"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cuma, Eylül 25, 2009

Cyclamen'le bir deneme daha...


Tohumdan veya celikten kendim üretmedigim bitkilerle aramiz hos degil diye haftalardir markette gördügüm Cyclamen'lerden almiyordum. Oysa ki pek severim kendilerini. Bu hafta artik kendimi tutamadim. Bir dergide Cyclamen bakimiyla ilgili kücük notlara rastgelmistim. Onun verdigi cesaretle bir deneme daha yapmaya karar verdim. Fotografta oldukca büyük cikmasina karsin, aslinda gayet minyatür aldigim bitki. Öyle ki, saksisi sadece bir Türk kahvesi fincani büyüklügünde... Ne olur ne olmaz diye, hemen aldigim gün bir yapragini kesip baska bir saksiya, dogrudan topraga diktim. Bu yöntemle cogaltilabilir mi, emin degilim. Bakalim neler olacak...
Cyclamen bakiminda sunlara dikkat etmeliymis:
-Aydinlik, ama direk günes görmeyen; serin ama hava akimina maruz kalmayacagi bir yer secilmeliymis.
-Ille de ilik bir odaya koymak gerekirse, en azindan direk kalorifer üstüne kesinlikle yerlestirilmemeliymis.
-Asla ve asla bitkinin kendisi / topragi sulanmamaliymis. Bu takdirde yaprak ve tomurcuklari cürüyormus. Dogru yöntem, Cyclamen'in saksisini su dolu, daha derin bir baska kabin icine yerlestirip 20 dakika kadar alttan su cekmesini saglamakmis. (Bir arkadasim aslinda bu yöntemin bütün saksi bitkileri icin dogru sulama yöntemi oldugunu söyledi.)
-Ciceklenme döneminden önce ve ciceklenme dönemi sirasinda haftada bir sulama suyuna biraz gida eklenmesi de iyi olurmus.
2.Ekim.2009/güncelleme: Bir kac gün önce yapraklari sararmaya, cicekleri de boynunu bükmeye basladigi icin Cyclamen'i oturma odasindan evin en serin yerine, banyoya aldim. Aninda düzeldi. Cicekleri hemen dik duruma gecti ve günlerdir orada duruyor keyifle. Bugün baktim, banyoda sicaklik gün ortasinda 17 derece. Gece haliyle daha da soguk. Demek ki budur Cyclamen'in hazzettigi sicaklik. Hatta balkona cikarsam orada daha da mutlu olacak sanirim.

5 yorum:

  1. Siklamen, Türkçe'de tavşan kulağı veya buhuru meryem diye de anılıyor. Maalesef yapraktan büyümüyor, çünkü patatesli bir bitki.Yumruların kardeşlenmesiyle veya tohumla üretilebiliyor ancak. Benim de çok sevdiğim bir çiçek olduğu için bir ara epey uğraşmıştım. Sonunda dağlarda yabanilerini taşların aralarından fırlamış ve açmış görünce aklım başıma geldi ve çıkardım balkona. Ne kadar serinse o kadar iyi. Sulama konusunda susuz kalmasın yeter, aşırı suya gerek olmuyor. En iyi sonucu ümidi kesip toprağıyla birlikte bahçeye ektiklerimden aldım, şimdi her yıl kendi kendilerine zamanı gelince çıkıyorlar.

    Haseki küpesi de çok yıllık kışın yaprak döküyor, kurumuş gibi oluyor, hafif nemli tutmak gerek sanırım toprağını, bahar gelince tıpkı küpe çiçekleri gibi kupkuru görünen saksıda yapraklar yeşeriveriyor.

    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  2. Meyvelitepe,
    tesekkürler bütün bu bilgiler icin :) Cyclamen'le ilgili pek bir ümit yok öyleyse. Elimdekini canli tutmaya bakmali.

    Hasekiküpesi kurumus gibi olunca ümidi kesip atmaya kalkabilirdim. Verdiginiz bu bilgi de aklimda olacak.

    Okuyuculari kendinden daha bilgili olan sansli bir blogger'im ben :)

    YanıtlayınSil
  3. küçücük saksıda ne güzel coşmuş. kocaman çiçekleri olmuş.
    kıskandım şimdi. akşam eve giderken ben de alsam.
    hatta balkonum korunaklı sayılır, iyice kış gelene kadar orada kardelenlerle arkadaşlık yapsa...

    YanıtlayınSil
  4. Nalan, bir taraftan ben de cok hos buluyorum kücücük saksida bu kadar gelismis olmasini. Ama bir taraftan da acaba icinde cok mu kimyasal gübre falan var diye düsünmeden edemiyorum. Umarim öyle degildir...

    YanıtlayınSil
  5. velev ki(!) içinde kimyasal gübre var,o zaman daha da şanslı bir çiçeğin var.artık senin elinde doğal bir yaşam sürebilir değil mi :)
    şaka bir yana çiçekçilerde hormon verdikleri kesin. çiçekten yaprakları görünmeyen menekşeler eve geldikten sonra kel kalırlar neredeyse, meğerse o ekstra hormon eksilince böyle olurlarmış garipler:(

    YanıtlayınSil