"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




öneriler / kılavuzlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öneriler / kılavuzlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Haziran 03, 2011

Bayan Tatli-Sert'ten ev idaresi dersleri

Gectigimiz günlerde gittigim ev idaresi seminerinden unutmayayim diye notlar ve düsündürdükleri...
  • Tüm kadinlarin annelerinden ev idare etmeyi bilerek dogdugu varsayilan bir kültürden gelince ev idaresi kursuna gitmek insana tuhaf geliyor. Gerci katildigim bir seminerler serisinin bir parcasiydi, ayrica kaydolmadim. Ama yine de tuhaf duygularla gittim. Neyse ki, bu ülkede ev idaresi ciddi ciddi bir bilim, uzmanlik konusu ve meslek. Cinsiyet ve yastan bagimsiz olarak her zaman ögrenilebilir. Hos insanlarla tanistim. Uzaktan tanidigim bir kac kisinin hos yanlarini kesfettim. Ilginc seyler ögrendim. Bazi bilgilerimin eksikligini farkettim, bazi yanlislarimi düzelttim, bazi bildiklerimin dogrulugunu onayladim. 
  • Kursu veren tatli sert, hos bir kadindi. Iki kizini yetistirmek icin verdigi uzun "kariyer molasi" sirasinda bos durmayip dogal kozmetik üzerine calismis, üretmis, satmis. 12 yil sonra Is Kurumu'nun ilgili memurunun karsisina oturup özgecmisini masaya koydugunda, memur "iyi de bu 12 yillik bosluk cok uzun degil mi?" deyince cok bozulmus. "12 yillik bosluk mu? Ne boslugu? Cocuklarimi yetistirdim ve bir aile yuvasini cekip cevirdim ben o arada" demis. Sonra zaten bu isi cok iyi yaptigini farkedip meslek degistirmis. Ev ekonomisi konusunda egitim alip bu konuda uzmanlasmis. Özgecmisinde sözkonusu 12 yillik "bosluk"un karsisinda simdi acikca ve gururla "ev idaresi" yaziyormus. Bazen özgecmisini önüne koydugu kisilerden hala biyik altindan gülüp "He..he..ev idaresi mi? O da ne?" diyenler cikiyormus. Genelde erkekler ve hic ailevi sebeplerle kariyer molasi vermemis kadinlar oluyormus böyle diyenler. "Cocuk yetistirmek icin veya baska herhangi bir sebeple ara veren her kadin anlar oysa" dedi. Anladim. Anladik.
  • Anlamakla kalmadim, eve gelince üzerinde tekrar düsündüm de. Gecenlerde de-growth hakkinda okudugum makalelerin birinde "büyüme yanilsamasindan" bahsediyordu. Konu özetle söyle: Elli yil öncesine dek agirlikli olarak evden birinin ( genellikle kadinin ) yaptigi ve karsiliginda tesekkür disinda bir ücret almadigi icin kayit altina girmeyen pek cok isi artik hane halki disinda birine yaptiriyoruz. Neden? Evin kadini da calisiyor cünkü. Tabii ki calisacak, neden calismasin? Fakat  eskiden kayit altinda olmayan ev islerinin disaridan birine yaptirilarak kayit altina alinmasi bir yanilsamaya yol acti. Ekonomik acidan büyümüs gözüküyoruz. Hayir büyümedik. Emek ayni emek, sadece artik kayit altinda. Hane halki bireylerinden birinin disarida calismasi karsiliginda aldigi ücretin bir kismi ev idaresini devralan dis emekcilere (temizlikci, yatili yardimci hanim, "bakici teyze", bahcivan, oyun ablasi, tamirci vb, vb) aktariliyor tekrar. Eger bu aktarim kayit altina girmiyorsa, örnegin zarf icinde cepten cebe giriyorsa, yanilsama daha da büyük. Iste böylece büyüdük. Mü? Yoksa aslinda biz ne kadar da, ne kadar da büyüktük zaten. Mi? Haydi bakalim , düsün üstüne.
 Sen düsünedur, biz dersimize dönelim.

