"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cumartesi, Ekim 09, 2010

Kaostan Uzak: Bir zaman yiyici olarak internet ve e-posta

Photo by Cindy Seigle

2 yil önce okudugum, zaman yönetimi üzerine cok etkileyici bir yazi vardi. Hep burada bahsetmek, hatta oturup hepsini cevirip yayinlamak istedim. Ironik bir sekilde bir türlü vaktim olmadi. Bu ayin konusuna uydugundan, tam da simdi hakkinda yazabilecegimi düsünmüstüm; yayinlandigi siteden kaldirilmis! Ben de orada okudugum bir öneriden yola cikarak "bir zaman yiyici olarak internet ve e-posta"dan bahsetmeye karar verdim bu yazida.

Hayatimda hic olmadigi kadar az televizyon seyrediyorum. Gurur duyulacak sey! Öte yandan aciga cikan zamanimi internete kaydirdigim söylenebilir. Daha dogru bir deyisle, zamanimi internette gecirdigim icin televizyon seyretmeye ihtiyacim kalmiyor. Bir noktaya kadar güzel bu. Internette secim hakkim var cünkü. Bana daha uyani ve daha kaliteliyi secebilirim. Fakat internet bir mecra olarak iyi yönetilmeyi ve sürekli insiyatif almayi gerektiriyor. Aksi taktirde acik kalan kapidan ne varsa iceri doluyor ve tam bir zaman yiyiciye dönüsüyor.

Internetin baska seyler icin bana gerekli zamandan calmamasi icin 4-5 yildir mücadele veriyorum. Insanin sonuc alabilmek icin üc bes sey yapmakla sonuc alabilecegi bir sey olmadigini da görüyorum. Posta kutumda yaptigim sadelestirmeler oldukca ise yaradi. Bir ara takip ettigim ve yorum biraktigim bloglarda ölcüyü kacirdim. Google Reader kullaniyordum ve oldukca iyi, amacina uygun bir program oldugu söylenebilir. Ama takip ettiginiz bloglarin sayisi kapasitenizi asiyorsa, onun yapabilecegi fazla bir sey de yok. Okunmamis blog yazilariyla sismeye mahkum. Bunun üzerine blog okumada ilk yöntemime, yani "Himm, X ne yazmis bakalim, Y hep ilginc seyler yazar, yeni bir sey yazmis mi acaba?" usulüne geri döndüm. Bir blog sık sık aklıma gelmiyorsa, benim acimdan düzenli olarak takip edilmeyi de gerektirmiyordur diye düsünüyorum. Mutlaka önemli yazilari da kaciriyorumdur bu yüzden. Ama gercek yasamimizda toplam kac kisinin yasamini ince detaylarinda biliyoruz? Cocugunun ilk attigi adimlar, en sevdigi yazar, kullandigi yüz kreminin markasi, dün yolda ne gördügü gibi detaylardan bahsediyorum. 1? 5? 10? Sanirim düzenli takip ettigim bloglarin sayisi da bunu gecmemeli...

Peki yorumlar ve bloglar üzerinden baska türlü iletisim imkanlari? Oglum 1,5 yasindayken düzenli bir blog takipcisi olmanin benim kapasitemi astigini farkettim. O zaman aldigim ve büyük ölcüde uyguladigim bazi kararlar var. Artik bir blog yazisi bende aninda ve gercekten bir yorum yapma duygusu uyandiriyorsa ancak o zaman yorum birakiyorum. Buraya sık ugrayip yorum birakan biriyseniz ve blogunuzu gözardi ettigimi düsünüyorsaniz, yeri gelmisken söyleyeyim, hayir etmiyorum. Sadece bloglari takip ederken kisisel kapasitemi asmamaya calisiyorum.

