"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cumartesi, Ağustos 28, 2010

Baska türlü bir ekonomi? - III

Durun, durun! Basligi görüp kacmayin :) "Cocuk yetistirirken inandigimiz masallar", "Fedakar davranisin yeniden kesfi" , "Sevgiye övgü" falan da olabilirdi bu yazinin adi. Hepsi sonunda ayni kapiya cikiyor cünkü.

Birileri bana görünmeyen elden ve homo economicus'tan ilk bahsedeli 18 yil olmus. "Rekabet iyidir" demislerdi, "motivasyon/ödüllendirme iyidir" demislerdi bir de. Bir tür kültür soku yasiyordum o yil. Duydugum hicbir sey tam oturmuyordu kafamda. Dogru olduklarina inanmaya calisiyordum, oysa iceride bir yerde o kadar da dogru olmadiklarini söylüyordu bana bir ses.

Simdi bir ricam var. Ne yapip edin, -tünellerden gecin gerekirse- ve zaman ayirip bu video'yu izleyin lütfen.  Royal Society for the encouragement of Arts, Manufactures and Commerce (RSA) tarafindan hazirlanmis. Adi  Emphathic Civilisation (Empatik Toplum)



Eger daha da cok vaktiniz varsa, 'Empatik Toplum' fikrinin sahibi Jeremy Rifkin'in suradaki 51 dakikalik konusmasini izleyin. Yine Youtube üzerinden ama dilerseniz bilgisayariniza indirip izlemeniz de mümkün.

Ve eger Ingilizce bilmiyorsaniz, su anlatacaklarimi bir okuyun öyleyse. Jeremy Rifkin özetle diyor ki;
Son 10 yil icinde evrim biyolojisi, nöro-bilişim ve cocuk gelisimi alanlarinda yapilan bazi arastirmalar ilginc sonuclar verdi. Bugün empatinin beyinde nasil gelistigi ve ayna nöronlarin (mirror neurons / spiegelneuron) bu sürecteki islevi daha iyi biliniyor.  Bu bilgilerin isiginda  toplumsal kuruluslarimizin (egitim sistemi, ekonomik sistem vb) dayandigi temel varsayimlarin yanlis oldugunu da iddia edebiliriz. Cünkü insanoglu siddet, öfke, kisisel cikar ve firsatciliktan cok sosyal iliski kurma, attachment, baglilik, birliktelik ve hepsinden önemlisi ait olma duygulari ve dolayisiyla empati duyacak sekilde programlanmistir; diger bir deyisle dogamiz buna yöneliktir. Insan dogasi geregi,  homo economicus (yani kendi cikarini maksimize etmek icin her daim rasyonel davranan yaratik) degil, bunun yerine (veya bunun yaninda) homo emphaticus (yani empatik, yani baskalarinin duygularini anlayabilen ve paylasabilen yaratik)tir. Veeee... Empati toplumsal yasamimizi düzenleyen asil görünmeyen eldir! Insanlik tarihi  boyunca empati hep varoldu ancak toplumsal gelismeye paralel olarak kapsami farkliydi. Önce ayni kabilenin, sonra ayni dinin, daha sonra -endüstri devriminin ardindan- ayni ulusun mensuplari birbirlerinin duygularini anlar ve paylasir oldular. Bugünün bilgi cagi bizi bilgi okyanusunda boguyor belki ( bu Riffkin'in videosundan degil. Benim kisisel yorumum) ama ayni zamanda bize tüm insanligi ve hatta bu gezegende yasayan tüm canlilari kusatan empatik bir yaklasim icin temel teknik altyapiyi da sagliyor.Catirdayan egitim ve ekonomik sistemlerimizi bu anlayis cercevesinde yeniden tasarlayip, yeniden kurmaliyiz.

Nasil? Cok radikal mi geliyor? Üzerinde düsünmeye kesinlikle deger!