Gün 1:
 Haftalik Plan.
  • "Sizin haftalik planiniz yok mu yani?" dedi Bayan Tatli Sert. "Oysa haftanin 5 günü 9-5 bir isiniz olsaydi mutlaka bir haftalik planiniz olurdu. Bunun ondan farki ne?" Annemin haftalik plani falan yoktu. Fakat yine de hak verdim. Aylik, haftalik, günlük  planlari severim. Sorunum planlarimin sonunda icinden cikilmaz hale gelmesi. Bayan Tatli-Sert konuyu olabildigince basit tutma konusunda fikirler verdi. Is günüm saat kacta basliyor (sabah 06:00)? Kacta bitiyor (20:00) ?Hergün tekrarlanan isler nedir? Üc ögün yemek, sincabin anaokuluna hazirlanip götürülmesi ve ögleden sonra alinmasi örnegin. Plana bunlari yerlestir önce. Basit tutmak icin bir saatlik araliklarla calis. Yarim saatlere, 15 dakikalara gerek yok planda. Planladigin seyi 15 dakikada bitiriyor musun? Ne iyi, geriye kalan 45 dakika senindir. Belki de bir aksilik olur yarim saat planladigin sey bir saat sürer. O zaman iyi ki en basindan bir saat planladin onu. Hala planda aksama yok demektir.    
  • Haftasonunu mümkün oldugunca bos tut. Haftasonu dinlenmek, eglenmek, gezmek ve beklenmeyen seyler icin. Yok eger calisiyorsan, haftasonuna planlayacaksin hemen herseyi. Iyi bir planlama ile bu da mümkün.
  • Bunun disinda her evin plani farklidir. Ev senin, idarecisi sensin. Sana uyan plani sen bulacaksin.
  • Hafta boyunca yaptigin herseyi bir kenara yaz ve onlara haftalik planinda bir yer bul:
Alisveris:
  • Her Allah'in günü alisverise gidilmez. Hem zaman kaybi, hem daha cok para harcarsin (Tecrübeyle sabit) . Haftada iki gün yeter. Biri büyük haftalik alisveris (özellikle kuru gidalar vb icin) , digeri taze tüketilmesi gereken sebze meyve icin. Günlük tüketilmesi gereken seyler (balik, et, taze süt vb) ya alisveris günlerinde pisirilmek üzere planlanir ya da bunlar icin diger günlerde de gidilebilir. Sadece bunlarla sinirli tutmak sartiyla!  Bir seyi almayi unutmussan, unutmussundur. Bir sonraki alisverisi bekle, ders olsun. Iyi bir alisveris listesi olan, hicbir seyi unutmaz (Tecrübeyle sabit).
  • Haftanin hangi günleri alisverise gidecegini belirlerken alisveris yaptigin marketle görüs. Haftanin hangi günü taze meyve-sebze, et-balik girisi oldugunu ögren. Tercihen o günlerde git. Hangi günlerin alisveris acisindan daha sakin oldugunu gözle. Herkes Cumartesi ögleden sonra mi hücum ediyor? Sen Cuma günü git , ya da en kötü ihtimalle Cumartesi sabah erkenden. (Benim sectigim günler Sali ve Cuma)
Camasir ve ütü:
  • Kirli camasir sepeti her doldugunda ya da ev halkindan biri "benim mavi tisörtüm nerdeeee?" diye seslendiginde camasir yikanmaz. Haftanin belli bir günü camasir günüdür. Beyazlar, renkliler vb. ayirilip ardarda yikanir. Tahminen iki saat sürer. Ertesi gün de ütü günüdür. Hepsi bir kerede ütülenir. Bu da yaklasik iki saat sürer. Benden ve bir baska cevre duyarlisindan itiraz: Camasir kurutucumuz yok. Camasir kuruturken astigimiz ipin uzunlugu ve mevsimin kurutma kapasitesiyle sinirliyiz. Cözüm: Siz de ardarda iki gün birer saati yikamaya ayirin. Izleyen günü de ütüye. Oldu, bu uyar. Ev halkinin "Aa, ama bu gömlegi yarin giyecektim ben. Bir kisa turla yikaniverse?", "En sevdigim tisörtüme ketcap döküldü, iki gün sonraki dogumgünü partisine bu olmadan hayatta gitmem" deme hakki yok. Yarin camasir günü degil efendim, patron kim burada? 
  • Eve geldigimde aklima düsen itiraz: Haftada bir camasir günü, her giysi türünden bir hafta yetecek kadar yedekli olmak demek. Bizim evde tüketim canavarina yenilmemek adina o kadar cok yedekli olmadigimiz noktalar var itiraf etmek gerekirse. Sincabin giysilerinde özellikle. Ne olacak simdi? Kendimce yanit: Yasa ve gör.
  • Camasir yikarken 30, en fazla 40 derece cogunlukla yeter. Fazlasina gerek yok. Camasirlarin fazla yipranmamasi icin "Kochwäsche/Buntwäsche" (Türkce makinelerde ne yazar acaba bunu yerine?) ayari yerine daima "Feinwäsche" (Hassas camasirlar) ayarini secin. O da ayni derecede temiz yikar ama camasirlari daha nazik calkalar (Biyik altindan gülerken kendi kendine onay: Iyi, bunu yapiyordum bak ben)      
  • Ütü konusunda uygulamayi güc buldugum bir öneri: Ütülenenleri tek tek katlamak zaman ve elektrik enerjisi kaybidir. Sen ütüledigini katlarken ütü calismaya devam eder. Ütü yaparken camasir askini yaninda tut. Ütüle as, ütüle as. Tümü bitince katlamaya basla. Böylece buharli ütülemeyle hafifce nemlenen giysiler de dolaba girmeden önce tekrar havalanip kurumus olur. Himm, bilmem ki? Nemlenme sorunu yok bizde, ayrica asarken de zaman harcamiyor muyuz? Yine de arsive not düselim.
Temizlik:
  • Temizlik dedigin üc asamalidir: Görüntüyü kurtarma temizligi, durumu koruma temizligi, temel/köklü temizlik.
  • Temel temizlik yilda bir kac kez yapilir. Mutfakta belki daha sık. Bahar temizligi, cam silme, perde yikama , halı yıka(t)ma vb. gibi. Mevsim gecislerinde tercihen yazlik kislik giysi degistirme isiyle birlestirilmeli. Eskilerin 3 gün boyunca evi temelinden catisina kadar elden gecirdigi, arap sabunuyla yuyup yikadigi temizlik türü. Modern insan türünün harci degil bu. Böl ve yönet. Haftada bir gün bir ( en fazla iki) saatini ayirip kendine evde bir dolap ya da bir köse sec. Oranin hakkindan gel. Dolabi, yüzeyi tamamen bosalt, iyice temizle. Gereksizleri at. Kalanlari tekrar ve özenle yerlestir.
  • Durumu koruma temizligi: Bayan Tatli-Sert'in tam cümlelerini unuttum ama bu annemin Pazartesi temizligi kesinlikle. Ev dedigin dekorasyon dergilerinde durdugu gibi durmuyor haliyle. Özellikle hafta sonu dagiliyor, kirleniyor. Evi özüne, temel temizlik sonrasindaki haline geri döndürme harekati. Öyle bir temizle ki, aksam eve gelen aile efradi temizligin kokusunu duysun havada. Anladin iste. Haftada 3 saat ayir, gayet gercekci olur.
  • Görüntüyü kurtarma temizligi: Her gün bir saat. Tercihen aksam son is olarak. Sabah ilk is de olabilir. Biliyorsun iste, eve disaridan gelen biri neleri görsün istemezdin? Bu benim her odaya 5 dakika kuralima benzediginden sevdim. Zaten yaptigim bir sey, yasasin!
Delegasyon/ Is Devri:
  • Bayan Tatli-Sert'in pratikte güc bulsam da teoride en sevdigim dersi: Calisma, calistir! yani delegasyon. Bize seminer boyunca bunun canli örneklerini verdi sürekli. Birsey mi yazilacak? Bize yazdirdi. Birimizin elinde hazir, bilgisayardan cikma bir plan mi var? Hemen soft-copy'sini aldi. Fakat evde delegasyon uygulamalari konusunda gruptan (ben dahil) itirazlar geldi tabii. Günde is saatleri haric dört saatini yolda geciren bir es ve 3 yasinda bir cocuga nasil is devredebilirim? Karsi önerileri sunlar: 1) Haftalik plani önlerine koyup kendilerine bir is secme ve bunu kendi sectigi zamanda yapma hakki taniyin. Secim hakki sorumluluk almayi kolaylastirir. 2)Iki yasindaki cocuklar  bile yardim edebilir! Bulasik makinesinden kirilmayacak seyleri bosaltabilirler,  sofra kurabilirler, kuruyup dolaba yerlesecek coraplari eslestirip katlayabilirler. Yardimlarini yaslarina uygun tutun ve oyuna cevirin. Önemli olan bu! Oldu.
Kagit isleri:

  • Benim talebimle seminer sirasinda olusturulan örnek haftalik plana eklendi. Eve gelen her türlü belgenin gerekiyorsa dosyalanmasi, gerekmiyorsa atilmasi, telefon isleri, doktor vb randevulari (Heey, her seyin randevuyla yürüdügü bir ülkedeyiz bir. Kuaföre gitmeden önce bile randevu alacaksin!), akla gelen her türlü ofis, belgeleme, organizasyon isi icin haftada bir saat. Eve gelince farkettim ki, haftanin hangi günü yapilacagi cok önemli. Ben Carsamba gününü secmistim. Oysa Almanya'da doktor muayenehaneleri Carsamba ögleden sonra kapali. O gün doktor randevularini halledemem. Bu tür seyleri gözönüne almak gerek. Dolayisiyla haftasonu da pek uygun degil bu  is icin.
Menü hazirlama:

  • Haftada sadece iki gün alisverisle hergün "Allah'im bu gün ne pisirsem?" kivranmasi ne hal aliyor  pardon? Endiseye gerek yok. Haftada bir gün oturup tüm aile bireyleriyle beraber haftalik yemek planlamasi yaparak herseyi kontrol altinda tutmak mümkün. Tercihen Pazar günü kahvaltidan sonra 1 saat. Herkes evde ve karni tokken. Haftanin her günü pisecek ve yenecek yemekler planlaniyor. Hatta haftanin bazi günleri evin annesi disinda biri de pisirebilir. Bu da ayni planlama sirasinda belirleniyor. Bu bittiginde haftalik alisveris icin temel listeyi kurmak sadece bir kac dakika aliyor. Menü planlamasinda besin piramidine ve temel beslenme kurallarina dikkat edilmeli (ya da kendiliginden edilmis oluyor). Bunun detayi sonra.
  •  Iyi de ben Sali -Cuma günleri alisverise giderken o gün reyonda/pazarda hangi taze, ucuz  sebze meyveyi bulacagimi bilmiyorum bile. Taa Pazar gününden menü planlamak nasil mümkün olacak? 1) Marketlerin haftalik indirim / tanitim brosürlerini takip et. Pazar günü planlama icin masaya otururken yaninda olsun. Ama ben onlari gereksiz buldugum ve cevre icin zararli gördügüm icin yasamimdan cikardim. Posta kutumda "reklam brosürü atmayin" etiketi var. Peki öyleyse 2) Genel bir fikir elde edebilmek icin yasadigin bölge/ülke icin sezonluk taze sebze/meyve takvimleri edin, buzdolabinin üstüne falan as. Hangi mevsimde hangi meyve/sebze yetisir? takvimi yani. Almanya icin suradaki gibi bir takvim örnegin. Sezonluk ve yerel sebze-meyve tüketmek iyidir, cünkü:
1) Daha tazedir.
2) Daha besleyicidir.
3) Daha lezzetlidir.
4) Daha ucuzdur.
5) Daha cevre dostudur.

