"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Mart 17, 2008

Internetinizi nasıl alırdınız?

Bundan böyle bu soruyu da "sade" diye yanıtlamak kararındayım!

Sorun şu:
Bilgisayar başında, internette çok fazla vakit geçiriyorum. Bir süre önce Yaban da aynı şeyden şikayetçiydi. Tam benim kendimce çözümler tasarladığım günlerde, o kendine günlük 90 dakika internete giriş hakkı tanımıştı hatta. Ben basit hedeflere varmak için hep karmaşık yollar seçen biri olarak "Günde 90 dakika! nokta." diyemedim kendime.
Herşeyden önce internetteki günlük gezintilerimin verimsizliği rahatsız ediyor(du) beni. Bütün gün gez, dolaş, fakat gün sonunda gidilmesi gereken sitelere gidilmemiş, araştırılması gereken konular araştırılmamış, yazılması gerekenler yazılmamış olsun. Çok yemişim ama sofradan aç kalkıyorum gibi bir his. Hoş değil :((

Şöyle dedim kendime:
1. İlgilendiğin konularda bütün web sitelerini okuyamazsın, üstelik okuman da şart değil. Gerçekçi ol, seçici ol.
2. Her siteye her gün gitmen gerekmiyor. Bazıları (örneğin tartışma grupları ve forumlar) en fazla haftada bir ziyaret edilse de olur.
3. Günlük gazeteler her gün düzenli olarak ziyaret edilmeli.
4. Bu kriterlere uygun hep ziyaret ettiğin (veya etmek istediğin) sitelerin listesini çıkar.
5. Yasakçı olma, esnek ol. (Kendimi biliyorum, ne kadar yasak, o kadar çok başkaldırı)

Şöyle bir şey oluşturdum sonra da:
Masaüstünde haftanın her bir günü için bir klasör açtım. Her günün klasörüne düzenli okumak istediğim 3 gazetenin kısayollarını attım. Bildiğim her dilden bir gazete seçtim ki bir taraftan dil pratiği yapayım. Seçtiğim gazetelerin hem haber, hem de dil açısından kaliteli olmasına dikkat ettim. Her haberi "Flaş, flaş" şeklinde yanıp sönen, bol renkli, bol abartılı, cıvıl cıvıl velakin içeriği boş gazeteler elveda! Bunun dışında her günü ilgilendiğim bir konuya ayırıp o konuda seçtiğim en çok 3 sitenin kısayolunu ilgili klasöre koydum. Pazartesi: ekonomi -finans, Salı: basit yaşam, Çarşamba: bebek bakımı, Perşembe: dil, gibi... Ardından takip ettiğim web günlüklerini haftanın günlerine paylaştırdım. Yine günde en fazla 3 günlük olmak üzere...Sonunda her gün web ziyaretlerimi mümkün olduğunca bu plana göre yapmaya başladım. Bazı günler öğleye kadar tüm web ziyaretlerimi tamamlayıp bilgisayar başından kalkabilecek kadar azimliydim, bazı günler su koyuverdim; o site senin, bu site benim plan dışı dolaştım. Bu arada ilk planın aksayan yanları su yüzüne çıktı: bazı günlere çok yüklenmişim örneğin. Ayrıca takip etmek istediğim yeni siteler ve listeden çıkarmak istediklerim belirginleşti. Yani haftalık planı bir (iki?...üç?...) güncelleme bekliyor.

Ve bir de...
Internet kullanımımı bu şekilde bir düzene koymayı az çok başarınca cesaretlendim doğrusu. Hafta içi bir günü tamamen internetsiz geçirmeye karar verdim. Kimileri "canım ne var bunda?" diyebilir ama seyahatler dışında böyle bir günümün hiç olmadığını farkettim ben. On dakikada olsa e-mail kontrolü için bilgisayar başına geçiyorum ve çoğu zaman devamı da geliyor. Her neyse, geçen gün ilk denememi yaptım. Bile isteye, bilinçli olarak internetsiz bir gün geçirdim. Zor muydu? Evet, zordu! Bilgisayar ve internet bir zamandır televizyonum, radyom, kitabım-dergim ve telefonum haline dönüştüğü için zordu biraz da. Kendimi oruç tutmuş gibi hissettim. İşte bu yüzden, bu bağımlılık duygusu hiç mi hiç hoşuma gitmediği için, her hafta bir günümü bilgisayar başında oturmadan geçirme kararım kesinleşti.

Bundan böyle bazı günler çevrimdışı, "yaşamiçi"yim.

