"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Salı, Temmuz 31, 2012

Senin "growth"un ne türlü bir "growth"?

Okudugum kaynaklarda sıkça rastlayip aralarindaki ince anlam farkini merak ettigim iki kavram vardi:
agrowth ve degrowth


Ahmet Atil Aşıcı ve Ümit Şahin'in editörlügünü yaptigi "Yeşil Ekonomi' adlı kitabi okurken (hani şu elimde firindan cikmis taze ekmek gibi tuttugum) bu iki kavram arasindaki tam anlam farkini da ögrenmis oldum.

Kitapta aciklandigina göre degrowth (kücülme) yaklasimi "üretim ve tüketimin mutlak olarak azalarak ekonomilerin kücülmesi gerektigini" savunur. Cünkü "tüm iktisadi faaliyetler  termodinamigin ikinci yasasi  uyarinca entropiyi ve ve dolayisiyla faydali kaynaklarin kaybini arttirir".

Buna karsilik agrowth (büyümeme) hareketi "kücülme yaklaşımını fazlasıyla radikal ve uygulanamaz bulmakta, yapilmasi gerekenin büyüme kavramini kafaya takmamak oldugunu savunuyor". Örnegin büyümenin birincil ölcülerinden biri olarak GSMH'nin sebep oldugu bilgi kirliliginin önlenmesi gibi.  Tim Jackon gibi büyümenin toplumsal refaha belli  bir asamadan sonra katkisi olmadigini ve hedefin sifir büyüme olmasi gerektigini, asil artmasi gerekenin refahin maddi olmayan unsurlari oldugunu savunanlar var.

Oldu olacak growth (büyüme) kavramini da tanimlayalim. En özet sekliyle,  "Ekonomik büyüme, bir ekonomide zaman içinde mal ve hizmet üretimi miktarında artış olmasıdır" diye tanimlaniyor. Geleneksel olarak GSMH ya da GSYH ölcülüyor (ya da bir görüse göre ölcülemiyor).


Her ne kadar bu konularda acikca fikrimizi soran yoksa da,
bilirsin her sey sen ve benle baslar
ve bilirsin, senin ve benim, ikimizin cebindeki paranin oy gücü var..
Özellikle büyüme(me) söz konusu olunca...

Senin oyun nereye gidiyor?
Sence dogrusu ne?
Senin "growth"un ne türlü bir "growth"?

15 yorum:

  1. Aslında kendi çapımda son günlerde gittikçe kafamı kurcalayan bir konu ve her kafam karıştığında biraz blogunu karıştırıyorum. İçinden çıkamadığım şeyler var. Öğrenmem gereken vs vs.
    Büyümemek sabit kalmak da aslında bir nevi küçükmek. Her büyüme söz konusu olduğunda sabit kalıp büyümeyi reddetmek. Ama küçülmek sonu nereye kadar dayanır? bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin büyümeye calistigi bir ortamda büyümemek de kücülmek gibi görünüyor ya da etki ediyor, dogru. Ayni herkesin kostugu bir ortamda yürümenin durmak ya da durmanin geri gitmek gibi etki etmesine benziyor bu. Fakat bence asil kritik soru tersinden sorulan; "Büyümenin sonu nereye dayanir?"

      Sil
  2. Büyümemek yeterli çözüm değil çünkü o noktayı geçti dünya. Üretim için harcanan küçük küçük hayatlar, Çinli minik eller, bombalanan siyah vücutlar bi gün toplanıp sonunu getirecek kapitalizmin. Amen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. degrowth'tan da ötesi diyorsun yani :)

      Sil
  3. küçülme diye birşeyin olabilmesi biraz zor. tüm dünyanın bilinçli olarak bunu istemesi ve planlı bir şekilde harekete geçmesi gerek bence. öncelikle de nüfus artışı kontrol altına alınmalı, artış ivmesi azalmalı. sonra tüketim alışkanlıklarından refahtan ne anladığımıza kadar çok çok ciddi bir bilinçlenme gerekir. daha çok madde vardır da beni aşar şimdilik:)
    bu durumda belki bir büyümeme ya da az büyüme durumu ortaya çıkar. ciddi bir evrim gerekiyor gibi...
    ya da büyük bir dünya savaşı sonrası, nükleer patlama, uzaylı istilası sonrası, çok ciddi bir doğal felaketler zinciri sonrası hayatta kalan bir avuç bilinçli insanın kuracağı yeni bir medeniyet bir umut olabilir...
    karamsar mıyım ben bugün???

