"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Eylül 22, 2010

Melek baliklari, at kestaneleri, ucurtmalar ve dünyanin korkulasi(!) cocuklari

Sehir kütüphanesinden origamiyle ilgili iki kitap aldim. Cocuklugumda TRT'de yayinlanan o ünlü cocuklar icin origami programindan hatirladigim bir cok sekil vardi icinde. Eve geldigimde iki kitabinda ayni yazara ait oldugunu farkettim. Bir Türk, Zülal Aytüre-Scheele. Belki de TRT'deki programi yapan kisidir. (Kitaplar sunlar: Neue zauberhafte Origami Ideen, Origami-Papierfalten für gross und klein)

Dün aksam sincap uyuduktan sonra uzun zamandir aklimda olan bir seyi yaptim. Kitaptan kolay ve sevimli bir figür secip katladim. Melek baligiydi. Gözlerini ve agzini keceli boyayla cizdim. Bugünkü kusluk vakti kahvaltisi icin cam kavanozda yogurt hazirlamistim.Onun kapagina bir bantla tutturdum. Gördügü zaman yaninda olup tepkisini izlemek isterdim. Bakalim ne yapacak ;) Tam benim yaptigim gibi katlanmasa da, sonucta ona gayet benzeyen bir melek baligi katlamasi var surada da...

Sabah anaokuluna giderken yolda atkestaneleri bulduk yine. Bir tanesi hatta henüz dikenli kabugundan cikmamisti. Özellikle sincaba verdim acip cikarsin diye. Büyük bir dikkatle dikenli kabugu tutusunu ve icinden o parlak kestaneyi cikardiginda nesesini görmeliydiniz! Bugünlerde yollardan kestane topluyoruz durmadan. Kozalaklar ve findiklarla beraber oyuncak kamyonun yeni yükleri oldular. Odanin bir ucundan bir ucuna nakliyat var bütün gün. Bir de tahta oyuncaklardan kurdugumuz hayvanat bahcesinde kullaniyoruz onlari. "Burasi aslanlarin evi, surasi kirpilerin ve surasi  da atlarin evi" oluyor. Aslanlara et, kirpilere ot veriyoruz, atlara ise at kestanesi! :)

At kestanelerinden ve diger sonbahar meyvelerinden (mese palamudu vb) sevimli hayvan figürleri yapmak mümkün. Biz bir iki deneme yaptik. Salyangoz yaptik mesela.  Ingilizce buna ne denir bilmiyorum ama Google'da "kastanien basteln" diye aratarak yüzlerce örnek bulabilirsiniz. Biz su linkten faydalandik.

Sonbahar ucurtmasiz olmaz tabii. Eylül basinda sincabin hasta oldugu bir gün evde onu oyalamak icin kagittan ucurtma da yaptik. O da kütüphaneden aldigim bir mevsimlere göre elisi kitabindandi (Mein grosses Jahreszeiten Bastelbuch). Yapimi cok basit. Suradaki temel origami katlama yöntemini kullaniyorsunuuz sadece. Sonra ters cevirip bir surat boyuyorsunuz keceli kalemle. Ucuna da renkli paket bantlarindan (baska seylerle de olur tabii) bir kuyruk yapiyorsunuz. Bugünlerde fotograf makinem bozuk, net görüntüler alamiyorum. Ama yine de sincabin "bir daha anne, bir tane daha" israriyla yaptigimiz ucurtma ailesini paylasayim sizlerle:


Bu ucurtmalarin tek kötü yani ucmamalari! Sincap ucan ucurtma siparisi verdi simdiden.

