"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Ekim 15, 2008

Dr. Civanperçemi

Dün akşam biraz civanperçemi çayı hazırladım. Kendim mi içeceğim? Hayır, bu sefer liçi için. Soğuk içti tabii liçi bu çayı. Civanperçemi ekolojik/organik bahçıvanlık kitaplarında "bitkilerin doktoru olan bitki" diye tanımlanıyor. Örneğin Jürgen Wollf'un Mein Schöner Garten-Bio adlı kitabında civanperçemi çayının, içeriğindeki eterik yağlar, kalyum, salisilik asit ve diğer maddeler (bitters, tannins) sebebiyle bitki güçlendirici ve mantar önleyici etkileri olduğundan bahsediliyor.

Bu konuksever civanperçemi bu yıl Ağustos ayında Lech kıyılarında fotoğraflandı.

Sadece civanperçemi değil; bahçede kullanılabilecek daha bir dolu doğal öneri var notlarımda. Kahve yüksek kalyum oranıyla yine bitki güçlendirici olarak tanımlanıyor. Özellikle orkide, orman gülü gibi asit seven bitkilerin kahve içmeye (!) bayıldığı söyleniyor. Dolayısıyla içtiğim kahvenin telvesi zaman zaman çöpe değil, saksıya gidiyor. Ama toprak üzerinde oluşturduğu küflenmeye meyilli tabaka pek hoşuma gitmediğinden kahveyi en başında toprağa karıştırmak daha iyi bir fikir gibi geliyor bana.
Demir ihtiyacı yüksek bitkiler, örneğin turunçgiller için bitkisel demir takviyeleri de mümkün. Bir keresinde saksıda çekirdeğinden büyüttüğüm limona haşladığım ıspanağın suyunu vermiştim. Yararlı oldu mu bilmem ama zarar vermediği kesin :) Turunçgil meraklıları saksıdaki toprağa bir demir çivi batırmanın da aynı işi göreceğini söylüyor.
Bir de evdeki menekşelerin daha çok çiçek vermesi için toprağına yumurta kabukları karıştırılması öneriliyor.
Başka? Yine Jürgen Wollf'a bakılırsa ısırganotu da demir açısından zengin. Ayrıca fosfor, azot, çeşitli vitamin ve enzimler barındırıyor.
Jekka Mcvicar'a bakılırsa karakafes otu(Symphytum officiale) yüksek potas, kalsiyum, demir ve mangan içeriğiyle doğal gübrelerin en iyilerinden biri. Taze soğan ve sarımsağın kabuk ve yapraklarından hazırlanacak çay da küf önleyiciymiş ve genel olarak bitkiyi güçlendirici etkiye sahipmiş.
Papatya genç filizlerde küflenmeyi önlüyor. 1 litre kaynamış su, bir avuç taze veya 2 yemek kaşığı kuru papatya çiçeği üzerine eklenip 10 dk. demlenerek oluşturulan çay süzülüp hemen kullanılıyormuş notlarıma göre. Bu sırada kısmen sıcak olan sıvının bitkiye zarar verip vermeyeceğinden emin değilim, denemek gerek.
Mürver yaprakları ise yaprak bitine karşı kullanılıyormuş. 225 gr. yaprak 1 litre suda 30 dakika ağır ağır kaynatılıyor, iyice karıştırılıp süzülüyor, soğutuluyor. Ayrıca 1 çay kaşığı sabun rendesi veya arap sabunu bir litre soğuk suya ekleniyor. İki karışım birleştirilip (tahminen yapraklara püskürtülerek) kullanılıyor.

Bu -mışlı -muşlu liste böyle uzayıp gidiyor saygıdeğer okur. Evindeki bitkileri veya küçük bahçeni doğal yöntemlerle koruyup beslemek istiyorsan sen en iyisi ekolojik/organik bahçıvanlık konusunu bir araştır. Ben de canımın içi bitkilerle ilgili notlarıma gömüleyim tekrar. Masada bir fincan da benim için bitki çayı olsun. Dumanı tütsün, keyifle içilsin.

Dipnot: Bu konuyla hiç mi hiç alakası yok ama az önce hayatımda ilk kez yukarı doğru yükselen bir bulut gördüm ben. Var mı böyle bir şey, yoksa gözüm mü yanılttı beni? Her neyse, harikaydı, mucizeviydi, olağanüstüydü,göksel bir şeydi...

11 yorum:

  1. Hihih cok ilgisi yok ama 'doktor civanim' demek geldi icimden :)

    YanıtlayınSil
  2. uff zararlı bişey ama ben de sigara külünün toprağa iyi geldiğini duymuştum... rivayet mi sadece acaba. zehirlenmesin bitkicikler, bitki çayı içsinler daha iyi..