    YanıtlaSil
  4. adaşım, nedense dünyanin ekolojik ve ekonomik sorunlarindan bahseden bazi yazilarda büyüyen nüfusu ön plana aliyorlar, yazinin sol kösesine de bir afrikali cocuk resmi koyuyorlar illa ki. sanki sorunun kaynagi o afrikali cocuk. benim okudugum baska kaynaklara bakilirsa sorun nüfus artisi degil. en azindan birincil sorun bu degil. simdi tam oranlari unuttum ama küresel kaynaklarin diyelim ki %80'ini tüketen , %20'lik bir nüfus var. o %20'nin nüfus artisini kontrol altina alsak, egolarin artis ivmesini bi azaltabilsek ne iyi olacak. deniyor ki, sorun temel kaynaklarin nüfusa yetersizliginden öte, küresel capta adaletli dagitilamamasi sorunu. bilmiyorum, ben de diyenlerin yalancisiyim :)

    diger dediklerine büyük bir itirazim yok :) evet bi evrim gerekli, ruhsal olanindan.
    bu arada ev yapimi gazozuna bayildim ve ilgilenen arkadaslara ilettim.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba
    Dun yasadigim cok ilginc bir tecrubeyi paylasmaliyim! cok zengin avukat bir kadin simdilerde ekolojik farkindalik kazandirmak icin bir uluslararasi sivil hareket olusturuyor. kartini "stone card" olarak acikladi yani agac kesmemek istisyormus ( yani onu uretmek icin gerekli olan kimyasallari, elektirigi ve bunun gibi seyleri gectik, kendini dusunmeden inandirmis). evinde havuzun icindeki butun aydinlatmalarda dahil her elektirik dugmesi acikti. surekli ucak ile seyahat ediyor, cocuklarinin hepsinin oyuncaklari pille calisiyor (hepsi).
    bu kadin kirsal alanda ekolojik bilinc kazandirmak istiyor. en buyuk projeleri zaman bankasi ( tabi avukatin zamani digerlerinden daha degerli tabiki) bu yeni ekonomi modelini de yine vergiden uzak kalabilmek icin istiyor.
    Demeye calistigim su ki; dune kadar cok umutluydum ama bugun anladim ki kapitalizm gercekten cok kirli ve her yerde. bu noktada buyumek veya kuculmek bir cozum bile olamiyor. ya gidip dagda gercekten bagimsiz bir uretici ve tuketici gibi yasayacagiz ya da amishlere katilacagiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. xeyno merhaba,
      ben gerci uzaklardayim, sahsen gözlem yapma imkanim pek yok, fakat Türkiye'de dogaya yakin yasama girisimcileri arasinda bu türden celiskilerin hikayelerini hep duyuyorum. bir yandan şaşılası, fakat bir yandan da insanoglu çelişkiler yumagi zaten. herhalde biri gelip benim yasam tarzimi gözleme imkani bulsa, bu kadar cabaya ragmen pek cok celiski de görür diyorum.

      ben herseye ragmen iyimserim, umutluyum . bir de kisisel girisimin önemine inaniyorum. hersey kücük, kisisel adimlarla baslayacak. ve bir de, bir de, ben daga cekilmeyi ön sart olarak görmüyorum, sehirde de cok sey yapilacagina inaniyorum. ayrica artik daglarda da kimseyi rahat birakmiyorlar. kaz daglarindaki altin madenciligi girisimleri en tipik örnegi. bir belgeselde seyretmistim, daglara cekilerek tamamen dogal ve "dis dünya"dan bagimsiz bir yasam kuran genc bir Alman aile vardi. Sanirim bebeklerini bile orada, tibbi yardim olmadan kendi basina dogurmustu kadin. Fakat onlar bile yakinlarindan gecmesi planlanan otobandan sikayetciydi. Sehirde ve "sehirli" zihniyetle mücadele verilmezse bu isin sonu yok.

