"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cuma, Ekim 31, 2008

Öyle bir an

Şu keçiboynuzu bebeğine bakarken aklıma düşenleri anlatmasam olmayacak...
***
İşte burada, asfalt yolun ortasında yürüyorum. Akdeniz'deyim. Beş yaşındayım. Üzerimde annemin diktiği askılı elbisem var. Simsiyah uzun saçlarım var bir de...Etrafım, aralarında annemin ve kızkardeşimin de olduğu bir sürü kadın ve çocukla dolu. Aslında buralara ait değiliz hiçbirimiz, bu iklime ait değiliz. Göçebelik o zamandan başlamış. Öğle vakti bitişik köydeki birini ziyarete gitmişiz topluca. Bu ziyarete dair aklımda en ufak bir iz bile kalmamış. Yakıcı öğle sıcağı göz önüne alınırsa arabalara veya bir otobüse doluşup gitmiş olmalıyız. Akşamüstü sıcaklık biraz azalınca da geri dönüşü yürüyerek yapmaya karar verilmiş.

İşte burada, asfalt yolun ortasında yürüyorum. Önümde öbek öbek çocuklar, türlü oyun uydurarak, neşeyle yürüyor. Annelerden oluşan grup arkada keyifli sohbetlere dalmış. Etrafıma bakıyorum. Ağaçlara, otlara, üzerinde yürüdüğüm yola. Karşı tepelerin üstünde devrilip giden altın topa bakıyorum.

Çocuk öbeklerinin birinden neşeli kahkahalar yükseliyor birden. Bakıyorum, terlik ve sandaletlerini çıkarmış, çıplak ayakla yürüyorlar yolda. Arkama dönüp sesleniyorum: "Anneeee, ben deeeeee!". Parmağım ilerideki çocukları işaret ediyor. "Tamam, çıkar sen de" diyor annem. İzni bu kadar kolay koparabildiğime şaşmış, hemen çıkarıyorum terliklerimi. Gün boyu ısınmış ama yakmayan asfaltı ve onun tuhaf, alışık olmadığım dokusunu hissediyorum ayaklarımda. Ne güzel, bak ben de çıplak ayakla yürüyorum şimdi. Elimde terliklerim. Ilık da bir rüzgar esiyor.

Biraz sonra, bu sefer yol kenarındaki ağaçların altında bir hareketlilik oluyor. Bir kaç çocuk ağaçlara tırmanmış, kalanlar etrafına toplanmış. Yukarıdan atılan meyveleri paylaşıyorlar bir bir. Keçiboynuzu! Arkama dönüp sesleniyorum tekrar:"Anneeeeee! Ben de, ben deeeee!"
"Tamam" diyor annem yine, "git bir tane de sen al". Yine şaşkın, yine mutlu. Koşarak gidiyorum, keçiboynuzu hakkımı kapıyorum. Bak, şimdi de bir keçiboynuzu var elimde. Mmmm, öyle de tatlı ki...Hiç benzemiyor daha önce yediklerime.

İşte böylece yürüyoruz. Güneş gittikçe soluklaşıyor, rüzgar daha bir hissettiriyor kendini. Derken bir hareketlilik daha. Bu sefer arkamdan yükselen kahkahalara dönüp bakıyorum. Annelerden bazılarının da terliklerini çıkarmış, çıplak ayakla yürümeye başladıklarını görüyorum. Asfaltın üzerinde komik hareketler yapıyor bir ikisi. Sanki çocuk olmuşlar onlar da birden. Gülüşleri, yürüyüşleri bile değişivermiş. Anneme bakıyorum, yanındakine bir şeyler anlatıyor dalgınca gülümseyerek, beni görmüyor o an için. Dönüp yürümeye devam ediyorum.

bir elimde terliklerim
diğer elimde keçiboynuzum
üzerimde annemin diktiği çiçekli elbise
saçlarımda rüzgar var
ayaklarımın altında ılık asfalt

Nedenini bilmeden kendimi çok mutlu hissediyorum. Beş yaş çocukları mutluluklarının nedenleri üzerine düşünmez ki hiç.

Yürüyorum, yürüyorum.

İşte öyle bir an...
Silikleşen, ardı ardına kaybolup giden milyonlarca an kırpıntısı içinde işte bir tanesi...
Nasıl oluyorsa bak hâlâ capcanlı; aklımın neresine yazmışsam onu, örselenmemiş hiç. Her anımsayışımda da o günkü kadar mutlu etmeye devam ediyor beni.
***
Var mı sizin de öyle bir anınız?
Anlatsanıza...

4 yorum:

  1. Olmaz mı?:)
    bir bisikletim vardı.Arkasinda destek minik tekerlekleri vardı..Babam bisikleti öğreneyim diye takmıştı..Bir süre sonra o destek tekerleklerden biri yalama oldu..Ben böyle hep sol tarafa dogru yaslanarak sürdüm bisikleti.Sonra sonra dengemi kurmaya basladim..Dururken, minik tekerletin üzerine dogru egilip duruyordum sadece..Babam işten geldiginde, yine ben sokakta bisiklet biniyordum.."aferin" dedi bana..Ne olduğunu anlamadan sordum "Neden ki"...Gülümseyerek cevap vermişti. "E artık çift tekerlekli bisikleti kullanabiliyorsun"... O an, gözlerimi arka lastige cevirdigimde destek tekerliğin olmadığını görmüştüm..Babam bana haber vermeden çıkarmış onu..Tabi bunu farkedince düşmüştüm..Babam, başarmak için korkmamayı ilk o zaman öğretmişti..Bende ne zaman, başarıyla ilgili tereddütte kalsam bunu hatırlarım...

    YanıtlayınSil
  2. Brajeshwari,
    Öyle güzel ki :) Teşekkürler...

    YanıtlayınSil
  3. Var ama çok uzun, bir ara anlatacagim söz.

    YanıtlayınSil
  4. Bekleriz Asortik Krep, hiç dert değil :)

    YanıtlayınSil