Durun, gitmeyin!  Size son zamanlarda okudugum/dinledigim baska seylerden de bahsedeyim. 2007'de Harvard Üniversitesi'nden Felix Warneken ve meslektaslari tarafindan yapilan bir dizi deneyde 18 aylik cocuklar ile sempanzelerin tanimadiklari kisilere, herhangi bir direk karsilik olmadan yardim etme (yani altruistik davranis) egilimleri izlenmis.  Cocuklarin bir sey yazmak icin ihtiyac duydugu kaleme erisemeyen yetiskine (karsiliginda bir aferin veya bir oyuncak almadiklari halde) kalemi uzattiklari, sempanzelerin de benzer deney sartlarinda arastirmacinin erisemedigi bir tahta parcasini ona uzattiklari görülmüs. Homo economicus degilmis onlar! Deney degisik sartlar altinda (sempanze ve cocuklarin objeye erismekte güclük cektikleri ve objeyi uzattiktan sonra ödüllendirirlip ödüllendirilmedikleri gibi) tekrarlanmis üstelik. Sadece insan yavrularinin degil, sempanzelerin de daha önce karsilasmadiklari sartlar altinda ve gecmiste benzer ödüllendirme deneyimleri olmadiginda bile kendiliklerinden ve tekrar tekrar yardima hazir oldugu gözlenmis. Deneyin detaylari burada. Vakit bulursaniz, lütfen ama lütfen, sonda Supporting Information basligi altindaki videolari bir izleyin.

Elimdeki bir nota göre yine Harvard Üniversitesi'nden bir arastirmaci grup (büyük ihtimalle ayni grup), 20 aylik cocuklarda benzer sartlar altinda bir deneyde, ödüllendirmenin (deneyde bir tahta küp kullanilmis ödül olarak) yardimseverlik egilimini beklenenin aksine azalttigi sonucuna varmislar. Ne yazik ki bu arastirmanin metnine ulasamadim. Ama dilerseniz Warneken ve ekibinin calismalarina dair su makaleyi de okuyabilirsiniz.

Ben bu arastirmayi okudugumdan beri, sincaba yerli yersiz "aferiiiiiiin sanaaaaaa! braavoooooo!" demekten vazgectim. Zaten gayet sacma buluyordum abartili ödüllendirme triplerini. Gercekten memnuniyet duydugum durumlarda "tesekkür ederim, bu yaptigin cok isime yaradi gercekten, cok isimi kolaylastirdin" demekle yetiniyorum. Kendisi huysuz zamanlarini saymazsak, gecenlerde markette yasli bir teyzesinin tespit ettigi gibi gercek bir Muttihilfe (annesinin yardimcisi) dir bu arada :)

Bu türden ödüllendirmeden vazgecmeme bir diger sebep de, Montessori'nin 1912'de yazilmis The Montessori Method adli kitabinda okuduklarimdir. Montessori orada ceza ve ödüllendirmeden "Ruhu sınırlayıcı engeller", "Ruhu köleleştirme araçları"  diye bahseder. "İnsanoğlunun bütün zaferleri, bütün ilerlemeler içsel bir güce dayanır" der. Ona göre eğitimin amacına ulaşması için, ceza ve ödül gibi dış etkenlere bel bağlamaktansa, öğrenmenin hedefini veya öğrenme sürecinin kendisini, asıl ödül ve doyum sağlayan şey haline getirmelidir. "Ödüllendirilen davranislarin tekrarlanma olasiligi artar" mottosunu kafama kazimaya calistiklari o yillara öyle aciyorum ki simdi. Calistigim yillarda bu yazida anlattiklarimdan haberdar olsaydim, neden bazi calisma arkadaslarimin onca ödüllendirmeye ragmen zerre kadar harekete gecmediklerini de daha iyi anlardim sanirim. 

