"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cuma, Temmuz 06, 2012

Doğanın olağan döngüleri

Çoban geliyor! Kaçma zamanı!

Photo by to.wi

Aklim bu aralar akcaagaclarda ya, yürürken de gözüm onlarda.
Dün alisveristen dönerken yol kenarinda yeni yetismekte olan, boyu boyumu henüz gecmemis bir dag akcaagaci görünce de durup alici gözle baktim. Tepe sürgünlerindeki siyahliklar dikkatimi cekmisti. Daha dikkatle bakinca karinca olduklarini farkettim. Agaccigin tepe kismi yiginla karincayla kapliydi. "Tuhaf sey, karincalar akcaagacin neyini yiyor olabilir ki?" diye merakla incelemeye basladim. Bu arada arkamda cekistirip sabit tutmaya calistigim, agzindan maydonozlar, yesil soganlar falan fiskiran kocaman bir alisveris arabasi var. Disaridan bakinca cok komik görünüyor olabilirim.

Her neyse, daha da dikkatle inceleyince agacin tepe sürgünlerinin aslinda yaprak bitleriyle kapli oldugunu ve karincalarin da onlarla mesgul oldugunu farkettim. Yaprak bitleri tabii agacin sapiyla ayni renkte ve minicik olduklarindan ilk bakista farkedilmiyorlar. "Ha ha ha! Ilahi! Yaprak bitleri agaci yiyor, karincalar da yaprak bitlerini yiyor. Doganin düzeni! Peki karincalari kim yiyor?" dedim, yoluma gittim.

Beynimin bir tarafi, ben orada gözlemcilik yaparken yaprak bitlerinin hic de etrafa kacismadigini ve agzinda  yaprak biti olan bir tek karinca bile görmedigimi kaydetti mi, kaydetti. Ama bunu bana o sirada söylemedi.

Ne sirada söyledi? Aksam yatmis tam uyumak üzereyken :)
Ve bana ugurböceklerini animsatti.
Ve Loki Schmidt'in kitabinda okudugum o hikayeyi...

Efendim, olay aslinda öyle degil söyle: Yaprak bitleri bitkinin özsuyunu emiyorlar. Kiziyoruz miziyoruz ama ne yapsinlar, bu da onlarin dogasi. Emdikleri karbonhidrattan yana zengin özsuyunu sindirince, sekerden yana zengin son ürünü -bütün canlilarin yaptigi usulle- vücutlarindan uzaklastiriyorlar. Bu tatli özsu -her ne kadar üretilis sekli bize ters gelse de- bazi canlilarin tercih ettigi bir gida maddesi. Hangi canlilar onlar? Örnegin karincalar :) Karincalarin yaprak biti etine özel bir ilgileri yok. Fakat balini seviyorlar. Ve yaprak bitlerini "sagiyorlar" :) Evet evet, insanlarin inekleri sütü icin sagdigi gibi sagiyorlar :)

Yaprak bitlerinin durumdan özel bir sikayeti yok. Hatta memnun olduklari bile söylenebilir bu ilgiden. Cünkü karincalar da karsiliginda yaprak bitlerine güvenlik hizmeti sunuyor. Cünkü dogadaki bütün canlilar gibi yaprak bitleri de bir baska canlinin avi.

Kim o yaprak biti eti seven?
Ugurböcekleri tabii ki :)

Ugurböcekleri yan mahallenin karnivor ve kannibalist abisi. Kannibalist derken abartmiyorum, bazen kendi larvalarini ve birbirlerini yedikleri de olurmus. Karincalar ise bu mahallenin efendi, medeni, mandiracilikla ugrasan, is güc sahibi abileri. Yetistirdikleri yaprak biti kolonilerini sahipsiz mi birakacaklar? Tabii ki, hayir.  Bazen bu yüzden karincalarla ugurböcekleri arasinda ciddi catismalar cikiyormus. Ugurböcekleri acikca korkuyormus karinca abilerden  :)

"Bu hikaye bana bir yerlerden tanidik geliyor" mu diyorsun?
Sürüsünü kurtlardan koruyan cobani animsamis olacaksin.
Veya belki de bu sabah gazetenin ekonomi veya dis politika sayfalarina cok daldin.

