"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Perşembe, Aralık 15, 2011

Çocugun mu var, çalışacak çok dersin var!

Bunlardan basla:
  • Cocuklara yönelik pazarlama üzerine carpici bir film :



Biraz da kendi cocugumla yasadiklarimdan bahsedeyim.
  • Birlikte alisverise gitmemeye özen gösteriyorum. Cünkü her zaman sinirlarini asma girisiminde bulunuyor. 2-3 yas civari yasanmis büyük market krizlerimiz var. Sorun cogunlukla yiyecekte cikiyor. Gerci gelisme var, cogunlukla "ondan daha güzeli var evde" ya da "Onu bosver, daha sagliklisini alacagim sana daha sonra" dedigimde ikna olmaya basladi. 
  • Televizyon seyretmesini mümkün oldugunca kontrol altinda tutmaya calistik. Aksamlari babasi TV izlerken diken üstünde. En ufak siddet iceren görüntüde baska kanala atlaniyor. Reklam zaten seyredilmiyor evde. 
  • Cizgi film konusunda yeterince tutarli ve kararli olamadik. Bilgisayarda ya da TV'de bazen cok fazla cizgi film seyrediyor. Seyrettigi cizgi filmler de bazen kontrolden cikabiliyor. Özellikle TV'de.
  • Bilgisayarda cizgi film disinda bir etkinligi olmasina olanak tanimadik. Mouse-klavye kullanmayi özellikle ögretmedik. Ben yirmili yaslarimda ögrendim mouse kullanmayi, gayet iyiyim bu konuda. Demek ki sincap icin de hala zaman var.
  • Marka ve logolari özellikle ögretmiyoruz. Merak edip sordugunda logoya özel anlam yükleyecegi yanitlardan kaciniyoruz.
  • Zaten aliskanlik olarak evde marka, moda, logo, trend üzerine hemen hemen hic konusma olmuyor. Genellikle kullandigimiz ürünlerden bahsederken "saglikli", "daha güzel", "seni büyütür", "akilli bir cocuk yapar" gibi isleve yönelik reklam yapiyoruz :)
  • Sabahlari giydirirken dilimin ucuna gelse de "oo, bununla cok yakisikli oldun, cok yakisti" vb. cümleler kurmamaya calisiyorum. Giydiklerine özel anlamlar yüklememesini istiyorum. Neyse ki, etrafinda ailede ve okulda giyime özel anlam yükleme sorunu olmadigindan bu zorlanmadigimiz bir konu.
  • Almanya'da TV kanallarinda reklam sayisi ve süresi az. Cocuklara yönelik reklamlar da... Yetiskinlere yönelik ürünlerde cocuklara yönelik mesajlar yok denebilir. Bu da yasamimizi kolaylastiran bir diger faktör...
  • Oyuncaklarimiz malum. Ama ayni zamanda bol miktarda plastik oyuncagi da var. Ayrica bazen ahsap vb de olsa oyuncak konusunda ölcüyü kacirabiliyoruz. Sütten cikma ak kasik degiliz bu konuda...  
  • En büyük kaziklari en yakinlarimizdan yedik. Jelatinli, yapay boyali sekerleri, lüzumsuz cikolatalari, vb. seyleri rastladikca eline tutusturan yasli bir komsumuzdan ögrendi. Tamamen iyi niyetli bir hareketti ama zarari büyük oldu. Yine cok sevdigim bir arkadasim, bir gün henüz yasi da uygun degilken yaris arabalariyla oynanan bir oyun armagan etti. Arkasindan aldigimiz bir cep kitabinin kahramanlarinin oyundakilerle ayni oldugunu fark ettik. Lightning Mc Queen ile böylece tanistik. Beslenme cantasini Lightning Mc Queen'lisinden secti. Yollarda bu cizgi filmin resimlerini tasiyan herhangi bir nesne gördügünde durup mutlaka seyrediyor. Youtube'da cizgi film seyrederken rastlarsak kacirmaya calisiyorum. Cünkü cok hizli akan ve siddet dolu bir cizgi film bence. Sonbaharda gittigimiz bir markette Hook seklinde bir oyuncak kamyon gördü, tutturdu. "Onu alacagimiz paraya bir sürü Simsek Mc Queen kitabi aliriz" pazarligiyla büyük bir krizin kiyisindan döndük. 
  • Anaokulu bazen dostum, bazen düsmanim. Bu yil sonbaharda eski usul, elle kullanilan bir kahve degirmeni bagislanmis anaokuluna. Ögretmenler "kim bir paket tane kahve alir, cocuklar cok seviyor degirmenle oynamayi?" diye sordu; ben hemen talip oldum. Günlerce siniflari kahve koktu; kücücük kollariyla degirmeni cevirip kahve ögütme cabalari görülmeye degermis; öyle dedi ögretmenleri. Artik kahvenin nereden geldigini, geleneksel ögütme seklini biliyorlar :) Kahve tanelerini yapistirarak kartpostallar, resim cerceveleri yaptilar. Dün duyuruldu ki, okulda Noel kurabiyeleri calismalari baslamis :) Zaten her sinifta firin dahil tam teskilatli mutfak var ve cocuklar ögretmenleriyle beraber kurabiye-pasta  pisiriyorlar zaman zaman. Annem bu yasta ben burnumu mutfaktan iceri uzatsam, "sen git bakiim iceri, dolasma ayagimin altinda" diye kovalardi beni. Cok seviniyorum bu yasta elleri bahcede camura, sinifta hamura bulasan cocuklari görünce. 
  • Anaokulunda Reggio Pedagojisi uygulaniyor. Ben cok bilmiyorum detaylarini. Gecenlerde yine bir duyuru asildi. Reggio pedagojisi cercevesinde gündelik nesnelerden oyuncaklar yapip oynama projesi  icin velilerden malzeme talep edildi. Yumurta kartonlari, kagit havlu rulolari, misir gevregi ve cay paketleri, yogurt kaplari vb. toplandi. Hepsi geri dönüsüme gidecekti. Cocuklar uzay gemileri, kuleler ve hayal gücleriyle yarattiklari baska nesnelere cevirdiler onlari... 
  • Fakat iste ayni anaokulu ögrenmesini istemedigim kimi gida maddeleriyle, popüler kültür kahramanlariyla ya da davranis bicimleriyle ("Coool! Anne pistole'm var benim, ates cikiyor icinden, cok cool!", "Anne Spidermann'im ben! Böyle böyle yaparim!")  de tanismasini saglayan yer. Bazen cocuklardan, ama bazen de ögretmenlerinden ögreniyor. Sirca sarayda  sade, dogal cocuk yetistirme imkanim yok. Kontrol altinda tutmaya calisiyorum, yeri gelince göz yumuyorum. Yeri geliyor kötülerin icinden en iyisini secmeye calisiyorum.
  • Hepsinden önemlisi, sincabi da kendimi de sıkmamaya, sakin ve serin kalmaya öncelik veriyorum. 
 Sen neler yapiyor, neler yasiyorsun?