Anladik, empati ve yardimseverlik en kücük cocuklarda bile ve tahminen dogamizda var. Peki yasadigimiz dünya neden böyle? "Rasyonel ve kendi cikarini maksimize eden insan"a fazlasiyla vurgu yapildigi ve bu türlüsü hosgörüldügü icin mi? Peki insan kendini daha cok empati duyabilecek sekilde egitebilir mi? Prof. Dr. Tania Singer'in yaptigi calismalara göre yanit "evet". Kendisi empatinin beyinde nasil gerceklestigini arastirma konusu edinmis bir uzman. 2009 yilinda Budist rahibi Matthieu Ricard ile yaptiklari bir deneyde, Ricard'in yillardir yaptigi meditasyon ve benzeri Budistik uygulamalar sebebiyle beyninde empatiyle ilgili merkezleri diger deneklerden cok daha kolay ve kuvvetli aktive edebildigini gözlemisler.  Tania Singer ile yapilmis söylesiler var, konuyla ilgilenirseniz:

- Im Kopf der anderen (Die Zeit)
- Br-Online 'dan bir söylesi
- Empathischer Schmerz: Wie und warum das Gehirn mitfühlt

Duane Elgin'in Voluntary Simplicity adli kitabini okurken sevgi ile ilgili bölüme geldigimde birden sasirmistim. Evet, baglantiyi az cok görüyordum ama Elgin'in bu denli sevgi güzellemesi yapmasini biraz abartili ve konudan sapmis buluyordum dogrusu. Bugün öyle düsünmüyorum, baglari daha rahat kurabiliyorum simdi. Sade yasamak icin empati ve sevgi duymak gerekli. Hatta bunlar temel duygular denebilir. Baska türlü bazi duygusal, düsünsel engelleri asmak, bazi davranis bicimlerini otomatiklestirmek cok zor.

Bildigim bütün ipleri getirip koydum önünüze. Kendi baglantilarinizi kurmayi, kendi dügümlerinizi atmayi size birakiyorum. Ben bir sonraki sefere vakit ve enerji bulursam kendi dügümlerimi anlatacagim size. Teoriden degil, uygulamadan bahsedecegim.

11 yorum:

  1. tamda ödül ceza üzerine düşüncelerdeyken, okumaya çalışıyorken, gözlemliyorken...nasıl iyi geldi yazdıklarınız...
    bilimsel olması en güzeli...paylaşmanız daha bir güzel...
    en başarılı blog izlediklerimden sizinki... geriye dönüp dönüp okuyacağım fırsat buldukça...
    çokca sevgiler...
    uygulamarıda kısa sürede izlemek dileğiyle...
    sevgiler bolca...

    YanıtlayınSil
  2. Yazida beni yakalayan pek cok sey oldu. Video ve makalelere henuz vakit bulamadim ama mutlaka!
    Yalniz sunu soyleyebilirim, ben de en baslarda uzun yillar ceza ve odul kavramina supheli yaklastim senin tersine. Son zamanlarda da orneklerini cokca gordugumden tekrar sorgulamaya basladim...
    Aslinda tecrubeyle soyleyebilirim ki yillar icinde yalniz bu konuda degil cocuk egitiminden bakimina pek cok konuda celiskiler olmustur. Bebegin yatirilis sekli bile kimbilir kac kere degisti!
    Sonucta aklin yolun birdir, okudukca, sorguladikca her anne cocugunun ozelliklerine gore kendine dogru geleni uygulayacaktir aslinda. O yuzden su yanlis, bu dogru demek her zaman icin uygun degil bence...Ama sorgulamalarimiz icin cok guzel kaynaklar bunlar, tesekkurler...

