"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Temmuz 28, 2010

Yiyeceklerin teoride ve pratikte geldiği yerler ; market şerrinden korunmuş meyveler

Louv, Dogadaki Son Cocuk'ta cocuklarin dogadan kopuk yasadigi yeni dönemin özelliklerinden biri olarak "toplumsal ve bireysel aklimizin yiyeceklerimizin kaynagindan habersiz olusu"nu sayiyor. Onun deyisiyle "cocuklara göre yiyecekler Venüs'ten, ciftcilik Mars'tan".  Bunu okudugumda cok sasirmadim.Cünkü yillar önce seyrettigim benzer konulu bir belgeselde bezelyelerin bir bitkiden geldiginden habersiz, fabrikada üretildigini zanneden cocuklar oldugundan bahsedilmisti.

Aslinda sadece cocuklarin degil, biz büyüklerin de sorunu bu.  Birbirinin esi ve mükemmel görünüslü elmalar, havuclar, biberler talep etmemiz bu yüzden olsa gerek. Yine de meyve-sebzelerin nereden geldigine dair az cok bir fikrimiz var denebilir. Ama et, süt, balik ve yumurtanin fabrikada imal edildigini düsünür gibi davraniyoruz bazen. Tüketim aliskanliklarimiz bunu gösteriyor. Hos, tüketiciler böyle davrandigi ve böyle bekledigi icin de, hayvansal gidalar doganin degil fabrikanin bir ürünü, üretim bandinin konusu haline dönüsmüsler coktan.  Üretim bandinda akan civcivleri ve fabrika ortaminda ete dönüsen besi hayvanlarini* kastediyorum (* Bu videonun ikinci bölümü biraz reklam gibi, ama asil aradigim video'yu bulamadim. Idare edin lütfen). Paketlerin üzerindeki resimlerdeki gibi cayirlarda otlayip büyüyen mutlu inekler ve mutlu tavuklar olmadiklarini anlatmaya calisiyorum...

Sincaba her gün soframiza gelen gidalarin -teoride de olsa- nereden geldigini gösterme olanagimiz olmadi simdiye dek. Evdeki resimli ciftlik konulu kitaplardan biliyor biraz. Özellikle doga konulu kitaplari olmasina dikkat ediyorum. Secimi ona birakirsam mutlaka icinde araba resimli olanlari tercih ediyor oysa :) Ama dogadaki gezilerimiz ona ve bize baska bir sey sunuyor: Soframiza gelenler disinda, seri üretimin ve market raflarinin serrinden korunmus meyveleri...

Henüz olgunlasmadilar ama gecen yil sonbaharda bolca bahsettigim kizilcik ve mürver var. Her ikisini de surup ve marmelat olarak konuk etmistik mutfagimiza. Sincap toplamamiza kendince yardim etmisti. Digerlerini fotograflarla anlatayim:


Bu fazla dikkat cekmeyen bitki bizim buralarda cok yetisiyor. Özellikle orman icindeki yürüyüs yollarinin kenarlari bununla dolu.


Yaklasik yaz ortasinda böyle cicekler aciyorlar...


Ardindan da böyle meyveler veriyorlar. Ilk kez 5 yil kadar önce farketmistim. Genellikle dogada gördügüm meyveleri denemek konusunda gayet cekingenimdir. Dogrusu da bu zaten. Fakat bu meyve dut ve bögürtleni cagristiran görüntüsüyle gayet yenilebilir duruyordu. Denedim. Tadi onlar kadar tatli degilse de güzel. Nitekim daha sonra ormanda elinde sepetle bu meyvelerden toplayan bir aile görmüstük. Bir botanik kitabinda adina bile rastlamis ve yenilebildigini oradan da teyit etmistim. Ne yazik ki bir yere not etmemisim o adi. Büyük olasilikla marmeladi yapilabiliyordur. Biz rastladikca orman yürüyüslerinde atistirmayi tercih ediyoruz simdilik:)

Ayrica cevrede bolca erik agaci var.


Bu fotograf yaklasik iki hafta öncesine ait. Bugün gecerken baktim, bu erikler coktan kizarmis. Ne yazik ki nehir kiyisinda erisemiyecegimiz bir yerde bu agac. Ama erisebildigimiz yerlerdekilerin tadina bu haftasonu baktik. Dogada meyve yemekle ilgili bir gözlemim var. Siz de onaylarsiniz eminim. Bir kere agactan toplanan erik (veya elma veya ...) her zaman marketten alinandan daha lezzetli. Burasi kesin. Ama ayni erik toplayip eve getirdiginizde de lezzetini yitiriyor sanki. Ayni agacin meyvesini topladiginiz anda yemekle evde yemek arasinda kesinlikle lezzet farki var! Inanilmaz!

Baska acilardan bakildiginda da bazi meyveler kesinlikle dogada kalmali ve dogada yenmeli. Bazi meyveler acikca binlerce sehirlinin oturma odalarinda bacaklarini uzatip yemesine digerleri kadar uygun degiller. Kesin ve net bu! Bakin son günlerde rastladigim bir haber ne diyor: Alman süpermarketlerinde bu yaz satilan frenküzümlerinde yapilan testler bu meyvelerin ciddi sekilde tarim ilaclarina maruz kaldigini göstermis. Ortalama 6 degisik tarim ilacina rastlanmis test edilen her meyvede! Greenpeace basligi "Frenküzümleri kücük tarim ilaci kokteylleri" diye atmis. Bu da inanilmaz!


