"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Salı, Ekim 28, 2008

"Bahçe"den... (II)

Mutfaktan saksıya deneylerimin birinden daha sonuç aldım bir kaç gün önce.
Akdeniz'in sert ve tatlı meyvesi... Keçiboynuzu...

Adına uygun, keçi gibi inatçı bir tohumdu. Hiçbir tohumun beni bu kadar uğraştırdığını hatırlamıyorum. Üç kez denedim; masallardaki gibi, üçüncüde başardım :)

Birincide olduğu gibi, hiçbir şey yapmadan ektim toprağa. Tohum (yani meyvenin çekirdeği) öyle sert ve kuru duruyordu ki, bir sonuç alamayacağımı hissetmiştim gerçi. Bu yüzden bir sonraki keçiboynuzunun çekirdeklerinden birini bir kavanozun içinde suda beklettim bir süre. Epeyce sonra, o da toprakla buluştu. Normalde tohumu ektikten sonra gelip gidip "çıkmış mı?, çıkmış mı?" diye toprağı eşeleyenlerden değilimdir. Sabırla beklerim topraktan çıkışını. Ama bu ikinci denemede de keçiboynuzu sabrımın sınırlarını zorlayınca toprağı açıp baktım. Tohumda en ufak bir değişiklik bile yoktu. Bunun üzerine sevgili Google Abla'ya sordum "ne yapabiliriz?" diye (Google Abla deyiminin tüm telif hakları Aydan Atlayan Kedi'ye aittir!). Keçiboynuzu ve çekirdeği hakkında bir dolu şey öğrendim önce. Keçiboynuzu meyvesinin öğütülerek kakao alternatifi olarak kullanıldığını, çekirdeğinin ağırlığı hiç değişmeyen nadir bitkilerden olduğunu ve bu yüzden geçmişte bir dönem ağırlık birimi olarak kullanıldığını, "iki dirhem bir çekirdek" deyiminin de buradan geldiğini öğrendim mesela... Ve son olarak filizlenebilmesi için 24 saat süreyle 80 derece sıcaklıkta suyun içinde bekletilmesi gerektiğini... Bu bilgiyi paylaşan site, kaynatılıp biraz soğutulmuş suyu bir termos içine alıp, çekirdeği buna ekleyerek bir gün bekletilmesini öneriyordu bu şartları sağlamak için. Benim böyle bir imkanım olmadığı için (termos bu günlerde küçük inatçı keçimin sevdiği oyuncaklarından biri; kapağı nerede, onu bile bilemiyorum.) ben ara bir yol seçtim. Keçiboynuzu çekirdeklerini bir kavanoza alıp, üzerine aklıma her geldiğinde sıcak (ama çok sıcak) su ekleyerek bir hafta kadar beklettim. Sonunda suda bekleyen çekirdekler ile beklemeyenler arasındaki fark şöyleydi:



Keçiboynuzu tohumları


Bunun üzerine tohumların hazır olduğunu anlayarak birini ektim. Bir süre sonra merakım o derecedeydi ki yine toprağı açıp ne olduğuna bakar buldum kendimi. Tohumu yarıp başını hemencecik toprağa gömmüş minik kökü görünce sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Telaşla kapadım toprağı ve bir daha hiç karıştırmamaya söz verdim kendime. Bir-iki gün sonra da uğraşa uğraşa kendini kabuktan soyup, topraktan dışarı atmayı başaran kotiledon yapraklar çıktı geldi. Başka hiç bir bitkinin çimlenmesi bana bu kadar bir insan yavrusunun doğumunu çağrıştırmamıştı. Çok net olmamakla birlikte birinci ve ikinci gün fotoğrafları şöyle:

1. gün:

Keçiboynuzu (birinci gün)



2.gün:



Keçiboynuzu (ikinci gün)


Şimdi geriye bu keçiboynuzu bebeğinin acilen büyük bir saksıya alınması kaldı. Liçideki hatamı tekrarlamak istemediğimden hemen büyük bir saksı aldım bile. Sadece taşınma için ilk gerçek yaprakları beklemeli mi, yoksa hemen mi taşımalı, bundan emin değilim.