Peki, tamam. Ispanya, Italya ve Türkiye'yi kendi meyve-sebze bahcesi sanan, dört mevsim kabak, patlican satilan, ilkbaharda güney yarimküreden ithal kavun ve üzüm tüketen bir ülke icin durumumuz gayet karisik. Ama yine de dikkat etmeye calistim hep, bundan sonra da dikkat etmeye calisirim. Katilimcilardan birinden iyi bir öneri: Sehrimizin cevresinde organik tarim yapip, haftalik hasadini sepetler halinde üyeleri arasinda pay eden ciftliklerden birine üye olmaya ne dersin? Insani sepette ne varsa onu pisirmeye ve böylece hic bilmedigi sebzeleri denemeye tesvik de ediyor bu sistem. Iyi fikir, arastirayim ben bunu bir.

2. Gün:
  •  Bir gün önce sadece belli saatlerde acik olan kantinden yiyecek bir seyler almak isteyenlerin erken mola verme talebine omuzlarini silkip "Siz nasil isterseniz. Ben gayet otonomum" demisti Bayan Tatli-Sert. Basiyla yaninda duran cantasini isaret atmisti ayni anda. Mola sirasinda o cantadan bir snack-box ve bir termos cikardi. Termosta ne vardi bilmiyorum ama kutudan cikardigi özenle hazirlanmis minik sandvicler harika gözüküyordu. Bundan ders cikarmis olacagiz ki, seminerin ikinci günü sadece o degil, hepimiz "gayet otonom"duk. Kissadan hisse: Yiyecegini evden getirmek özgürlüktür!
  • Dersin basinda bir önceki gün ögrendiklerimizle evde hazirladigimiz kendi kisisel haftalik planlarimizi sunduk. Benimkinde Pazartesi günü büyük temizlik günü. Annem de öyle yapar. Genetik herhalde. Sali ve Carsamba camasir günü. Persembe ütü ve temel temizlik. Sali-Cuma alisveris. Kagit islerine bir gün araniyor. Bir haftalik uygulamada gördüm ki, benim bu plani saati saatine uygulamam imkansiz! Ama günü gününe uygulamaya, yani Persembe gününün hangi saatte yapilsin ve ne kadar sürerse sürsün haftanin ütü günü olmasi prensibine sadik kalmaya calisiyorum. 
  • Günün devaminda ödevimiz haftalik yemek plani hazirlamak. Her gün en büyük ögünümüz icin. Almanlar'da bu ögle yemegi, bizde ise aksam yemegi. Daha sonra tariflerimizi birlestirecegiz ve Bayan Tatli-Sert e-maille hepimize bu tarif koleksiyonunu gönderecek.
  • Ama önce haftalik planda dikkat etmemiz gereken beslenme kurallarina bir bakalim:
1) Cok yönlü beslenme
2) Cok az yag, tuz, seker
Burada baslayan "peki hangi seker?" tartismasinda Bayan T-S kac kez "Seker, sekerdir!" dedi, bilmiyorum. Rafine seker zaten sekerdir. Receli meyve sekeri ile yapmak bir yanilgi, hemen vazgecin. Meyve sekeri digerlerinden daha da hizli karisiyor kana. Daha kötü. Seker sekerdir. Ham seker kamisi sekeri? Soguk gidalarda belki kullanabilirsiniz ama isittiginiz anda onda bulunan birazcik vitamin ve mineral de kaybolup gidiyor. Zaten seker sekerdir. Esmer seker? Onu tamamen unutun. O bir pazarlama taktigi. Rafine sekerin kahverengiye boyanmis hali. Seker sekerdir.  Bal? Seker sekeeeerdir! Bal dedigin sabah kahvaltisinda birazcik ekmegine sürmek, öksürüyorsan ilac niyetine bir kasik yemek icindir. Tatlandirma amacli, sekere alternatif olarak kullanilmaz. Ayrica isitildigi anda tüm besin degeri kaybolur (Bal konusunda tüm bunlari esime hep söylüyordum, nihayet arkama bir uzman görüsünü de alabildim!).  Seker sekerdir! Seker sekerdir! Daha kac kez söyleyeyim? Hangi formda olursa olsun. Ne kadar az, o kadar iyi.
3) Haftada en az bir kez balik. Tercihen yagli deniz baligi. Somon, ringa vb. gibi. Alabalik artik hemen hemen sadece balik ciftliklerinde yetisiyor. Ona cok güvenmeyin.
4) Günde 5 porsiyon meyve ve sebze. Bu noktada her bireyin porsiyonu farkli. Herkesin bir porsiyonu kendi yumruk yaptigi eli kadardir. 3 yasindaki cocugunuz icin bir kayisi bir porsiyon demektir dolayisiyla. Fazlasini bekleyip cocugu yormayin. Ilginc, bu benim yakinlarda okudugum "Her insanin midesi kendi yumrugu büyüklügündedir aslinda. Biz ölcüsüz yiyerek onun kapasitesini büyütür, midemiz büyüdügü icin de daha fazla yemek ihtiyacinda hissederiz kendimizi" bilgisiyle örtüsüyor.
5) Bol sivi. Su, meyve suyu, bitki cayi seklinde günde 2-3 litre.
6) Bol bol tahil. Olabildigince tam, yani entegral. Yani kabugu ve canli özü (embriyo)  alinmamis taneden olusan tahil ve tahil ürünleri. Pirinci dogal formunda tüketmek bizim batili damagimiz icin biraz zor. Üstelik pismesi cok uzun sürüyor. Bir ara yol olarak parboiled pirinci deneyin. Onda embriyo ile kabuktaki degerli ve minerallerin büyük kismi hala tanede. Daha da cabuk pisiyor. (Bunu dogru yapiyormusum. 8 yildir parboiled pirinc yiyoruz biz. Sincap beyaz pirincle hic tanismadi neredeyse.)  
7) Yagsiz süt ve süt ürünleri. (Burada itirazim var aslinda. Yagi alinmis süt ürünlerinde bir yanlislik görüyorum. Nesnenin dogasina bir müdahale. Süt ürünlerini olagan yagiyla yiyip baska yerlerde daha az yag kullanmak, belki telafi icin biraz daha cok hareket etmek daha dogru bana kalirsa. En kötü ihtimalle daha az süt ürünü tüketmeli belki de).
8) Haftada en fazla bir iki kere et.
9) Yaglarda dengeli secim. Hic margarin, az tereyag, cokca -tercihen doymamis yaglar olmak üzere- sivi yag.
     Sivi yaglarda soguk preslenmis (yani sizma) olanlar isitmaya tabii tutulmayan her türlü gidada tercih sebebi olmali. Örnegin salatalarda daima sizma. Ancaaaak soguk preslenmis yaglar isitildiklarinda karsinojen bir madde aciga cikar. Acrolamin ya da öyle bir sey. Bu sebeple her türlü pisirme isleminde rafine yag kullanin. Benden itiraz: Ben sadece kizartmada sizma yagdan kacinmali diye biliyordum. Cünkü yag direk isiniyor orada. Örnegin sulu yemeklerde de mi kacinmali? Yanit: Evet, isinin ne kadar yükseldigini asla bilemezsiniz. Şok! Yilin beslenme yanlisina imzami atmis bulunuyorum. Gidip de iyi bir rafine zeytinyagi bulayim bari marketten. Ya da su sizma yagin pisirmeden sonra yemegin üzerine döküldügü pisirme teknigine alisayim daha iyisi.
10) Unutmusuz. Bolca bakliyat.