Durun ama size inanilmaz bir baska sey göstereyim ben:


Findik! Ilk kez gördügümde gözlerime inanamamistim ama cevrede bir cok findik agaci var. Yabani olduklarini saniyorum. Gecen yil denemek icin bir avuc kadar toplamistim. Cogunun ici bos cikti ama dolu olanlar gayet lezzetliydi. Sanirim dogru agaci ve dogru zamani bulmak gerek ;) 


Bu arada akdikenleri de takipteyim. Henüz kizarmadilar bile ama mevsimi geldiginde surup veya marmaledini denemek gibi niyetlerim var :)

Bu yaz gözlerimizi biraz acarsak sincapla, belki baska meyveler de kesfederiz doganin kucaginda, kimbilir :)

10 yorum:

  1. Küçük Sincap çok şanslı.Ona farkında olmayı öğreten bir annesi var.Yaşadığınız yer cennet gibi.Mutluluklar size.

    YanıtlayınSil
  2. selam, mûres(blackberry)/ bogurtlen, surubu; receli, jolesi tatlisi herseyini yaparim ben onun sonbahar gelsin diye bekliyorum. Bizimkilerin cicekleri once pempe sonra beyazlasiyor.Mesela surubunu dondurma ustune dokeriz Leo bayilir suyu onunla tatlandirip icer. Az tatli olmasinin nedeni nispeten soguk ve nemli bir iklimde olmasi bizim burdakilerde oyle ama mesela orta guney fransa'da tadindan yenmiyor. Findiklar burda da var gorunce cok sevinmistim. Benim bahcede akdiken dedigimin meyveleri boyle degil ama yapraklari ayni! Yiyeceklerin hali feci bu sistemin kirilmasi aracilarin kaybolmasi lazim

    YanıtlayınSil
  3. Brombeeren!! Henuz cok eksiler, 10 gun veriyorum keratalara... Sana gecen sene onlari zevkle mideye indirisimizin fotolarini yollayayim ;)

    YanıtlayınSil
  4. Hüznün Tadi,
    tesekkür ederim. Özellikle bugünlerde ben de ne kadar sansli oldugumuzu düsünüyor ve bundan mümkün oldugunca yararlanmaya calisiyorum. Alisverise bile baska yere gitmeye basladim. Sirf yolu ormanin icinden geciyor diye :)

    Beste,
    Cok benziyor ama bögürtlenin dikenleri olur, bunun kesinlikle yok. Bu yüzden aklim karisti benim. Bögürtlen gibi dolgun ve büyük degil meyveleri ama bu iklimin etkisi olabilir tabii, onu gözardi ediyorum. Su senin akdiken yaprakli agacin fotografini göndersene, merak ediyorum. Sayende bögürtlen fotosu ararken bir siteye denk geldim ve ilginc kesiflerde bulundum. Fotograf alti notlarimi hemen güncelliyorum ona göre. Sagol!

    YanıtlayınSil
  5. Ayca, yolla lütfen, cünkü Beste'ye de yazdigim gibi aklim karisti benim.

    YanıtlayınSil
  6. Allah Allah ben de bogurtlene benzettim! Bahcede vardi bizim ama dikenleri de vardi sanki! Benim de aklim karisti...

    Diger yandan, boylarina ve turlerine gore yumurtalarla ilk Ingiltere'de karsilastigimda ne alacagimi sasirdigimi hatirliyorum. Aradan gecen 8 yilda Turkiye ayni hale geldi. Bu demektir ki, bizi marketler sekillendiriyor, ne alacagimiza onlar karar veriyor. Oysa tuketici olarak ne istedigimizi biz onlara soylemeliyiz. Tuketicinin gucu hic de yadsinacak gibi degil. Food Inc'te koskoca Wal-Mart'ta hormonlu sut satisini tuketici istekleri sonucu durdurduklarini soyluyorlardi. Sonucta para bizim cebimizden cikiyor. Biz hasta oluyoruz, dolayisi ile biz ne dersek onu yapmalilar. Koyun koyun onumuze konani yedigimiz surece yemedigimiz cop kalmayacak :((((

    YanıtlayınSil
  7. Meyveler ve fotolar super! Ben de sizinle orman gezisi yapmis oldum :)) ooooh, icim acildi :)

    YanıtlayınSil
  8. kastamonu yöresinde bu böğütlenimsi bitkiye "bük" deniyor. yapraklar ve meyveler aynı. böğütlenden daha küçük meyveleri ve yanlış hatırlamıyorsam olgunlaşmamış olanlarının biraz ekşimsi bir tadı oluyordu. çok olgunlaşmış olanlarının tadı şekerliydi ama o kadar yumuşamış oluyordu ki onu bitkiden alıp ağzımıza götürene kadar dağılıyordu.

    yolum memleketime düştüğünde ki bu yakınlarda düşecek gibi görünüyor köyün kıdemlilerinden adının ne olduğunu öğrenip fotoğrafı ile birlikte sana iletmeye çalışırım.

    YanıtlayınSil
  9. Bu kadar cok kisi bögürtlendir deyince, bögürtlenin bir kardesi bu belli ki deyip, Rubus ailesini taradim. Ta ta ta tammmmm! Rubus caesius /Kratzbeere / European dewberry.Tadi Betül'ün tarif ettigi gibi daha cok eksi, olgunlar el deyince dagilmaya egilimli :) Ne dersiniz buna?

    YanıtlayınSil
  10. Betül,
    bu arada internetten okudugum kadariyla bük bögürtlenin bazi yörelerdeki yerel adiymis. Büyükleriniz bu meyveye bük disinda baska bir ad daha veriyorsa ögrenmekten mutluluk duyarim. Katkiniz icin tesekkürler :)

    YanıtlayınSil