"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Ekim 22, 2008

Sözümü tutuyorum...

Bitki çayına devam. Bu seferki dağ çayı. Anadolu'da Sideritis türleri bu adla biliniyormuş. Ben Ankara'da bir baharatçıdan almıştım ama doğal yetişme alanından toplanıp gelmiş olanlardan da var evde. Görüntüsü biraz daha değişik. Farklı bir Sideritis türüdür belki de... Aynı çayı uzun aramalardan sonra Almanya'da Bergtee adıyla görmüşlüğüm var, internette İngilizce kaynaklarda da -tesadüfe bakın ki!!- Mountain tea olarak geçiyor. Bazen günlük koşturmaca içinde bütün bir fincanı bitiremediğim oluyor; soğuyup giden çayı saksılara döküyorum. İnsanlara faydalıysa, bitkilere en azında zararı yoktur düşüncesiyle. Doğru yapıyor muyum acaba? Her neyse, ilgilenenlere Anadolu'da içilen bitki çaylarına ilişkin şu Buğday yazısını da öneririm.

6 yorum:

  1. Fincandan hoş bir koku yayıldı buraya kadar.Fakat sanırım, içindeki bitkiyi veya karışımı içinde tutmamak gerekiyor..bu tür çaylar için, 5 dakikalık bir demlenme süresi yeterliymiş diye biliyorum..

    Afiyet,sağlık olsun

    YanıtlayınSil
  2. Bitki çaylarına bayılıyorum ben. Bu ara favorim papatya çayı :) Uyumadan önce bir fincan mutlaka içiyorum.

    YanıtlayınSil
  3. Haklısın Brajeshwari, bazen güzel görüntüye kapılıp biraz fazla tutunca özellikle dağ çayının keskin bir tadı oluyor.

    Aydan Atlayan Kedi,
    Papatyayı ben de seviyorum. Kokusunda insana huzur veren bir şey var.

    YanıtlayınSil
  4. ben neden çok sevmiyorum bitki çayını, ıhlamur belki ama kahveye hayır diyemiyorum neden , cevabı bilmiyorum düşünmemem lazım..

    YanıtlayınSil
  5. Bana Urdun'de bu caydan ikram etmislerdi diye hatirliyorum! Gribe iyi gelir deyip icirmislerdi, burnum tikali oldugundan da tadini alamamistim :( Merak ettim simdi!

    YanıtlayınSil
  6. Funda,
    Aslında çoğu kez kahveye ben de hayır diyemiyorum. Ama çok hoşuma giden bitki çayları da var. Belki de sen sana uygun çayı henüz bulamamışsındır. Ameliyat günü aldığını okudum. İyi etmişsin, Çabucak gelir geçer umarım.

    Dilek,
    Buğday'daki yazıda belirtildiğine göre İstanbul'da aktarlarda satılıyormuş, bir araştırsana.

    YanıtlayınSil