"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Mart 21, 2012

Böyle geciyor günler

Dün sabah sincabi anaokuluna götürürken bahceli evlerin birinde meshur agackakanin sesini duydum yine. Görmek icin cok ugrastim, fakat basaramadim. Bu sabah yine ayni evin yanindan gecerken yine ayni ses :) Sesin kulaga metalik geldigini de hesaba katarak sadece agaclara degil, evin catisindaki büyük antenin metal aksamina da baktim. Bu arada günes inanilmaz dik ve parlak bir sekilde gözüme giriyordu. Sonunda anten üzerinde gördüm yaramazi. Seklini semalini, rengini o isikta farketmek imkansizdi. Ama siluetinin sesle paralel olarak gagayi metale indirip kaldirdigini gördüm :)

Üstelik bu ev, benim bu tuhaf ahsap gicirtisi sesiyle Ocak ayi civari ilk kez karsilastigim yerdi. Bu yaramaz hala mi bulamadi kendine bir es? Ev sahipleri tepelerindeki bu bitmeyen ddiiirrrrriiiilti hakkinda ne düsünüyor kimbilir? :)

Sabahin erken saatleri kuslari gözlemek icin en uygun zaman. Sercelerde bir kavga kiyamet. Karatavuklar, -disisi olsun, erkegi olsun-, cali diplerinde, cimenlerde kosturmayi seviyorlar. Eve dönerken havada süzülen bir saksagani izledim ve hus agaclarindan biri üzerinde bir yuvaya kondugunu gördüm. Yuvada bir baska saksaganin daha kipirdadigi görülüyordu. Kuluckaya yatmis bir anne mi? Yoksa yuva yapim calismalari devam ediyor da, biri tasiyip digeri insa mi ediyor?
 
Filmi biraz daha geriye saralim :) Önceki gün sincapla doktora gittik. Dönüste otobüse binmek istemedi. Uzun yoldan, nehir kenari üzerinden yürüyerek döndük eve. Minik isirgan otlari, minik kirlangic otlari, minik civanpercemleri ... gördük. Hersey minik minik büyümekte. Otoyolun yanindan gecerken kuru otlarin calilarin arasinda sevimli bir tarla faresi selam verdi bize. Sonra ben daha sincaba gösteremeden kacti.

Asil ilginci yagmur damlalariyla islanmis, siir gibi görünen oyun parkinda, yerde taptaze, capcanli, acik yesillerin birinde cimlenmis bir bitki gördüm kuru otlarin arasinda. Icgüdüsel olarak bir agaca ait oldugunu anladim. Ama hangi agac oldugunu cikaramadim. Yürüdükce bir kac tane daha gördüm. Cevredeki agaclarin hepsinin tohumlarini aklimdan gecirdim ve bir akcaagac bebegi olabilecegine karar verdim. Nitekim daha sonra sokak boyunca yürürken akcaagaclarinin altinda belki yüzlercesini daha gördük :) Fakat düsündürücü olan su ki, bu bebeklerin hemen hicbirisi fidana dönüsmeyecek. Ne olacak peki onlar? Doga bu gereksiz cabaya neden giriyor? Birilerine yem mi edecek onlari? diye düsünüyordum ki bir arkadasim Gemmotheraphy'den bahsetti ;) Insanlarin bilip kullandigini doga zaten bilir ve kullanir diye düsündüm ben de.

Eve dönmeden önce sincap parkin kum havuzunda takildi biraz. Ben de bu sirada bir agacin dalindan kesik kesik cagri ötüsü yapan bastankarayi izledim. Her ötüsten sonra adeta kulagini kabartip dinleyisini, arabalar gecerken sesinin duyulmayacagini bilerek ötüsünü yarim kesisini... Sonra ötüslerden birinin tam ortasinda karsida, uzaklarda bir yerde bir baska bastankara benzer bir ötüsle yanit verdi. Onunla birlikte ben de kulak kabartmis bu yaniti bekliyordum; o yüzden farketmem güc olmadi :) Bizimki konusurken sözü kesilmis bir insan gibi ötüsünü kesip karsi tarafi dinledi. O bitirince de "evet, evet, ben de öyle diyorum zaten" tavirli, telasli bir ötüs gönderdi tekrar. Ardindan da sesin geldigi yöne dogru ucup kayboldu :)

Son zamanlarda camasirlari cati katina asmaya basladim. Oradan kuslarin ötüsleri cok daha net duyuluyor. Kus civiltilari arasinda asiyorum camasiri. Bu civarda yasadigini bildigim ama nadiren gördügüm kelebekler görüyorum sonra cati katinda. Kimisi ölü, kimisi canli... Yine kimbilir hangi kelebegi görecegim diye heyecanla cikiyorum cati katina. Insan camasir asacagim diye bu kadar heyecanlanir mi? :)

Böyle geciyor günler.
Benim cephemde degil, doganin cephesinde elbet.
Ben sadece hikayesinin anlatilmasini isteyen agackakanlar, bastankaralar ve kelebeklerin istihdam ettigi bir gözleyici ve naklediciyim :)

*
Pissstt! Günün anlam ve önemini unuttum sanma. Fakat bu kadar güzel anlatamazdim ki! Aramizda bir sair var, onu anladik. Fakat madem o caktirmiyor, biz de caktirmayalim :) Gizli sirrimiz olsun :)
Ve siir gibi bir güne acilsin sabahimiz ;)

3 yorum:

  1. Ooo canım, teşekkür ederim :)

    YanıtlayınSil
  2. masal gibi yazı, annem olsan ne güzel olurdu evren :) yeni bir blogla da tanıştım sayende. şiirin özellikle bitimine bayıldım :)

    YanıtlayınSil
  3. Bahar geldi, flörtler başladı tabii :)

    YanıtlayınSil