"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Perşembe, Mart 20, 2008

Bir de litchi/lychee/liçi var

Kendi kendime "bu ne yerelleşme perhizi, bu ne litchi turşusu" demeden geçemiyorum. Evet, aldım. Çin'den gelirmiş, çok yol katedermiş, yerel mevsim meyvelerini yemek daha doğruymuş demedim. Ocak'tı, Malta'ya geri döneceğimiz günlerde... Bir taraftan bavul toplayıp bir taraftan vedalaşmaya gelen bir arkadaşımla sohbet ediyordum. Elimdeki litchi çekirdeklerine bakarken... Litchi çekirdekleriTamam, tamam, anlaşıldı, o eski hikaye. Limon çekirdeklerine, elma çekirdeklerine, hurma çekirdeklerine ve hızımı alamadığımda avokado çekirdeklerine ne olduysa o oldu. Ama bir dakika, o kadar hızlı değil. Elimdeki litchi çekirdeklerine bakıyordum, değil mi? Sonra ıslak bir kağıt mendile sardım onları. 3 taneydiler. Küçük bir naylon poşetin içine koydum, ağzını sımsıkı bağladım. Bavulun bir köşesine yerleştirdim. Buraya döndüğümde öyle beklettim biraz. Bir akşam farkettim ki biraz dediğim, bir ay olmuş. Merakla açtım minik paketimi. Kağıt mendil hala nemliydi ve... litchi çekirdekleri filizlenmişti! Üçü de... (Bkz. yandaki fotoğraf)
Çekirdeklerden birini bir süre sonra ektim. Diğer ikisini ne yapacağımı bilemedim bir süre. Bu eve üç litchi fazla. Sonunda bahçeli evi olan ve ziraat okumuş bir tanıdığımıza verdim onları da. Eğer tutarsa Malta'nın ilk litchisi olabilir (mi?). Neyse, bendekinden daha emin ellerde oldukları kesin :))

Benimki 10 gün önce topraktan başını çıkardı. Neye benzeyeceğini önceden bilmek istememiştim aslında. Sürpriz olsun diye umuyordum. Arada bir göz atmayı sevdiğim bir bahçe günlüğünde karşıma çıkıverdi. Gözümü kapatamadım, görmüş bulundum :)) Aşağıdaki de bizim evin litchisi. O da kızıl olacak, belli. Duruşunda da bir Asyalı hal var bence.

Litchi ve karahindiba



Bu küçük, uyduruk saksıda ne kadar büyüyebilir, bilmiyorum. Kendimi burada çok kalıcı göremediğimden büyük bir saksı satın alıp ona aktarmaya da elim varmıyor. Litchiyi zamana bırakıyorum.

Laf açılmışken bahçeden haberler:
-Latin çiçeği: Keyifsiz, sararan yapraklar var. Pencere önünden çektim, biraz daha iyi gibi.
-Turp: Toprağa ekmiştim, önce gayet keyifliydi, sonra sararıp gitti. Ya sularken kökünü zedeleyecek bir şey yaptım (çünkü daha tutunmamıştı toprağa), veya zaten buraya kadardı. Bunu araştırmalıyım. Yerine bir latin çiçeği daha ektim.
-Karahindiba: İkinci fotoğrafın sağından görüldüğü üzere serpilmeye karar verdi, iki yaprağı var.
-Kızıl yapraklı fesleğen: Tohum paketine bakılırsa her mevsim iç mekanlarda kolaylıkla yetişirmiş. İkinci kez deniyorum, ilk yapraklardan asıl yapraklara geçemiyor bir türlü. Safinaz gibi uzayıp duruyor. Ustalara bakılırsa fesleğeni tohumdan yetiştirmek zormuş. Onlar da böyle derse, ben bir şey ummayayım bari. Safinazı da zamana bırakıyorum.
-Mercanköşk: Bu da ikinci denemem ve ikinci seferdir fesleğenden daha çalışkan. Yavaş yavaş ama tutarlı bir şekilde gelişiyor. İlk asıl yaprak çiftini verdi bile. Biraz safinazlık eğilimi mercanköşkte de var. Üstelik tam cam önünde olmasına ve güneş sorunu olmamasına rağmen...
-Kekik-nane: Bunu yol üstündeki çiçekçi amcadan almıştım. "Nane mi bu?" diye sordum, her zamanki ikilemeyle "Evet, evet bir menta türü" deyişinden zaten şüphelenmiştim. Eve getirip tadına bakınca düpedüz kekik gibi geldi bana. Türlü türlü nane var, belki kekik aromalı bir nane türüdür bu. Üst yapraklarından aldıkça deli gibi uzamaya başladı, bu aralar alt ve kenar yaprakları topluyorum ki biraz derli toplu bir hal alsın.

