"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Aralık 01, 2010

Keşif hiç durmaz!

Dogayi ve özellikle bitkileri ilk arastirmaya basladigim yillarda, kis mevsimi benim icin kesife ara demekti. Otsu bitkilerin hemen hepsi kuruyup ölüyor ya da taninmaz hale geliyordu. İğne yapraklılar dışındaki ağaçlar ise, yapraklarını döküp kupkuru, çiplak bir gövde ve dallardan ibaret kalıyordu. Yapraklari, cicekleri ve meyveleri olmayinca onlari tanimak imkansiz diye düsünüyordum. Haftasonlari ciktigimiz yürüyüsler biraz temiz hava alip hareket etmek açısından gayet iyiydi ama kesif adina verimsiz ve sıkıcıydı benim için. Zamanla çevredeki bir çok ağacı bir bir tanımaya, her mevsimini, her halini bilmeye basladım. Onlar bana referans oldular. Bazı ağaçlari ilk kez kışın, yapraksiz ve ciceksiz halinde gördügümde bile, sadece gövdesinin seklinden, dokusundan ve  renginden tanimaya basladim. O zaman anladim ki, dikkatle bakmayi ögrenince kesif hic durmaz; dört mevsim devam eder. Kis yürüyüsleri bu yeni oyunun eklenmesiyle benim icin ayri bir keyif haline geldi.

Gayet belirgin özellikleriyle kolay ayirtedilebilen ve bazilari sehirlerde de sık sık rastlanan dört bes agaci, sadece gövdelerine bakarak taniyabiliyorum simdi. Bir o kadarini da bu kis sonuna dek ögrenecegimi tahmin ediyorum.

Bu konuda ipuclarimiz gövdenin sekli, kabugunun  rengi, dokusu. Bunun yaninda agacin genel durusu da önemli. Kökler topraktan, dallar gövdeden nasil cikiyor? Agac söyle uzaktan baktiginizda nasil bir siluet sahip? Bunlarin hepsi önemli. Bu yazinin ön taslagini okuyan Ayca , bana peyzaj mimarisi ögrencilerinin hem agaclari taniyabilmek, hem de ileride mesleklerini daha iyi icra edebilmek icin bunun daha profesyonel hali olan bir siluet calismasi yaptiklarini, (onun deyisiyle "Bir goruntuyu sadece siyah olarak, doksusuz detaysiz, oldugu gibi resimleme"), agaclari cizerek ya da digital bir fotograf üzerinde calisarak siluetlerini cikardiklarini anlatti. Bazi doga kilavuzlarinda da vardir agacin bu türden bir cizimi. Biz doga meraklilarinin bu türden cizimler yapmasi beklenemez belki. Ama gözlem yaptikca her agacin (hatta her bitkinin) kendine özgü bir genel durusu, silueti oldugunu farkediyor insan. Anlatmasi, tarifi zor ama aklimizin bir kösesinde resmedilmis.

Aslinda bu türden gözlemler bitkileri sadece kisin degil yazin da tanimamiza, cogunlukla cam deyip gectigimiz pek cok igne yaprakli agacin farkli türlerini de ayirtedebilmemize yardimci oluyor. Simdi pencereden baktigimda hemen karsi bahcede iki agac görüyorum örnegin. Birinin gövde üzerinde yükselen dallari bir koni, digerininki ise bir bademi andiriyor. Sonra cooook uzaklarda neredeyse ana caddeye yakin bir agac görüyorum. Yazin bile bu mesafeden yapraklarini görüp tanimama imkan yok. Ama onun bir hus oldugunu biliyorum.

Nasil mi?

Bakin mesela bu asagidaki agac bir huş (Betula sp.). Yazin rüzgarda nazlica sallanan dallarindaki yapraklarindan kolayca taninabilir. Kis geldiginde ise ince yatay cizgilerle bezeli, beyaz renkli gövdesi ele veriyor onu.

