"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Eylül 28, 2009

Hey! Orada baska Frodo'lar da var mi?

Bir arkadasimla konusuyorduk. Ona gen teknolojisiyle degistirilmis gidalardan ve son zamanlarda onlardan kacinmak icin alisveriste dikkat ettiklerimden bahsediyordum. "Tamamen kacinman imkansiz ama" dedi. Kalkti, mutfak dolabindan bir paket un cikardi. "Bak, bunun üzerinde de Bio yaziyor. Ama yüzde yüz organik oldugundan asla emin olamayiz". "Evet, biliyorum" dedim. "Insan gidip bir dag basina falan yerlesmedikce, yediklerinin organik ve GDO'suz oldugundan asla yüzde yüz emin olamaz. Ama yine de elimizden geldigince kacinmak daha dogru degil mi?"

Bazen global isinma, bazen cevre, bazen cocuk yetistirme, bazen de böyle beslenmeyle ilgili konularda karsima cikiyor bu anlayamadigim bakis acisi.
Tek basima elimden bir sey gelmez, öyleyse savasmayayim.
Artik cok gec, yapacak bir sey yok, o yüzden bosver gitsin.
Ne yaparsan yap degistiremezsin, cok güclüler, boyun eg.
Basari olasiligi cok düsük, enerji/emek harcamaya degmez.

Bir gün ölme olasiligim da yüzde yüz. Ama buna ragmen kavsakta karsidan karsiya gecerken tarfik lambasina bakiyorum yesil mi diye." Nasil olsa ölecegim, bir kaza riskini en aza indirmenin ne anlami var?" demiyorum. Nitekim arkadasim da demiyor.

Herseyi sonunda basarmak icin mi yapiyoruz?
Ben gittigim yolun, varacagim yerden daha önemli olduguna inaniyorum cogu kez.
Frodo'nun yüzügü yok etmeyi basarmasina degil, boyuna bakmadan düstügü yollara hayran oluyorum.
Yenileceksem savasa savasa cekilirim geri.
Ve bu arada etrafima baktigimda, benim gibi düsünen bir kac kisi daha da varsa, gam yemem!

Hem ya basarirsam? Ne kadar da güclü, mucize dolu bir soru bu! Düsünüyorum da 1960'larda ABD'nin simdi unuttugum bir eyaletinde genetigiyle oynanmis misiri ciftcilere satmaya calisan adamlar da böyle düsünmüs olmali. "Kendi ürettigi misirdan gelecek yilin tohumunu cikarmak varken, kim gelir de her yil bizden tohum almayi kabul eder?" degil; "basari sansi düsük, bos mu versek acaba?" da degil.

Soru muhtemelen suydu :"Ya bir de basarirsak?"

9 yorum:

  1. Gözünü hırs bürümüş satıcıların, tıpkı oy peşinde olan siyasetçiler gibi, tek bir kişinin bile tercihini önemsediklerine inanıyorum. Çünkü fısıltının nelere kadir olduğunu onlar çok iyi biliyor. Kulaktan kulağa ile başlayan kartopları sonunda çığa dönüşebilir.

    Bu arada GDO ile ilgili öğrendiğim benim için yeni bir bilgi beni çok üzdü: genetiği değiştirilmiş bitkilerin polenleri rüzgarla veya diğer biçimlerde yolculuk ederek çok uzaklardaki bitkileri dölleyebiliyormuş ve sonuçta yeni bitkiler bu yeni genleri de taşıyormuş. Sözün özü GDO meselesini etikete yazmak yetmez, tamamen durdurulmalı.

    Yola ve fısıldamaya devam Frodo, sakın vazgeçme.

    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  2. yenilebilecek şeyler gittikçe azalıyor, her yemek alışverişinde daha az şeyle eve dönüyorum... önceden daha çok işlenmiş, paketlenmiş ürünlerden kaçarken artık her türün eklenmesiyle iyice vahimleşti.

    tuhaf ama düşüncelerime bedenim de eşlik ediyor, alerjik tepkiler veriyor uyduruk her şeye... paketlerin söylemediğini o söylüyor, paketsiz gıdaların verilmeyen bilgilerini o veriyor. bu iyi mi, kötü mü onu da anlamadım ama üreticilerin bu açıdan da satılanların ne halt olduğunu bildirmek zorunda olduğunu anlıyorum. elbette hiç üretilmesin böyle şeyler ama madem üretmişsin ve satıyorsun bari söyle de insanlar seçsin ya da seçmesin ve kimse iki lokma yediği bir şeyden saatlerce sıkıntı çekmesin.

    varız ve voltron'ı bile oluştururuz. :)

    YanıtlayınSil
  3. Meyvelitepe,
    Bagirarak is yapamayanlardanim zaten. Fisildayarak gidecegim, gücünü hatirlattiginiz icin sagolun :)

    GDO tamamen durdurulmali, katiliyorum size ama kabakmelteminin de dedigi gibi madem kullaniyorlar pervasizca, tüketicinin de bilmek ve secmek hakki olmali. Secme imkani oldugunda kacinacak tüketicilerin sayisi artacak, eminim.

    kabakmeltemi,
    bu aralar bolca "nese palamudu" var yerlerde. hep seni aniyorum. Evet, voltrani kuralim, o zaman isler daha da kolay...

    YanıtlayınSil
  4. Ben de ben de! Deniz yıldızı hikayesini hatırlar ve hatırlatırım hep! Kaç hayat kurtarırsak kâr :)

    YanıtlayınSil
  5. Evet, o hikayeyi ben de severim. Bu arada sapkali a'na bayildim :)

    YanıtlayınSil
  6. Satmaya çalışmak mı Evren, adamlar ilk tohumları ücretsiz vermişler kanımca. Sonraki yıllarda toprağındakini yitiren üretici almaya mahkum kalmış onlardan tohumu! En azından Türkiye'de böyle yaptıklarını duydum birkaç kişiden!

    YanıtlayınSil
  7. Basini tam hatirlamiyorum Dilek. Sadece sosyal aglar baglaminda GDO'lu misirin ciftciler arasinda nasil yayginlasti(rildi)gini irdeleyen bir makale okumustum vaktiyle. Basta bedava da vermis olabilirler ama temel sorulari yine de "bundan nasil ticari kar elde ederiz?" degil miydi?

    YanıtlayınSil
  8. Elbette! Ama adim adim getirdikleri noktaya parmak basmak istedim!

    YanıtlayınSil