    32 yorum:

    1. Ben ilerde çocuğum olunca/olursa tüm bu bilgilere başvurmak üzere önce okuyor, sonra da bir yerlere kaydediyorum. İnsanları gözlemliyorum bu arada, çocuklarıyla ilişkilerini ve çocuklarının davranışlarını,
      ; sonunda da çoğunlukla çocuk yetiştirmekten korkar oluyorum.

      YanıtlayınSil
    2. Ben en çok markalardan uzak tutuyorum. Şimdi üzerindeki resim yüzünden ona iki kat para vermemize hiç gerek yok biz sade ve sağlam olanını alalım kendi istediğimiz şeylerle süsleriz diyerek çanta alıyoruz örneğin. Defter kaplarımızı kendi sevdiğimiz posterlerden yapıyoruz. Yanlarında hemen hiç televizyon seyretmiyoruz. Ama çocuk kanallarımız bol. Günde iki saat en fazla. Küçükken bir keresinde bir çizgifilmden kötü bir söz öğrenmişti Metehan, böyle kötü sözleri söyleyeceksen hiç seyretmeyelim o filmi deyince vaz geçti :) Evdeyken kolay ama okulda çok etkileniyor çocuklar. Şimdi bizim cep telefonu istemimiz var hiç ihtiyacımız olmayan birşey diyerek almıyorum. Gelgelelim sınıfta bütün arkadaşlarında var.Nasıl iştir hiç inanılır gibi değil.

      YanıtlayınSil
    3. :)) mantıklı bir yazı. Ama ne kadar izole etmeye çalışırsak çalışalım sağdan soldan, yakın çevreden veya bulundukları sosyal ortamlarki (okul tabi ki) çocuklardan etkileniyor ve sizin telaffuz etmekten kaçındığınız şeyleri eve sokabiliyorlar. Aksine (çocuğun niteliklerine göre değişir gerçi) bu eve soktukları şeylerle sizi sorgulayabiliyorlar. Yani "bizde ondan alalım, bizde oraya gidelim" yapabiliyorlar. O yüzden artık çok sıkıştırmıyorum kendi çocuğumu. Şu an 4,5 yaşında ve sanırım geçen zaman zarfında 'popüler olarak kabul edilenin aslında çok da cazip olmadığı, etkisini kısa sürede yitirdiğini' deneysel olarak yaşattık ona inceden. O yüzden o lanet kanal CartoonNetwork'teki reklamlar bile canımı sıkmıyor bazen. O reklamı izlerken bir an geriliyorum "aha şimdi siparişi patlatacak" diye, sonra o şaşılacak bir şekilde "amaaan ne saçma dimi anne" diyebiliyor :))))

      YanıtlayınSil
    4. Bizim deneyimimiz çocukların eninde sonunda bizim davranışlarımızı kopyaladıkları şeklinde. Biz markaya önem vermiyorsak onlar da vermiyor, biz sağlıklı şeyler yiyorsak onlar da yiyor, biz şapka takıyorsak onlar da takıyor, vb. 16 yaşındaki kızımın arkadaşlarının iPhone'ları var, biz ona basit bir cep telefonu aldık artık bizden ayrı bir sosyal hayatı olmaya başlayınca. Televizyon ve bilgisayar hakkında çok birşey yapamıyoruz ne yazık ki... Bizim bu ve benzeri konularda en güzel sohbetlerimiz akşam yemeğinde ve hafta sonu kahvaltılarında oluyor.

      YanıtlayınSil
    5. Biraz özenmek güzel, ölçüyü kaçırırsak akıllara ziyan:)

      Biz neler yapıyoruz:
      -TV, bilgisayar kısıtlı. Bilgisayardan tamamen kaçmak imkansız artık, çünkü büyük oğlumun ödevleri, araştırma projeleri için malum bilgisayar şart. Okul bültenleri, okulumuz çevreci olduğu için kağıda basılmıyor, web sitesinden yayınlanıyor.

      -Abur cubur var ama jelatin, salam, sosis gibi eve asla alınmıyor. Evde sağlıklı beslenme kitaplarından uygun bulduğum yerleri çocuklara okuyorum. Artık dışarıda bir yerlerde bile görseler yemiyorlar.(madem Almanya`dasınız size bir kitap önereyim:Die Ernaehrungslüge- Hans Ulrich Grimm. ISBN 978-3-426-78393-1)

      -Oyuncak özel günler dışında almamaya çalışıyoruz. Seçiciyiz bu konuda, ailemizin en sevdiği Lego!
      Evet marka olayı, benzerleri var piyasada ama Lego kadar kalitelisini görmedim. Büyük oğlum şu sıralar Lego Technik meraklısı.

      -Evde her tür atık materyal değerlendiriyoruz. Her hafta mutlaka faaliyet var evde. Okullarda da öyle. Benimkiler bu konuda son derece bilinçli.

      -Okulda sınıfında herkesin Facebook`u, Psp`si var. Bizimkilerin yok, direniyoruz.

      -Kıyafette hiç markamız yok. Pazardan alıp giydiriyorum, hatta pantolonlarını yamalıyorum bazen.

      -Etraftan, okuldan, arkadaşlarından kötü laflar, kötü davranışlar öğreniyorlar bazen. Ama bu da normal, herkesin aynı şekilde davrandığı bir dünya sıkıcı olurdu.

      -Erken yattıkları için tv`deki hiçbir programı, hiçbir diziyi bilmiyorlar. Hoş biz zaten tv dizisi izleyen bir aile hiç olmadık.

      Liste uzun. Çocuklar, birileri emek verip anlatırsa ve uğraşırsa aslında birçok şeyin doğrusunu bilip, bilinçli davranabilirler. Çevre faktörlerinden engelleyemediğimiz şeyler olabilir ama bunun da normal olduğunu düşünüyorum. Bizler sonuçta bilinçli anne babaların çocukları olarak büyümedik, ona rağmen hayat mücadelemiz çok da kötü değil, birçok şeyin geç de olsa farkındayız ve ona göre davranıyoruz artık.

