"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Nisan 28, 2010

Çok güzelsin, gitme dur


Bu eski evi ve bahçesindeki harika erguvan ağacını dün gördüm. Bugün ne yapıp edip fotoğrafını çektim. Neredeyse on yıl bu evin bir iki sokak yakınında oturdum ben. Bahçesinde böyle güzel bir ağaç olduğunun farkında değildim. İlkbaharın her yıl ben farketmeden geçip gittiğini hissediyordum sadece, yanılmamışım işte.


Dün sokağın köşesinde dikilmiş bu güzelim erguvan ağacını seyrederken düşündüm. Sadece dallarından değil, gövdesinden de fışkıran çiçekleriyle ne kadar canlı, ne kadar genç, ne kadar yaşam doluydu. Keşke biz insanlar da yaşadığımız baharların sayısı arttıkça böyle daha da gençleşip canlanabilsek. Bakın, şu alttaki fotoğrafta göreceksiniz gövdesinin nasıl da "ne dal isterim, ne de yaprak çiçeklenmek için" deyişini...


Sonra farkettim ki, aralarında anlaşmazlık olan mirasçıları çoook seviyorum. İşte bu binanın sahipleri öyle. Bir türlü paylaşıp çıkamamışlar işin içinden. Ondandır ki, ne bu eski bina yıkılmış, ne de erguvana göz dikilmiş.


Sonu kötü biten bir mirasçı hikayesi biliyorum ben. İzmir'deydi. Harap, terkedilmiş, tek katlı bir ev. Kocaman bahçesinde görkemli fıstık çamları vardı. Çok güzellerdi, ona diyecek yok. Ama en çok pazara giderken altlarında verdiğimiz molaları severdim. En sıcak günlerde bile altları sepserin bir huzur köşesi olurdu. İnsan doğanın bulduğu çözümlerin olağanüstülüğüne bir kez daha hayran olur, bir kez daha saygı duyardı. Mirasçılar en sonunda anlaşmışlar bir kaç yıl önce. Ev yıkılmış, güzelim fıstık çamları (ah!) kesilmiş. Arsa satılmış, üzerine hemen bir süpermarket inşa edilmiş. Müşterileri klimayla soğutulmuş rafları arasında dolaşırken neler düşünür, bilinmez. Alışveriş yaptığım bütün süpermarketlerde bir fıstık çamının, ulu bir çınarın, cömert bir meşenin, ve daha kimbilir neler nelerin ruhu dolaşıyor gibi geliyor şimdi bana :(


Sana gelince,
hiç bir yerlere gitme sevgili erguvan, aman hep burada kal!

12 yorum:

  1. çok güzel resimler, hayran oldum. bizim bozkırda sadece leylaklar var. onlar da çok güzel.
    sevgiler
    gorki

    YanıtlayınSil
  2. Gezicini,
    Ama bu erguvanlar sizin bozkırda zaten! :) Bizim bozkırın leylaklarını ayrıca severim :)

    YanıtlayınSil
  3. Cocuklugumun Kavaklidere'sini hatirliyorum da bugüne baktigimda orada hangi harika agaclarin, hangi tipik Ankara mimarisi örneklerinin ruhlarinin ucustugunu düsünüyor, kimligi elden gitsin diye ugrasilan Ankara icin öylesine üzülüyorum ki...Ölcegi biraz genislettim galiba ;))

    Bir de kompanse meselesi var. Biliyorsun Almanya'da herhangi bir insaat icin (yapi, yol vb) eger agac kesilmesi gerekiyorsa, kesilen mebla adedinde yeni fidelerin, ki bu fideler öyle 30 cm. boyunda degil, dikilmesi gerekiyor. Iyi ya da kötü, dogru ya da yanlis en azindan denge tutturulmaya calisiliyor. Böyle bir yaklasim bizde de olsa kosullar farkli olabilir(di).

    Gelelim "komsu" erguvana :)) Algida secicilik, ilgi alanlarinin degisimi :)) Selam olsun o erguvana :)

    YanıtlayınSil
  4. yazını okuduktan sonra anlaşamayan mirasçılara bakışım değişti ve bu tip güzelliklerin bir süre daha devamına yol açtıkları için, sanrım ben de artık seveceğim onları.

    YanıtlayınSil
  5. bu yapraklanmadan once cicek acan agaclarin coskusu hemen icimi isitiyor ve sukrediyorum, orda olduklari icin, gorebildigim icin...

    YanıtlayınSil
  6. Ayça,
    Her gelişimde ben de biraz daha az buluyorum o Ankara'yı. Çok üzücü...
    Bahsettiğin uygulama sanırım Türkiye'de de var biraz. Ama hakkıyla uygulanmıyor olmalı.

    Serpil,
    O güzel erguvanları dikenler, özenle yetiştirenler keşke uzun uzun yaşasalar; o da ayrı bir mutluluk kaynağı olurdu, değil mi?

    Beste,
    Manolyanı gördüm son yazında, o da görüp bildiği için insanın içini şükranla dolduran ağaçlardan, değil mi?

    YanıtlayınSil
  7. kavaklidere, incesu gibi semt adlari hep orijinlerini cagristirmiyor mu? eskiden kenarinda kavaklar olan bir dere akarmis oradan mesela, sonra incelir incelir incesu olurmus..

    bahcelievlerin de pek yakinda sadece adi kalacak.. evler buyudukce bahceler kuculuyor,, cogalan insanlara da ev yetistirmek lazim,

    YanıtlayınSil
  8. evet, erguvan, manolya, altin canak, kiraz agaci, erik daha dni bilmedigim bir suru agac/agaccik var!

    YanıtlayınSil
  9. Barış,
    İncesu'yu biliyordum da, Kavaklıdere'yi hiç bu açıdan düşünmemiştim, bak. İnsanların çoğalması bir yana, eskiden sığabildikleri çaplara sığamamalrı biraz da sorun.

    Beste,
    Altın çanak ne diyecektim ki, yaz müjdecisinin diğer adıymış... :)

    YanıtlayınSil
  10. Bende bayılıyorum bu ağaca.Bende nerede görsem resmini çekiyorum bu güzelliklerin.Bir gün badı pencerelerin resmini çekerken polise filan şikayet edileceğim diye korkuyorum.

    YanıtlayınSil
  11. bir erguvan sever dostum var : http://yildiraylise.wordpress.com/erguvanlar/

    YanıtlayınSil
  12. Burcu,
    Malta'li bi kücük erguvan agacindan selam gönderiyorum kendisine öyleyse:
    http://www.flickr.com/photos/23539062@N05/2413197057/
    :)
    Bende tohumlari bile duruyor hala...

    YanıtlayınSil