Internetin bir zaman yiyici olmasini engellemek icin sistematik olarak uygulamaya calistigim seylerden biri de, erisim/iletisim kanallarimi mümkün oldugunca az tutmak ve tek bir yere toplamak. Bu acidan posta kutum, bir de blogum benim kontrol panelimdir denebilir. Bütün kisisel yazismalara ek olarak, üye oldugum gruplarin yazismalarini, bloga birakilan yorumlari da -pek cok kisi gibi- e-posta adresime yönlendiriyorum. Bu yüzden forum tarzi, gidip dogrudan kendi sayfasindan okumam gereken tartisma platformlarinda cok katilimci olamiyorum (olmuyorum). Yine iletisim kanallarini kisitli tutmak adina büyük bir inatla Facebook, Twitter gibi sosyal aglardan kaciniyorum. Microblogging yapmak istedigimde zaten blogumda micro micro yazarak yapabilirim bunu :) Sosyal aglarla meslekten ilgili biri olarak ise, bu kadar "bagli" (connected) olmanin, üstelik de sanalsa, dezavantajlarini da biliyorum. O kanallarda olmadigim icin kacirdigim ve benim icin önemli bilgilerin ve degerli insanlarin da oldugundan eminim. Ama kuvvetli bir inancim var: Bir bilgi ve bir insan eger benim icin gercekten önemliyse, zamani geldiginde ben onun pesinden gitmeden o gelip beni bulur mutlaka... Kah o kanalda, kah bu kanalda paylasilanlari okuyup hazmetmeye, her daim online olmaya cabalarsam, asil o bilginin yanindan gecip gidecegimi de düsünüyorum üstelik. Bilimsel yönünü arastirmis degilim, bulursam onu da paylasirim ama bu kadar cok mecra, bu kadar cok kanalda, bu kadar cok kisi arasinda akip giden bilginin kesinlikle bir insanin bilissel kapasitesinin ötesinde olduguna inaniyorum. Bilgi degil kayip bilgi caginda yasadigimiza inandigimdan bahsetmis miydim?

Buraya kadar güzel... Ama bilirsiniz, Alice'in Harikalar Diyari, tavsanin bir laf arasinda söyledigi gibi "durmak icin kosmak gereken" bir dünyadir. Yasamimi daha basit tutabilmek icin de her alanda durumu korumak adina gözlemler yapip yeni önlemler almam, yani aktif olmam gerekir.

Uzun zamandir internetin bir zaman yiyici olarak yasamimda yaptigi yeni ataklari izliyorum ve kücük önlemlerle berteraf etmeye calisiyorum. Ama sincap oglum büyüyor ve ben yeni bir sey ögrendim. Bir cocugun ilginizi en cok yeni dogdugunda istedigini ve büyüdükce daha cok zamaniniz olacagini düsünmek büyük yanilgi. Durum tam tersi! Özellikle büyük sehrin izolasyonunda cekirdek aileyseniz ve cocugunuzun anne-babasi oldugunuz kadar da oyun arkadasiysaniz... Ayrica oglumun beni mümkün oldugunca az bilgisayar basinda görmesini isterim.

Tüm bunlara ek olarak internette veya internet disinda daha kaliteli, daha derin bir seyler okuma ihtiyacini duyuyorum. Cok dondurma yemek ama bunun susuzlugunu azaltmadigini, tam tersine arttirdigini farketmek gibi bir sey bu.

Özetle... Yeni bir atak yapmanin zamani geldi de geciyor. Gecen Sali gecesi ani bir kararla -bazilari gecici olmak üzere- bazi önlemler aldim. Üye oldugum bütün tartisma gruplarinda "no mail" moduna gectim mesela. Posta kutuma onlardan mektup düsmüyor artik. Bir kismina beni cok ilgilendiren bir konu sebebiyle üye olmustum ama yeterince bilgilendigimi ve güncel olarak takip etmem gerekmedigini simdi farkediyorum. Istedigim zaman grup arsivlerini taramak her zaman mümkün.

Farketmissinizdir belki, simdilik blogdaki yorumlara da yanit yazmiyorum. "Madem yanit yazamiyorsun, yorum niye bekliyorsun? Yazilarini yoruma da kapat o zaman!" dedi icimde bir ses. O kadarini yapamadim :) Ama bunun bencillik oldugunu düsünüyorsaniz, yorum birakmayin, ödesmis olalim :)