      YanıtlayınSil
    6. merhaba :)
      Yine cok güzel bir yazı ve hatta örencilerim için hazırladığım webquest (zunal.com/webquest.php?w=120583) ödevine kaynak olarak ekleyebilecegim bir link bunun için de ayrıca teşekkürler.
      Ben neler yapıyorum. Sizin sincapla yapmaya çalıştıklarınızın benzerlerini yapmaya calışıyorum. Şöyleki:
      2-2.5 yaşına kadar çikolata şeker yemedi (büyüklerle gerilsem de bu konuda katı olmaya calıstım)
      TV de sadece çizgi film izliyor. Maalesef Türkiye'de reklamlara saat vs. kısıtlaması yok. Bunu pek kontrol edemiyorum.
      Günlük TV izleme saatini TV yi kapayıp aktivite yaparak sınırlamaya çalısıyorum. Ama yine de kres sonrası 1-2 saat izliyor.
      Asya 3.5 yasında ama oyuncakcının sadece gezmek için gidilen bir yer oldugunu sanıyor. Yeni yeni anne sunu alalım mı diyor. Zaten almaya niyetim varsa kırmıyorum. Yoksa su an sadece bakacagımızı sonra alabilecegimizi söylüyorum.
      Tüketim felsefesinin bu kadar bonbardımanı altındayken oyuncakcı. market,alısveris merkezi gibi yerlerde cocuguma sonsuz söz ve secme hakkı tanımayı dogru bulmuyorum. Marketlerde artık kendine yönelik ürünleribiliyor. ama1 tane alabileceginide biliyor. Yaniya jelibon ya bonibon gibi. mümkün oldugunca cubuk kraker ve sade bisküvilere yönlendirmeye calısıyorum.
      Giyim kuşam konularında begenilerini söyleyen ama Allahtan cok giyime merakli bir kız cocugu degil.Kuzenimiz ve ablalarımız var Asya'yla oyuncaklarını,kitaplarını,giysilerini paylasan, hatta arkadasım var yine giysi ve oyuncak degis tokuşu yaptığım.Bunlar da bir hayli yardımcı tüketimden uzak durmamıza.
      Özetlersem en cok zorlandığım konu aksam TV saatini kısıtlamak çünkü alternatifi birlikte aktivite yapmamız ama hergün iş sonrası kolay olmayabiliyor. Aksam 6-9 arası.... su sıralar kendi basına oynamaktan cok hoslanmıyor. Sincap nasıl?
      Sevgiler

      YanıtlayınSil
    7. Benimkiler markalara duyarlı, mesela çizgi film kahramanlarının oyuncak, kitap ve ürünlerine meraklılar. Arada göz yumup favori çizgi film kahramanlarının oyuncaklarını aldığım oldu. Ama yaşları büyümeye ve algıları artmaya başladıkça Babaları ve ben bir şey satın almadan önce önemli olan şeyin alacaklarının markasından ziyade kalitesi ve işlevi olduğu üzerine o kadar çok konuştuk ki sanırım artık durumu kavradılar. Bu yaz küçük oğlana deniz terliği lazım oldu ama ayağına göre doğru dürüst birşey bulamadık. Ben de pazardan Ben10 taklidi bir çift terlik aldım. Tabi orjinal ürün olmadığı için adını Ten10 yazmışlardı terliğe. Azıcık ta çatık kaşlı yaptıkları için benim oğlanlar Ten10 in Ben10 in şeytan ikizi olduğuna karar verdiler. Ondan sonra da öyle çok eğlendiler ki o terlikle biz bile şaşırdık. Demek ki doğru bir şeyler öğretmişiz diye sevindik hatta. Sonuçta markaları tanıyorlar ama neyse ki bir marka saplantıları yok.

      YanıtlayınSil
    8. benadsiz,
      önceden bu islere kafa yormanin bir avantaji basa geldiginde aninda sapkadan tavsan cikarabilmek ;) insanin asil zorlandigi sey beklemedigi bir duruma makul bir yaklasim gelistirebilmek, özellikle de karsidaki dogasi geregi makul davranma cabasinda degilse :) bunun disinda korkacak bir sey yok, ve basa gelen öyle de böyle de cekiliyor zaten :)

      handan,
      senin cocuklarinin yasina geldiklerinde isler kolaylasiyor mu yoksa zorlasiyor mu? bana zorlasiyor gibi geliyor. okul ve arkadas cevresi yüzünden özellikle... cep telefonu konusunda gelismeleri merakla beklerim.

      derbay,
      merhaba :) haklisin. aslinda amacim daha cok buldugum linkleri ve filmi paylasmakti. kisisel "ben ne yapiyorum?" aciklamasi sonradan geldi, yazinin ana temasi degildi ve kismen eksik kaldi. son iki maddede dedigini özetlemeye calismistim ben de...

      Hande,
      Evet, ben de kesinlikle ayni seyi düsünüyorum. Yazida eksik kalmis bu da. Biz kendi yasadigimizdan daha farkli davranmalarini bekleyemeyiz cocuklarimizdan. Biz saglikli besleniyor, marka giyinmeden kendimize güven duyuyor, öyle ya da böyle harcamadan duramadigimiz izlenimi vermiyorsak cocuklarimiz da öyle olmak yolunda önemli bir adim atmis olurlar bence. Nurturia annelerinden biri bu yaziyi okuyunca "iyi ama ben bu kadar kasamam kendimi, ben ben olmaktan cikarim" demis :) Dogru, is kasilma hissine variyorsa orada bir yanlislik vardir. Kimse kimseden kasa kasa cocuk yetistirmesini bekleyemez :) Belli bir yasta sanirim aile disinda cevrenin, arkadaslarin da cok etkisi oluyor. Benim amacim su anda temel olani yerlestirebilmek ve kendi yasamimda örneklemek, arkadas ve grup fikirlerinin baskin oldugu dönemi olabildigince kazasiz belasiz atlatmak, sonrasinda da sagduyunun hakim olmasini beklemek :)

      Semi,
      tadinda olmasi gerektigine katiliyorum, cok mu sert yazmisim ? yani bizimki kati disiplin altinda yetisiyormus gibi :) örnekler icin tesekkürler :)

      Sebnem Oguz,
      size de cok tesekkürler örnekleriniz icin. Verdiginiz linkte baska güzel kaynaklar da gördüm. Giysi, oyuncak vb paylasmak da ayrica önemli bir konu. Üzerine söyleyecek cok sey var. Bir ara yazmak istiyorum bunu da...