Fakat istersen biz yine su hikayenin en basindaki ünlü sekerli özsuya dönelim. Hani bazen yazin sicak bir gününde arabani gölgeli bir agac altina parkediyorsun ya. Hani, geri döndügünde bütün ön camin yapiskan, yagmur gibi yagmis incecik bir siviyla kapli oldugunu farkediyorsun. Ya da bazen agac altlarinda yürürken,  eline  koluna incecik, yapiskan bir seyin damladigini hissedip, "Aaa, bu da ne?" deyip silip geciyorsun ya.  Anladin ne oldugunu degil mi? :)

Fakat o kadar da titizlik etme derim ben. Doganin olagan döngüleri bunlar. Nihayetinde o kadar incelikli olmaya kalkarsak, bal bile yemiyor olmamiz gerek :)

15 yorum:

  1. çok şaşırıyorum bunları öğrendikçe. teşekkürler!

    YanıtlayınSil
  2. Yanıtlar
    1. Böyle bir Shakespear uyarlamasi varmis galiba Özlem, ben bilmiyordum ögrenmis oldum :)

      Sil
  3. Harika bilgiler, nasıl da kör yaşıyoruz, cahilce yaşıyoruz. Utanıyorum kendimden..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Niye utanacaksin BB'cigim, gec de olsa ögreniyoruz iste birlikte. Bazen diyorum ki, keske bizi ilkokulda ortaokulda fen bilgisi derslerinde yaz kis demeden disari cikarsalardi, okulun etrafinda bir tur attirsalardi. Sadece orada gördügümüz bir avuc dogada olup biteni anlatmis bile olsalardi, hem standart müfredatin büyük kismini yasayarak ögrenmis olurduk, hem de bugün icinde yasadigimiz cevreye baska gözlerle bakiyor olurduk.

      Sil
  4. anlatsalardi da hindibacigim.. bilseler de anlatsalardi :) kitaplari ezberden bize aktarmakti, mufredata gore onlarin gorevi :))) aci aci bir :))) ama :)

    mikro dunya nasil da makro bir dunya aslinda....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bilselerdi de anlatsalardi elbette :) Onlardan bir nesil önceki köy enstitüsü mezunu ögretmenler biliyordu ve anlatiyordu. Kendi babamin ilkokul anilarindan biliyorum. Ip nerede koptu?

      Sil
    2. Nerde koptu bilmiyorum ama ezberlemekten başka bir şey bilmeyen kaç nesil yetişti ve yetişiyor :( Resmen hayattan kopuk yetişiyoruz, dünya vatandaşı olabilmek için öyle çok eksiğimiz var ki, bilinçlenince ve bunu fark edince hangisinden başlayıp toparlayacağımızı bilemiyoruz. Bireysel çabanın ötesinde yardıma ihtiyacımız var..

      Sil
  5. Kızıma "ev okulu" (home*schooling) yapmak niyetindeyim. Bu nedenle şimdiden kaynak biriktiriyorum. Senin bazı yazılarını da "ev okulu" klasörüme atıyorum. Fen derslerinde anlatacağım umarım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aa, cok mutlu oldum Cokbilmis :) Türkce ya da Ingilizce'ye cevrilmis olsaydi Loki Schmidt'in kitabini da kaynaklarina ekle demek isterdim. Ama bu türden Ingilizce kitaplar da olduguna eminim. Bu arada home schooling'i klasik okul sistemine paralel mi, yoksa alternatif olarak mi düsünüyorsun? Türkiye'de cocuguna yaptiracagi asi konusunda bile ebeveyni pek söz sahibi görmezlerken, okul yerine home schooling'e bakislari nasil olur diye merak ettim de...

      Sil