    YanıtlayınSil
  3. Redbush tea icerken okudum yazini! Turkcesi nedir bunun bilmiyorum. Tam diyecektim ki bu bilgilerle nefis organik bir bahce kurarsin sen, yazinin sonunu oyle bitirmissin megerse... Ama demeden duramadim :P

    YanıtlayınSil
  4. Tasinirken kilerde bir kösede sIkIsmIs kalmis kutular dolusu botanik kitabi buldum!! Sen olsan eminim define bulmus gibi hissederdin o anda kendini :)) Hala kutuda, uygun bir yerde konumlandirilmayi bekliyorlar. oOnlardan da harika notlar cikacagina eminim :))

    Doganin ilaci gercekten dogada. Bizler nasil dogal ürünlerin, ilaclarin pesinden kosuyorsak bitkiler ve hayvanlar icin de ayni denge saglanmali, tipki senin yapmaya calsitigin gibi. Hem cok daha "etik" ve ""esit" bir durum.

    Civanpercemi Achillie Millefolium'du degil mi?? Sen bunu evde yetistirmeye calismiyor muydun sanki. Yani doktor percem senin percem mi hem de??

    YanıtlayınSil
  5. Hihi, başlığı ararken benim de Demet, ama tuttum sonra kendimi :))

    Funda,
    Sigara külüne dair olumlu veya olumsuz bir şey duymadım. Ama onu elde etmek için birinin sigara içmesi gerek, tamamen zararsız olduğunu söyleyemeyiz o zaman :) Bu arada kül demişken senin arapsabunu deneyinden ne haber?

    Dilek,
    Kızılçalı çayı veya çalıçayı diye birebir çeviri bir isim uyduruverdim şimdi. Başka bir isim kullanılmıyorsa eğer. Şimdilik teorik geliştiriyorum kendimi organik bahçıvanlıkta. Belki bir gün -60 yaşında bir blogger falan olarak- gerçek bir uygulamasını da paylaşırım, kimbilir?

    Ayça,
    Evet, aynen öyle hissederdim sanırım. En çok kütüphanelerini ve bir de bahçelerini özlüyorum sizin oraların.
    Achillea millefolium? Evet, ta kendisi. Benim saksıda yetiştirdiğim değil, onu biraz da bu amaçla yetiştirmiştim ama eşim ben doğuma gittiğimde bakmayı becerememiş, kurutmuş :( Bunu Müller'den satın almıştım. İnsanlar içsin diye satılıyordu ama bitkilerin neyi eksik?

    YanıtlayınSil
  6. Merhaba, eko-deterjan diye düşününce aklıma bir de "soap nut" geldi. Bunun ne olduğunu ilk defa geçen yıl duydum: Electrolux tasarım yarışmasında bir ağaçta yetişen bir tür berry olan soap nut'ları kullanan bir çamaşır makinesi ödül almıştı. Tamamen doğal birşey, ağaçta yetişiyor, topluyorsun, suyla birleşince sabun gibi oluyor. Internette sırf bunu satıp da dünyanın heryerine gönderen bir site de bulmuştum o zaman ama iş bilgisayarım bol yasaklı olduğundan şu an onu bulamadım, şu linkteki ilk yorumda başlangıç için biraz bilgi var:

    http://www.treehugger.com/files/2007/11/electrolux_desi_2.php

    YanıtlayınSil
  7. URL'Nin tamamı gözükmemiş, gerişi şöyle:

    esi_2.php

    YanıtlayınSil
  8. Alis,
    "soap nut"ı duydum ve hatta bir kez gördüm de. Ondan bugünlerde bir yazımda bahsedeceğim üstelik :) Bana ekolojik açıdan %100 doğru gelmiyorsa da klasik deterjanlardan biraz daha doğru bir seçimdir belki. Kâr-zarar hesabı iyi yapılmalı.
    Treehugger da sevdiğim bir sitedir bu arada. Guardian'da okuduğuma göre en çok okunan bloglar listesinde ilk ondaymış. Yeşil ve çevreci bir bloga bu kadar ilgi olması sevindirici, değil mi?
    Sevgiler,

    YanıtlayınSil
  9. henüz deneyememe desek şuna :( fırına gidiyorum ekmek almaya ama kül almak hep eve gelince aklıma geliyo. bir gün unutmamayı başarabilirsem yapmayı de deniycem . haber veririrm sana :)

    YanıtlayınSil
  10. o eco-nutlardan kullandim ben,garip bir duygu makineye öyle bir sey koymak :) düsüncesi güzel ama bilmiyorum pek etkili gelmedi bana.

    YanıtlayınSil
  11. Benzer unutkanlıklar bende de var Funda. Merakla bekliyorum bakalım.

    Işıl,
    galiba beyazları grileştiriyormuş. Veya kireçli suyun grileştirmesine engel olamıyormuş diyelim. Ben de öyle duydum kullananlardan.

    YanıtlayınSil