      YanıtlayınSil
    9. tanidigim herkes asagi yukari ayni seyleri yapiyor aslinda benim cevremde, Turkiye'de olsaydik cok farkli olacakti eminim zaten tasinma sebeplerimden biri degilmiydi bu? Daha siradan, herkesin esit oldugu ayricaliklarin hayatimizdan ciktigi bir hayat. Ancak sirca sarayda cocuk biraz gerceklikten uzak bir durum bence, boyle olmamasi gerekiyor secimlerini yapabilecek yasa gelene kadar korumak evet ama tamamen koparmak hayir bu dunyada yasayacak alip basini birgun daga cikmazsa neticede.Flashmcqueen'de gecici bir durum, hic sevmesemde bu minik oglanlari buyuleyen birsey var onda!! perodik bu ilgiler sonra yerini dinazorlara birakacak, dinazorlardan diploducus'u cok sevdigi icin vejetaryan olan ve et yemeyen bir oglum var benim sacimi basimi yoluyorum onca yillik emeklerim bir dinazorla yikildi simdi turlu numaralar yapiyorum yemesi icin kisaca cokta abartmamak lazim zararin nerden gelecegini pekte kestiremiyor insan. Ayrica ve en onemlisi nasil bir ortamda yasiyorsa onlari benimsiyor ozel birseye gerek kalmadan oncelikle ana, babasi dunyayi tanimak icin sectigi rehberleri, sonra hayal gucu ve onu besleyecek kitaplar, dogada gecirdigi zaman.Ben boyle buyudum. Oglum gunler oluyor cizgi film seyretmiyor ama sinemaya gidiyoruz ki cizgi filmler cok fazla buyuklere hitap ediyor nasil nereden sececeksin asagi yukari hepsi oyle. Bizim evde tv seyredilmiyor haberler bile o varsa. 1,5 yasindan beri mutfakta yardimcim geleneksel kurabiye gunlerimiz var neyse kestim ipin ucu kacmadan...

      YanıtlayınSil
    10. biz markaciyiz, ne yalan soyleyeyim. The best is Tanri bizim markamiz.
      - Bilgisayar kullandirtmiyoruz
      - Tv buraya tasinana kadar hic seyretmedi yani 4 yasina kadar. Ben ona icerigi kontrol edilmis cizgi filmler aldim, minik bir dvd'miz vardi onda seyretti. Gunde bir tane yani 20 dk. Mesela Clifford. Maisy. Buraya gelince de iyice farkli olmasin diye aldik tv, seyrettigi kanalin reklami yok, bazen baska kanalda bir cizgi film secersek orda reklam cikinca degistiriyorum, asla tv nin karsisinda yalniz basina birakmiyorum. Bizi tv seyrederken hic gormuyor dolayisiyla buyuklerin programlarina cok yabanci, hic haberi yok.
      Hep arabada oldugumuz icin McQueen en sevdigi film ve 3 yildir 10 tane arabasi var ayni arabalarla oynuyor.
      - Beslenme cantasi en sevdigi hayvan ugurbocegi resmi baskili. Kahramandan cok ben sevdigi cicek bocek olursa onlardan almayi tercih ediyorum.
      - Hicbir markayi bilmiyor, barbiesi hic olmadi. Olur olmadik seylerle olur olmadik seyler kurmaya bayiliyor, ben de ona bayiliyorum :) bu hic korelsin istemiyorum.
      (tuvalet kagidi bitince rulolari topluyor, jengalarla yaptigi tren yolunun ustune tuneller koyuyor)
      - guzel oldum mu anne sorusunun cevabi hep ayni, sen hep guzelsin annecim, cunku onemli olan kalbinin guzelligi.
      -bin turlu sekeri markette gorunce soruyor, anne bunun icinde bizim yemedigimiz seylerden veya zararli seyler var mi diye? beraber okuyoruz etiketi. Zararli seylerin isimlerini soyluyorum bak icin bu varmis, bu cok cok zararli, ben sana guzel bulacagim sen merak etme diyrorum, olaysiz cikiyoruz. (cunku verdigim sozu hep tutuyorum ve o da biliyor bulacagimi) (cay saati oynarken bana sundugu yemekleri, size uzum getirdim organik!, bu pastanin icinde cok az seker var diye ikram ediyor :)
      - lolipola buraya gelince tanisti mesela, 4 yasina kadar hic yememisti. Cadilar bayrami sagolsun! Neyse organik markette organik meyve suyundan yapilmisini buldum, arada onu aliyorum, nefsi koreliyor :)
      Allah hepimize sabir versin tabii :) bu devirde cocuk buyutmek cok zor is !
      Cocuklari belli yasa kadar kontrol edebiliriz ama onemli olan onlarin dogruyu secme yeteneklerini aciga cikarma. Dogruyu ogretince onlar yanlisi deneseler de tekrar dogruya geri donuyorlar ve doneceklerine eminim :)
      Evrencim super yazi olmus, ellerine saglik, senden daha iyi kimse sunamazdi bunu :)

      YanıtlayınSil
    11. gene ben;) alisveriste yardimci bana oglus birseye elini atip bio'mu diye soruyor hayir ise yerine geri koyuyor! birde lolipop ornegimiz var her firina gidisimizde ki hergun ekmek almaya gidiliyor sonucta,kriz cikiyordu lolipop isterim diye evet frinlarda hatta eczanelerde bile lolipop satiyorlar!! en son bir gun canima tak etti gittim koca bir paket lolîpop aldim eve onun ulasabilecegi bir yere koydum, bunlar senin her gun bir tane yeme hakkin var dedim. Galiba bahsetmistim sana o gun bugundur o lolipoplar orada duruyor ve bizimki artik lolipop yemiyor! Dogrusu boyle bir sonuc beklemiyordum ama surekli yasagin ters teptigini biliyorum kontrollu izin ise yaradi!

      YanıtlayınSil
    12. Yok yok sert değil...Biz de yaklaşık böyleyiz. Size yazdığımı aslında kendime de söylüyorum. Çok da tadını kaçırmamak lazım bu işlerin. Size tavsiye ettiğim kitabı bir okuyun derim. Çocukların, bizlerin üzerine dönen ürün pazarlama taktikleri marka marka anlatılmış neredeyse...

