"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazar, Mart 27, 2011

Aglatmamak da, bicagi eline vermemek de mümkündür

Ferber yöntemiyle ilgili olarak sıkca kullanilan argümanlardan birinin "Elinizde gördügü bicagi almak icin kesintisiz agladiginda da, sussun diye verecek misiniz bicagi?" oldugunu okudum. Prof. Ferber'in kitabinda geciyormus galiba; ben nakledenlerin yalancisiyim.

Henüz cocugu olmayanlar veya uykusuz gecelerin sonunda artik yorgunluktan yikilmakta olan anneler arasinda bu görüsü okuyup "Himm, tabii ki, mantikli" diyenler olur mu bilmiyorum. Olabilir, oluyor galiba. 

Aksinin de mümkün oldugunu belirtmek istiyorum, bu yaziyi da sadece bunun icin yaziyorum.

Ben geceleri kontrollü aglatmadim. Benim kontrolüm disinda agladigi olmustur. Duyunca  hemen bebegi kucagima; durumu da kontrol altina aldim.

Cünkü bir yas öncesindeki aglama, özellikle ilk aylarda bir bebegin tek iletisim aracidir diye bilirim. Acligini, susuzlugunu, uykusuzlugunu, kirlenen bezini, agriyan karnini, caninin sıkıldıgını, annesini özledigini ve kimbilir baska hangi dertlerini dünyaya böyle haber verir diye düsünürüm.

Gündüzleri elimdeki bicagi görüp "ben de, ben de" dediginde galiba coktan iki yasini gecmisti.Hatta ilk ciddi tutturmasi 3 yasini bulmustur. Vermedim. 2-3 yasindaki cocugun aglamasinin 1 yasindan kücük bebeginkinden farkli olduguna inaniyorum. Daha cok yapabileceklerinin, özgürlüklerinin sinirlarini test etme araci oldugu söylenir; ben de öyle gözlemledim.  Ayrica bicagi vermemek ama aglamasinin önüne gecmek icin yüzelli yol vardir. Hepsi denenir. Bazen ise yarar, bazen ise yaramaz. Ola ki yaramaz. Ola ki ben beceriksiz ve sabirsiz günümdeyimdir. Ikna etmek mümkün olmaz. Ola ki ziril ziril aglamayi secer huysuz sincap. O zaman aglayabilir elbette. Aglamaktan baska care kalmadiysa... Sonunda "seni seviyorum ve senin icin buradayim" demenin de yüzelli yolu vardir. Kanimca, 3 yasindaki sincaba "bicagi vermiyorum, istersen aglayabilirsin" demek, 1 yasindan kücük sincabi gece aglatmaktan baska bir mesaj verir. Özellikle baska zamanlarda cok aglatmiyor ve yerli yersiz "hayir" demiyorsam, bu "senin icin öyle tehlikeli ki..." demenin en acik sekillerinden biridir. Sonra firtina öyle ya da böyle diner, salya sümük silinir. Iste o zaman mutlaka sıkı sıkı sarılınır, "seni cok seviyorum, bu kadar cok agladigin icin üzgünüm ama bicagi sana veremezdim, cünkü..." diye baslayan ve mantiga hitap eden kisa ve basit bir konusma yapilir. Sincap anlayisla kafasini sallar, gözyasini siler, oyununa dalar. Bazen de anlamamis görünür.  Üc gün sonra ben onun elinden bir sey almak istedigimde ayni mantik konusmasinin argümanlarini bana geri satar, hepsini tek bir sözcük kacirmadan duydugu anlasilir. 

En azindan bizim evde böyle olur. Sizin evde nasil olacagina karar verirken isinize yarar belki diye paylasmak istedim.

7 yorum:

  1. Kesinlikle katılıyorum. Çok saçma bir benzetme ve örnekmiş bıçak örneği.
    Konuyla direk ilgili değil ama belki birilerinin işine yarar diye söylemek istedim. Anlattığın tutumu sağlıksız gıdalara karşı da takındım ben, küçüktür, anlamaz diye düşünmedim ve komşu teyzenin eline tutuşturduğu şekeri elinden alırken, kefiri burunlarına dayarken nelerin zararlı, nelerin faydalı olduğunu açıkladım hep. Şimdi çok sevmedikleri gidalara burun kıvırmadan önce 'bunun içinde bana faydalı ne var?' diye sorguluyorlar.
    Sağlıklı iletişim sonuçlarını bazan sonuçlarını çok sonra görebileceğimiz bir yol ama uğruna harcanan her çabanın değeri sonsuz.

    YanıtlayınSil
  2. Güzel anlatmışsın,bizde böyle büyüttük diyebilirim :)
    Bebek ağlatanlara da hoş gözle bakmam hatta ağlatmadan büyümeli çocuk.İstersen oluyor :)

