"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Nisan 28, 2008

Bugün ben bir sincap gördüm...

...evet, evet siyah, küçücük bir sincap. Yan sokakların birinden fırladı hızla. Yol kenarında park etmiş otomobillerden birinin altında kayboldu. Belli ki yolun karşısına geçecek. İlerden hızla gelen otomobili farkedip, "ayy, şimdi ezilecek!" demeye kalmadan, hooop sincap şimsek hızıyla yolun karşısında. Orada da bir başka park etmiş otomobilin altına gizleniverdi. "Ne zaman çıkacak, dur bakayım" derken ne göreyim, o zaten çoktan hemen yandaki bahçe çitinin üzerine fırlamış, kuyruğunu havaya dikmiş, gidiyor. Hedef sahibi bir sincap, belli. Bahar geliyor, güneş açmış, yapacak çoook iş var. Belli ki gideceği bir yer, yapacaği bir takım işler var sincabın. Benim gibi pazartesi sabahı etrafını seyrede seyrede yürüyenlerle ahbaplık edecek hali yok. Sadece bir an durup çitin üzerinden geriye baktı, neşeyle kuyruğunu salladı, meraklı gözlerle sordu: "Nasıl oldu da kendinizi o büyük, o çirkin, o gri şehirlere hapsettiniz? Büyüüük gökdelenleri olan ve içinden otobanlar geçen şehirler inşa etmek kolay, büyüüük meşe ağaçları ve içinden sincaplar geçen şehirler kurmak zor olandı, nasıl anlayamadınız?"


Not: Bu sincabı ben aslında "bugün" değil, bir kaç yıl önce gördüm. Bu hikayeyi de o zaman bir grupta anlattım. Düşündüm ki eğer yaşıyorsa (ki tüm kalbimle öyle olduğunu dilerim) yine öyle meraklı bakışlarla pıtır pıtır koşturuyordur şimdi. Mevsimi çünkü... Fakat attığım başlık tamamıyla da yanlış sayılmaz. Bu familyadan bir küçük sincap da bizim evde yaşıyor çünkü :))

9 yorum:

  1. Evren bu konu öyle güzel islenir, tartisilir, konusulur ki... Kentsel yesil alanlar üzerine üretilmis milyonlarca düsüncenin, calismanin ilk söyledigi önemli ekosistemler olduklaridir. Seni selamlayan sincabin anlatmak istedigi de buymus iste :) Yesil alan sistemlerine ayrilan bütceler hep o gökdelenlere ayrilanlardan sonra geldigi icin de, ve o gökdelenler ayrilmis tampon bölgeleri dahi isgal ettikleri icin de özellikle bizim ülkemizde zor!! Kent icerisindeki rant düsüncesi, kentsel yesil alanlarin hak ettigi degerin kaybolmasina neden oluyor. Yani sira bir de "abartili" oldugunu düsündügüm ve hic onaylamadigim peyzaj tasarimi azicik avantaji dezavantaja dönüstürürken, sincaplari davet etmektense de kaciriyor. Biliyorsun Altinpark'i Ankarada. Sözde önemli bir kent parki. Betondan, yapilardan ve cicek parterlerinden baska bir niteligi oldugunu düsünmüyorum. tasarimci olarak begenmem, kullanici olarak tercih etmem. Sonra kisisel olarak oldukca "kitch" buldugum Göksu parki ve o sacma Hariklara Diyari adli park!! Simdi sincap niye gitsin betonla doldurulmus sözde kent parklarina!! O nedir o kocaman bir Guliver?? Dipdibe kondurulmus yüzlerce piknik "kulübesi"!! Segmenler Parki, Botanik Parki, Milli Egemenlik Parki daha daha bir park nitelginde bu "yenilerle" karsilastirildiginda.Botanik Parki bu eskiler arasinda cok da begendigim bir kent parkidir laf aramizda. Bir de Cumhuriyet döneminin ve Ankara'nin sembollerinden biri olan, simdilerde revizyon icerisinde olan Genclik Parkinin alacagi hali cok merak ediyorum. Cok dagittim konuyu ama demek istedigim, potansiyel var, uygulamalar zayif!! Aslinda öyle güzel bir denge saglanabilir ki kentlerde yesil doku ile yapisal doku arasinda. Hem sonra herkes ve her sincap mutlu bir sekilde bir arada yasayabilir böylece :))

    Not: Ankara'da bizim kampüste sincap ve tavsan ve hatta papaganlarimiz da vardir :)) Inanilmaz ama gercek. Kullanici sayisi az oldugu icin güvenle yesil alanlari kullaniyorlar böylece :))