İlgilenenler için litchi hakkındaki Wikipedia girişleri:
Liçi (Türkçe)
Lychee (İngilizce)
Litchi (Almanca)

9 yorum:

  1. Litchi ve Fysalis Almanya'ya geldikten sonra tanistigim meyvelerden.Ikisini de cok sevdim.
    Senin ektigin bitkileri gördükce nasil özeniyorum anlatamam, ama simdilik bir girisimde bulunamiyorum. Cünkü balkonumuz yok.
    Umuyorum balkonlu bir eve gecince ben de cicek ve bitki yetistirmeye baslayabilecegim. En cok da yogurt kabindan saksi isareti yapmak icin sabirsizlaniyorum :)
    Bu arada sayfanin yeni görünümü ic acici ve cok güzel...

    YanıtlayınSil
  2. Senin bu bitki dünyasına doğal bir yeteneğin var. Bİr çocuk saflığıyla oradan oraya bitki macerasında koşturuyorsun. Bir de bahçen olsa demek ki kimbilir neler yapıcaksın :)Ben ilk defa duydum bu bitkiyi...Merak ettim verdiğin Türkçe bağlantıyı tıkladım ama öyle bir bilgi çıkmadı karşıma. Link de bir sorun var galiba...Öpüyorum...

    YanıtlayınSil
  3. Allah iyilğini versin senin. Liçi ne ola ki diye diye okudum sonuna kadar. Sonunda anladım İngilizcesini görünce :) İlk defa Çin yeni yılında Çinli bir arkadaşın yabancı hanımlar gününe getirmesi ile tanışmıştık kendisiyle. Pek severim, tadını, kokusunu. Dilerim tutar ve güzelce büyür. Hadi hayırlısı... Hani derler ya İngilazlar ''Green finger'' ' lardansın sen de herhal :P

    YanıtlayınSil
  4. Aaa ben bu aralar liçiyi bulamıyorum burada, mevsimi mi geçti acaba? Bulsaydım eğer birkaç hafta önce ben de yazmış olacaktım, aklımdaydı çünkü. :) Güzel bir meyve, severim kendisini. Ayrıca senin şu bahçecilik işlerine ve azmine de hayranım.

    YanıtlayınSil
  5. Demet,
    Bu iş için balkon şart değil ki. Büyük beklentilerin yoksa (domates, patates falan yetiştirmek gibi) pencere önünde, küçük saksılarda da bir şeyler yetiştirebilirsin. Balkonlu eve kadar pratik yapmış olursun :))
    Sayfaya biraz daha yayıldım, farketmişsin :))

    Hande,
    Haklısın, linkte Türkçe karakterden kaynaklanan bir sorun olduğunu farkettim, düzeltmeye çalışacağım.

    Berceste,
    Bu yazıyı yazana kadar Manş'ın ötesinde Lychee dendiğini bilmiyordum ben de. Galiba en iyisi Liçi deyip geçmek. Daha doğrusu zaten öyle diyoruz da, Liçi yazıp geçmek... :)) Başlığı da güncelleyeceğim. Green finger olmak için daha kırk fırın ekmek yemem lazım.

    Yaban,
    Yanılmıyorsam liçinin vakti geçti. ben Almanya'da Aralık - Ocak aylarında görüyordum.

    Selamlar

    YanıtlayınSil
  6. Evren ciğim teşekkürler. Baktım ve ancak resmini görünce tanıyabildim :)Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  7. Gecen Aralik'ta İzmir'e gittigimizde Konak'ta sokakta minicik bir külahın icinde satiyorlardı,"adi ne bu meyvenin" dedigimde de "dag cilegi" dediler.Oysa ki dag cilegi baska bir seydir,degil mi?

    YanıtlayınSil
  8. Merhaba Işıl,
    Liçi(Litchi chinensis) ve Ağaç çileği (veya dağ çileği veya kocayemiş) (Arbutus türü) birbirlerine çok benziyor. Ben ikinciyi görmüş ya da yemiş değilim, fotoğraflardan biliyorum. Liçinin soyulması kolay ama yenmeyen kabuğuna karşılık ağaç çileği olduğu gibi yeniyor sanırım. Ağaç çileği denince Tijen'in kitaplarını anmadan geçemiyorum. Hem "Bir Ot Masalı"nda hem de "Meyve Ağacından Hikayeler"de bahsetmişti ondan. Adı ne olursa olsun, alıp yemişsinizdir umarım :)))

    YanıtlayınSil
  9. iyy bi kere yedik igrenc bisi

    YanıtlayınSil