"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cumartesi, Eylül 12, 2009

GDO hakkinda bir kac sey...

GDO (Genetigi Degistirilmis Organizma) üzerine okuyup duruyordum. Sanirim yine büyük bir okyanusa baliklama daldim. Himm, daha fazla dagilmadan sunlari bir toparlayayim.

Birincisi, Funda'nin e-posta ile gönderdigi belgede de belirtildigi üzere genetigi degistirilmis olma olasiligi en yüksek olan bitkiler misir, soya, kanola ve pamuk. (Kanolada kafami karistiran bir sey var; bunu arastirip sonra bir ara yazayim.)

Ikincisi, bu dört muhtemel GDO beklenmedik sekillerde karsimiza cikabiliyor: Mısır unu, yağı, nişastası, gluten, fruktoz-glikoz şurupları, fruktoz, glikoz, dekstroz, modifiye nişastalar, soya unu, lesitini, proteini, isolat ve isoflavonu, monosodyum glutamat ve eşdeğerleri, bitkisel hidrolize protein, soya yağı, kanola yağı, pamuk yağı gibi...

Ücüncüsü, Avrupa Birligi ve Türkiye'de kanuni düzenlemeler ve uygulama son derece farkli. Kendi yaptigim alisverislerde neye dikkat etmem gerektiginden yola cikarak AB ülkelerinde ve özelinde Almanya'daki son durumu tekrar arastirdim. Durum su:

- 18 Nisan 2004'den beri AB sinirlari icinde genetik olarak degistirilmis organizma iceren veya bunlardan üretilmis her türlü ürün bildirilmek zorunda. Son üründe varligi kanitlanamasa dahi... Ama istisnalari var. GDO bitkilerle beslenmis hayvanlardan elde edilen her türlü hayvansal gidada bu bildirimin yapilmasi mecburiyeti yok. Nedenini anlayamadim. Bu da satin aldigimiz et, balik, yumurta ve süt ürünlerinde gayet de GDO bulunabilir demek oluyor. Bu arada genetigi degistirilmis bakterilerden üretilen katki maddeleri varmis ki, bunlarin bildirimi de gerekmiyormus!

-Bu yüzden genetik olarak degistirilmis (g.o.d. diyeyim buna) bitkilerin cogu zaten hayvan yemi üretimine aktariliyormus. Yani benim 'misir gevregi almam, soya eti yemem' demek yerine dikkatimi et ve süt ürünleriyle katki maddelerine cevirmem gerekiyor daha cok.

-Bir de organik (bio) sertifikali ürünleri tercih etmek otomatik olarak GDO belasindan da uzak tutuyormus bizi tüketici olarak.

- Almanya Greenpeace'in web sayfasinda GDO ile ilgili bir tüketici rehberi buldum. Acik acik marka - ürün isimleri verilerek hangi firmalarin ak, hangilerinin kara listede oldugu, hangi ürünlerin süpheli, hangi ürünlerin temiz oldugu listelenmis. Temmuz 2009'da yayinlanmis, oldukca yeni. Alisverise giderken yanimda tasimaya karar verdim.

-Beni özellikle hayal kirikligina ugratan Alpler'in lila inegi oldu. Greenpeace'in rehberinde belirtildigine göre icerigindeki süt tozunun elde edildigi süt g.o.d. bitkilerle beslenmis hayvanlardan geliyormus. Üreticisi durumu degistirmek icin en ufak bir girisimde dahi bulunmuyormus. Bugün alisveriste paketini özellikle inceledim, bilesiminde GDO bulunduguna dair bir not yok, ki kanunen bulunmasi gerekmedigi de anlasiliyor. "Garantiert Alpenmilch" yaziyordu ön tarafinda kocaman. Icindeki sütün Alplerden geldigi garantiymis yani. Velakin o ineklerin reklamlardaki gibi yesil cayirlarda otlamadigini zaten biliyoruz. Ikametgah adresleri o kadar da önemli degil. Tüketici olarak kafam karisti, cok kisisel aliyorum o kocaman garanti notunu, kendimle dalga gecilmis hissediyorum. Ve hatta seytan diyor ki 'git kendi cikolatani yap'. Var gecmiste denemisligim. Biliyorum 50 centten fazla tutar; biliyorum tadi o kadar da lila olmaz, ama bak sana söylüyorum lila inek, yapabilirim.