      YanıtlayınSil
    13. maalesef kreşe gidiyor ve şimşek mcqueen başımızın belası.
      çizgifilm olarak pepee izliyor, başka açmıyorum ama ileride ne olacak hiçbir fikrim yok.
      bu iki sebepten dolayı büyük ihtimalle babaanneye bırakacağım seneye oğlumu.
      markete hiç gitmiyoruz. süt açıktan, yumurta da öyle, ambalajlı gıda kesinlikle almıyoruz. ekmeği kendim yapıyorum. unu nasıl buluyorsun diyorsanız, konya'da yer cok. küçük üreticilerden alıyorum sürekli. biraz zor oluyor. ama istanbul'dan konya'ya taşındım bu yaşam için..değer..

      YanıtlayınSil
    14. bu video draftlerimde duruyordu //evren ;)
      yerime yayinlamissin, hatta uzerine de gayet guzel yazmissin, bana da link vermek kalmis. Ellerine saglik!

      YanıtlayınSil
    15. Selen, son cümlen cok önemli. Umarim basaririm sincabi öyle yetistirmeyi.

      Beste, ilgilerindeki periyodiklik, önce trenlere arabalara, sonra canavarlara, sonra dinazorlara, sonra sövalyelere merak salis benim de dikkatimi cekiyor. Ama benim cocuklugumda dinazorlar bir tema degildi ve dolayisiyla o yas erkek cocuklarinin dinazorlarla ilgilenmesi de Allah'in emri degildi. Ne kadari dogalarindan geliyor, ne kadarini popüler kültür dikte ediyor merak ediyorum. Yani belki de o yas doganin gercek canavarlariyla, büyütec altinda gayet canavarimsi gözüken böceklerle ilgilenme zamanlari ama bambaska seyler konuyor önlerine. Ben 5 yasindayken, temam ugur böcekleri, ates böcekleri, solucanlar, kertenkeleler, bukalemunlardi. Onlar vardi cünkü cevrede...
      Kurabiye ritüelinizi seviyorum :) Bizimki son zamanlarda daha az ilgi gösteriyor o tür seylere. Ama kakaolu sütünü mutlaka kendisi hazirlamak istiyor :) Haa, bir de "schoko-puding" yapiyoruz birlikte... Alisveris konusunda bazen cok uyumlu oluyor, bazen cok tutturmaci. Su var ki, babasiyla alisverise gittiginde kesinlikle daha cok söz dinliyor. Ben mutlaka baslarda bir hata yapmisim. Belki tutarsiz davrandim, belki yeterince kararli olamadim. Bilmiyorum...

      Uma,
      sagol ama neden öyle dedin? bak yazan bütün annelerden ne güzel fikirler cikti :) Cünkü verdigim sözü tutuyorum demissin ya, buna cok önem veriyorum ben, "sana daha güzelini alacagim" dedigimde aklimda mutlaka bir alternatifi oluyor. Eczanelerde cocuklara üzüm sekeri armagan etme aliskanligi var burada ki cok dogru bulmuyorum. Üzüm sekerine, meyveli yogurda, hazir pudinglere, h.ariboya ve salam-sucuk-sosis taifesine organik, saglikli alternatifler bulmayi basardik. Cünkü tamamen yasaklamak ise yaramaz, benden bagimsiz is görmeye basladigi ilk anda gidip sorgulamadan onlari alacaktir, eminim. Kizinin evdeki gündelik nesnelerle oyun kurabilmesi, onlari diger oyuncaklari ile kombine edebilmesi de cok hos. Bunun da önemli olduguna inaniyorum.

      Semi,
      Not aldim o kitabi, tesekkürler :) "Siz"den "sen"e gecelim mi? Ben mutlu olurum :)

      Aytude,
      iyi etmissiniz gercekten. size misafir olmak isterdim :) seker fabrikasinin oralardan, lastik duragindan falan gecerseniz kulaklarimi cinlatin, olur mu? :)

      evren,
      yok, kacamazsin, sen yine yaz o yaziyi. ben cok seviyorum senin bakis acini ve yazdiklarini...

      YanıtlayınSil
    16. Evren yas itabariyle degisiyor ilgileri ama populer kulturden cok ses cikaran canavarimsi seyler ilgilerini cekiyor mesela 2 yas civari acaip sesler cikaran cop kamyonlarina o zaman ikinci katta oturuyorduk cop alim saatlerini kacirmazdi arkadas santiye makinalari, motorsikletler vsvs canavarlara, gunluk hayatta yasadiklari stres ve gerilimler yada gece yataktaki korkular bir nevi canavarlar yaratiyor kafalarinda kanimca, yani cok temelsiz ve populer kultur dayatmasi degil (flashmcqueen ve tum holwood dayatmalari haric kastettigim) Leo'nun bocek koleksiyonu var uzun uzun inceleliyor onlari bazen mikroskopla bacaklarina filan bakiyoruz cok carpici dedigin gibi ama canavarlar baska, ejderhalar ne zaman yasadi diye soruyor dinazorlardan once mi yoksa prehistorik insanlardan once mi? Benim bile kafam karisiyor ejderha varmiydi bir zamanlar emin olamiyorum:)Benim cocukluk korkularimda tanimlayamadigim yaratiklar vardi bunun sekilsel hale donmesinde rahatlatici birsey var cizgifilmerde yada kitaplarda karsina cikmasinda bir cocuk akliyla tabiki! hayat algilamanin onemli bir parcasi gercekustu varliklar, artik Leo hayaletler ve ejderhalarin sadece cizgi film ve kitaplarda varoldugunu biliyor gerceklik ayrimini anlamaya basladi. Dinazorlarin yeryuzunden kayboldugunu anladi bu olum korkusuna yardimci oldu mesela. Bugunlerdeki tek problemimiz et yememesi ve "niye yeryuzunde insanlar var" sorusuna verecek dogru durust cevap bulamamam!!! sen olsan ne derdin ?

