"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cumartesi, Nisan 21, 2012

Güveyle dogal mücadele üzerine bi takim ek gevezelikler


Insan giysi dolaplarinda mevsimlik temizlige girisir de, güve bir mesele olmaz mi?
Olur.

Ben güveye karsi naftalin kullanilan evlerde büyüdüm.
Esim naftalini hic sevmez. Ne kokusunu, ne de bir petrol türevi oldugu gercegini...
Ve fakat esim dogal yün giysileri sever. E, ben de severim.
Dolayisiyla kendi evimde güveye karsi cözüm ararken naftalinin üzerinin daha en basindan kalinca cizildigini söylememe gerek yok sanirim. 

Yillar önce "Simple Living üzerine Türkce tartisma grubu var midir?" diye ararken tesadüfen ve büyük sevincle buldugum bir sade yasam grubunda ilk sordugum sorulardan biri de bu olmustu nitekim: "Güveye karsi naftalin disinda dogal cözüm?"

Gelecek yanitlari merakla beklerken sonradan asker emeklisi oldugunu ögrendigim bir beyin uzuuun ve nereye baglanacagini merak ettigim, vatan-millet üzerine bir mailini okuyordum. Yazinin sonundaki "Cumhuriyet kadinlarinin güve ve benzeri kücük fani dertlerle ugrasmayacagi"na dair cümleyle kendime geldim. Mail bana hitabendi :)

Bu da böyle bir animdir :)

Ve fakat, güve neredeyse insanlik tarihi kadar eski bir sorun. Wikipedia'ya bakilirsa M.Ö. 2000 yillarina ait Asur metinlerinde bile adi geciyormus. Keza Incil'de de konusu gecer. Isa'nin "Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar.Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar" dedigi söylenir. Ve ne yazik ki, hosumuza gitsin ya da gitmesin; güve Cumhuriyet kadinlarinin da (en azindan olabildigince dogal yasamaya ve polyesterle iliskisini asgari tutmaya calisan Cumhuriyet kadinlarinin da) bir sorunudur.

Zaman icinde güveyle dogal yoldan nasil mücadele edebilecegime dair bir iki yöntem ögrendim. Su aralar en sevdigim yöntem sedir yagi kullanmak. Yünlüleri kaldirmadan önce yikarken makinenin normalde yumusatici konulan gözüne bir iki damla sedir yagi damlatiyorum.  Ya da elde yikiyorsam küvetin icine... (Aklinda olsun; eger bir yerde camasir yikarken durulama suyuna su ya da bu yagin eklenmesinden bahsedildigini okursan, bu "yagi normalde yumusatici eklenen göze damlat" demektir.)

Dolabi bosaltinca icine sedir yagi damlattigim arapsabunlu suyla siliyorum. Sonra yünlüleri tekrar yerlestirirken de aralarina sedir yagi damlatilmis kagit ya da kumas mendiller koyuyorum. Dolabin orasina burasina da asiyorum ayni mendillerden. Hic güve sorunum olmuyor mu? Oluyor tabii... :) Tüm  bunlari yapmayi unuttugum yillarda örnegin ;)

Dolabi actigimda icime dolan sedir kokusu beni cocukluguma, büyükannemlerde gecirdigim yaz tatillerine götürüyor. Nedenini bilmiyorum. Anneme "anneannemlerin sedir dolaplari mi vardi?" diye sordum. O da animsayamadi. Sedir yagi kullanmayi bu yüzden de cok seviyorum. Cocuklugun mutlu ve huzur dolu günlerine dair bir sey var kokusunda. Bonus olarak...

Diyecegim o ki; sedir yagini tavsiye ederim. Ister Cumhuriyet kadini ol; ister olma...

1 yorum:

  1. Çok güldüm ya:) Bir Cumhuriyet kadını olmadığım halde güveyi takmıyorum, amcanın teori yine çöktü:)

    YanıtlayınSil