Simdilik bu kadar.

7 yorum:

  1. şimdi benimde kafam karıştı,
    burada
    https://www.blogger.com/comment.g?blogID=12087378&postID=4158674716994520403

    bahsedilen çikolata aynı marka çikolata değil mi ?yorumu aynen kopyalıyorum


    Ülker'den sonra onca firma arasından üç hafta gecikme ile Milka'dan da cevap geldi!

    Sayın Yeşim GÜRİŞ;

    Öncelikle sitemizde meydana gelen teknik bir aksaklıktan ötürü e-mailinize geç cevap verebildiğimiz için özür dileriz.

    E-mailiniz için teşekkür ederiz.

    Ürünlerimizin güvenliği ve tüketicilerimizin ürünlerimize olan inancı ve güveni bizim en başta gelen önceliğimizdir. Ürünlerimizde, sıkı kalite ve güvenlik kurallarımıza ve bütün yasal düzenlemelere uygun gıda maddeleri kullanmaktayız.

    Genetiği değiştirilmiş ürünlerin kullanımı ve paket üzerinde bildirilmesiyle alakalı 1829/2003 numaralı Avrupa regülasyonunda (http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=OJ:L:2003:268:0001:0023:EN:PDF) genetiği değiştirilmiş ürünlerin kullanımı durumunda açık şekilde paket üzeinde bildirilmesi kurala bağlanmıştır.

    Kraft Gıda'nın Türkiye'de sattığı Milka ürünlerinin yukarıda belirttiğimiz Avrupa regülasyonuna uygunluğunu ve buna bağlı olarak genetiği değiştirilmemiş gıda maddelerinden üretildiğini temin ederiz.



    Ürünlerimize her zaman güven duyacağınız inancıyla tekrar teşekkür eder, sağlık ve mutluluklar dileriz.



    Saygılarımızla;



    Kraft Gıda Türkiye

    YanıtlayınSil
  2. şu çikolata nasıl yapılıyomuş..

    YanıtlayınSil
  3. Umarım Perili Köşk'ün ilettiği yazıda doğru söylüyorlardır çünkü ben hergün bu çikolatadan birkaç kare mideye indiriyorum :(

    YanıtlayınSil
  4. Perili Kösk,
    Celiskili gibi görünse de degil sanirim. Benim okudugum EU düzenlemesi ve burada linki verilen ayni midir emin olamadim; ama ayniysa, ona göre, kullanilan süttozunun kaynagi olan sütü veren inek GDO'lu yem ile beslenmisse paket üzerinde belirtilmesine gerek yoktur deniyor. Kullandigi kakao GDO olsaydi belirtmek zorundaydi. Böyle anliyorum ben okuduklarimdan. Bu yüzden Almanya'da bu 'negatif isaretleme' yerine 'pozitif isaretleme' yani paket üzerinde 'GDO degildir/icermez' notunun bulunmasi gerektigi tartisiliyor simdi. Ürünü GDO'suz olan cani gönülden koyacak bu notu pakete cünkü. Bio (organik) notu gibi...

    Funda,
    tam ölcüleri bulunca gönderecegim sana...

    Alis,
    Dogrusu biz de... Ama artik almiyorum.

    YanıtlayınSil
  5. izninle bu faydalı yazını link verip alıyorum.
    ellerine sağlık.

    YanıtlayınSil
  6. Her supermarket alışverişim eziyet olmaya başladı. İçinden geçmediğim reyonlar hızla arttı. Geçtiklerimde, burnuma gözlük taktığım halde kendini göstermemeye direnen yazıları incelemek için saatler harcamaya başladım. Bu çabalarım da uzun sürmeyecek biliyorum.

    Çocuklar, artık ne yiyebileceğimizi düşünmenin zamanı geldi! Daha tok gözlü olmanın, olmayacak albenili gıdalara hayır demenin zamanıysa geldi geçiyor.

    Dünya ikiye bölündü gözümde, açlıktan ve yemekten ölenler.

    YanıtlayınSil
  7. Nalan,
    sagol. ne kadar yazar, konusursak üreticiler de o kadar düsünür bu konu üzerinde (belki).

    Oya hanim,
    evet, tok gözlülük en iyi ilac olacak sanirim bu sacmaliklara...

    YanıtlayınSil