"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Mayıs 10, 2010

Sabah çiyi

Bir süredir aklıma takılan bir soruya daha yanıt buldum. Hem rahata kavuştum, hem de doğanın gücü ve cömertliği karşısında yeniden hayranlık duydum:

İlk Yoğurt

Yazı Atlas dergisinde Haziran 2006'da yazılmış; bu kadar geç keşfettiğim için üzgünüm. İnsanlığın kaybolup giden kadim bilgileri için de...

12 yorum:

  1. Karinca yuvasi cikisindaki tepeciklerden toplanan toprakla da yapiliyormus. Bilim Teknik'te yayinlanmisti bir sure once. Bilim Teknik ne yazik ki online aramaya izin vermiyor herhalde ama internette bu kelimelerle arama yapinca, bahsettigim makaleye atifta bulunan bir cok yazi gorebilirsin...

    YanıtlayınSil
  2. İnsanlığın kadim bilgilerini arayan, bu zamanda yaşayıp içindeki şaman kadını bulan güzel Evren..

    her seferinde bunu hissediyorum, bu bloğa geldiğimde...Toprağı seven, bulutları seven, gökyüzüne aşık bu kadın içime güven yayıyor her seferinde...

    şimdi linklere tıklayacağim....

    YanıtlayınSil
  3. Cok cok ilginc! Ciyde nasil bir bakteri var acaba? Nazar degen sut urunlerinin ustune serpilen corekotunu da cok ilginc buldum. Kim bilir nasil bir etkilesimi var.

    YanıtlayınSil
  4. Ah Evren! Keşke bu bilgiyi gecen hafta edinseydim. Hıdrellezde mutlaka denerdim. Seneye artik.

    Fethiye de yazmış, ben de karınca yumurtalarından maya yapıldığını okumuştum. Karıncaların çıkardığı o toprak yığınlarını biraz deşince altlarda minik beyaz yumurtaları olurmuş. Onlar toplanıp maya yapılırmış.

    Doğanın gücü, mucizesi işte. Arayıp bulana ne mutlu!

    Erikle yaptığın ekşi maya deneyimin nasıl oldu?

    YanıtlayınSil
  5. Ilk defa duydum. Dogrudur. Ama yilda bir defa sadece hidirellez sabahi, safak vakti, sabah namazi oncesi oluyor! olmasi o insanlarin inanciyla ilgili gibi degil mi?! Ben yilin baska zamanlarinda da olur o is diye dusunuyorum belki bahar gunlerine has birsey, ama onlar oyle inanmissa tutmaz onlarinki!baskalari denemeli;-)

    YanıtlayınSil
  6. Fethiye,
    verdiğin bilgi için teşekkürler. Yeni sorularla doldum sayende :) Şurada mesela bahsettiğin türden bir atıf var. Yoğurdu mayalayan laktik asit bakterileridir ya, karınca toprağı veya yumurtasında bu bakterilerden mi var, yoksa süreci başlatan başka bir madde mi (formik asit gibi); okuduklarımdan çıkaramadım. Bahar sabahı toplanan çiyin yapraklarda gezinmiş karıncalardan kalmış salgıları içerdiği için etkili olduğunu da okudum bir yerde. Bunlar ne kadar bilimsel, bilmiyorum ama ilginç olduğu kesin.

    Burcu,
    Ben sadece meraklı bir çocuğum, o kadar :)

    Selen,
    Çörekotu da çok eskilerden bilinen, önem ve değer atfedilen bir bitki Doğu'da. Batı'da değeri yeni anlaşılıyor. İlginç bir yazı okumuştum hakkında. Biraz araştırıp ben de yazmak istiyorum çörekotu hakkında. Belki o zaman buluruz bazı ipuçları...

    Münevver Hanım,
    Denerseniz sonucunu paylaşın lütfen. Tek şüphem bugünün şehir ortamında bahar çiyinin de, karınca yumurtalarının da yörüklerin dağlardan topladığından farklı olabileceği yönünde. Ama kimbilir, belki doğa o kadar da cömerttir. Erikle yaptığımız deneme o yazıda yazdığımdan öteye gitmedi. Ağustos civarı Almanya'da kızılcıkla denedim. Biraz ılık suda, yıkanmamış kızılcıkları beklettim. Süzdüğüm suya un ekledim. Küf ürettiğimle kaldım :)

    Lapis Lazuli,
    Haklısın, kısmen dini inanç ve gelenekler rol oynuyor bu işte. Belki de baharda belli bir süre içinde gelişen bir şey etkili oluyor. Belli ısıda, günün belli saatinde. "Hıdrıllez", "sabah namazından önce" onun gelecek nesillere aktarılmak üzere sembolize edilmiş halleridir belki. Bu tür inançların, sembollerin bilimsel gerçeklerle örtüştüğü çok olur. Laboratuarda benzer şartlar yaratılsa yılın her günü , her saatte yapılabilir belki. Ama susalım biz, seri üretim başlar sonra. Katkı maddeleri de cabası... :)

    YanıtlayınSil
  7. Evren, bi sey daha soyleyeyim o zaman! Ben o ciy tanelerinde mayalayici bir ozellik oldugunu bile dusunmuyorum! Dogrudur dedigim, o insanlarin bu gelenegi surdurup ciy tanesi ekleyip yogurt mayaladigi gercegi! Ama o yogurdu ciy mi mayaliyor ben bilimsel bir yazi okumadan supheliyim! Peki ne olabilir o zaman dersin hakli olarak...Bilmiyorum ama kullandiklari sut nedir, ne degildir, normal kosulda o iklimde onlarin elde ettigi sut de uc gun sarip sarmalaninca belki tutuyordur ama ciysiz denememislerdir falan...Cok mu uydurdum:-)))
    Yani ciy uzerine romantik siir sozleri haric bilimselligin ucundan kiyisindan hic bir bilgi de bulamadim biraz da ondan!

    YanıtlayınSil
  8. Aa, anladım ne demek istediğini... Evet, hiç bilimsel kanıt yok ortada, orası doğru. Keşke olsa... Ben ekşi maya denemeleri sırasında ortamdan çok ekmek mayası bakterisi avlamış olduğum için, yoğurt bakterilerini doğadan avlamanın o kadar imkansız/mantıksız olmadığını düşünüyorum sadece.

    YanıtlayınSil
  9. Cok hos bir hikaye, paylasim icin tesekkurler! Anneannemler de yaparlarmis bu islemi, tam olarak zamanini bilemiyorum ama ilkbahar yagmurlarinin baslangicinda oldugunu hatirliyorum. Ilk yagan yagmurlarda maya bakterisi bulundugu icin tutarmis maya, oyle aklimda kalmis. Doganin nimetlerinden biri daha...
    Sevgiler..

    YanıtlayınSil
  10. Benden ve Bizden,
    Sana bir şey sormak istiyorum ama e-mail adresini bulamadım. Bana bir e-mail gönderebilir misin?

    YanıtlayınSil
  11. Cok ilginc! Ben de incir yapraginin ya da incirin sapinin kirilmasiyla elde edilen sutle mayalamayi duymustum. Denemedim gerci.

    YanıtlayınSil
  12. Pınar, bunu ben de duymuştum. Bir tür tatlımsı, yoğurt kıvamlı ürün çıkıyormuş sanırım ortaya. Denemek istediğim bir şey benim de. Sonuç alırsak karşılıklı haber verelim :)

    YanıtlayınSil