    YanıtlayınSil
  2. Sene 2004. Mevsim yaz. Antalya Sarıhacılar'dayız. İşte benim ilk tanışmam sincaplarla o seneye ve o köye rastlar. Nasıl bir hızlılık, nasıl bir çeviklik var hareketlerinde. Mutfağa bitişik çardağa uzanan badem ağacının dallarında hızlı hızlı bir o yana bir bu yana gider gelirdi. İki ya da üç sincabı birarada görmedim hiç. Hep tek gezerlerdi. Birbirlerine tıpatıp benzedikleri için de ben badem ağacının dallarında dolaşan o sincabın hep aynı sincap olduğunu düşünürdüm. :)) Kim bilir belki de öyleydi. Bademleri çok seviyorlar biliyor musun? Bademin o sert kabuğunu kolaylıkla kırabiliyorlar. Bir de saklama huyları var. Sevdikleri şeyleri ağızlarında taşıyıp, kendilerince emniyetli olduklarını düşündükleri yere saklayıveriyorlar.
    Okuyunca Sarıhacılar'a gittim geldim yine. Kalemine sağlık Evren.

    YanıtlayınSil
  3. Ayca ne güzel yazmis.

    Ne olurdu sanki sincaplar, tavsanlar her yerde ve daha cok olsalardi, birlikte yasayabilseydik...

    YanıtlayınSil
  4. Funda sarkiya eslik etmis bu arada, bugün Hürriyete Dogru söylüyoruz :)

    YanıtlayınSil
  5. demet, yalnız biz sarhoş balık ile topal martı da takıldık kaldık oğlumla çok sevdi bu şarkıyı başka bişeye izin yok şimdilik ona da geçicez inşallah :) evren bu hindiba radyo süper çok sevdik biz bunu ..özel mi özel bi radyomuz da var artık yaşasın :)

    YanıtlayınSil
  6. Ayça,
    Bak yine yaramı deştin. İzmir'de bir park biliyorum. Güzelim, eski bir kaç incir ağacını kesip park yapıyoruz diye beton döşediler; sonra kenarlara sıra sıra, cılız, kendine gölge yapmaktan aciz ve Ege'ye özgü olduğu şüpheli ağaçlar diktiler. Bazıları tutmadı tabii :( Ben sincap olsam 5 km. yakınından bile geçmem. Senin bahsettiğin yeni Ankara parklarını bilmiyorum, benden sonra yapılmışlardır. Meclis parkını severim.

    Sanem,
    Ah, ne hoş. Gözümün önünde canlandı sanki. Bana ağaçtan ceviz atmış bir sincap tanıyorum ben de. Başımı kılpayı sıyırmıştı. Kimbilir nereden bulmuştu :)))

    Demet,
    Sizin papatyalı parkta kesin vardır sincap. Radyo Hindiba'da bir tuhaflık var yalnız. Müzik gün ortasında değişiyor. Saati Amerika'dan alıyor sanırım.

    Funda,
    Beğenmenize sevindim. Siz orada, biz burada ana-oğul dinliyoruz demek ki :))

    YanıtlayınSil
  7. Başıma ceviz atmış bir sincaba rastlamadım hiç :)) Sincabı hayatımda ilk olarak Sarıhacılar'da gördüm ve ömrümde bir kez daha göreceğimi hiç sanmıyorum :)

    YanıtlayınSil
  8. cumartesi günü yakin bir yere gezmeye gittik.sehir merkezinde cok güzel bir park vardi ve sincaplar cirit atiyordu.parkin kalabalik olmasina aldiris ettikleri falan yok.biz de o sirada acikmis,yanimiza aldigimiz yemislerden yiyorduk.sincaplara da vermeye basladik.daha önce hic sincap beslememistim.o kadar güzel bir an'di ki..Defne, sling'de uyuyordu,keske uyanik olsaydi da görseydi derken uyaniverdi,cok heyecanlandi ve sevindi.
    Sincaplari badem,ceviz ve kajunla besleyip elimizdeki stogu tüketince, pirinc patlakli bisküvilerden mi versek dedik ama ona burun kivirdilar hakli olarak ;)

    YanıtlayınSil
  9. California/San Diego'lu bir arkadasimdan da oradaki sincaplarin insanlara cok yakin olduklarini ve ellerinden yemis yediklerini duymustum. Hamburg'dakiler pek bir yabani ama yine de bol miktarda var ve durup izlemeniz onlari rahatsiz etmiyor, en azindan onlar agac dalinda iken :)

    YanıtlayınSil