışarıya çıkmamaya ve bu şekilde ne kadar süre sadece anne sütü ile gidebildiğimizi anlamaya karar verdim. Başarıyla formül sütsüz atlatılmış her 12 saati oğlumun gelişimini not ettiğim ajandaya yazıyordum sevinçle. "24 saattir formül süt vermedim!" , "36 saattir anne sütüyle gidiyoruz!", "48 saat!".

Yanlış hatırlamıyorsam 72. saatten sonra not tutmayı bıraktım ve müjdeli haberi en çok bekleyenlere verdim.

Oğlumun doğumundan tam 1,5 ay sonra!
Yani 6 hafta sonra!
Çok hoşuma gitti, bir de şöyle yazayım: Tam 45 gün sonra!

Emin olmak için 3-4 gün daha dışarı çıkmadık. Tam hatırlamıyorum ama, 15 dakikalık ufak yürüyüşler için çıkmış olabiliriz. Bunun dışında hep evdeydik. Bu süre içinde yine internetten (ne onunla, ne onsuz!) en kolay nereden emzirme tişörtleri bulabileceğimi araştırdım. Bu bilgiyi de Biggi'nin forumundan almıştım. Bir haftanın sonunda hem ödül-kutlama olarak, hem de bundan sonraki yaşamımızı kolaylaştırsın diye en yakın alışveriş merkezinde olduğunu öğrendiğim bir mağazadan iki tane emzirme tişörtü aldım.

Doğumdan 2,5 ay sonra küçük bir operasyon sebebiyle anestezi almam gerekince, bir günlüğüne formül süte geri dönmek gerekti. O gün oğlumla ilgilenen arkadaşım (hani "bu çocuk beslenemiyor, inadı bırak" diyen) küçük canavarımın biberonu çoktan unutmuş olduğunu ve başlangıçta nasıl emeceğini bile bilemediğini anlattı. Bu bir günlük aranın ardından formül süte bir daha geri dönmemek üzere veda ettik. Bütün bu süreçte en büyük yardımı, ne anne sütüne, ne de formül süte özel bir meyil göstermeden, ne verdiysem onu alan uyumlu oğlumdan gördüm :)) Alışveriş merkezlerinde, restoranlarda bebek emzirecek kuytu ve rahat köşe nasıl bulunur, öğrendik. İnsanların dünyanın her yerinde emziren anneye karşı saygılı ve anlayışlı olduğunu öğrendik. Uçuş sırasında emzirmenin bir kolaylık, iniş sırasında emzirmenin bir gereklilik olduğunu öğrendik. Oğlum altı aylıkken "isterseniz anne sütünü kesebilirsiniz" diyen doktor amcaya nazikçe "hadi oradan!" dedik. Destek gıdalar(püreler) ve katı kıdalara sıra gelince anne sütü alan her bebek gibi biraz isteksizlik gösterdik. Bir yaşındayız, anne sütüne devam ediyoruz. "Daha ne kadar?" diye soranlara "gittiği yere kadar" diyoruz.

Ay ay ay! Mutlu sonları ne kadar da seviyorum ben!

***

Kıssadan hisse:

- Anne sütüne aşıksınız tamam, başka türlüsü olmaz diyorsunuz. Yine de doğumdan önce alternatif beslenme yöntemlerini biraz araştırın. HA ne demek, 1-2-3 de neymiş, hangi marka süt, hangi marka biberon? Dünyanın bin türlü hali var. Babayı elinde bir listeyle alışverişe yollamaya hazırlıklı olmalı.

- Doğum yapacağınız hastaneyi seçerken emzirme dostu olup olmadığını önemseyin.

- Dünyanın hemen her coğrafyasında ve her kültüründe anne sütünü arttıran veya arttırdığına inanılan türlü türlü gıda var. Hangisine ulaşabiliyorsanız, hangisinin gücüne inanıyorsanız onu kullanın. İsveç'te incir bulamıyorsanız dünyanın sonu değil. İsveç'li annelere sorun, bildikleri bir şey mutlaka vardır. Hepsinden önemlisi, en mucizevi süt iksiri: Su! İçebildiğiniz kadar çok su ve suya yakın kıvamda sıvı (örneğin bitki çayı) tüketin. Ama her bitki çayını değil! Adaçayının ve sanırım kuşburnunun, tam tersi, süt azaltıcı etkisi var.

