"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Salı, Eylül 06, 2011

Buzdolabinin üstüne post-it olaydin

Ne derece dogru, ne derece mümkün bilmiyorum; nasil bilmiyorum ama icimden böyle geldi:

Boşalt,

Calisma masasinin üstünü
Kitapligi
Pencere kenarini
Giysi dolabini
Corap dolabini
Banyo dolabini
Buzdolabini
Mutfak dolaplarini
Mutfak masasinin üstünü
Haa, bir de mutfak tezgahini
Kileri
Cati katini
Bilgisayari
(Masaüstünü
Klasörlerini
Kullanilan programlari
Google Reader'i
...)
Fotograf makinesinin kartini
Memory stick'i
Zihnini
Kulagini
Kimbilir belki gözlerini
Posta kutunu
Cebini, cüzdanini
Yapilacak seyler listeni
Kütüphaneye iade edilecek kitaplar listeni
Okunacak kitaplar listeni,
"Bir gün denenecekler" listeni
O listeni, su listeni,
ve hatta bu listeni

"Sıfırla" anlaminda olamiyorsa bile
"Arındır" anlaminda

Boşalt.
Boşluğa yer aç.

7 yorum:

  1. Sık sık bu ruh haline kapılırım. Guitar filmini seyermiş miydin? Orada kız herşeylerini bırakıp bir eve taşınıyordu, seyrederken bile ne ferahlamıştım:)

    YanıtlayınSil
  2. gecen gun bunu dusundum listeler beni strese sokmaya basladi, esyalar, alip durdugumuz her sey. Bosaltmaya basladim her yeri ben de. Ama sanirim mevzu sadece bosaltmak degil yerlerine yenisini de koymamak degil mi?

    YanıtlayınSil
  3. hemen uzaklaş ordan, gez dolaş başka evlere başka kitaplıklara başka masaüstlerine bak ...
    hiç kitabın olmadığı hiç derginin okunmadığı bir tane boş kağıt müsvedde bulamadığın bazen kalem bile hiç ıvır zıvırsız herşeyin derli toplu olduğu kayınvalide evi gibi evlere gir çık...orda yaşayanların ruh hallerinden sıkıl muhabbetlerinden...
    otel odalarını düşün hemen kitaplarını çıkarıp koymuyormusun masaya çok boş gelmiyor mu sana? bazen elinin altında masanın üstünde olması sana bakması iyi gelir eşyanın...
    sonra kayınbabasının kitaplarını çekiştiren ki adamcağız kitap dolu evi satmak zorunda kaldı yeni ev almak için onlara tek şart kitaplarını almalarıydı '' 500 ytl verdim taşımak için hepsini bodruma koydum kütüphaneyede veremem ki adam her satırına yorum yazmış dua ediyorum fareler yese diye''diyen arkadaşlarla tatile çık boş boş takıl...
    döndüğünde özlediğini göreceksin ...evini ayrıntılarını..
    eşyanın ruhu sıkması kavramını sil kafandan ne kadar boşaltsan da tekrar çoğaltacaksın çünkü sürekli düşünüyorsun??? çünkü sürekli üretmeye çalışıyorsun???
    neyin fazlalık neyin değil olduğunu bildiğin sürece gerisi teferruatır ...
    dağnıklıklık her zaman depresyon göstergesi değildir bilakis düzen obsesyon belirtisidir...
    belki bir gün biri kitaplığından bir kitap alır gider hayatı değişir...
    yada bloğuna uğrayıp okur çoğalır ben gibi...

    üzmedim değil mi seni? sanki basıp gidecekmişsin gibi hissettirdi yazdıkların ondan bu kadar uzun yazdım sanırım...
    sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  4. Sen desktop'unu bosaltmamis miydin, hatta gecen sene neredeyse bu zamanlar...

    Yakinlarda azicik da olsa o bosaltma gerceklesti bizde. Ama bugun mutfakta, bir de buralara lazim diye gecirdim icimden :)

    Nihal M, sen de haklisin :) Ortayi yakalamak belki de, ama kesinlikle cok fazla seye ihtiyacimiz yok. Gidince onlar, duygusal bir bag disinda baska hicbirseyimiz olmadiklarini anliyoruz. Onemli olan hayatimizdaki insanlari, sevdiklerimizi kaybetmemek!

    YanıtlayınSil
  5. Handan,
    Yok seyretmemistim. Herhalde ben de ferahlardim :)

    Gülcin,
    Evet, asil mevzu o bence de... Boslugun dogasinda yeniden dolmak var belki de. Ben öyle mi, ve eger öyleyse kendi haline biraktigimda neyle dolacak onu merak ediyorum :)

    Nihal,
    Hayir, üzülmedim, bilakis sevindim :) Derin düsünen, aykiri düsünen ve düsündügünü rahatlikla söyleyebilen ne güzel arkadaslarim var benim diye :) Kayinvalide evlerini bilmem ama internette bloglari dolasirken gördügüm ev fotograflari var bazen. Evin bebegi, iftar sofrasi, davetler, bulusmalar vb. ana fotograf konusunun arkasinda arkaplan görevi gören evler... Mobilya katalogundan firlamis gibi evler...Müze evler... Daha fotografta rahatsiz ediyor beni öyle evler. Iclerine girsem elimi kolumu nereye koyacagimi bilemem, koltuklarina söyle bir yayilip oturamam gibi geliyor. Öte yandan cok daginik evde de sıkılıyorum. Bazen evi toplamak icin Pazartesi gününü iple cektigim haftasonlari oluyor. Dolayisiyla düzen-daginiklik arasinda denge arayisindayim. Fakat bu aralar aradigim baska bir sey. Düzen degil bosluk :) Bosluk olmazsa azlik, arilik... ne kadar boşaltsan da tekrar çoğaltacaksın çünkü sürekli düşünüyorsun??? çünkü sürekli üretmeye çalışıyorsun??? Bu cümle oldukca yol gösterici :) Neyin fazlalik, neyin gerekli oldugunu bilmek asil zor olan. Onu bir bilseydim zaten 5 yildir yazip duruyor olmazdim. Dolayisiyla daha basip gitmem sanirim :)

    Dilek,
    soldan iki sütun hafifce dolar gibi olmustu, hemen caresine baktim dün :) ve sen de haklisin :)

    YanıtlayınSil
  6. aaa ben nasil bu postu atlamisim :)

    YanıtlayınSil
  7. aaa, nerden de buldun bu yaziyi simdi? unutmustum, animsamam gerekiyordu da sebep mi olman gerekiyordu?

    YanıtlayınSil