Bu arada ben ve fotoğraf makinam makrolar konusunda çok yeteneksiziz. Tohumları gazete üzerine koyunca -neden bilmem- net bir kare yakalamayı başardım ama tohumların topraktan çıkış anını fotoğraflarken hep sorun yaşıyorum. Makro çekimlerini en bilgisizlere bile açık bir dille anlatan bir site falan bilen var mı? Bu konuda önerilere ihtiyacım var.
*
Bugünün büyük süprizi ise şu: Semizotu deneyini hatırlıyor musunuz? Dün bahsettiğim öğle-buz çiçeğini bir sonuç alamadığım semizotu saksısına dikmiştim ben. Bu sabah kahvaltıdan önce her zamanki gibi saksılarımı gözden geçirirken gördüm ki semizotları da çimlenmiş! Şimdi bir saksıda iki sukkulentim var. İyi geçinecekler mi bakalım?
*
Peki geçen baharda bahsettiğim Pittosprum tobira'yı hatırlıyor musunuz? Yaban ona akpıtrak adını takmıştı. Bu bitki çiçeklenmeden meyveye geçtiğinden beri takipteyim. Tohumunu merak ediyorum, belki filizlendirmeyi de başarırım diye hayal ediyorum. Haftasonu yürüyüşünde bu "akpıtrak"ların yetiştiği parktan geçerken tohumların hala yeterince olgunlaşmadığını gördüm. Ama bir iki tanesini koparıp eve getirmeden de duramadım. Akpıtrağın meyvesi tahmin edemeyeceğiniz kadar güzel. Eşimle birbirimizden bağımsız aynı yorumda bulunduk:
"Aaaa, aynı nar gibi!" :


IMG_1394

Şimdi haksız mıyım, insanların dünyası hayalkırıklığı yaratıyor, bitkilerin dünyası hayran bırakıyor derken...

Not: Pittosporum tobira'nın tohumları olgunlaşınca şöyle oluyormuş.

15 yorum:

  1. Ne güzel, yasak şimdilik kalktı Evren. Başka sitelerin aracılığı olmadan ulaşılabiliyor artık.

    Keçiboynuzu tozunu ben de sık kullanıyorum. Faydalarını biliyorsundur. Keklerde kakao yerine, sıcak sütün içinde kakao yerine ( çocuklara ve yetişkinlere kalsiyum takviyesi için ) kullandığım bazı yerler.

    Senin bu çabalarını okudukça, aldığın ilk meyvenin sevincini görmeyi çok istiyorum.

    Haydi kolay gelsin.

    YanıtlayınSil
  2. Ne güzel Münevver, bu haberi ilk ulaştıran sen oldun, pek sevindim yasağın kalkmasına.

    Keçiboynuzunun faydalarını pek de bilmiyorum, vikipedi girişinin altında yazılanlar dışında. Hakkında bildiğin başka şeyler de varsa ve anlatırsan sevinirim.

    Meyve alabilir miyim bilemiyorum ama topraktan çıktıkları anı görmek bile yeterince mutlu ediyor beni :)

    YanıtlayınSil
  3. ben de keçiboynuzuyla ilgili gazetede okumuştum. çikolata krizini yaşadığınızda keçiboynuzu yiyin diyordu. gerçi denemedim ama denenebilir.
    liçiye üzüldüm ama.. belki arkadaşlarını görünce iyileşir yine ne dersin

    YanıtlayınSil
  4. Haklisin Evren hem de cook haklisin. Keciboynuzunun hikayesini ben de bu yaz tatilimde aldigim ve hayran kaldigim keciboynuzu pekmezinden sonra ogrenmistim merak edip... Ve iki dirhem bir cekirdek lafinin oradan geldigini de ve elmas tartarken birim olarak kullanildigini ve hatta karat/kirat dedigimiz bu birimin keyciboynuzunun arapca karsiligi olan 'kirrat'dan geldigini falan filan :)
    Iyi ki yazdin, iyi ettim Evren. Topraktan cikan minik yesil kafayi fotograftan bile görmek heyecanlandiriyor insani...