- Sütünüzü arttırmaya çalışırken verdiği olumsuz geribildirimler ile durumu içinden çıkılmaz hale getiren kişilere kulak asmayın ve mümkünse çevrenizden uzaklaştırın. Çocuğunuzun yeterince beslenip beslenmediği ve gelişimi hakkında sadece doktorunuzun ne dediğini dinleyin.

- Olumlu görüşleri ve tecrübesiyle yardımı dokunacaklar hariç herkese "Artık sütüm yetiyor, her şey yolunda" deyin. Açıkça yalan söyleyin! Ne kadar iyi niyetli de olsa "Hala yetmiyor mu?", "Süt yok mu?" yollu sorular kadar yersiz, verimsiz ve yıkıcı soru yok.

- Doktor, hemşire, ebe, anne, La leche liga danışmanı (veya emzirme veya laktasyon danışmanı, adı her ne ise), kitap ... Yüzyüze görüşme, telefon, mektup, internet, e-posta. Vazgeçmeden önce yardımı dokunabilecek herkesle kontağa geçin, her iletişim yolunu deneyin.

- Formül sütten medet ummayın ama ondan nefret de etmeyin. Anne sütü gibi sizin çocuğunuza özel üretilmiş olmaması gerçekten çok yazık. Ama hiç olmazsa o var.

- Süt arttırmanın sihirli formülü: Emzirin, emzirin, emzirin ! Süt pompasına çok güvenmeyin. Hiç biri işini bebeğiniz kadar doğru ve güçlü yapamaz.

- Pozitif düşünün, vücudunuzun gücüne inanın. Pek çok anne emzirmekten "ben yapamıyorum" diyerek vazgeçiyor ama aslında fiziksel bir bozukluk veya hastalık sebebiyle gerçekten emziremeyeceklerin oranı inanılmayacak kadar düşük.

Linkler:
La leche league international
La leche liga - Almanya
Yeri gelmişken emzirme ve anne sütü üzerine pek çok bilgilendirici yazısı olan Veggie Way'in sevgili sahibesi ve şanslı Defne'nin annesi Işıl'a da bir selam göndermeden geçemiyorum :))

16 yorum:

  1. Ay ne kadar çok özlemişim bu uzun yazıları. Yanında hiç bişey yoktu kahve.vb ama bi solukta bitiverdi . Bu arada ben de hiç emzirme zevkini yaşayamayan anneler grubundayım. Nedeni ise bir doktor hatası yada ihmali diyelim. Belki başkalarına da yardımcı olur bu bilgi diyerek anlatıyım isterim : Oğlum doğduğunda memeyi ağzına almak istemedi dolayısıyla ne kadar uğraşsak da emziremedik bir türlü. o emmediği için de süt gelmedi ve bir süre sonra da kesildi.Emmemesinin sebebiyse götürdüğümüz 3. doktorun sonunda anlaşıldı. Dilinin altı bağlıymış bizim ufaklığın ve ne kadar uğraşırsa uğraşsın emmesi mümkün değilmiş. Hatta son götürdüğümüz doktor dilindeki bağ kesilmezse konuşmayabilir bile çocuğunuz demişti. 6 aylıkken kestirdik dil bağını ama artık herşey için çok geçti. Doğumunda ilgilenen doktor-ki ona çok güvenmiştik- farketseydi hemen o zaman kesilebilir ve emebilrmiş oğlum. Neyseki çok önemli bir sağlık problemi yaşamadık anne sütü alamadığı için ama ben emzirmenin nasıl bir duygu olduğunu hep merak etmişimdir. Ve rüyamda bile biçok kez emzirmişimdir bebeğimi...

