"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Kasım 26, 2008

kimyonun maceraları 26/11/2008

Kimyonun bi eski dostla hâlleşmesidir:

...veya bir ses, bir söz olacaksa ille de, seninki olsun kara kuş.

Hadi sen yine pencerenin kenarına gel karlı bir kış günü. Ben seni bi küçük karga sanayım. Aklımı karıştıran şeyleri sana sorayım.

Sonra bahar gelsin, daha güneş doğmadan başla sen şarkına. Ben dünyanın ne parlak, ne olağanüstü bir yer olduğunu anlayayım bir daha. Sesinin sahibini merak edeyim.

İlkyazın ılık akşamüstlerinde yorgun argın eve dönerken seslen bana. Batmak bilmeyen güneşe övgüler yağdır. Bir an durup dikileyim sokakta. Neden sonra yaşlı bir akçaağacın dalında göreyim seni. "O güzel şarkıyı söyleyen sen misin, çirkin şey?" diyeyim.

Sonra...
Çook çok zaman sonra...

Lafın lafı açtığı bir öğleden sonra, aralarında en güzel olan, "Kara kuşu unuttun mu? Bahçelerde öteni unuttun mu? Aşkolsun!" desin bana. Yeniden peşine düşeyim.

Kara kuş, Turdus merula, eski dost!

İşte böylece
yeni baştan
tanışalım seninle.

5 yorum:

  1. Turuncu gaga kenarlarini da unutma ama :)

    YanıtlayınSil
  2. ben Cezayir'de yasarken fark etmistim bu kusu ilk kez.Kara tavuk deniyor Türkçe'de.Bir kaç ay sonra Latife Tekin'in bir romaninda ya da bir söyleşisinde karşıma çıkmışlardı.O da çok seviyormuş bu kuşları.

    YanıtlayınSil
  3. Funda, Brajeshwari,
    Dikkat, kimyon şımarabilir :)

    Dilek,
    Aklımdaydı aslında :)

    Işıl,
    Sen Cezayir'de gördüğünü söyleyince Wikipedia'dan Malta'nın kuşları listesine baktım hemen ve orada da rastladım adına. Belki bir gün rastlarız da, kimbilir?

    YanıtlayınSil