photo by geneva_wirth


Genc bireylerde bunu gözlemek daha kolay. Agac yaslandikca özellikle topraga yakin bölümlerinden baslamak üzere dikey yariklarla yarilmaya ve görece olarak pürüzsüz dokusunu, beyaz rengini kaybetmeye basliyor. Bir agacin hus oldugundan süpheleniyor ama emin olmiyorsaniz, basinizi biraz yukari kaldirip gövdenin üst kisimlarina ve dallarina da bir bakmalisiniz. Rengi beyazsa büyük olasilikla hustur. Hus agacinin genel durusu da gayet karakteristik zaten . Sögüt gibi asagi sarkitiyor ince dallarini. 
-*-
Asagidaki agac ise bir cinar. Tam türden emin degilim. Ya bati cinari (Platanus occidentalis) ya da onun dogu cinari ile dogal caprazlamasindan olusan melez bir tür:  Platanus x hispanica . Londra cinari da deniyor. Hava kirliligine dayanikli oldugu icin bir cok büyük sehirde, trafigi yogun cadde ve bulvarlarda dikiliyor. Türkiye'de kullaniliyor mu emin degilim, ama yine de cevrenize dikkatle bakarsaniz, belki görebilirsiniz.

Fotograf: Navona

Bu agac sonbaharda yapraklarini dökmekle kalmiyor, gövdesinin dış kabuğu da geniş levhalar halinde soyulup dökülüyor. Ozaman iste bu gayet karakteristik, dalga dalga görüntü olusuyor gövdesinde. Asagidaki fotograf daha yakindan bir bakis bu cinar türünün gövdesine. Doganin sanat eserleri nasil da olaganüstü, degil mi?

Fotograf: Rick Payette

-*-

Kayin agaci (Fagus sp.) cok sevdigim ve hangi mevsimde olursa olsun kolaylikla tanidigim agaclardan biri. Benim hep gördügüm türü Avrupa kayını (Fagus sylvatica) olmali. Ama tam olarak emin de degilim.  Koyu renkli gövdesi son derece pürüzsüz. Iklimle ilgili olabilir ama cogunlukla yesil bir yosun tabakasiyla kapli görüyorum onu. Agacin genel görünümü, özellikle yasli bireylerde, son derece görkemli. Genc yasli, hemen hepsi dimdik yükseliyorlar göge dogru. Doganin dinamikleri herhangi bir sebeple egip bükmediyse tabii...


Fotograf: hedgerowmobile

 Kayinda gövdenin topraktan cikisi da cok özeldir. Bende her zaman bir hayranlik duygusu uyandirir. Sanki topraktan daha dün ve birdenbire fiskirivermis gibi durur :

Fotograf: baileyusa115


-*-

Cevremde cok görüp kisin da kolaylikla tanidigim bir diger agac ise kiraz. Pek cok türü var. Henüz ayirtetmeyi tam bilmiyorum. Prunus türleri diyeyim genel olarak. Bu noktada Ayca beni yine uyararak Prunus türleri arasinda kayisi, seftali ve erigin de oldugunu söylüyor.Onlar hakkinda bir sey söyleyecek kadar gözlemim yok henüz. Kiraz agacina gelince (Cerasus alt cinsi demeliyim belki de) , onun gövde özelliklerini üstelik cocuklugumdan, yaz tatilinde cok oynadigim bahcelerden biliyorum. O da enine ince cizgi ve yariklarla gösteriyor kendini. Gencken daha pürüzsüz ve kizilimsi bir renkte. Yasli bireyler kaybediyorlar bu özelliklerini ve yapragina cicegine bakmadan "kiraz bu" demek benim icin zorlasiyor.

Roger Griffith
Su sayfada da görmek mümkün kiraz agacinin gövdesini. Orada tür acikca Prunus avium olarak  
belirtilmis. Yeri gelmisken, agaclari kesfetmeyi seviyorsaniz, sayfanin bulundugu siteyi , Baumkunde'yi önereyim size hemen. Agaclari yaprak, cicek, meyve, gövde ve genel görünüm gibi özellikleriyle arsivleyen bir site. Dili Almanca ama arama kutucuguna latince adini yazarak da yolumu bulabilirim diyorsaniz, bir deneyin. 

Yasadigim cevrede sıkça rastladigim ve bu kis ayirt etmeyi ögrenmek istedigim diger agaclar da akcaagac, ihlamur, mese ve kizilagac. 