    YanıtlayınSil
  2. Çok konuştum biliyorum ama bu konu içimde yaradır. Eklemek istediklerim de tecrübeyle sabittir.
    -Emmeyen çocuk enfeksiyonlara çok çabuk kapılır
    - Anneyle olan fiziksel iletişimi daha zayıftır
    -Özellikle geceleri mama yetişmediğinde evde kriz yaşanır. Baba affallar, çocuk ağlar, mama soğumaz, çocuğun ağlamaktan uykusu kaçar, tekrar uyuması zorlaşır.
    -Hazır mamalar daha fazla gaz yapar, gaz sancıları bitip tükenmez
    -Anne kendini emziremediği için kendini kötü hisseder.
    - Funda şimdilik bu kadardır der :)

    YanıtlayınSil
  3. Evren'cigim,
    selamina ben de daha önce şu şarkiyla cevap vereyim:
    http://www.youtube.com/watch?v=942FRjAJhxU
    sevgiler :)

    YanıtlayınSil
  4. Evrenci gim uzun zaman oldu siteyi kapadigimdan beri kapadigimdan beri internete girmedim desem yeridir/ Ama yazmayi cok ozledigim icin kendime yeni bir blog actim.Haberin olsun istedim.Sevgiler

    YanıtlayınSil
  5. Uf uf uf!! Insan korkuyor yahu. Milyonlarca anne, milyonlarca farkli deneyim!! Neyseki sen ve seni gibi baska bilincli annelere sahip bu sansli minicikler. Yilmayan, okuyan, arastiran!! Keske tüm bebekler bu kadar sansli olsa.

    YanıtlayınSil
  6. Kim olduğumu yazmayı unutmuşum.Lezzetaşkı ndan Hande :))

    YanıtlayınSil
  7. Ah ne zor bu işler. Hep bu güzeller için. Onlar sağlıklı büyüsünler, turp gibi olsunlar diye. Geçmiş olsun, bilmiyordum!

    YanıtlayınSil
  8. Funda,
    Sizinki gerçekten büyük talihsizlik olmuş. İlk doktorun farkedememiş olması hele... Ben ilk kontrollerde rutin bakılan bir şey sanıyordum bunu. İyi ki yazdın, bebeğin süt alamadığı durumlarda tüm tanıdıklarıma hatırlatmaktan geri durmam bu ihtimali.

    Işıl,
    Teşekkürler, tekrar tekrar izledik bu hoş videoyu :)

    Hande,
    Yeni mavilerinde gönlünce yüzersin umarım.

    Ayça,
    Aman, yapma ne olur. Ne Funda'yı üzmek, ne seni korkutmak için yazdım. Sadece benzer sorunlar yaşayıp da biraz iyi haberler duymak isteyenler bulup okur diye yazmak istedim. Ben o dönem çok ihtiyaç duymuştum böyle haftalar sonra da olsa sonu iyi biten tecrübelere...

    Tijen,
    Çok teşekkürler. Güzel yanı, evet, geçip gitti bile :))

    YanıtlayınSil
  9. hosgeldin evren,

    ben de interneti bayagi aksattim, ne kendi bloguma ne de diger bloglara dogrudurust bakiyorum. Ayaginin tozuyla ne guzel yazilar yazmissin yine.. Beni de annem tecrubesizlikle biberon denemek istedigi icin sadece 15 gun emzirebilmis. Senin de bahsettigin gibi biberonun kolayligina alisinca bebek, uzun uzun emmekle ugrasmak istemiyor herhalde,

    seni ozlemisim, cok mutlu oldum, sevgiler.. :)

    YanıtlayınSil
  10. evren,

    isil'in gonderdigi videoyu izledikten sonra related videos'a baktim ve bebeklerin 2 yasina kadar emzirilmesinin tavsiye edildigini, fakat dunya ortalamasinin 4 yas oldugunu ogrendim. Ote yandan bir anneyle yapilmis roportaj vardi. Ilk kizini 5 yasina kadar emzirmis, 2. kizi ise 8 yasinda ve hala emziriyor. Annenin prensibi su; `kizim ne zaman emmeyi birakmak isterse, o zaman birakir.`
    Sen bu konuda ne dusunuyorsun, merak ettim. Senin oglun icin belirledigin bir yas var mi, yoksa dogal surecte birakmasini mi bekleyeceksin?
    Ben, kati gidalarla beslenmeye basladikca cocugun anne sutunden uzaklasacagini ve daha ozgur olup anne bagimliligindan kurtuldukca da emmeyi aramayacagini dusunuyorum ama istinalar var anlasilan... Tabii benim hic tecrubem yok, sadece fikir yurutebiliyorum.