  • Benim 7 günlük menüm: Bence o kadar da iyi degildi. Sanki cok tahil agirlikli gibiydi. Yine de Bayan T-S'ten tam not aldi. Yine de diger katilimcilar bazi tariflerimi merakla beklediklerini söylediler. Planlamam şöyleydi:
  • Pazartesi: Gayet Türk usulü: Taze fasulye -Pilav - Cacik veya Coban salata. Tatli niyetine meyve. Bizde hergün tatli yok. Meyve konusunu ben hep unuturum. O isi yemek sonrasi esim organize eder. Bayan T-S  "Esinizi gittikce daha cok takdir ediyorum" dedi bunu duyunca :)
  • Sali: Tarhana Corbasi - ( 'Siz bilmezsiniz. Türk usulü gayet dogal ve saglikli hazir corba karisimi' diye anlattım)  - Karmaca (Sibel'in tarifi) - Yogurt - Marul salatasi - Meyve
  • Carsamba: Corba (dünden artan) - Köfte (Sincap icin aslinda ve haftanin yegane et ögünü - firinda kizarmis) - zaman bulursam firinda kizarmis patatesler  (Yesim'in eski blogundan bir tarif- Yesim neden biraktin o blogu? Ne güzeldi...) (Patatesler firinda az yagla kizariyor. Daha saglikli.) Marul-roka salatasi - Isgin Ahududu kompostosu (Komsumdan ögrendim , harika bir sey, tam mevsimi)
  • Persembe: Kararsizlik günü. Ne pisirsem günü. Böyle günlerde makarna iyi bir kurtaricidir. Tam undan makarna. Brokoli - mantar esliginde. 
  • Cuma: Klasik aksam yemeginin disina cikmayi tercih ettigim gün. Egzotik seyler günü. Sarimsak yeme günü. Nohutlu ve/ya rokali Tabule - Ayran - meyve
  • Cumartesi: Ailemizin buzdolabi temizligi günü. Haftadan artan ne varsa Cumartesi öglen o yenir. Aksam salata ile gecistirilir.
  • Pazar: Balik günü! Firinda sogan, biber, domates esliginde, akla esen bir sosla. Örnegin son zamanlarda hardal, limon, taze biberiye, taze adacayi, karabiber sosunda. Firini acmisken yine firinda kizarmis patatesler - salata - meyve. Balik yani Pazar günlerinin güzel yani o gün cogunlukla esimin pisiriyor olmasi :D
Laf patatesten acilmisken Bayan T-S'e soru: Hangi patates ne icindir? Cünkü Almanya'da cesit cesit patates var. Yanittan aklimda kalanlar:  "festkochend" kizartma, salata vb gibi patatesin sert kalmasi gereken yemekler icin. "Mehligkochend" ise püre, corba vb gibi patatesin eriyip dagilmasini istedigimiz yemekler icin.

Katilimcilardan birinin Pazartesi ögle yemegi icin cocuklarina nutellali krep planladigini duyunca sacini basini yolan Bayan T-S'in aciklamalari:
  • Bu ürünü hazir almayiniz. Cünkü icinde vanilin var. Dogal vanilya olsaydi hic problem degildi. Ama vanilin yapay bir aromadir. Alisveriste vanilin iceren ürünlerden daima kacinin. Vanilinin sagliga zararli oldugu kanitlanmistir.
  • Bu ürünü gidip organik üreticilerden almak da cözüm degil. Cünkü icinde kullanilan findigin endüstriyel kavrulusu sirasinda yine acrolamin gibi karsinojenik bir madde ortaya cikar. Organik olsun olmasin fark etmez.
  • Bu ürünü size hemen simdi verecegim tarifle evde kendiniz yapiniz. Evde siz kavururken risk yok:
  • 1. versiyon: Daha zahmetli ama daha dogru:
  • 400 gr. findik ve 400 gr. ceviz (badem de olabilir). Ögüt.
  • Orta isida kavur.
  • 70 gr. seker ekle.
  • 20 gr. kakao ekle.
  • Blender'dan gecir.
  • 100 ml krema ve 80 gr. mümkün oldugunca bitter (örnegin %70 kakaolu) cikolatayi erit. 
  • Hepsini karistir.
  • Sogut. Buzdolabinda sakla.Yeterince uzun zaman dayanir. Zaten emin ol, cabuk tükenir.
  • 2.versiyon:
  • 100 gr. tereyag (eritilmis)
  • 100 gr. ögütülmüs kavrulmus herhangi bir yemis (findik, ceviz, badem)
  • 2 yemek kasigi kakao
  • 1-2 yemek kasigi bal
  • bir vanilyanin kazinmis ici (vanilyanin gerisini daha sonra seker dolu bir kavanoza koy, vanilyali sekerini üret)
  • Hepsini karistir.
Malzemeyi toplayayim da su birinci tarifi bir deneyeyim diyorum. Bakalim sincap bu ise ne diyecek?
  • Laf lafi acmisken diger konusulanlar:
  • Alisveriste paketlerin icerik kismini mutlaka okuyun. Glutamat ve benzeri lezzet arttiricilardan mutlaka kacinin. Simdi üreticilerin yeni taktigi paketin üzerine "Lezzet arttirici olmadan" yazmalari. Arkasini cevirip okuyunca icinde "Maya" yazdigini görüyorsunuz. Maya resmi olarak o gruba ait degil ama ayni amacla kullaniliyor. Ondan da kacinin!
  • Lezzet arttiricilar vb. sebeplerle damagı hazir gidaya alismis kisiler evde yapilan gidalari lezzetli bulmakta güclük cekiyor. Evinizde böyle birisi varsa asamali gidin. Örnegin salata soslarinda hazir sos ile evde hazirladiginizi  yari yariya karistirarak baslayin. Her gecen gün hazir oranini azaltin. Sonunda söylersiniz ilgili kisiye gercegi. Basta söylemeyin.
  • Sofraya tüm aile birlikte oturmaya calisin. Yemek yerken cocuklarinizla yedikleriniz üzerine, onlarin yararlari üzerine konusun. 
  • Buzdolabinizi haftada bir kez tamamen bosaltip yeniden yerlestirin. Öyle büyük buzdolabi temizligini kastetmiyorum. Bosaltin, silin, bozulanlari/süresi gecenleri atin, digerlerini tekrar yerlestirin. Hayir bu yillik temel temizlige degil, haftalik temizlige dahildir. Ciddiyim. Yapilan bir arastirmaya göre Alman evlerinin hijyenik acidan en problemli yerleri buzdolaplari,  mutfak evyesi ve mutfak bezleri. Tuvaletler bile daha temiz bunlardan. Buzdolabiniza hicbir sebze meyveyi yikamadan koymayin. Cünkü bakteriyel üreme buzdolabi sartlarinda durmaz, sadece yavaslar. Yikamadiginiz gidalardan buzdolabi ceperine bulasan mikroorganizmalar oradan da diger gidalara bulasip cogalmaya devam eder. Yavas ama tutarli olarak...    Himm, zor ama uygulamaya calisacagim.
  • Siz ütü yaparken bir arkadasiniz ararsa "Hey, simdi ütü saatim benim. Saat 4'ten sonra görüselim" deme hakkiniz var. Bunda komik olan ne? Isyerinde "simdi X projesi üzerinde calismam gerek, sonra görüselim" dediginiz olmuyor mu hic? Bu da sizin isiniz.
Himm, birden hatirladim da, simdi gitmeliyim ben. Bugün alisveris günüm de...