Yazinin basinda sözünü ettigim makaleye gelince... Unutmadim, simdi oraya bagliyorum. Uzun, pek cok basarili tespit ve öneriyle dolu bir makaleydi. Iclerinden sadece bir tanesi aklimda kalmis: Eskiler "bir kararin/düsüncenin üzerine yatmak" derlermis. Yani bir karari hemen uygulamaya almadan, olgunlasmasina biraz zaman vermek. Bunun internette bir uygulamasi olarak  öneri e-postalari okudugunuz anda degil, üzerinden biraz zaman gectikten sonra yanitlamak idi. "Is yerinde e-posta ile haberlesiyorsaniz, sabah bir kez e-postalarinizi kontrol edin, acil ve yaniti kesin olanlari hemen yanitlayin, digerlerinin düsünsel olarak bir süre üzerine yatin. E-postalarinizi gün icindeki ikinci  kontrolünüz ögleden sonra 2 civari olsun.  Bu sirada gelismelere göre sabahki bazi e-postalar da yanitlanabilir. Is disi e-postalarda zaman araligi rahatlikla genisletilebilir" diyordu. Birebir uygulanamadigi durumlarda bile anafikir etkileyici, degil mi? Sabah 8-9 ve ögleden sonra  2 gelisigüzel secilmis zamanlar degil. E-postalarin gün icindeki yazilma dagilimina bakarak en az kontrol ile en cok e-postayi okuyabileceginiz saatler. Peki siz gün icinde kac kez kontrol ediyorsunuz e-postalarinizi?

Gectigimiz ay CNN haber yapimcilarindan Richard Quest (evet, sadece o hararetli konusma tarziyla bile icimdeki sükun ve huzur duygusunu parcalayan adam) Avrupa ve Amerika'daki calisma saatleri ve calisma kültürü üzerine bir kac gün süren bir program yapti. Tüm detaylarini izleyemedim ama Amerikan, Ingiliz ve Fransiz calisanlarin tatildeyken(!) e-postalarini kontrol etme aliskanliklari üzerine yayinladigi istatistikler (oranlari tam hatirlamiyorum %30 ile %90 arasi) carpici sekilde yüksekti.

Diyecegim o ki, bundan böyle e-postalarimi daha az kontrol etmeye ve yanitlamadan önce kendime (ve eger bir grup yazismasiysa baskalarina da) biraz zaman vermeye karar verdim. Eger bütün dünya ayni anda e-postalarini daha yavas okuyup yanitlasaydi, üretim/yaratim sürecinde inanin büyük bir kayip olmazdi. Sadece hep beraber biraz yavaslamis olurduk. Asil büyük sorun cogunluk kosarken, adimlarini sayacak kadar yavas yürüme karari aldiysan olusur. Bu sorunu nasil asacagimi önümüzdeki günlerde görecegim.

Fakat simdilik...
Posta kutumda hüküm süren büyüüüük sessizlik hosuma gidiyor :)

8 yorum:

  1. Evrencim
    bende tasinma ve onun getiris feng-sgui temizligimde tum maiilerimi sifirladim, temizledim. Sonra yine dolmaya basladi, bu işlemi sürekli yapar olmak gerekiyor...

    blog yorumlarina gelince,.. simdi bende cvp yazamiyorum kendi blogumdaki yorumlara... Bazen bu saygisizlik mi oluyor, yorum katan insanlara diye düsünüyorum.Fakat yorumlar, yaziya birsey katıyor evet, beni de mtlu ediyor ama gerisinde benim o insanlara cevap yazmam ( cevaplamam gereken birsey olursa yazsam bile) çok yapay gelmeye başladı. O yüzden bende cvp yaz(a)miyor, yorumlar karsisinda gülümseyip teşekkür ettiğimi bilmelerini umuyorum...

    YanıtlayınSil
  2. O e-postalara farkli zamanlarda bakma isini ben calisirken yapardim. Ozellikle dogrudan konunun muatabi ben degilsem. Ama iki defa bakmak da zaman kaybi olmaya baslayinca biraktim. Aksam bir defada okumaya karar verdim :) Dogrudan bana sorulan birsey varsa yanitlayip, digerlerini denetimi bitirip sirkete dondugum zamana sakladim. Bu sefer de adim gec mail okura cikti! Varsin olsun, zaman benimdi :) Grup uyeliklerimin cogunu uzun zamandir no mail'de tutuyorum. Ancak iletisim halinde olduklarim acik. Yorumlari da iletisim olarak goruyorum. Kasarak yorum birakilmissa dedikleriniz dogru ama icten, candan gelen bir yorumu da cevapsiz birakmak olmaz degil mi? Cogu zaman fikir alis verisi yaptigimizi dusunuyorum cunku.
    Bir de yorumu postayla haber et secenegine bayliyorum. Eskiye gore coooook zaman kazandiriyor!

