"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Temmuz 26, 2010

Dogadaki Son Cocuk, nehir kenari, benim cocuklugum ve sincabinki...


Dogadaki Son Cocuk'u o kadar sevdim ki, sincabi her firsatta alip nehir kenarina gitmemek icin kendimi güc tutuyorum. Gecen hafta gayet sicak bir gün kayalara oturup ayaklarini suya soktu. O kadar cok su sıcrattı ki, sonunda beline kadar islanmisti. Cumartesi günü yagmur (ama ne yagmur!) altinda tekrar nehir kenarina gittik. Sular o kadar kabarmisti ki, önceki sefer üzerinde oturdugumuz kayalari örtüyordu. Sincap önce hoslandi ama sonra "Anne, ben neden islak oldum?" sikayetleriyle eve dönmek istedi. Kirmak istedigim gereksiz de bir titizlik var bu cocukta :)

Her neyse, iki haftadir cektigim bir dolu fotograf ve Dogadaki Son Cocuk'tan anlatmak istedigim bir dolu sey var. Önce hangisini yazsam derken bir orta yol buldum. Bu hafta nehir kenarindan fotograflar, kitaptan alintilar, sincapta gözlediklerim ve benim cocuklugumdan hatirladiklarim birlikte gelecek.

Geranium Pratense yani su mavi turnagagasi benim en sevdigim ciceklerden biri bildiginiz gibi. Coktan ciceklenmeye basladilar. Her firsatta fotograflarini cekiyorum. Fakat su yukaridaki en sevdigim pozlarindan biri oldu turnagagasinin :)

Richard Louv'un durum tespitiyla baslayalim:
"Bir kac on yillik zaman zarfinda cocuklarin dogayi algilama ve deneyimleme bicimlerinde radikal bir degisiklik ortaya cikti. Bu iliskinin yapisi tersyüz oldu. Bugün cocuklar dogal cevrenin karsi karsiya oldugu küresel tehditlerin farkindalar. Ancak doga ile fiziksel temaslari ve yakin iliskileri giderek kayboluyor. Bu benim cocuklugumdaki durumun tam tersi."

Bu benim cocuklugumdakinin de tam tersi. Büyük sehrin kiyisinda ama tasrada büyüdüm. Apartmanda oturdum ama genis cayirlara acilirdi kapisi. 5 yasindayken annem beni diger bazi anneler gibi ögle uykusuna, eve cagirmadigi icin büyük ve güclü bir sükran duygusu duyuyordum.  Ögle saatlerini cayirdaki gelincikleri, papatyalari ve adini bilmedigim bir sürü cicegi, otu incelemekle gecirirdim. Evet, adlarini da cok merak ederdim. O siralar baska bir mavi cicege asiktim. Dogada da iyi ve kötülerin oldugunu inaniyordum. Ugurböcekleri iyi, ates böcekleri kötüydü. 13 yasina kadar "sokakta oynamak" denen seyi dolu dolu yasadim. Bazen aksam yemeginden sonra cikip gece 9'a kadar eve girmedigimiz olurdu. Sokak cocuguyduk yani. Iyi ki de öyleydik.

2 yorum:

  1. ne yazıkki bizim çocuklarımız bazı şeyleri kitaplardan öğrenmeye mecburlar.Çocukluğumda motorun altında domates yerdik tarlada.kuzenlerle koşardık yeşile gömülüp benim oğlum bunu ancak masallarda görebiliyor maalsef.Ne olacak halimiz bu gidişle ?

    YanıtlayınSil
  2. Rehnuma,
    kitabin sonunda anne-babalara öneriler diye bir bölüm var. Ben de merakla bekliyorum oraya gelmeyi. Belki aklimizdaki sorulara yanit olacak bazi seyler buluruz orada. Paylasirim :)

    YanıtlayınSil