Bu arada anaokuluna alisma sürecinin Eylül basinda yazdigim kadar sancisiz olmadigini da itiraf edeyim. Iki üc gün sorunsuz gittikten sonra birden aglayip tepinmeye baslamis bir gün sinifta. Beni 45 dakika sonra cagirdilar. Sonraki günler bir felaketti. Sinifta kendisinden fiziksel olarak farkli olan bir cocuktan korktugunu söyledi. Ögretmenleri pek cok cocugun anaokulunun düzenli her gün gidilen bir yer oldugunu anladiklarinda bu türden gec tepkiler verdiklerini eklediler buna. Günlerce bizden farkli olan insanlarin korkulacak bir sey olmadigini anlattik. Babasiyla benim cocukken her gün anaokuluna ne kadar severek gittigimizi ve sonunda her seferinde annemizin bizi gelip aldigini anlattik (ki ikimizde cocukken anaokuluna gitmedik aslinda). Dünya cocuklarinin büyük boy resimlerinin oldugu bir kitap aldik ve ona baktik her gün. Cok da homojen bir toplumda yasamiyoruz, her türden insan var sokaklarda. Bu türden farkliliklari vurgulayan konusmalar ise hic olmadi evimizde. Neden böyle bir korku gelistirdigini bilmiyorum ama geciyor artik. Kitabi cocuguna dünyanin baska yerlerinde baska cocuklar nasil yasar, neye benzerler anlatmak isteyen herkese tavsiye ederim. Orjinali Ingilizce bu arada. Sincap cuma gününe kadar aglayarak gidiyordu anaokuluna ve sadece bir, bir bucuk saat kaliyordu. Cuma günü neseyle girdi sinifa. Cumartesi sabahi bu kez "ben anonola gitmek istiyorum" diye agladi. Pazartesi'den beri de gittikce daha uzun kaliyor sinifta. Bugün heyecanla sokakta buldugu kestaneleri gösterdi arkadaslarina. Güle güle demek icin arkasindan seslenmem gerekti. Özetle, attachment parenting de sihirli formül degil dostlar. Sosyal becerilerle ilgili karmasik bir formülün (bence yine de cok önemli ve degerli) degiskenlerinden biri. Bizim sartlarimizda formulün baska degiskenlerinde sorunlar vardi belki de. Sanirim bu kadar kisa sürede problemi asmamizda yine de attachment parenting'in büyük katkisi vardir. "Ben seni cok seviyorum ve her zaman almaya gelecegim" dedigimde buna kolayca inanip güvenmesini saglayan kismidir belki de formülün...

Bizim sonbaharimiz iste böyle geciyor, ya sizinki dostlar?

7 yorum:

  1. Melek balığını denemek istiyoruuumm :) Sincap'a sevgiler..

    YanıtlayınSil
  2. Ben daha sonbahari ellerimle yoklayamadim, firsatim olmadi henuz. Ama bugun itibariyle calisma masamdan sonbahar gunesini tadiyorum :))
    Bayilirim origamiye!! Kucukken de yapardim, hala yaparim. Hic olmadik bir anda bir kurbaga, bir kayik, ucak, kus minik bir cocugu oyle mutlu ediyor ki :)
    Benim e-mailime bir yanit gelmedi henuz Berlin'den bu arada. Ama sorun coktan asilmis gibi, cok sevindim.

    YanıtlayınSil
  3. Aycobani yakinda olsak sen, ben, Evren :) Origami yapsak :) Biz gittigimiz Bayram seyahatinde yerde gorduk at kestanelerini. Oysa kocaman bir agac tam da onumuzde saliniyor, kestanesi mi yoktur nedir, farketmedik. Cikip kesfedelim bakalim. Ama bizim uyanik kedi, cin cin deyip sivri seyleri ellemiyor, cam purcekleri dahil :) Cin yapiyorlarmis. Yaninda igne yaprakli lafini kullanmis bulunduk :)

    Sincaba bayiliyorum. Onun dunyasina... Bir mincirsam onu izin verir mi? Attachment Parenting'den sasmamak lazim. Bizde sansli oldugumuz yan anneanne ve anneannenin arkadaslarinin s1k s1k ziyaretimize gelmesi. Boyle cok yalniz kalmiyor, gelenlerle iletisim kurmayi ogreniyor ve de guzel olan yalniz gelmiyorlar, torunlari da oluyor :)

    YanıtlayınSil
  4. bugun leonardo'yla minik botanik parka gittik annesi fotograf ceksn diye. Icinde cocuk parkida var, diger cocuklar araba getirmis oyanamak icin ki zayif noktasi! geldi bu yanima benim arabalarim nerde dedi. Dur ben sana baska birsey bulayim oynayacak diyerek tabiki atkestanelerini ve kabuklari toplandik. Sonra tum cocuklar at kestaneleriyle oynamaya basladi seni de dusunmedim degil ha:)

    YanıtlayınSil
  5. Aysegül,
    cok da kolay üstelik!

    Ayca,
    Müjde! Ben yeniden origami okyanusuna dalacagim. Sincap külliyen bahanedir :) ben yazdikca sen de yaparsin :)

    Dilek,
    Evinizin önünde mi at kestaneleri? Rüzgar estikce indiriyor asagi pat pat. Rüzgardan sonra bak birgün.

    Beste,
    Demek Leo'yla beraber kanina girdik taa oradaki cocuklarin da. Harika!

    YanıtlayınSil
  6. evren ben yaziyi okumamamistim biz at kestaneleriyle oyanadigimizda, eve gelince yaziyi gordum bir kere daha bir parallellik oldu:)

    YanıtlayınSil
  7. paralel düsünmüsüz, malum olmus, birimizden birimizin icine dogmus. kesin bir seyler olmus :)

    YanıtlayınSil