Cuma, Eylül 18, 2009

codecheck.info

Gen teknolojisiyle üretilmis gidalar üzerine arastirma yaparken codecheck.info'ya rastladim. Bu harika site ne yazik ki sadece Almanca. Kullandigim ürünün EAN ( barkod) numarasini veya yaklasik adini veriyorum. Ürünün icerigindeki tüm maddeleri listeledigi gibi; her bir maddenin üretim yöntemi, allerjiye sebep olup olmadigi , toksikolojik acidan durumu gibi konularda da bilgi veriyor. Dünyanin en bilimsel sitesi degil belki ama aldigi seylerin icerigini merak eden tüketici icin gayet basarili bir ilk referans noktasi.
Sistem söyle isliyormus: Ben (eger o ana dek zaten kaydedilmemisse) tüketici olarak elimdeki ürünün barkod numarasini, adini ve elimdeki pakette "icindekiler" basligi altinda sayilan tüm maddeleri giriyorum. Arka planda ikinci bir veritabaninda tüm bu maddelerin muhtemel veya kesin kanitlanmis riskleri, zararlari veya tam tersine avantajlari üzerine bence güvenilir kaynaklarca saglanmis bilgiler var. Sistem bu ikisini eslestirerek bir rapor hazirliyor. Sadece gida maddeleri icin degil üstelik. Kozmetik, oyuncak, elektronok gibi cesitli basliklarda binlerce ürün kaydedilmis.

Keske codecheck.info'yu da alisverise götürebilsem :)

Cuma, Mayıs 23, 2008

Eko çöplük

Orta sınıf yaşamını yeniden biçimlendiriyor, yeşil yaşam tarzı için kendileriyle gurur duyuyor ve eskisi kadar çok satın almaya ve uçmaya devam ediyorlar. Tüm dünyanın bir dinmiş gibi yeşil ürünler satın aldığını ve karbon emisyonlarının artmakta olduğunu görmek kolay.

Açık Radyo'da 2007 Ağustosu'nda yayınlanmış Eko çöplük adlı yazıdan ufak bir alıntı bu.

Yazının tamamı başkaca sivri ve karşı tezler de sunmakta. Ayrıca yeşil tüketicilik diye bir tanımlama ile de karşılaşıyorum bu yazıda ilk defa. Kavramların ve inançların içinin kolayca boşalıverdiği bir çağda basit yaşam ve çevre bilincinin başına aynı şeyler gelmesin diye dikkatle okunmaya ve üzerinde ciddiyetle düşünmeye değer buluyorum bu yazıyı.

Salı, Mayıs 13, 2008

Hedef kitle: Çocuklar!

New American Dream (Yeni Amerikan Rüyası) adlı organizasyon, reklamcıların hedef kitlesi haline geldikleri bir dünyada çocukları niçin korumamız gerektiğine ve nasıl koruyabileceğimize dair bir kitapçık hazırlamış. Sadece anne-babalar değil, etrafında çocuk olan herkes bilgilenmek için okumalı bu kitapçığı:

Tips for parenting in a commercial culture (Küçük bir üyelik adımından sonra broşüre ulaşılıyor)

Nedeni için buraya bir alıntı yapıyorum, nasılı okumayı size bırakıyorum:

"Yeni araştırmalara göre çocuklara yönelik agresif (yoğun, saldırgan) pazarlama sadece aşırı materyalizme sebep olmuyor; aynı zamanda depresyon, anksiyete, düşük özdeğerlilik, çocukluk obezitesi, yeme bozuklukları, artan seviyede şiddet ve ailevi stress gibi pek çok psikolojik ve davranışsal sorunlara yol açıyor."

Sadece kitapçıkta değil, sitede de bir çok ilginç kitap, makale ve internet sitesi öneriliyor. Önümüzdeki günleri bu siteyi derinlemesine inceleyerek geçirmeyi düşünüyorum.

Pazar, Şubat 17, 2008

Yapabileceğimiz 10 şey

Bilgisayarım %100 doluluk oranı uyarıları verince biraz temizlik yapayım dedim ben de. Bu temizlik sırasında sabit diskin gizli labirentleri arasında kaybolup gitmiş bir çok ilginç yazı ve bağlantı buldum. Şu verimsiz saklamacılık huyumdan bir vazgeçsem...

Önümüzdeki günlerde bunları günlüğüme eklemeye karar verdim.


İlki Açık Radyo web sitesinde yayınlanmış Mikdat Kadıoğlu'nun şu yazısı:

Yapabileceğimiz 10 şey


Küresel ısınmaya karşı birey olarak yapılabilecek 10 şeyden bahsediyor. "Aaaa, sen o 10 şeyi hala yapmıyor musun?" demeyin. Yazı eski ama gereksinim hala güncel. Arada bir hatırlamakta ve hatırlatmakta ne zarar var?


Yazarın iklim değişikliği ve küresel ısınma üzerine yine aynı sitede yayınlanan başka ilginç yazıları da var. İlgilenenler için: şurada.

Cumartesi, Haziran 02, 2007

Suyunu boşa harcama



TEMA Vakfı "evlerdeki gereksiz su tüketiminin önlenmesi için bireysel çabaların ne kadar büyük fark yaratacağına dikkat çekmek ve kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla" Suyunu Boşa Harcama Kampanyası başlatmış.

Kampanya ile ilgili detaylı bilgi ve evde daha az su tüketmenin 10 yolu şu linkte.

Pazar, Nisan 29, 2007

101 yol



Hava birkaç gündür Nisan ayına uymayacak kadar sıcak. Gündüzleri mümkün olduğunca dışarı çıkmamaya çalışıyorum. Bugün de öyle... Serin odamın tavanına Mavi Sakal'ın "İki Yol" şarkısı asılı... (Fotoğraf: afeman)

"İki yol var demiştin, hangisini seçeyim?" diye soruyor.

Neyseki yaşamda varmak istediğimiz bütün hedeflere ille de iki yoldan birini seçerek gitmemiz gerekmiyor. Bazen gidilecek yollar pek çok, mümkün olduğunca çoğunu seçip uygulayabilmek ise tercih sebebi :-))

Örneğin, hedef yaşadığımız dünyayı korumak ve daha basit yaşamaksa bu işin 10, 50,100 yolunu anlatan kitaplar ve internet kaynakları karşımıza çıkıyor hemen. Bu listeleri birebir uygulamak ruhsal dinginliği beraberinde getirir mi bilinmez, ama yaşadığımız dünyaya biraz nefes aldıracağı bir gerçek.

Ekolojik bilinç üzerine bir site olan GreenStyle'ın blog bölümünde yaşamımızı yeşillendirmenin :-) 101 yolu sayılmış. Okurken "ben bunların hangilerini yapıyorum?" diye sordum kendime, bir süre sonra da tuhaf bir monoloğa giriştiğimi farkettim:

