"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




okuyalım güzelleşelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okuyalım güzelleşelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 10, 2012

Sahip Olmak ya da Olmak

Izmir Karsiyaka'da bir "simit cafe"de oturuyorum. Sincapla babasi berbere gitmisler, onlari bekliyorum. Önümdeki masada simit var, ince belli bardakta açık çay var ve bir kitap var; daha ne isterim :)

Okudugum kitabin adi "Sahip Olmak ya da Olmak". Erich Fromm'un ilk kez 1976'da yayinlanmis olan kitabi. Ben ilk kez 1993'de alip okumusum. Giris sayfasina not etmisim, oradan biliyorum. O yildan beri kac kez okudum bilmiyorum. Ne zaman elime gecse tekrar okurum.

Bu kez baskaydi. Bu kez daha önce altini cizmedigim pek cok satirlari cizdim. Bu kez daha önce üstünkörü gectigim pek cok satiriyla aydinlandim. Ayni Walden'da oldugu gibi, kitap ayni kitapti ama yeni seyler anlatmaya baslamisti. Bazen kitaplara oluyor böyle seyler...

Konu sadece sahip olmak ya da olmak degil.
Dünyaya sahip olmanin penceresinden ya da olmanin penceresinden bakmak...
Ögrenmenin,
hatirlamanin,
konusmanin,
okumanin,
otorite uygulamanin,
bilmenin,
inanmanin
ve sevmenin,
daha dogrusu bütün eylemlerimizin
bir "sahip olmak" hali var, bir de "olmak" hali.

Diyor özetle Erich Fromm.

Kitaptan alinti yapmayacagim; cünkü neresini alintila(ma)yacagimi bilemiyorum. Zaten gecmiste baska yazilarin icinde bahsettigim kisimlari da var. Yazarin kitabin girisinde yaptigi üc alinti var. Tadimlik niyetine onlari yazacagim :

"Yapmaya giden yol, olmaktan gecer." (Lao-Tse)

"Insanlar ne yapmalari gerektigini degil, ne olduklarini düsünmelidirler daha cok" (Meister Eckhart)

"Ne kadar azsan, yasamini ne kadar az görkemli kurmussan, o kadar cok seyin vardir demektir ve görkemsiz yasamin o denli büyüktür." (Karl Marx)

"Sahip Olmak ya da Olmak" i (Ingilizce özgün adi "To Have or To Be?") okumadiysan tavsiye ederim. Okuduysan, tekrar okumani da... Bilirsin, olur böyle seyler; bazen kitaplar degisir. Öyle sorular sor(dur)maya baslar ki, sen de güzellesmeye baslarsin ;)

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

2052: Gelecek 40 Yil İcin Küresel Bir Öngörü

Dünkü Alman gazetelerinin cogunda ortak konuydu:
Roma Kulübü 1972'de yayinlanan ünlü "Büyümenin Sinirlari" (Limits to Growth) adli rapordan 40 yil sonra, onun devami niteliginde yeni bir rapor yayinlamis: 2052: A Global Forecast for the Next Forty Years

Bütün yorumlardaki ortak ifade Jorgen Randers tarafindan hazirlanan raporda 2052 tahminlerinin oldukca karanlik oldugu yönünde.

Süddeutsche Zeitung'daki haberde söyle denmis:
Neoliberal ekonomistler, teknoloji hayranlari ve her türden mesleki optimistlerden insanligin daima sorunlarini cözmüs oldugunu duyuyoruz. Fakat bu tahminler kulaga ne kadar rahatlatici ve gelecek acisindan olumlu gelirse gelsin, dünya gezegeninin jeolojik gerceklerinden kopuklar. Aslina bakilirsa (Euro Krizinde tekrar tekrar deneyimlendigi üzere) modern ekonomi de, sonsuz büyüme mantrasi ile yasam alanimizin fiziksel sonlulugu arasinda bir uyum yaratabilecek konseptler sunamamaktadir.


Konu hakkinda Deutsche Welle'de yayinlanan Türkce haber ise surada.

Ben kitabi listeme aldim, okumayi düsünüyorum. Hatta ondan da önce, daha önce okudugum kitaplarda verilen referanslardan, alintilardan vb. kismen fikir sahibi oldugum 1972 tarihli "Büyümenin Sinirlari"ni edinip okumayi düsünüyorum.

Sana da tavsiye ederim.
67 yasindaki Randers "Lütfen öngörülerimin yanlış çıkmasına yardım edin. Birlikte daha iyi bir dünya yaratabiliriz"  demis.
Okumak ve güzellesmek,
bununla da yetinmeyip
harekete gecmek ve güzellesmek görevimizdir.

Cuma, Nisan 13, 2012

Bir arkadasa soracaktim da... (V)

Bazen bir yaziyi kafamda coktan tasarlayip bitirsem de, bir türlü yazamiyorum. "Bir arkadasa soracaktim da..." serisinin son yazisi, yani gida israfiyla ilgili olanin basina da bu geldi: Yazamiyorum.

En iyisi, ben bütün kaynaklarimi ortaya dökeyim. Birlikte okuyalim, birlikte izleyelim, birlikte güzelleselim:
("Güzellesmek mi? Ne güzellesmesi?" diyenleri söyle alayim.)