      YanıtlayınSil
    17. Ayy, Leo zor sormus yine! Filozoflar binyillardir bir yanit bulamadi buna! Dur ben biraz düsüneyim :)

      YanıtlayınSil
    18. Insanlar dunyaya okul okumaya geldiler derdim ben :) bana sormadin ama. Insanlar da burda geciciler. KIM olduklarnin sorusunu bulmak icin burdalar. Onlara cocuk, ev, koca, is, kariyer vb gibi hayatin icinden araclar verilmis, onlarla oynayarak aslinda KIM olduklarini ogrenecekler burda derdim :)
      Bir de SEVGI'yi ogrenmek icin burdalar derdim :)

      YanıtlayınSil
    19. Bu canavarlar bizimkinin de ozel ilgi konusu. Hem korkuyor, hem de cok merak ediyor. Biz onu canavarla korkutmadik hic ama, geceleri ozellikle uyurken monster'larin geldigini soyluyor. Uzerimize siyah bir sey giydigimizde canavar oldugumuzu soyluyor. Bir ibrahim var kafasinda, onun da siyah oldugunu iddia ediyor. "Ibrahim'le Kezen Aksu siyah" diyor. Sezen Aksu'nun da sarkilari aglaya aglaya soyledigini iddia ederek evde yasakladi dinlenmesini :P Cok sevmiyoruz biz de aslinda ama 'homesick' oldugumuzda iyi geliyor bazen :) Canavarlar Beste'nin dedigi gibi populer kultur dayatmasi degil bence de. Fantazi oyunlar, hayali arkadaslar yarattiklari donemde bunlar da dogal olarak ortaya cikiyor. Sen guclusun, kizlar/erkekler aglamaz, korkmaz, cesur olur gibi sahte bir kendine guven yaratmaya calismiyoruz. Yokmus gibi davranmiyoruz biz de, oyunlarimizin icine dahil ediyoruz. Korkularini inkar etmek daha kotu olabilir. Ama en son bir kitap aldik kutuphaneden, Wanda's Monster diye. Bununla ilgili daha ayrintili yazmaliyim. Cok guzel bir kitap. Onun sayesinde canavarini sevmeye basladi, simdi dolabin icerisine canavari icin yastik, oyuncak ve kitap koyuyor :)

      Neyse ki esas korkulacak canavarlarla henuz karsilasmadi. Su videodaki canavarlar cidden cok korkunc! Evde tv olmamasi kolaylastiriyor isi. Bilgisayardan da kontrollu bir sekilde cizgi film izliyor, muzik dinliyor. Biz de mouse kullanmayi, bilgisayari acip kapatmayi gostermedik. Evren'e katiliyorum bu konuda. Kreste de karakterli seyler getirmek yasak. Montessori okulu zaten, dogal materyaller kullaniyorlar. O acidan sansliyiz. Ama ileride ne olacak bilemiyorum. Kacis yok populer kulturden. Ama bu konuda da size katiliyorum. Kendimizi ve cocuklari sikmadan, bazen cok istedikleri saplanti haline getirebilecekleri bir sey olursa, sinirsiz bir sekilde yasamalarina izin vermek onemli. Burada obezite sinirinda bir arkadasim, kucukken ailesinin Halloween sekerlerini saklayip her gun sadece bir tane yemesine izin vermisler, hep cok asiri kontrol etmisler. Sen ne hissederdin dedim. Cok kizardim onlara, uzulurdum dedi. Sonra kendi basina kalinca yeme problemleri cikmis. Bir uzmanin cocuklara bir seferlik bile olsa istedikleri kadar seker/cikolata yemelerine izin vermenin iyi olacagini soyledigini soyledi. Hala ailesini sorumlu tutuyordu...

      Beste'ninkine benzer bir olayi biz stickerlarla yasadik. Cok vardi, 2 tane verdim, hepsini istedi. Once inatlastim. Baktim saplanti yapacak, hepsini verdim ama hergun 1 tanesini kullanmasini onerdim. Sonucta hic kullanmadi :) Stickerlar hala masasinin uzerinde oldugu gibi duruyor.

      YanıtlayınSil
    20. Uma-Bende birbirlerini sevmek icin diye cevap veriyorum ama pekte inanarak verdigim bir cevap degil acikcasi daha cok olmasini istedigim bir durum yoksa insanlarin birbirlerinin gozunu oymaya hazir oldugunu da ogrecek birgun, benim yuzumden hayal kirikligi yasamasin :))) evet zor sorular soruyor filozoflar hala tartisiyor ben cevaptan hic emin degilim! Bazende niye bu dunya'da yasiyoruz da baska gezegende degil diyor? Aslinda leo'nun bu tur yorumlarini pek kimseyle paylasmiyorum, kamuya ilk acilimi madem basladim bir olay daha ekleyeyim konuyla alakasi olmasa da:) Olum uzerine bitmeyen konusmalarimiz var bir kismini Evren biliyor, neyse ben reenkarnasyondan bahsettim ona sonucta Bali'li bir cocuk olsaydi mutlu mesut olumu bekleyecekti karma felsefesiyle. Tekrar dunyaya gelecegini duyunca sevindi bu ise anne babam kim olacak dedi tuzak soru! sen sececeksin dedim istersen degistirebilirsin cevap hayiirrr oldu anne mutlu. Daha oncede sizmiydiniz dedi evet dedim. Derken zaman gecti bir ay filan, bana eee fotograflar nerede dedi? Hmm ne hangi fotograflar? oglus onceki hayatinin fotograflarini soruyor!!!

      YanıtlayınSil
    21. birbirlerini sevmek icin degil, SEVGIyi ogrenmek icin. Sevgi bizim dogamiz. Aslimizi bilmek icin :)

      Bu arada onu meditasyona baslatmak icin en ideal zaman ve yol o halde :) Mira da cok merakli, diyorum ki ne kadar cok kalbinde kalirsan o kadar cok sorularin butun cevaplarini ogreneceksin. Onceki hayatta siz anne baba miydiniz? sen gordun mu :) gormeden soylersen boyle seni kistirir koseye :))

      YanıtlayınSil
    22. Şirketlerin ürettiği karakterlerden kaçınmak lazım demek isterdim ama mc queen'in sanat değeri de var. Yani belki çocuk ilerde illustrasyonlar çizecek çok etkilenecek, belki animasyona merak salacak.. Bilemedim. Bi 5-6 sene sonra çocuğum olduğunda düşüneceğim bu konuyu, not aldım.

      YanıtlayınSil
    23. Evren,
      tuhaftir, bizimkinin bir "dolap icinde canavar" hayalleme dönemi olmadi henüz. hayalet, canavar, ejderha kavramlari yerli yerinde ama kendine ait "özgün" bir canavari yok :) Bu arada, bak ben Tostoraman'i da seviyorum. Cocuklarin da neden sevdigini az cok anliyorum. O baska türlü bir canavar. Canavarlarin da zayif noktalari olabilecegini, sonra insanin kendi yarattigi canavarla nasil basa cikabilecegini anlatiyor :) Evdeki TV icimde bir yaradir :) Ogluma bir kac konuda "al, hepsini koyuyorum buraya, kisitlama yok" dedigim vakidir. Bizde ise yaramadi. Suyunu cikardi...