    YanıtlayınSil
  5. Ne kadar zor bir şeyi başardığının farkında mısın? Duyduğumda "bravo" diye geçirmiştim içimden ama bu minik yaprakcıkları görünce iyice gurur duydum seninle, aminle ve araştırmacılığınla. Kivi çekirdeğini bile denemişliğim var (filizlenmelerini sağlamıştım ama sonra ne oldu bilmem yaşatamadım) ama keçiboynuzunu hiç ama hiç düşünmemiştim bile!! Bir de yazarak "bravo" demek istiyorum. Bunu başardın ya, sen her bitkinin üstesinden gelirsin!! Zeytin haberi bekliyorum hatta ;)) Ay ben hala soramadım :((

    Liçi'nin sıkıntısı ne olabilir pek tahmin edemiyorum. Yer darlığı olmadığından eminim. Fotoğraflara bakılırsa bütün bitkilerin geniş alanlara sahipler (şimdilik). Liçi'de bir besin eksikliği olabilir, ya da fazlası. Bir de güneşlenme sistemini değiştirip gözlesene.

    YanıtlayınSil
  6. Bende keçiboynuzunun nefes darlığına iyi gelen tek meyve olduğunu biliyorum.Bir de Akciğer kanseri için önerilir hep.. Aklımda kalanlar..

    Saksı da yetiştirme çabanızı çok takdir ediyorum. Niyeyse sizi okurken, Şaman bir kadını anlatan Anastasia adlı kitap geldi. Onda bu tür tohumları ekerken, tohumu dil altınıza koyup, ıslatın ve böylece tohum sizin enerjinizle toprağa bağlansın diye hoş bir kısım vardı o geldi aklıma..

    YanıtlayınSil
  7. Funda,
    Çıkmadık canda umut var. Liçiden umut kesilmez :)

    Demet,
    Bitkilerin geçmişte yaşamımızla ne kadar iç içe olduklarının kanıtı bu keçiboynuzu-karat ilişkisi değil mi? Ne hoş!

    Ayça,
    Uzmanından "bravo"yu kapınca göğsüm kabardı. Liçi daha önce içerideydi, acaba güneşi mi az diyerek balkona aldım onu da. Başta biraz sarsıldı ama sonra toparladı kendini. Bu kadar stress faktörüne rağmen yıkılmadı, temelde güçlü bir bitki . Bir de derdinin tam ne olduğunu bir anlayabilseydim.

    Brajeshwari,
    Harika! Bir daha sefere güçlük çıkaran tohumlarda denenebilir :)

    YanıtlayınSil
  8. Aşağıdaki linkten bahsettiğim tohum hikayesini, DOKTOR TOHUM kısmından okuyabilirsiniz..

    http://www.kuraldisi.com/anastasya_nin_hikayesi_1225_29.htm

    YanıtlayınSil
  9. Brajeshwari, teşekkürler. Özellikle şu cümle: 'Diktiğiniz her tohumun içinde muazzam bir evrensel bilgi vardır.' Benim gözlemlerim de bu yönde.

    YanıtlayınSil
  10. keçiboynuzunun doğuşu beni de çok heyecanlandırdı. Ama bazen kimi insanlar da hayran bırakır kendine. Tıpkı bitkiler ve diğer canlılar gibi. Mesela bebekler. Bazıları büyüdüklerinde de hayran bırakırlar.

    YanıtlayınSil
  11. Haksiz bir genelleme olmus olabilir benimki...:)

    YanıtlayınSil
  12. vay be ne maceraymis soluksuz okudum, ne oldu sonra keciboynuzu?

    YanıtlayınSil
  13. Tasinirken orda biraktim, icimde bir yaradir. Denemek istersen keciboynuzu cekirdegi gönderebilirim sana.

    YanıtlayınSil
  14. burasi sogukca malumun ama limonum yazi disarda gecirdi buyudu simdi eve aldim. Keciboynuzunu da denemek isterim belki uyum saglar bu iklime! zaten klavuzu hazilamissin seve seve buyutmeye calisirim bende:)

    YanıtlayınSil
  15. Keçiboynuzunu çimlendirmek bu kadar zormuymuş yahu. Açıkçası benim saksıya ektiğim tohumlar bir sene sonra çıkınca bu bitkilerin ne olduğunu merak ettim agaclar.net saolsun öğrendim. demek istediğim ben rasgele ekmiştim bir sürü çıktı saksıda sıcak suyla falan uğraşmamıştım

    YanıtlayınSil