"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cumartesi, Kasım 06, 2010

Bugün sade yasamak...



Fotograf: orb9220
Dikkat! Bu yazi istisna olarak otomatik baslayan bir müzik icerir. Sevmiyorsaniz ya da uygun ortamda degilseniz, bilgisayarinizin sesini kisin.

4 yildir sade yasamak üzerine yazsam da, tam bir tanimini yapmak bana hep zor gelir. Zamanla sebebini anladim bunun. "Sade yasamak nedir?" demek "yasamin bir tanimini yap" demek gibi bir sey. Kesin ve kisa bir tanimini yapmak mümkün degil. Günlük yapilmali tanimi sade yasamanin.  Her gün icin tekrar tekrar yeni bastan yapilmali.

Dünün sade yasam tanimi da söyle bir sey olmali yaklasik:

Sade yasamak:
Oturma odasinda halinin üzerinde oturup sincapla trencilik oynamaktir. Trenini olustururken sadece bir yük, bir  de yolcu vagonu eklemektir lokomotifin ardina. Onu da yavas, olabildigince yavas sürmektir. Raylarda acele etmeden akar gibi gitmesinden zevk almaktir. Ahsaptan sekiz seklinde bir rayin üzerinde trenlerin bir saat araliksiz dönüsüdür. Sabretmektir, odaklanmaktir. Raylara, trenlere ve dolap beygiri dönüsüne bir cocugun gözünden bakmaktir. Trenler arada bir raydan cikip, dagilinca fazla tiyatro yapmadan tekrar yerlestirmek ve yola kaldigin yerden devam etmektir. Kasim ayi olmasina ragmen halinin üzerine, raylara ve sincabin saclarina vuran günese bakip binlerce kez sükranla dolmaktir. Günese doymus bir ülkede kum ve deniz görmeden yazi gelmis saymayanlari animsamak, felsefi cikarimlar yapmaktir. Bir sey ne kadar azsa; o kadar yogun, o kadar zengin yasanir diye sonuca varmaktir. Bunu bir sans olarak görmek, bunu bir sans olarak görme safliginda oldugunu farketmek ama bundan rahatsiz olmamaktir. Pencere kenarindaki yogurt kabina ekili biberin de ayni seyi söyledigini hayal etmektir. Dört Mevsim dinlemektir bu arada. Düsüncelerinde kendini birden sokakta bulmaktir. O sokakta... Hani sincabi anaokuluna birakmis geri dönerken gecen gün, sehrin nadir agacsiz ve yapraksiz sokaklarindan birinden geciyordun da, rüzgardan orayi bile mevsimin kuru yapraklari basmisti. Hani bakacak agac, cicek olmadigindan sen yerdeki yapraklara vermistin dikkatini ve oradaki yapraklardan biri olmanin nasil bir sey oldugunu düsünmüstün. Dalindan, bildigin ve güvendigin tek seyden ayri düsmenin nasil oldugunu anlamaya calismistin. Simdiki gövdende olmasan, rüzgar sadece yüzünü oksamasa, rüzgara teslim olsan, Concerto No. 2 in G minor, "L'estate"  yükselirken bak tam simdi, aman Allahim, aman Allahim, sen de rüzgarla birlikte hizla savrulmaya baslasan, birden her sey kontrolden ciksa, yükselsen, ucsan ucsan ucsan , nereye gittigini bile bilmeden, ne olacagini bile bilmeden, korkuyu bile unutsan hatta saskinliktan, birden müzigi duysan, hic bilmedigin bir bakis acisini yakalasan yükseldigin yerden,  icinde olsan müzigin ve perspektifin, onlara ait olsan, anlasan ve korkmasan artik bilmediginden, herseyi bilmenin sart olmadigini ve kontrol etmek de gerekmedigi anlasan, yapragin ölümüyle insanin ölümü benzer mi birbirine, ölmek de mi böyle bir sey, öyleyse o kadar kötü olmasa

...desen.

Neden bir yaz müziginin sana sonbahari animsattigini düsünmektir. Yaz ve sonbahar ayni sey midir aslinda? Sonbaharda bir yaz, yazda da bir sonbahar mi vardir?

"Anneaa, raylar yikildiii!" demesidir sincabin. Fazla tiyatro yapmadan raylari tamir etmektir birlikte. Sonra yeniden dönmeye baslamaktir.

4 yorum:

  1. ne güzelsiniz siz...
    İçim sadeleşti kelimelerinle...

    YanıtlayınSil
  2. Ah yakinimda olsan Evren ah! Gec saatlere kadar calisirken, gecenin bir vakti yorgunluktan olmus, gozlerim kapanir halde eve donerken vraklayan bir kurbaga, yemek verdigim bir kedi, hayat ne guzel dedirtirdi. Simdi doga ve evin bocugu ayni seyleri soyletiyor. Bu yazi ile nerelere gittim, geldim ve o raylarin sahibine nasil sarilmak istedim...

    YanıtlayınSil
  3. Zevkle okuyorum yazılarını ama 15 gündür hayattan kopuk yaşadığım için gelemedim ziyaretine.Hergün 2-3 post yazsan sıkılmadan okurum Evren'cim.

    YanıtlayınSil
  4. Tesekkür ederim RRH, aldigim en güzel iltifatlardan biriydi :) Sıkıntınızi biliyorum. Cok benzer tecrübelerim var benim de. Ashley'in simdi nasil bir ruh halinde ve belirsizlik icinde oldugunu tahmin ediyorum. Sonunda planladigimiz ülkeye gidemedik ve buraya geldik. Daha iyi oldu mu bilmem ama sanirim en az onun kadar iyi oldu. Bakalim Ashley'e ne kapilar acilacak, canini sıkmasın.

    YanıtlayınSil