9 yorum:

  1. şunu ben de yapabilsem çok sevinecegim.dedigin gibi bilgisayar hem radyo,hem gazete,hem de telefon olarak kullanilinca böyle bütün gün acik duruyor,gerekli gereksiz çok vakit harcatiyor,insani yormasi da cabasi! bir dönem biz de Pazar günlerini bilgisayari acmadan gecirdik ama radyo dinledigimiz icin,tekrar acmaya basladik sonra.bir de su var,Defne uyanikken dogru düzgün kitap,gazete okuyamadigim (TV zaten seyretmiyoruz biz Defne uyanikken) icin,bari internetten bir sey okuyayim diyorum,böylece her sey sarpa sariyor ;)
    senin konulari günlere göre planlaman bana da ilham verdi, ben de deneyecegim bunu,sagol ;)

    YanıtlayınSil
  2. Benimde bilgiayaraım açık duruyor tüm gün. Özellkle bizim gibi sürekli öğrenme aşkıyla yaşayn insanların tüm gününü alabiliyor bazen. Ben işimin olmadığıgünler yapıyorum artık tüm ziyaretleri ve araştırmaları. Bİr ara o kadar sardırmıştım ki internete Derin le günde sadece 1 saat oyun oynadığımı fark ettim. İşte bu vicdan azabı beni kendime getirmeye yetti de arttı bile. Sen de bayağı disiplinli çalışmışsın :)Ama ben senin gibi bir plan yapsam bakmak istediğim diğer siteler de kurcalamaya başlar bana da bak! bana da bak! diye. O yüzden sadece gerçekten boş zamanım varsa yazıyorum artık. Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  3. Sevgili Evren; yazini tamamladigin slogan bir cok seyi özetledi!! Cevrimdisi-Yasamici :)) Cok istiyorum aslinda ben de bilgisayari düsünmeyeyim bile. Ancak kisacik bir seyahatte bile "mail gelmis midir, su sitede bunlari arastiracaktim dönüste ilk is, sunu da yazip yollasa miydim" gibi düsünceler insani yiyip bitiriyor. Benim sorunum, bir yandan sürekli bilgisayar basinda calismam gerekliligi. Aklima bir sey takildiginda ister istemez kurcalamaya basliyorum ve zamanin nasil gectigini anlayamiyorum bile. Sonuc: vicdan azabi!!

    Yine de denemeye deger bir davet olarak görüyorum yazdiklarini kendi adima da!! Hem belki tez hizlanir, hazir havalar güzellesiyorken ben disari atarim kendimi bir iki saat, elimde sürünen kitabi tirtiklarim bir kenarindan, seninle ve Berceste ile tartistiklarimiza daha cok yogunlasabilirim...Yapilacak cok sey var!!! Ben de deneyecegimmm, umarim icimdeki iradesizlik canavarinin üstesinden gelebilirim...

    YanıtlayınSil
  4. Benim de düzenli okudugum gazeteler, daha dogrusu günlük okunmasi gereken bir listem vardir. Ama bazen dagitiyor insan konulari, daldan dala atliyor. Bosuna zaman harciyor. Gerci simdi bebegim var. Büyüdükce benden daha da cok ilgi bekliyor ;)

    YanıtlayınSil
  5. Bir yandan cok sasiriyorum, boylesine benzer dertlere benzer bir zamanda nasil düstügümüze... Bu günlerde ben de ayni duruma bir cozum bulmaya calisiyordum. Isil arkadasin da dedigi gibi yurtdisinda oldugum ve radyo da dinlemek istedigim icin, bilgisayar cogu zaman acik kaliyor ama ben her her gün saatlerce internet üzerinde okuyacak yeni $eyler bulup, ve her birini her seferinde dogru bir sekilde eleyemeyip, örnegin kitap okumaya fazla vakit ayiramiyorum. Senin izleyecegin yol bana da cok uygulanabilir geldi. Denemekte fayda var. Tesekkürler:)

    YanıtlayınSil
  6. Hello. This post is likeable, and your blog is very interesting, congratulations :-). I will add in my blogroll =). If possible gives a last there on my blog, it is about the Câmera Digital, I hope you enjoy. The address is http://camera-fotografica-digital.blogspot.com. A hug.

    YanıtlayınSil
  7. Herkese merhaba,
    Anlaşılan ortak bir dert bu. Tam bir aşırı bilgi yüklenmesi durumu da cabası.Yazdıklarım işinize yararsa sevineceğim. Deneyimlerinizi veya bulduğunuz başka yöntemleri yazarsanız karşılıklı olarak faydalanırız diye düşünüyorum. Benim verimli internet kullanma arayışlarım devam ediyor.
    Çok selamlar

    YanıtlayınSil
  8. Evren Bloglines diye bir takip sitesi var, takip ettiğin blogları oraya kaydediyorsun, o bloglara yazı eklenince tarayıp senin bilgine sunuyor, ayrı ayrı sayfa ziyareti yerine tek noktadan tarama yapmış, vakit kazanmış oluyorsun.

    YanıtlayınSil
  9. Asliberry, bu yazidan sonra bloglines, google reader ve benzerlerini kesfettim ama yine de yetisemiyorum. Sanirim sorun benim bloglarda dolasirken ölcü bilemememde...

    YanıtlayınSil