      Beste-Uma,
      Ilgiyle ve severek izliyorum sohbeti. Üstüne söyleyecek sözüm yok :)

      Gasilhane,
      Simsek McQueen'le ilgili iki-üc sorun görüyorum. Birincisi, cizgi filmin kendisi cok hizli akiyor, cok parlak renkli vb. Uzmanlar bu tür filmleri ciddi saglik sorunlari yüzünden önermiyor kücük cocuklara. Cocugum 15 yasinda olsa daha rahat olabilir, hatta oturup onunla beraber izleyebilirim. 15 yasinda annesiyle oturup cizgi film izlemeyi tercih ederse tabii :) Sadece Simsek Mc Queen degil, kücük cocuklara yönelik bir cok cizgi film de sorunlu. Oglumun doktoru bana acikca yasina uygun mesajlar icerse de, kahramanlarin büyük kafali, iri gözlü oldugu cizgi filmlerinden kacinmami söylemisti. Orada cizer kendi kafasinda yuvarlak hatli, büyükce kafali, 'bebek şemasi'nin biraz abartilmisi, sevimli bir karakter hayal ediyor ama kücük cocuklar orantisiz bedenlerden gizli bir korku-endiseye kapilirmis. Simsek McQuenn'le ilgili ikinci sorun, normalde üc kurusa mal olan Cin mali plastik bir kamyonun adi-sekli Hook diye 5 kati fiyata satilmasi ve ebeveynin market zeminine yatmis tepinerek aglayan bir cocukla tek basina kalmasi (özel olarak birakilmasi diyelim hatta). Yazidaki videoyu izlediniz mi bilmiyorum. Ebeveyn olmaya gerek yok, bence herkes izlemeli. Oradan kisa bir bilgi: 1950'lerde bir (cizgi) film karakteri ancak yayina cikip cok ünlü olduktan sonra bir iki ticari malin üzerinde arz-i endam ederdi. Simdi karakterin resimlerini iceren ürünler (cizgi) film piyasaya cikmadan tasarlanmis ve üretilmis oluyor. "Children's marketer is like a p.edophile" diyor videoda. Cok sert ama son tahlilde konu bundan ibaret... ve benim karsi durdugum da bu. Ücüncü olarak heryerde ayni karakterle, ayni cizimlerle, ayni objelerle karsilasmak cocugun hayal gücünü kisitlar, paketleyip bir kutuya koyar gibi geliyor bana. Oglumun kafasindaki klise su: "Bütün cok hizli, hep kazanan, daima birinci yaris arabalari kirmizidir." Yolda bana kirmizi bütün arabalari gösterip, "Iste bu Simsek Mc Queen" diyor.. Ve orada ana karakterin kirmizi renkli cizilmesinin de bilincli bir tercih oldugunun farkindayim. Uzun lafin kisasi, bir anne olarak popüler kültürün sanat eserlerine maalesef bambaska acilardan bakmak durumundayim ;) Cocugumun iyi bir illustrator olmasi bir yana resim yaparken keyif alan bir cocuk olmasini bile önemserim tabii. Önerileriniz varsa seve seve dinlerim :)

      YanıtlayınSil
    24. Çok yorum gelmiş yazıya, ben de kendi kurallarımı anlatıp uzatmayayım mevzuyu :)

      Yorumlarda değinilmeyen bir konuya değinip kaçayım hemen:
      Benim 27 aylık bir kızım var ve ben feministim (ya da olmaya çalışıyorum diyelim - geçen gün kızımın kitaplardaki karakterleri "kız ve çocuk" diye nitelendirdiğini fark ettim. Demek ki kız çocuklara "kız" erkek çocuklara ise "çocuk" diyormuşum fark etmeden. Adolu kadınının feministi anca bu kadar oluyor demek ki.)
      Bir kere ana karakteri kız çocuk olan çizgi film bulmakta zorlanıyorum. Bir Heidi var, bir de bir Rus çizgi filmi var.
      İkincisi: Kız çocuklarına yönelik kıyafetler pembe, mor, lila ve bej renklerinde. Kızım da pembeyi seviyor. Bu renklerde de kıyafetleri var ama diğer renklerde kıyafet almak istediğimde mecburen erkek çocuk kıyafeti almak zorunda kalıyorum.
      Kızımın saçları da kısa, öyle alımlı bir kız da değil. Bu nedenle sokakta kızımı hep erkek sanıyorlar. Muhabbetimizin uzamayacağı insanlar "N'aber delikanlı" "Nasılsın yakışıklı" filan dediklerinde de hiç düzeltmiyorum.
      Pastel boyalar gibi kız ve erkek çocuk ayrımı yapılan nesnelerin de genellikle erkek çocuk için yapılanlarını tercih ediyorum. Çünkü daha ilginç oluyor, kızımın ilgisini çekiyor. Yani ne olduğunu bildiği bir araba modeli, ne olduğunu bilmediği bir kanatlı kız (peri) modelinden daha çekici geliyor kızıma. Kız çocuklarının hayal alemind eyaşadığını filan mı sanıyor insanlar bilemiyorum...
      Hata mı yapıyorum, onu da bilemiyorum ama benim kişisel tercihim bu yönde oluyor her zaman, engelleyemiyorum kendimi :)

      Eşime bakıyorum bazen (kendisi gayet anti femnisttir :)): Eşim estetiğe çok düşkündür ama o bile kızıma daha çok erkek çocuk kıyafetleri giydiriyor. Çünkü külotlu çorapların ve eteklerin hareket serbestisini kısıtlayacağını düşünüyor (ki doğru).

      Bir de ben kızımı giydirince sürekli "Ne kadar yakıştı bu giysi sana!" diyip, aynada kendisine bakmasını teşvik ediyorum. Zira beni yetiştirirken hep aklın önemli olduğunu vurgulamıştı ailem. Üniversitede asistanım. Hala giyinmesini beceremiyorum. Palyaço gibi oluyorum çoğu zaman :) Eşime sormadan giyinmemeyi tercih ediyorum. Bu da içimde bir yaradır :) Gerçi insanın içinde ne varsa, o oluyor galiba. Zira kızımın yaşıtı erkek çocuklarının bile kıyafet tercihleri varken, ben kızımı bu kadar yönlendiriyor olmama rağman, kızımın hiçbir şekilde kıyafet tercihi yok. Kızımın tercihi daha çok çıplak gezmek yönünde henüz :)

      Güya kısa yazıp, kaçacaktım hemen? :)