Son olarak kisin agac tanima oyununun büyük cocuklarla disarida zaman gecirmenin eglenceli bir yolu oldugunu da hatirlatayim. Uzak yerlere gitmeye gerek yok, büyük sehir bulvarlarinda bile oynanabilir. Bir kez tadini aldiniz mi, AVM gezmekten de, haftasonunu televizyon / bilgisayar basinda pinekleyerek gecirmekten de daha keyiflidir, inanin! :)  Üstelik doga mizikci bir oyun arkadasi degildir hic. "Kazik" sorular soran bir ögretmen hic degil. Dikkatle bakarsaniz, kis ortasinda bile kücük yardimci ipuclari verir size. Henüz dalindan düsmemis inatci bir yaprak, bir tohum, dallardan birine asili kalmis bir meyve, sonbaharda dökülüp hemen agacin dibinde toplanmis yapraklar gibi... ;) 

8 yorum:

  1. çok teşekkürler paylaşım için...
    son zamanlarda 2,5 yaş bizim ufaklıklaki gezmelerimizde ağaçlara takkınlık var ve durmadan soruyor bu ne ağacı ? diye önemsiyorda o yüzden bilmiyorum demek istemiyorum çok ağaçlı yerlerde sormasın lütfen dediğim ağaç çok oluyor... kafasında tutamasa da genede doğru ismini söylemek istiyorum.site önerileri için teşekkürler...

    YanıtlayınSil
  2. Nihal,
    Sen Ankara'daydin, degil mi? Oradaki pek cok agaci taniyabilecegimi saniyorum. Fotografini cekersen ben de kopya verebilirim sana :) Emin ol, kafasinda da tutabiliyor o yaslarda cocuklar. Ikinci bir dili sorunsuz ögrenebiliyorlar, oyuncaklarin, cizgi film kahramanlarinin adini akillarinda tutuyorlar, ögretirsen araba markalarini logolariyla ögrenip ayirtedebiliyorlar, agac isimlerini de ögrenirler. Ve ögreniyorlar da... Yasiti bir arkadasi gsterilen ciceklere sadece "cicek" derken , aslinda konusma bakimindan daha yavas olan oglum "gül", "lale" diyordu. Cünkü kitaplarda gördükce hep tam isimlerini söylüyordum. 2,5 yasindaydi o sirada...

    YanıtlayınSil
  3. Ne güzel yazmışssınız.Bizim insanımız bi acayip ya. Şu blogda sa.ma sapan bişi yazsanız ağzınızı yaya yaya konuşup saçmalasanız gelir 50 yorum bırakırlardı.Böyle güzel yazılara talep yok anasını satiim.

    YanıtlayınSil
  4. ne ilginc bir bakis. Hic o gozle bakmamistim ama sen soyleyince aslinda farkinda olmadan kafamda bir siluet ve agacin durusu kavrami var. Bazi agaclari/bitkileri anlarim ben, ama nedenini bilmeden. Sanki ben bilmem beynim bilir! Guzel calisma farkindalik arttirmaya bir puan daha eklendi sayende...

    YanıtlayınSil
  5. Ashley :)
    Var öyle dolu dolu yazip dolu dolu yorum alanlar. Ama genel durum senin tespit ettigin gibidir. Bloglara özgü degil, toplumsal sorun, kültürel gercek ;)

    Beste,
    evet, agac ya da otsu ben de bazi bitkileri sebebini dillendiremeden bilirim.Bu isin formal egitimini almadigimiz , sadece gözleme dayali ögrendigimiz icin bence. Bunun da iyi yanlari var ama...

    YanıtlayınSil
  6. benim gozum kapali govdelerini bildigim iki agac var ki dut ve incir ikisine de tirmandim. Dut tirtik tirtikdir incir gri puruzsuz cocukluk agaclarim ha birde ceviz ulu ceviz.

    YanıtlayınSil
  7. yok evren ben aydındayım...
    bende fotoğraflamaya başlıyorum hemen...teşekkürler ilgine...
    ashley yorum bırakılmama nedeni (diğer yorum yapamadığım yazılar için söylüyorum) kaosdan uzak durmak fazla laf kalabalığı etmemek adına oldu bende... Gözde takipçisiyim bloğun...Yararlandığım konularda yazmadan geçemediğim için yorum bıraktım... Çok okunanı olduğuna , çok yararlanılanın olduğuna eminim...
    sevgiler ...

    YanıtlayınSil
  8. Çınar ağacı Türkiye'de şehirlerde kullanılan en eski ağaçlardan. Örneğin İzmit'de bir zamanlar ana cadde sayılan yolda kimbilir kaç yaşında devasa çınarlar vardır. Bazıları ne yazık ki yapılaşmaya kurban gidiyor.
    Bir de çınarın gövdesine bakınca aklıma hep askeri komandoların giydiği üniformanın deseni geliyor, çınar gövdesinden esinlenerek tasarladıklarını düşünmüşümdür hep.

    YanıtlayınSil