  1. Organik yiyecekler satın alın. (Biraz pahalılar ama mümkün olduğunca öyle yapıyorum. Yine de yeterince araştırmadan kendini eko, bio, organik çılgınlığına kaptırmamalı insan. Bio yumurta ile olmayan arasında besin değeri olarak bir fark olmadığını açıkladılar geçenlerde. "İlle de bio yumurta" takıntısından vazgeçtim.)
  2. Yaşadığınız bölgenin ürünleri tercih edin. (Kulağa hoş geliyor ama uygulamada zorlanıyorum. Süpermarkette pazarda olduğu gibi "nerden kardeş bunlar?" diye sormak mümkün olmuyor. )
  3. İşe yemek getirmek için tekrar tekrar kullanılabilen kapları kullanın. (Bir nevi sefertası kullanın demek istiyor yani. Bu konuda girişimde bulunmam lazım. Şu anda alüminyum ve plastik kullanıyorum. Sağlam, yeniden kullanılabilir plastik kaplar daha doğru bir çözüm gibi.)
  4. Kahve ve çikolata gibi ürünlerde fair trade yapan markaları tercih edin. ( Bulursak tabii...) (Fotoğraf: flydown)
  5. Gıda atıklarınızı kompost yapın. (3 metrekarelik balkonunda kompost sistemleri kurup, gübreye dönüşsün diye bir yıl bekleyenler var, biliyorum. Çok doğal, çok doğru, biliyorum. Yine de beni şimdilik pas geçin. Bahçeli evim olursa, elbette!)
  6. Şişe suyundan kaçının. (Yaşasın! Bunu yapıyorum işte... Ama çeşme suyu içilebilir bir şehirdeyim. Bu da benim şansım...)
  7. Daha az et yiyin. (Memnuniyetle! Vejeteryan olmama çeyrek var.)
  8. Buzdolabı ve dondurucunuzu uygun ısıya ayarlayın. (En son kontrol ettiğimde öyleydi. Bazen mevsim geçişlerinde değiştirmeyi unutuyorum.)
  9. Alışverişe kendi torbalarınızı götürün. (Öyle yapıyorum. Sattığı malı otomatiğe almış bir şekilde hemen kendi poşetine yerleştiriveren kasiyerlerle "Bi dakka! Benim kendi poşetim var." "Çıkarıyım yani şimdi bundan?" "Evet, lütfen, zahmet olucak...", "?!?" şeklinde diyologlar olmazsa yaşam daha da güzel!)
  10. Paketsiz ürünleri paketli ürünlere tercih edin. (Alışverişte unutmazsam dikkat ediyorum.)
  11. Mısırı alüminyum folyo yerine kendi kabuğunda közleyin.(Eskiden de öyle yapmazlar mıydı? Sokak satıcıları hala öyle yapıyor sanırım. )
  12. Yeniden kullanılabilir kahve filtresini tercih edin. (Filtre kahve içmiyorum zaten.)
  13. Drive-through'dan kaçının. (Arabalı fast-food değil mi bu? Fast-food yemeyeli ne kadar çok zaman oldu. Nerede kalmış drive-through?)
  14. Sadece çevreyle dost deniz ürünleri yiyin. (Hımmm... Çevreyle dost deniz ürünün tam tanımı nedir? Japonlar gibi balina yiyip nesillerini tüketmeye kastım yok. Ama aldığım balığın avlanma mevsimi dışında veya dinamit falan gibi zararlı yöntemlerle avlanıp avlanmadığını nasıl bileceğim?)
  15. Buzdolabı ve dondurucunuzu her zaman dolu tutun. (Süpermarkette elinize ne geçerse alın da dolabınızı doldurun anlamında değil tabii. Boş bir buzdolabını soğutmak için daha çok enerji tüketilir diye duymuştum, onun için. Bir forumda 1,5 litrelik şişeleri suyla doldurup buzdolabınızın boş kısımlarına yerleştirin diyorlardı. Hiç denemedim.)
  16. Kendi yiyeceğinizi yetiştirin. (İnsana "bi dönümcük bahçen var mı?" diye sormazlar da hiç. Ahhh, ah! Ama bahane bulmayalım, Küba'dan alınacak çok ders var. )
  17. Yiyecekleri buzdolabı ve dondurucuya yerleştirmeden önce oda sıcaklığında soğumasını bekleyin. (Annemden aldığım mutfak dersleri de aynı şeyi söyler. Anne sözü dinlerim!)
  18. FSC sertifikalı ahşap ürünlerden alın. (FSC çevre ve toplum dostu orman yönetimini amaçlıyormuş. Hiç duymamıştım.)
  19. Dönüştürün! Şişe, teneke kutu, kağıt, vb. (Yapıyorum!)
  20. İyi durumdaki kullanılmış eşyaları atmak yerine bağışlayın. (Daha da önemlisi "neden iyi durumda olduğu halde onlardan kurtulmak istiyorum?" diye sorabilmek! Özsaygımı zedeliyor, her zaman soramıyorum :-(
  21. Bambu (Bambu ahşaptan daha mı çevre dostu? Uzak Doğu'dan yani uzak yollardan geldiğine göre her zaman öyle olmayabilir. Bu maddeden şüpheliyim.)
  22. Duş başlığında daha az su akıtan modelleri tercih edin.
  23. Tuvalet sifonunda da öyle...
  24. Ön kapılı bir çamaşır makinası alın. (Öyle olmayanı var mı? Varsa enerji tüketimi açısından fark mı var? Bu galiba ABD'ne özgü bir şey. )
  25. Giysileri sıcak veya ılık su yerine soğuk su ile yıkayın. ("Ama benim çamaşır makinamın soğuk su ayarı yoook!" dedim, kalktım, baktım. Varmış! Rezalet, bu kadar zamandır farketmemişim...
  26. Çamaşır kurutucusu kullanmak yerine çamaşırlarınızı asarak kurutun. (Tanrı güneşli ülkemin teknoloji çılgını tüketicilerini çamaşır kurutucusu denen aletin varlığını keşfetmekten korusun!)
  27. Yağmur suyu biriktirin. (Bazen şöyle bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığı zaman komşuların tuhaf bakışlarına falan aldırmayıp sokağa kacaman bir kova yerleştirmek geçiyor kafamdan. Bir kez yapabilmiş değilim. En azından saksı çiçeklerine verirdim. Balkonum olursa kesin yapacağım!)
  28. Musluklarınızın damlamamasına dikkat edin.
  29. Şofbeninizi izole edin. (Ne için?)
  30. Furnace ya da boiler'inizi temiz tutun.(? Bilmediğimiz sularda yüzmeye başladık!)
  31. Greywater (Çamaşır, bulaşık, banyodan çıkan atık su) biriktirin. (Bazı ülkelerde geridönüşüm sisteminin ev kaynaklı atık suları da topladığını duymuştum. Şimdilik bize uzak. Bireysel uygulamalar için biraz tesisat işlerinden anlamak lazım bence.)
  32. Evinizi bir enerji denetlemesinden geç(irt)in. (Ama siz de çok zor sormaya başladınız hocam yaaaa!)
  33. Ampullerinizi kompakt floresan lambalarla değiştirin. (Aklımda!)
  34. Tüm elektrikli aletlerinizi her zaman düğmesinden tam olarak kapattığınızdan emin olun. (Stand-by'da kalmayacak yani. Buna çok dikkat ediyorum.) (Fotoğraf:limemintcooler)
  35. Evinizin kış için izolasyonunu yapın. (Şaka bir yana, bu da çok önemli. Evlerde en çok enerji ısınma için tüketiliyormuş. )
  36. Ev aletlerinizi enerji tasarruflu olanlardan seçin. (Satın alırken enerji tüketimi ile ilgili sertifikasına bakmak gerekli. Hani üzerinde yeşil, kırmızı, sarı ile işaretlenmiş A,'dan G'ye kadar kategorisini belirtilen etiketler oluyor da, satın aldıktan sonra çıkarmaya uğraşırken "Bunu niye yapıştırmışlar buraya?!?" diye söyleniyoruz ya, işte o.) )
  37. Yenilenebilir enerji kullanın. (Güneş, su, rüzgar enerjisi...Belediyemiz uyuyor mu?)
  38. Sıcak su için güneş enerjisinden faydalanın. (Özellikle yeni geliştirilenler görüntü kirliliği de yaratmıyor.)
  39. Şarj edilebilir pillerden alın. (Ve de onları şarj eden aletlerden tabii... Bu konuda biraz bilgilenmem lazım.)
  40. Hediye paketi olarak geri dönüşümü mümkün kağıt kullanın. (Hediye yerine hediye çeki alıyorum. Pek hediye paketiyle işim olmuyor bu yüzden.)
  41. Jeotermal ısı kullanın. (Sanırım jeotermal kaynakları olan bölgeler için bu öneri.)
  42. Termostatınızı düşük ısıya ayarlayın. (Kaloriferi mi yoksa şofbeni mi kastediyor anlamadım ama her ikisinde de ısıyı düşük tutmaya çalışıyorum. İnsanın 1-2 derece düşük ısıya kolaylıkla alışabileceğini farkettim. Oysa o 1-2 derecenin sağladığı enerji tasarrufu çok büyük.)
  43. Kışın geceleri perdelerinizi kapatın. (Enerji tasarrufuna faydası olduğunu hiç düşünmemiştim.)
  44. Yazın gündüzleri perdelerinizi kapatın. (Bunun da...)
  45. Su ısıtıcınızı (şofben) en fazla 120 F (48 C) dereceye ayarlayın. (Ben en fazla 45 yapıyorum. Mevsime göre değişiyor. Her şofbende derece ayarı olmaması bir dezavantaj.)