      YanıtlayınSil
    25. sevgili Uma, sevgi ile dogdugumuzu dusunuyorum ben sonradan yasanan hayalkirikliklari ile zedelensede aslolan sevgi, cocuklarin kotu olduguna da inanmiyorum cocuklarin inanilmaz bir merhamet duygusu var.Sevgi bizim dogamiz ise niye bir daha ogrenmek zorunda kaliyoruz o ara kaybolusun nedeni ne? Senin bahsettigin tanriya duyulan sevgi ise ki orada ayriliyoruz sanirim, ben inancsizim. Tum varliklarin enerjilerini baglantisi olduguna inanirim bu tanridan daha gculu bir sey bence, bu yuzden mutlak mutluluk hicbr zaman mumkun olamaz, birileri bir yerde aci cekerken. Daha onceki hayattaki baska anne baba fikri gozlerini yasla dldurunca yalan soyledim o soru tuzakti bende baska turlu cevap veremedim acikcasi!! Cocuklarin yuksek konsantrasyonu meditasyondan ayri bir sey mi? kalbine bakma cevabini cok sevdim ben kullanacagim bundan sonra.
      Evren-Tostoramana bayiliyorum bende ama o hikayede ki kahraman kucuk fare!

      YanıtlayınSil
    26. Sayın yazar öneri vermek ne haddime. Seçkin'le konuyu tartıştım, ilerde çocuğumuz olursa Behrengi'nin Küçük kara balık'ı yerine Nemo'ya hayran olursa, mc queen hayranı olursa ne yapmalı ne etmeliyiz diye. O da sizin gibi düşünüyor. Ben hem mc queen'i sevmesin istiyorum hem de animasyondan korkmasın istiyorum:) Aslında youtube'ta the cat and the tree diye Rus yapımı bir animasyon var. Herşey o naiflikte kalsın istiyorum. Tabii önemli olan şirketlerin ne istediği oluyor.

      YanıtlayınSil
    27. sevgi bizim dogamiz ne zaman mi unutuyoruz, sen sehpaya carptiginda sehpayi doven ebeveynle unutuyoruz. Onlarin telefon konusmalarini dinlerken unutuyoruz, TVdeki programlarla unutuyoruz. Gazete haberleriyle unutuyoruz :) Senin bahsettigin Tanri inanci bende de yok :) AYni yerdeyiz, inadigim sey ondan daha guclu bir birlik enerjisi. Kotuyu de, aci da, iyiyi de, toku da icine alan :)Tam konsantrasyon hali evet. Meditasyon aslinda baska birsey, ama insanlar bu isimle taniyor diye kullandim :) Hayat oynadigin roller sonucu merhametli veya zor, veya yalan dolu veya herneyse o oluyor :) Ben oglusunun sana harika yollar acip, inancsizim dedigin inanci bastan kuracagina eminim, kalbimde gordum :) sen de inanclisin, ama inancin baska birsey :) bu dunya ancak inancla ayakta kaliyor :) Evren oturma odandaki bu hos sohbet icin tesekkur ederim, oper giderim :)

      YanıtlayınSil
    28. Cokbilmis,
      evet, dogru, kizlar icin özel cizgi filmler var ama, tüm cocuklara hitap edip de ana kahramani kiz olan yok gibi. Pepe ve Caillou'nun olmayan "kiz"li versiyonlari geldi aklima hemen. Bu arada kizlar icin cizgi filmlerin bazilari da güzel olmak/giyinmek, fiziki olarak mükemmel olmak, cep telefonu vb güncel tüketim mallarinin sahibi olmak gibi "degerler"i pompaliyor inceden inceye. Gecen gün öyle bir cizgi film gördüm de... Kar paltosuna askla sarilan kücük bir kiz vardi, Barbie kilikli annesi bir yandan cep telefonuyla konusurken... Bana giyimine kusamina düskünlük yetistirmeden cok kisilikle ilgili gibi geliyor. Bir de "sana cok yakisti" ile "sen bununla (bunun sayesinde) cok güzel oldun" iki ayri mesaj olabilir. Bilmiyorum, cocuklar o kadar ince nüans farklarini anlamlandirir mi? Bi de isin toplumsal boyutu var tabii. Bahsettigin giyim tarzinla ve akademisyen olarak burada sosyal normlara gayet uygun giyinebiliyor olabilirdin. Türkiye'de beklentiler farkli. Oje sürmek Türkiye'de akademisyen kadinlar arasinda da yaygin, burada dikkat cekecek kadar nadir...gibi.

      Beste-Uma,
      Nereye gittiniz birden yahu? Daha size cay yapacaktim ben :) Sevgiyle, yine bekliyorum :)

      Gasilhane,
      the cat and the tree: http://www.youtube.com/watch?v=zl3xoKrgabY , güzelmis gercekten , tesekkürler. ben Totoro'yu da sevmistim örnegin ama oglum korkmustu ondan bir iki yil önce. Ileride tekrar seyredebilmeyi umuyorum onunla :)

      YanıtlayınSil
    29. Uma-Gitmeseydiiiin yorum penceresine sigmayan, tam anlasilamayan cumleler vardi! tamda yesil cayli kek yapmistim Evren'de bitki cayi yapardi. sona kalan misafir gibi oldum:) sevgiler her ikinize de ve tesekkurler.

      YanıtlayınSil
    30. Evren acik kalmisti bilgisayarimda yorumunu gormenden yorum yolladim cay konusunda hemfikiriz:) Agac ve kedi cok guzel bir cizgi film ama Amerikan filmi olsa kedi gitmezdi!! Leo agac agladi diye uzuldu! Bu sana yolladigim Cek cizgifilmlerine benziyor. O cizgi film serisinde de doga cok ayrintili cizilmis, ritm normal kahramanlar komik ve yaramaz hayvanlardi cok seviyoruz biz onu da. Totoro benim kahramanim benim oglumda ilk seyrettiginde korkmustu ! Son olarak Fransa'da ilkokullarda kiz cocuklarinin makyajli, yuksek topuklu, mini etek ve sortla okula gelmesi yasaklandi dehset verici degil mi? Bu konu uzerine uzun uzun yazilir ayrica

      YanıtlayınSil
    31. beste, ben senin icin filozoflarin sevdigi tatlidan getirir diyecektim ya adina konusmayayim demistim. yesil cayli kek harika! senin gönderdigin cek cizgi filmini de verecektim örnek olarak adini bilmiyorum. artik kayitlara "beste'nin gönderdigi cek cizgi filmi" olarak gecsin :) Cocugumu burada ilkokula göndermeye korkuyorum beste...

      YanıtlayınSil