    YanıtlayınSil
  3. Urban Dictionary'de bilgisayar başındaki sandalyeye "suction seat" adını vermişler. Dikkatli olmak gerekiyor:)
    Bir de bir anlayış vardır, belki bizim nesilde artık sadece, "ben sana geldim, şimdi sıra sende" gibi, bu da bir borca dönüştürülür. Sanırım hayatta en itici ve uyum sağlanamaz bulduğum şeylerden biri bu. Bir şey sıkıntı veriyor, yük oluyorsa zevk olmaktan çıkmıştır. Blog ziyaretlerinin de benzer bir hal alması benim için interneti bitirebilir. (Yalnız yorumlar bazen çok iyi bir geribildirim oluyor ki, bu önemli.)

    Ayrıca zaten güneşte beklenen manyetik fırtına, gerçekleşirse, yakın gelecekte uzun bir internet tatiline yol açacak gibi.
    "Y.G"
    (buradan aldığım ilhamla bundan sonra yorumlara bu notu düşebilirim 'yanıt gerekmez")

    YanıtlayınSil
  4. son zamanlarda üzerinde çok düşündüğüm bir konu hakkında tam da ihtiyaç zamanında yazılmış bir yazı bu. kendime sorduğum soruların çoğuna cevap buldum bu yazıda. cevap şu: başarmak mümkün. içtenlikle teşekkür ediyorum.

    YanıtlayınSil
  5. Harika otesi bir yazi :) Blogumda link verecegim hemen :P

    Sekerim, bizim "bazi" Turk hatun blogger camiasi icinde, yorumlara tek tek yorum yazmiyorsan, ne bileyim insanlara yorum birakmiyorsan, birakiyor ama cok yuzeysel birakiyorsan falan.. derhal saygisiz, kibirli vs olarak damglanabiliyorsun :P

    Ben ona yazdim, o bana yazmadi bik bik bik.. :P Acaba olsa da senin bu yazini okusalar, bir sey anlarlar mi? :P

    Sekilciligin hastasiyim :P

    Turkiye tatili oncesi ben de tum mail gruplarindan ciktim. Telefonuma dusuyordu bu mailler bir de.. okumasam rahatsiz oluyorum, okusam.. gunumun ortasinda zirt pirt, hem de bazisi acayip sinirimi bozan maillere bakiyorum. En sonunda toptan hepsinden ciktim oldu bitti :))

    Bir facebook, o da bloga foto koymak icin, bir de blog hesabim kaldi :)) Blogumu seviyorum, facebook da Turkiye'de arkadaslarimla haberlesebilmek adina cok isime yaradi..

    Cok yazdim vaktini aldim, benim bloga da beklerim, yorum yazmazsan bak kuserim :P

    YanıtlayınSil
  6. Sakin yorum yazma Anne ve Bebisi'ne Evren, o sabikali :) Cok feci kizdirdi beni. Istanbul'da 1 hafta kalmis, haber bile etmedi, UK'e donunce dondum dedi! Yok konusmiiciiiim onla!

    YanıtlayınSil
  7. Ben internet basinda vakit oldurmemek icin "kendimde ise yarayan" en iyi yontemin cocuklarla evden cikmak (arka bahce bile olsa) veya bilgisayara en uzak yerde kendim ide mesgu lederek takilmak oldugunu biliyorum. Deneme yanilma yontemi ile.
    Fakat bilgisayari da her bir is icin kullaniyorum, kafama takilan sorular, merak ettigim bir urun vs. Ondan sonra internet basina gelince aynen meyvelitepenin dedigi gibi suctioncup a yapisip kaliyorum. Takip ettigim bloglar ve kendi bloglara harcadigim vakit ve yorum vs yazma kismi fazla olsa da, esas derdim yapmak istedigim seyin disinda oradan oraya atlayarak gereginden fazla vakit gecirmem.
    Allahtan telefonumda internet yok. Smartphone almiyorum bilerek.
    Bilgisayarda "is" yapiyorsam, interneti kapatiyorum resmen. Yoska aa su da vardi bi bakiym diye girip cikamiyorum. Su anda oldugu gibi. Interneti kapatip, ise doniym.

    YanıtlayınSil
  8. ne güzel yapmışsın, yapabilmişsin!!... Ama ben özledim senin maillerini!... Hele o "index"li olanları...
    Neyse, o zaman buraya artık daha fazla uğrayacağım "mecburen" ;)

    Zeynep

    YanıtlayınSil