    YanıtlayınSil
  11. Yaban,
    Ben de seni çok özlemişim, internet dışında verimli ve gönlünce zaman geçirmişsindir umarım.
    Benim hedefim en azından Dünya Sağlık Örgütü'nün de önerdiği gibi iki yılı tamamlamak. Yakın çevremde 4 yıl anne sütü almış şanslı minikler var. Bu sürenin sonunda bana da anne sütü her açıdan çocuğun ilgi alanından çıkarmış gibi geliyor. Yine de kesin bir tarih veya yaş belirlemeyip doğal gidişatı bir gözlemeyi tercih edeceğim. Bakalım minik bu işe ne diyecek? :)

    YanıtlayınSil
  12. selam/ Yazinizi okudum ve kendimden utandim. 2 ay anne sutu verdim bebeyime. Bebeyim cok agliyordu. Annem kizim insafin yokmu mamada ver ek olaraq bebek dosun dedi. her kes baski yapdi. ve nihayet mamaya basladim. Simdi bebeyim memeni redd ediyo.
    Lutfen soyleyin ne yapiyim. bebeyimi zorluyorum sutumude emsin diye. ama agliyo. ve mecbur kalib biberonu veriyorum. Keske mamaya baslamasaydim diyorum. lutfen yardimci olun ne yapiyim nasil yapiyim. sutumu emsin? Su an turkiyede olmadigim icin doktorada gidemiyorum. Ben azeriyim, (esim turk) esim asgerde oldugu icin bi sureliyine buraya geldim. Burdaki doktorlar cok farkli. Yani anne sutunu vermeyince kizmiyorlar. nuriye_z@yahoo.com
    Yanit yazsaniz cok sevinirim.

    YanıtlayınSil
  13. Nuriye,
    Ben aslında "anne sütü istemeyen bebek"ten çok "sütü yetmeyen anne" durumu için tecrübeli sayılırım. Yine de kendimi senin yerine koyunca yapılabilecek bir kaç şey geliyor aklıma. Sana en kısa zamanda bir e-mail yazacağım. Bu arada bebeğin şu anda kaç aylık?
    Sevgiler,
    Evren

    YanıtlayınSil
  14. evren benimde sutum az zaten, lutfen bu konuda da yardimci ol. Cok olsaydi sagib verirdim, mamayi hayatda yakin burakmazdim. Bebek 2 ayindan aglamaya basladi, kilosu iyiydi. Ama agladigi icin annem israr etdi sutun az mama ver dedi. once inad etdim. inadla 2 ay emzirdim, aglayinca kucagima aldim. Sonra Azerbaycana geldikden sonra, annem el pompasiyla sag diye israr etdi sende goreceksin sutun az dedi. bende sagdim 50 cc saga bildim sadece.
    Kafam cok karisdi ya bebeyimin mamaya buyumesini istemiyorum. biran evvel mamayi buraka bilsem keske...

    Not: bir haftadi bebeyi zorluyorum emsin diye. 2 gundu bazen emiyo.
    ama sutum azmi yoksa biberonami alisdi 5 dak emiyo burakiyo.
    neyse...

    Sevgilerle nuriye.
    bebekli anneler pek musait olmaz,bende su an bebek kucagimda yaziyorum.:))
    ama mesengerlede 1 kere konusa biliriz. ben burakiriim msn adresimi, yada burdan yazin hic zamaniz yoksa. onceden tesekkur ederim

    YanıtlayınSil
  15. Anne sutu nelerle artirila bilir? Allah rizasi ucun bildiyiniz tum yontemleri tek tek yazin.
    Humana stiil tee bana o kadarda yardim etmedi.

    Onceden tesekkurler

    YanıtlayınSil
  16. Nuriye,
    Sana 2. bir e-mail gönderip orada yazmıştım, almışsındır sanırım. Sevgiler...

    YanıtlayınSil