      Sil
  6. "yanıtla" yı tıklıyorum ama bir ürlü açılamadı. ben de yeni yorum yazayım dedim:)
    kesinlikle haklısın yazdıklarında. şimdi düşündüm de kaynakların çoğunu tüketen o yüzde yirmilik bölüm azalsa ve yüzde on bile olsa, şimdiki düşünce yapısıyla yine dünyanın kaynaklarının yüzde doksanını tüketmeyi başarır. o afrikalı çocuk ve onun yoksunluğu aslında olanların sebebi değil sonucu. bu sistem sürekliliğini garantiye alabilmek için o resmi tekrar tekrar üretmek zorunda. gerçekten de çözüm bilinçlenmekten, ruhsal bir değişimden, tüketim alışkanlıklarının vb değişmesinden geçiyor. bana sanki bireysel düzeyde bazı değişimler var gibi geliyor. yani tek tek insan ve küçük topluluklar bazında...bazı yerlerde ise kapitalizmin artık sonunun geldiğini, kendi kendini yok etmeye başladığını falan okuyorum. bunlar hep vardı da ben son zamanlada sık sık araştırdığım için mi sürekli karşıma çıkıyor yoksa gerçekten bu tür bir eğilim var mı diye merak ediyorum. mesela bazen durup dururken bunları düşünmeye başlamamın bir tesadüf olmadığını düşünüyorum. sanki atmosfer değişiyor, ne dersin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bnezer gözlemlerim var benim de. Bana kalirsa da atmosfer degisiyor. En ilgisiz mecralarda dolasirken bile ekoloji-ekonomi iliskisine ve isin bireysel-ruhsal yanina dair bir haber ya da yaziya rastgeliyorum. Söyle bir tehlike var yalniz: Insanlar bir konuyla mesgulse ama yeterince anlayamiyor ya da icsellestiremiyorsa yüzeyiyle, dis cilasiyla fazla mesgul olmaya ve bilincli ya da bilincsiz icini bosaltmaya baslar. Umarim dogayla barisik, sade, ruhsal acidan evrimlesmis yasam dedigimiz seyin basina da ayni sey gelmez.

      Sil
  7. Ben kişisel olarak "mal" açısından küçülme taraftarı olmakla birlikte "hizmet alma" açısından büyümeden duramıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ilginc bir egilim CokBilmis :) Ama örnegin tersi durumdan daha iyi yine de :)

      Sil
  8. Benim dusuncem, dur oldugun yerde dusun ve yapman gereken ne ona karar ver, sonra da uyguladan yana... Dunyanin gidisati ve benim onun icindeki yerim gozonune alindiginda su anda yapmam gereken agrowth! Ama bu benim icin.

    Amerikan halki icin bunu dusunmuyorum mesela. Onlar kuculmeye gecmeliler artik yoksa dunyayi yiyip bitirecekler :(

    xeyno'nun bahsettigi sahis kimdir bilmiyorum ama o da kuculmeli :)

    Ozetle, once bireyler arasinda bu bilinc uyanip, harekete gecilmeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bireye, ülkeye, yasama tarzina, büyümenin asamasina göre degisir diyorsun yani. ben de öyle düsünüyorum.

      Sil
  9. Buyume/Buyumeme uzerine coook guzel bir yazi:
    http://www.truthdig.com/report/item/growth_is_the_problem_20120910/

    YanıtlaSil