    YanıtlayınSil
  3. Ilk bir yil, aglamasinin sekline gore ne istedigini anlar hale gelmistim ve iki inga da kosuyordum hemen! 1 yil boyunca hemen hemen hic aglatmadik, o yuzden boyle aglasin diye dusunenlere pek sasarim. Bilinen su ust kattaki insaat araclarina korkarak basladi bizimkinin aglamalari ve kis gunu evden kacabildigimiz kadar konu komsuya gitmek zorunda kaldik aglamasin diye. Kar yagarken bile :((( Ama ne kadar kacsak da orasi evimiz, o yuzden o gurultu ile yuzyuze geldi ve agladi. Bu arada da aglayarak is nasil yaptirilir onu kesfetti. Ne kadar onune gecmeye calissak da, bilmem taktik, bilmem huy, yapmam dedigini asla yapmiyor, yapacagim dediginden de vazgeciremiyoruz! O yuzden zararli birseyse elinden almam gereken, anlatsam da amuda kalksam da farketmiyor, vermiyor. O zaman elinden aliyorum. Yeniden anlatiyorum. Olmuyor, aglamakta serbestsin bu sartlar altinda diyorum :) Agliyor, arada durup, annecim bak ben cok agliyorum diyor! Anliyorum ki, aglayarak is yaptirma yolunda. Ne yapabilirim. Veremem cunku sana zararli serbestsin aglamakta diyorum ve biraz daha devam edip susuyorum. Bu hem komik geliyor bana zaman zaman(sinirim bozularak elbette) hem de dusunduruyor, acaba dogru mu yapiyorum. Ben bu cocugu 1 sene hic aglatmadim bilerek ve isteyerek, bu ne simdi diye!

    YanıtlayınSil
  4. Ben bebek uyutma konusunda senden farklı düşünüyorum. Ama ilk önce ortak noktalarımızı belirteyim :)
    1. 1 yaşındna büyük çocukla, 1 yaşından küçük çocuğun ağlaması farklıdır. Sınırlarını denemek için ağlayan çocuk ikna edilebilir. 1 yaşından küçük bebek GENELLİKLE bir ihtiyacı olduğu için ağlar.
    2. Bıçak benzetmesi çok saçma.

    Geleyim farklı düşündüğümüz noktalara:
    1) 1 yaşından küçük çocuğun da ağlaması gerekiyor olabilir. Mesela hemen hemen bütün bebekler de akşam 5-9 arası bir ağlama seansı yaşanır ilk 3 ayda. Ne yapsn susturamazsın. Çok sonraları öğrendim ki bebek doğum travmasını atıyor olabilirmiş bu şekilde ağlayarak ve aslında susuturmaya çalışmamak da gerekirmiş. Yanında ol, tenine bastır, başka ihtiyacı olmadığından emin ol, rahatlatmaya çalış ve bırak ağlasın...
    2) Aynı yukarıdaki ihtiyaç ağlaması gibi TAMAMEN BENCE: Bebek uykuya dalamadığı için de ağlıyor olabilir. Uykuya dalamıyor diye sallamak ve meme vermek ileride anneyi zor durumda bırakabilir ve bence gereksiz de. Bebeğe uykuya dalmayı öğretmek hem daha zor hem de gerekli bence. Aynı mantıkla: Yanında ol, tenine dokun, rahatlatmaya çalış ve bırak ağlasın. Kendi kendine uykuya dalmayı başarınca mutlu olacaktır.
    3) Nasıl ki senelerce anne ile birlikte yatan çocuk için "Anneye bağımlı olur, psikolojik sorunları olur" demek son derece yanlışsa, "Ağlatılarak uyumayı öğrenen bebek anneye güvenini kaybeder, psikolojik sorunları" olur demek de BENCE yanlış. Zira çocuğun anne ile arasındaki bağı etkileyen pekçok etken varken 2-3 yıl annesi ile yatan çocuğun anneye bağımlı olacağı söylenemezse, sadece 2-3 gün ağlamaya bırakıldı diye çocuğun tüm güven duygusunun zedeleneceği de söylenememeli. O kadar farklı etken varken, güven bir şekilde temin edilebilir BENCE.

    Bebeğin ağlamaya bırakılmasından ziyade "Aman, ağlarsa ağlasın, benim işim gücüm var, tüm ömrümü ona adayamam ben" tavrıdır bence çocuğuktaki güven duygusunu zedeleyen.

    YanıtlayınSil
  5. Cokbilmis, yine cok farkli düsünmüyoruz da fark kücük nüanslarda gibi geliyor bana. Nitekim "Yanında ol, tenine bastır, başka ihtiyacı olmadığından emin ol, rahatlatmaya çalış" demissin. Benim savundugum da, yaptigim da bundan farkli bir sey degildi ve buna ragmen aglamaya devam ettigi hemen hemen hic olmadi. O yüzden "...ve birak aglasin" kismina yorum yapamiyorum.

    YanıtlayınSil
  6. Çoğu bebek ağlar halbuki, şanslıymışsın :) Mesela benim kız, uykusu gelip de yatağına yatırılınca ağlamaya başlıyordu. Sırtını sıvazlıyor, yanağını okuşuyor ve ninniler söyleyerek uyutmaya çalışıyordum. Yine de ağlıyorsa ki çoğu çocuk ağlar uyuyabilene kadar sakinleştirmeye çalışıyordum. Ki çoğu anne bu noktada pes edip ya yanına yatırıp memede uyutma (ya da ayakta sallama) veya ağlamaya bırakma noktalarından birine gidiyor. Ben ara yolcuyum sanırım :)

    YanıtlayınSil
  7. Evren "aglatmak ya da aglatmamak" durumunun "simartmak ya da simartmamak" gibi algilanmasi uzerine guzel bir ornek vermissin. Gece uyusun diye bir bebegi yalniz birakip aglatmak baska, minigin her istedigini yapmak, her istedigini vermek vs. baska.

    YanıtlayınSil