    YanıtlayınSil
  3. ben de henuz vakit bulamadim videolara,az once bir yaziya rasladim ilgini cekebilecek,onu paylasaym istedim simdilik
    http://www.guardian.co.uk/books/2010/aug/29/ha-joon-chang-23-things

    YanıtlayınSil
  4. Nihal merhaba,
    Tesekkür ederim. Özellikle isine yaramasina sevindim. Ben de tam aradigimi buldugumda cok mutlu olurum cünkü. Kafama taktigim prensipler var, ödün vermeyi cok istemedigim. Onlarla ilgili olumlu tepki almak beni ayrica sevindirdi.

    Lapis Lazuli,
    Kesinlikle hak veriyorum sana. Sadece cocuk bakiminda, egitiminde degil ki; saglikla, cevreyle, okudugum herseyle ilgili ne varsa, bir yerlerde aksini iddia edenler de var. Ya da bir zaman geliyor, aksi iddia edilir oluyor. Kesin bir yargiya varmak ben de istemiyorum ve istemedim de bu yazida o yüzden. "Ipleri getirip önünüze koydum, kendi dügümlerinizi siz atin" deme sebebim bu. Bu konuyla ilgili okuduklarimda bana hitap eden, benim kisisel tecrübe ve gözlemlerimle örtüsen cok sey var. Biraz sahiplenmis durabilirim o yüzden okuduklarimi. Cok mu su yanlis , bu yanlis demisim yazida? Onlarin basina "bence...", "okuduklarimdan cikardigima göre...", "falanca uzmanin dedigine bakilirsa..." falan koyarak okumak gerek. Ki mümkün oldugunca da öyle yazmaya calistim.

    Isil!
    Anlasildi, sen bana bu kitabi da buldurup okutacaksin. 32 kisim tekmili birden onu da yazarim artik :)

    YanıtlayınSil
  5. Yok Evren, sen kendini cok guzel ifade etmissin, kendi sorgulamalarinla bugun geldigin noktayi anlatmissin, kaynaklarini gostermissin. Hepimizin yapmasi gereken....Dedigin gibi herkes kendi sonuclarina varacak oyle ya da boyle. Ben de kendi sorgulamalarimdayim, senin kaynaklarini da mutlaka gozden gecirecegim;-)
    Ama gozardi edilmemesi gereken uygulama ornekleridir. Konu o zaman alir goturur...sonuc degisebilir!
    Konusalim, paylasalim, bakalim nereye varacak sonu ;-)

    YanıtlayınSil
  6. Sana "ödül ve ceza ise yarayabilir" diye düsündüren neydi peki? Hani gördügün örneklerden bahsetmissin ya, onlari soruyorum.

    YanıtlayınSil
  7. Ozetleyeyim:
    Benim 13,10 ve 8 yasinda uc cocugum var. Hem okullular hem de ucu de profesonel anlamda spor yapiyorlar. Okullari iki dil agirlikli, her dil icin ayri ogretmenleri var. Niye anlatiyorum, yasamlarindaki ogretmen, koc, egitimci sayisini tahmin et diye. Odul ve ceza ile izlenimlerimin cogunlugu onlarin uygulamalarindan... Ayni yogunlukta programlari olan arkadaslari cocuklarin anneleriyle de cok konusur, dinler, paylasirim. Bir suru ornek de onlardan var...

    YanıtlayınSil
  8. Ne guzel konular ustunde yaziyorsun, tesekkurler Evren. Ben de son zamanlarda bu konuyu dusunup duruyordum. Hem okuduklarim, hem de kendi cocuklarimin verdikleri tepkiler gercekten de cocuklarin empati kuruldugunda daha pozitif cevap verdikleri sonucuna ulastirdi beni. Belki bazi durumlarda odul gerekebilir ama ciddi anlamda sorguluyorum bunu.

    YanıtlayınSil
  9. Belki bu konuyu donemlere, gruplara bolmek lazim kimbilir! Yani belirli yas donemleri, belirli konular vs. anneyle oldugu donem, okullu oldugu donem, ailede uygulama, toplum gruplarinda uygulama falan. Empatinin her kosulda ise yararliligi da supheli bence. Amac yanlis olanin tekrarlanmamasini saglamak, dogru, iyi olani desteklemek. Empati affetmeyi, hosgoruyu getirir dogal olarak. O yuzden her konuda bir tek empati mi?

