"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cuma, Mart 30, 2012

Sen mutabik misin?

Photo by Nanaki 

Haftalik alisverisimi yaptigim büyük süpermarketin tam karsisindaki duvara sprey boya ile yazmislar:

"Work, consume, die"
(Calis, tüket, öl)

Belli ki yazan kisi yazdigi ile mutabik degil. Durum tespiti yapiyor.
Keza ben de degilim.

Sen mutabik misin?

Dipnot 1: Eski Türkce icin özür dilerim. Aklima baska sözcük gelmedi. Okumayi söktügüm yaz Halide Edip Adivar ve Resat Nuri Güntekin armagan edilmisti bana. Ondan beridir böyleyim :)
Dipnot 2: Unutmusum söylemeyi. Özel olarak ikinciyle mutabik degilim. Yoksa diger ikisiyle bir sorunum yok.

4 yorum:

  1. ben mutabik degilim. ama alternatifi de ne olabilir, onu da hala tam olarak kavrayabilmis degilim.
    calismak bu kadar zaman aldikca, eninde sonunda zamanimizi satip yerine para satin alip o parayla da tuketmeye devam etmek zorundayiz.
    yani hem calisayim hem de kendim ureteyim, tuketici olmayayim cok gercekci durmuyor.
    bu kadar calismamayi secebiliriz belki, ozellikle de avrupa'da yasayanlar bu secme sansina sahip olabilir. ama o zaman da..yillar yili, ancak calisarak oz degerini arttirabilecegin ve 'bir yerlere' gelebilecegin beynine kakilmisken...az calismak ve dolayisiyla statu sahibi olmaktan vazgecmek..zor bir secim gibi gorunuyor. yani beni gercekten mutlu eder mi, yoksa kendime yalan mi soylemis olurum..bilemiyorum.

    oyle iste :)

    berna

    YanıtlayınSil
  2. "calismak bu kadar zaman aldikca, eninde sonunda zamanimizi satip yerine para satin alip o parayla da tuketmeye devam etmek zorundayiz."
    Dogru, bu cümleye ben de katiliyorum. Günde 8 saat calisiyorsan aksama evde pizza yapamazsin, gidip marketten almak gerekir pizzayi. Kabul ;) Diger yandan calistigim icin giysilerimi ben dikemiyorum ama en azindan bir kismini (evde, günlük yasamda giydiklerimi falan) ikinci el alabilirim. Evimi haftasonu kendim temizleyebilecek kadar kücük tutabilirim ki haftaici temizlige birisinin gelmesi gerekmesin, vb. Diger yönü de su: Satin alip tükettigimiz hersey biz calistigimiz icin, kendimiz yapamiyoruz diye almamiz gerekenler degil. Bazilarini öz deger duygumuzu güclendirmek, "bir yer"de oldugumuzu, bir yere (sosyal sinifa, gruba vb) ait oldugumuzu hissedebilmek icin aliyoruz. Calissak da calismasak da... Hatta bir noktadan sonra calistigimiz icin mi onlari aliyoruz, yoksa onlari alabilmek icin mi calisiyoruz? sorusu geliyor akla.

    Bahsettigin diger sey isin daha ruhsal boyutu sanirim. Yani "öz deger duygumu aslinda ne belirler?, beni degerli yapan sey aslinda nedir?" sorusunun yanitini her birey ayri ayri verir. Yasaminin degisik dönemlerinde farkli farkli verir. Bir de calismanin verdigi öz deger ve mutluluk duygusuyla basarinin ve statünün verdigi özdeger ve mutluluk duygusunun farkli oldugunu düsünüyorum. Dagdaki coban cok calisiyor, az tüketiyor, calismanin kendisinden (basari, para, statü vb gibi sonuclarindan degil) bir ruhsal doyuma ulasiyorsa ulasiyor ve zamani gelince de ölüyor. Bence bu türlüsünde bir yanlislik yok :)

    Biraz da dagittim gibi ve simdi nasil toparlayacagimi bilmiyorum. Böyle iste :)

    YanıtlayınSil
  3. Tuketim kisminda mutabik degilim! Yani olabildigince az, ihtiyacim kadar ve mumkun oldugunca yerine konulabilir cinsten olmali. Rabbena hep bana dememeliyim. Elimden geldigince de buna dikkat ettigimi dusunuyorum, dikkat etmeye calisiyorum. Ne derece basariliyim, onu olcemiyorum.

    Evren, Berna'ya yazdiklarina kesinlikle katiliyorum. Az tuketirsek, cok zamanimiz olur. Yalniz Turkiye'de en buyuk sorun, azi da istesen, senin zamanini calmak isteyenlerin cok olmasi. Zoru zoruna, isini yetistirdigin halde, senden "fazla mesai" beklenmesi. Kanunun bile bu yonde olmasi. Fazla mesai yapanin, aslinda zamaninda isini yapmamis oldugunun ya da 2 kisilik isi yapmaya calistiginin dusunulup, suzgecten gecirilip karara varilmasi gerektigi halde, dogrudan calisanin suclanmasi. Diger yandan ev, araba, cocugunun ozel okulu icin calisanlarin yuzdesinin de yuksek olmasi... Devlet okullarinin belli standartlari karsilayamamasi ve bu yuzden cocuklarin dersanelere, ozel hocalar vs vs mahkum birakilmasi. Bu konu uzunca irdelenmesi gereken bir durum. Her ulkede benzerleri var. Ama kanunlar daha belirgin oldugu icin, herkes duracagi cizgiyi biliyor.

    Berna, MOMO'yu okudun mu? Evren'in tavsiye ettigi kitaplardan birisidir, okumamissan bir dene :) Hatta Evren, belki de yazinin altina Momo'ya dair bir not dusmelisin...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, Türkiye'de isler hep daha zor. Ama yine de hala hareket alani oldugunu düsünüyorum. Ve ne kadar cok insan hareket alanini zorlarsa hareket alani da o kadar cok büyüyecektir.

      Momo hakkinda notu buraya yazayim: http://basitbiryasam.blogspot.de/2010/04/mesele-nedir-oyleyse.html

      Sil