  46. Organik veya dönüştürülebilir malzemeden üretilmiş giysiler alın. (Buldukça tercih ediyorum. Bakımları daha zor ve biraz daha pahalılar. Ama daha sağlıklı ve çevre dostu.)
  47. Petrol içermeyen ürünler kullanın. (Öyle beklenmedik ürünlerin içinde petrol ve türevleri karşımıza çıkıyor ki... Araştırmak ve doğal alternatiflerini bulmak gerekli.)
  48. Hayvanlar üzerinde test edilmeyen ürünlerden alın. (Bazı kozmetik ürünlerinin üzerinde yazıyor bu sanırım. Daha çok doğal -bitkisel malzemelerin kullanıldığı bakım ürünlerini kullanıyorum. Bunlar için fazla test yapılmadığını varsayıyorum. Umarım öyledir.)
  49. Kendi temizlik malzemelerinizi üretin. (Bu konuda bir kaç denemem oldu. Artık daha çok gıda reyonlarından alıyorum temizlik malzemelerimi :-)) Sirke, karbonat, vb...)
  50. Kütüphanelerden faydalanın. (İkinci evim olur kütüphaneler :-))
  51. Biten pillerin geri dönüşümünü sağlayın. ( Madde 39. Şarj edilebilir pil kullanın. Sanki daha doğru...)
  52. Mürekkep kartuşlarının geri dönüşümünü sağlayın. (Yapabileceğim halde tembellikten yapmadığım bir şey de bu :-(
  53. Güzellik ve kişisel bakım ürünlerinin organik ve doğal olanlarını kullanın. ( Kullandığım ürünlerin sayısını azalttım ve onların da kimyasal değil bitkisel kaynaklı olmasına çok dikkat ediyorum.)
  54. Organik iç çamaşırı satın alın. (Bkz. madde 46)
  55. Kendi sabununuzu üretin. (Çok merak ediyorum nasıl yapıldığını! Bir kaç kaynak da buldum bu konuda. Ama neredeyse evde bir laboratuar kurmak gerek bu iş için... Herşeye rağmen denemek istediğim bir şey...)
  56. Çocuklarınızı çevre bilinci ile yetiştirin. (Herşeyden çok istiyorum bunu! Ama her çocuk sonunda ne olmak istiyorsa onu oluyor. Ve hatta çok kuralcı olunca da tam tersini olmak istiyor.)
  57. Sadece low-VOC veya no-VOC boyalar kullanın. ( Boya işleri uzmanlık alanıma girmiyor. Ama herhalde boya kutularının üzerinde bu konuda bilgi vardır.)
  58. Mimari malzemeleri de tekrar kullanın. (Tekrar uzmanlık alanım dışındayız :-)
  59. Evinizi yeniden dekore ederken gereği kalmayan eşyaları bağışlayın. (Her yıl yeniden dekore de etmeyelim ama!)
  60. Hava filtresini kullanıldığı sürece ayda bir değiştirin.
  61. Klima yerine pervane kullanın. (Eski filmlerdeki gibi! Klimanın en büyük enerji canavarlarından biri olduğunu duymuştum, üstelik pek sağlıklı da değil...)
  62. Plastik kullanımınızı azaltın. (Uğraşıyorum, uğraşıyorum!)
  63. Kağıt veya styrofoam bardaklar yerine bir kahve kupası kullanın. (Özellikle işyerinde...)
  64. Büyük miktarlarla satın alın. (Çok doğru bulduğum ama pratikte pek uygulayamadığım bir şey daha :-(
  65. Kullan-at ürünleri mümkün olduğunca az kullanın. ( İşte buna da çok dikkat ediyorum.)
  66. Dış mekanlarda güneş enerjisi ile çalışan lambalar kullanın.
  67. Banyo yapmak yerine duş alın.
  68. Ağaç kesilmeden üretilen tebrik kartlarından kullanın. (Daha önce hiç duymamıştım ama gerçekten böyle kartlar varmış. Aklımızda olsun!)
  69. PVC'den yapılmış oyuncaklardan uzak durun. ( Özellikle ahşaptan yapılanlar daha çok hoşuma gidiyor. Hele çocuklar ve anne-babalar oyuncakları kendileri üretince daha da güzel!)
  70. Okumadığınız kitap ve dergileri bağışlayın.
  71. Perc kullanmayan kuru temizlemeci bulun. ( "Perc kullanıyor musunuz?" diye sorsam kuru temizlemecinin yüzü ne hal alır? Şaka bir yana dikkat etmeli böyle şeylere...Hem dünyanın hem kendimizin sağlığıyla oynuyoruz yoksa. )
  72. Geri dönüşümden üretilmiş kağıt kullanın. (Bir ara araştırdım geri dönüşümden çıkma kağıdı. Bir türlü nerede satıldığını bulamadım. Geri dönüşüme çok kağıt topluyorum ama...)
  73. Bilgisayarınızın enerji tasarrufu ayarlarını optimize edin. (Uzun zaman önce yapmıştım.)
  74. Patronunuzu çalışma sürenizin bir kısmında evden çalışmak (telecommute) için ikna edin. (Kaç patron ve hangi şartlarda ikna olur bilmiyorum ama hayalimdeki çalışma tarzı budur. Pijamalarımla, canım istediğinde kahve içerek :))
  75. Desktop bilgisayar yerine laptop bilgisayar kullanın. (Ne gibi ekolojik bir değeri olduğunu bilmiyorum ama öyle yapıyorum.)
  76. Lüzumsuz postalardan kurtulun. (Bir yıl önce bu konuda girişimde bulundum ve gereksiz reklam postalarından epeyce kurtuldum. Büyük ferahlık!)
  77. Ağartılmamış kağıt kullanın. (Genellikle kullanılmış kağıtların arkasını kullandığımdan kağıt satın almıyorum pek.)
  78. LCD bilgisayar monitoru kullanın. (Hem daha sağlıklı, hem de daha tasarruflu olduğunu duymuştum. Enerji açısından... Bir sonraki bilgisayarımda düşünebilirim.)
  79. Mümkün olduğunca dijital iletişim yöntemlerini kullanın. (Evet, çevre açısından daha doğrusu bu. Ama bir posta kartının yerini de bir e-kart tutmuyor her zaman!)
  80. Fax makinası yerine fax-modem veya e-faxing hizmeti kullanın.
  81. Bahçenizde kimyasal gübre kullanmaktan vazgeçin.
  82. Çim biçme makinalarının gazla çalışanlarından kaçının.
  83. Yaşadığınız bölgeye ait bitkiler yetiştirmeyi tercih edin.
  84. Organik kesme çiçek satın alın. (Nereden buluyoruz bunu?)
  85. Bir ağaç dikin. (Kendim hiç ağaç dikmedim ama pek çok ağacın dikimini maddi olarak destekledim, birkaç ağacın dikiminde de bizzat bulundum veya vesile oldum. Sayılır mı?)
  86. Bir hybrid satın alın. (Burada bir hybrid araç kastediliyor sanırım.)
  87. Arabanızı kendiniz yıkamak yerine bir araba yıkama servisine yıkatın. (Arabam yok ama olanlara söylemeliyim bunu, eğer bilmiyorlarsa.)
  88. Dizel bir araba satın alın. (Hiç araba almasam? Aram hoş değil onlarla...)
  89. Biodizel kullanın.
  90. Carpool yapın. ( Trafikte içinde tek kişi bulunan araçların çokluğunu gördükçe ben de hep düşünürüm bunu. Otomobillerin satatü sembolü olmaktan çıkıp fonksiyonel ulaşım araçlarına dönüştükleri günler gelirse belki yaygınlaşır bu alışkanlık.)
  91. Toplu ulaşım araçlarını kullanın. (Otomobilim olmadığından zaten toplu ulaşım araçlarının müdavimiyim. Ama sistemin iyi kurulmadığı şehirlerde "hadi arabadan inin, toplu ulaşım araçlarına binin." diye önermek hiç de gerçekçi değil.) (Fotoğraf: gananarama)
  92. Mümkün olduğunca yürüyün veya bisiklete binin. (Öteden beri çok ve severek yürürüm zaten. Bisiklet sürmeyi ise öğrenmem lazım. Belki bir gün...)
  93. Araba yolculuklarınızın sayısını azaltın.
  94. Mümkün olduğunca hava taşımacılığından kaçının. (Uçuş korkum bu konuda çok yardımcı oluyor "maalesef" :-((
  95. Otomobilinizi düzenli bakım ile arızalardan koruyun.
  96. Karbon veya yenilenebilir enerji kredisi kullanın. (Anladığım kadarıyla bireylerin değil şirketlerin yapabileceği bir şey bu...)
  97. Çevre ve sosyal yardım kuruluşlarına bağışta bulunun.
  98. Yardım kuruluşlarında gönüllü çalışın.
  99. Sizi temsil ettiğine inandığınız politikacılara konu hakkındaki hassasiyetinizi yazın.
  100. Yatırımlarınızın çevreye zarar vermeyen ve sosyal açıdan sorumlu yatırımlar olmasına dikkat edin.
  101. Ahlaklı bir banka ile çalışın. (Biliyorum, Türkçe'ye çevirince "var mı öyle olanı?" dedirtiyor, ama İngilizce'de böyle bir kavram var. Alışverişlerimde az da olsa dikkat ederim bu konuya, sosyal bilincini daha yüksek bulduğum firmaların ürünlerini tercih etmeye çalışırım. Finans sektöründe nasıl bulunur öylesi, bilmiyorum.)