  •  Adi Valentin Thurn. Film yapimcisi. Gecen yilin sonbaharinda vizyona giren filmi Almanya'da epey ses getirdi (en azindan bazi cevrelerde). Filmin adi "Taste the Waste", yani "Cöpün Tadina Bak". Ben filmi izlemedim. Ama hakkinda okuduklarim ve trailer'i yeterince etkileyiciydi. (Sitede Ingilizce secenegi de var.)
  • Die Spitze des Nahrungsberges - Film hakkinda Süddeutsche Zeitung'da yayinlanmis bir yazi.
  • Der Müll, das Geld und der Tod -3sat kanalinda film ve gida israfi hakkinda yayinlanmis bir video. Bu da ayni kanalda Valentin Thurn ile yapilan bir röportaj.
  • Müll statt Mahlzeit - Die Zeit'ta yayinlanmis bir yazi.
  • Tonnenweise in den Müll - Bu da bir baskasi.
  • New American Dream'in duyurduguna göre film, Mart basinda San Fransisco Green Film Festival'de de gösterilmis.
Küresel gida israfi ve kaybi hakkinda Ingilizce linkler:
Bu arada en carpici olanlardan birini en sona sakladim :) Bu serinin son yazisinin gida israfinin önlenmesi üzerine oldugunu okuyan bir arkadasim, "öyleyse bu video'lari mutlaka görmelisin" diyerek bir iki video gönderdi bana. Gerard Daechsel ve Freeganism ile tanisalim:




 Bütün bunlari okuyup izlemek icin zamani olmayanlar icin dip ama cok önemli not: Bir hesaplama gösteriyor ki, Avrupa'da cöpe atilan miktarda gida ile tüm dünyanin ac nüfuslarini iki kez doyurmak mümkünmüs! Bugünkü dünya nüfusunu geleneksel, dogal tarim yöntemleriyle doyurmanin mümkün olmadigi, GDO tariminin bu yüzden kacinilmaz oldugu söylenip duruyor hep! Sorunun bir üretim degil, tüketim sorunu oldugunu görüyoruz oysa. Bu dünya hepimizi besler, kac kisi oldugumuzun önemi yok. Önemli olan özenle ve bilincle tüketmek. Gandhi'ye selam olsun.

Ingilizce ve Almanca konusulan ülkelerde yasayanlar icin dip ama fark yaratan not: "Best before" ve "Mindestens haltbar bis" ifadeleriyle "Son Kullanma Tarihi" ifadesi arasindaki ince ama önemli nüans farkina dikkat!

Güncelleme (16.4.2012): Isil'in yorumlarda bahsettigi filmin (The Gleaners and I) tanitim videosu. Tesekkürler Isil!

Cuma, Eylül 16, 2011

Deterjan kokusu, yumurta yastigi ve organize isler

Bu hafta dikkatimi cekenler:
  • Tam da "Neden sincap anaokulunda üzerini kirlettigi zaman oradan giydirdikleri kiyafetleri iade icin yikayip ütüledigimde burnuma hala bir önceki annenin kullandigi deterjanin kokusu geliyor?" diye düsünüp icten ice huzursuzlaniyordum ki...:  Fragrant toxins from dryer
  • Haftanin ayni konuda bir diger yazisi ise Healthy Child, Healthy World'den: The Smell of Clean.  Ben mi? Ben az deterjan kullaniyorum ve az kokulu markalari tercih ediyorum. Camasirlar yaz kis ipte kuruyor. 
  • Unclutterer'in Unitasker Wednesday serisini sürekli takip etmiyorum ama ne zaman okusam cok egleniyorum: Unitasker Wednesday: The Vacu Vin Egg Pillow. Yumurta yastigi! Inanilmaz ama gercekten varmis böyle bir ürün. Bu türden seyler icin zamaniniz varsa, yazidaki linki takip edip Amazon sayfasina bir bakin. Sonra da yaziya geri dönüp yorumlari okuyun.  Özellikle sonlara dogru cok eglenceli bir hal aliyor :)
  • Efemcukuru'ndaki organize isler. Radikal'de yayinlanan yazi eski, yaz ortasindan. Bugün dikkatimi cekti.   Usak Kisladag'dan yani basindaki Efemcukuru'na dek genis bir alanda su kaynaklari kirlenen Izmir'de aklimiza takilmadan su icmek, yemek yemek, nefes almak mümkün olacak mi? Ya Ege'nin bereketli ovalarindan ne haber?  

Pazar, Nisan 10, 2011

Okuyalım güzelleşelim: Degrowth

Kaynak: DeshazkundeaLa Croissance: Growth, büyüme

Christoph Süß'ün dedigi gibi "Neden düsünelim? Güzellestirdigi icin. Bizi degil belki ama yasamimizi..."

Okuyalım güzelleşelim belli konularda okuma listeleri icerecek. Hep beraber okuyalim, üzerinde fikir yürütelim diye. Bir sonuca varmamiz gerekmeden kafa yoralim, yüksek sesle düsünelim diye...

Ilk konu "degrowth":