    Dedim ya ben uzun yillar herkes ceza, odul derken supheliydim ama cocuklar buyudukce tecrubeler arttikca! odul-cezanin bazi durumlarda etkili oldugunu gordum. Belki de bu dusunce farkliligim bazi konularda cocuklarin iyiligi icin onlari itelemek gerekliligini dusunuyor olmam, her karari onlara birakmayi sorguluyor olmam... Basladiklari isi sonuclandirma aliskanligi kazandirma mesela. Yarar-zarar kavramlarini cocuklarin bilincine yerlestirmenin zaman sabir isi olmasi, yaslariyla orantili olmasi, bu bilinc verilirken odul ile desteklenmesi falan...

    Hic br teori uygulamada kolay degil. Bence her anne baba kendi yontemlerini olusturmali, cunku her cocuk da ayni degil! Ceza odul sakincali deyip kestirip atmamali ya da bir tek o yontemlerle cocuk buyutmemeli. Empati zaten cocugunu seven, onemseyen her ailede olan, olmasi gereken sey. Belki empati egitim kurumlarinda egitimciler acisindan desteklenmeli.

    Sonuc olarak bence her bir kavram dengede tutulmali, hic biri cocugun hayatindan soyutlanmamali, uygulamalar yerinde ve dogru yapilmali. Bu yuzden de arastirmali, sorgulamali...

    Tekrar tesekkurler Evren bu konuyu bir kere daha gozden gecirmemi saglayan yazin icin...

    YanıtlayınSil
  10. Alnindan opebilir miyim seni Evren? Bu kadar arastirma ve okunma kalitesi inanilmaz guzel olan bu yazi icin! Bos bos laflarla dolu bazi sitelerin(hatta zaman zaman-belki bazilari icin hep- benimki de buna dahil) arasinda piril piril parlayan bu site icin!

    YanıtlayınSil
  11. Lapis Lazuli,
    Son bir iki gündür konu hakkinda düsünüyordum da, ayni noktaya ulastim ben de. Toptanci, siyah-beyazci bir bakisla "ödül kötü, empati iyi" (ya da tersi) diyemeyiz elbette. Yas bir faktör olabilir. Ödülün niteligi davranis degisikligi yaratmasinda bir etken olabilir. Daha pek cok sey vardir rol oynayan.
    Ben aslinda bu yazida "insan dogasi geregi ille de her zaman rasyonel davranmaz, sadece kisisel cikarini maksimize etmeye calismaz, empatiktir de" demeye calisiyordum. Bu acidan cocuk egitimine yan bir bakis atma sebebim de :), bazen benzer yanilginin is dünyasinda, marketing dünyasinda oldugu kadar ebeveyn-cocuk arasi iletisimde de bulunmasi. "Sen simdi odani toplarsan, ben de sonra sana dondurma alirim" seklinde bir ödüllendirmeden bahsediyorum yani. Bir de gercekten cok hissetmeden "harikaaaa! bravoooo!" demek, olumlu bir tepki vermis olmak icin bunlari söylemek komik geliyor bana. Oglumun bunu hissettigini saniyorum. Senin bahsettigin belki de bundan daha farkli bir sey ve görünürdeki celiski de oradan doguyor. Her sekilde bu konu aklimda olmaya devam edecek :)

    Selen, sagol :)
    Ben de simdilik benzer gözlemler yapiyorum. Oglum hic de isine gelmedigi halde bazi seyleri benim icin önemli oldugunu söyledigim zaman yapabiliyor. Her zaman degil ama :)

    Dilek,
    Cok cok sagol :) Haksizlik etme, ben senin blogundan bir seyler ögrenerek ayrilirim hep.

    YanıtlayınSil