Böylece dikkat ettiğim pek çok şeye rağmen, daha yapmam gereken ne çok şey olduğu ortaya çıktı.

Çarşamba, Mart 21, 2007

Enerjiden tasarruf...

Hafta sonu okuduğum bir dergide enerji tasarrufu hakkında bir test vardı. Şunları öğrendim / tekrar hatırladım:


  • Gıdaların taze tutulması için buzdolabında ısının 7 derece olması yeterliymiş. Yani bundan daha fazla soğutmaya gerek yok, boşuna enerji kaybı...
  • Aynı şekilde dondurucularda da ısı -18 dereceden daha az olmamalıymış.
  • Fırın ve benzeri ısı kaynaklarının yakınına yerleştirilen buzdolapları daha fazla enerji tüketirmiş.
  • Enerji tasarrufu sağlayan özel duş başlıkları bildiğimiz duş başlıklarına göre %50 daha az sıcak su tüketmemize yardımcı olur, dolayısıyla enerji tüketimini de yarı yarıya azaltabilirlermiş. Değiştirmeye değer...
  • Enerji tasarruflu lambalar (Internette yaptığım ufak bir aramaya göre bu lambalar kompakt floresan ampul olarak da biliniyor.) bildiğimiz akkor lambalardan daha pahalı olmalarına karşın kullanırken hem oldukça tasarruflu, hem de çok uzun ömürlülermiş. 60 Watt'lık bir akkor ampulün aydınlattığı mekan için 11 Watt'lık bir enerji tasarrufu ampulü yeterli oluyormuş. Üstelik on kat da uzun ömürlü oluyormuş. Ekonomik nedenlerle bir evde tüm ampullerin değiştirilemediği durumlarda bile her akkor ampulün yanması/bozulması durumunda enerji tasarrufu sağlayan muadiliyle değiştirilmesi (yani geçişin aşamalı yapılması) bile büyük fark yaratıyormuş.
  • Televizyon, bilgisayar, video vb. elektronik cihazların Stand-by modunda bekletilmesi elektrik faturalarında pek hissedilmese bile toplamda ülke ekonomisine büyük yük getiriyormuş. Yani bu cihazları kullanmadığımızda tamamen kapatmak daha doğru...
  • Hanelerde enerji tüketiminin en büyük bölümü (%80 civarı!) ısınma için yapılmaktaymış. Yani bu konuda yapılacak çok şey var. Örneğin oda sıcaklığının sadece bir derece düşürülmesi %6 enerji tasarrufu sağlıyormuş.
  • Önemli olan her odayı uygun ısıda tutabilmek. Yatak odaları için 16 derece yeterli iken, oturma odalarının bundan biraz daha ılık olması , çocuk odalarında ise ısının 21 derecede tutulması (ve bundan daha sıcak olmaması!) öneriliyor.
  • Doğru havalandırma da önemliymiş. Pencerelerin sürekli açık tutularak odaların boşu boşuna soğutulması yerine gün içinde tüm penceleri ve kapıları açarak tüm evin aynı anda 5 dakikalığına havalandırılması yeterlimiş. Gerekli durumlarda 2-3 kez tekrarlanabilirmiş tabii...
  • Elektrikli ev aletlerini satın alırken enerji tüketim durumlarını da göz önüne almalıymış. Pek çok beyaz eşya belli bir enerji tüketim sınıflandırmasına göre etiketlenmiş oluyor. Buna göre A++ sınıfı aletler özellikle tasarruflu, G sınıfı aletler çok enerji harcıyor.
  • Kimi ev eşyaları alternatiflerine göre daha az enerji tüketimine sabep oluyormuş. Örneğin ocak üzerinde su kaynatmak veya yumurta haşlamak yerine su ısıtıcısı ve yumurta pişirme makinası kullanmak daha tasarruflu ve ekonomikmiş. Gaz fırınları da elektrik fırınlarına (ceran ve indüksiyon) göre daha enerji dostuymuş.

Perşembe, Mart 08, 2007

Yaşamınızdan fazlalıkları çıkarın

Pazar günkü ufak temizlik sırasında Voluntary Simplicity üzerine pratik ipuçları içeren bir kitaptan aldığım bir not da ortaya çıktı. Ne yapacağımı düşünürken en iyisinin notu buraya, yani doğru yere arşivlemek olduğunu farkettim. Kitabın yazarını ve adını şu anda hatırlayamadım.

Yaşamınızdan fazlalıkları çıkarın:
Tüm evi, varsa arabanızı ve deponuzu dolaşarak ihtiyacınız olmayan eşyaları belirleyin.
Burada işe yarayacak kural: Eğer bir eşya bir yıl veya daha fazla zamandır kullanılmamışsa evden çıkmaya aday olmalıdır.
Bu tür eşyaları atılabilir, hediye edilebilir, bağışlanabilir, bit pazarında satılabilir vb. şeklinde ayırın.

Pek çok eşyadan vazgeçmek ilk anda kolay olmayacağı için bu tür büyük temizliklerin bir kaç seansta tekrarlanarak tamamlanması işi kolaylaştırabilir.

Kullanılmayan, ihtiyaç duyulmayan ama ayrılmak istemediğiniz şeyleri bir poşete ya da kutuya koyup, üzerine uzun bir süre sonrasının ( 6 ay veya bir yıl gibi) tarihini atın. Eğer bu süre içinde paket hiç açılmamışsa, kurtulun içindekilerden...

Cuma, Ekim 13, 2006

Hafif Yaşam Kılavuzu

"Hafif Yaşam Profili" diye geçiyor adı. Ama bence ne anket, ne profil...
Basbayağı bir hafif yaşam kılavuzu:

http://www.eartheducation.com/eeanb-5r01.asp