"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Cumartesi, Mayıs 21, 2011

Karisik mi anlattim? Oysa ne kadar basit...

Dünkü yazidan devam etmek gerekirse...

...sorun belki de devleti baba bilmemizde. Her sorunumuzda ona kosmak, elini her daim sirtimizda hissetmek isteyisimizde. Posta kutumuzdan cikan bir kitap tanitim brosüründen bir cümle düsündürdü bunu bana. Diyor ki " Her sorunda cözümü sadece pazarda ya da devlette aramaya karsiyim. Bundan baska yollar da var". Cümleyi kuran kisi Elinor Ostrom. 2009 Nobel Ekonomi ödülü sahibi. Brosüre bakilirsa "yereldeki insanlarin sorunlarin cözümüne güclü bir sekilde katilmasi, onlarin kendi kendilerini organize etme becerilerinin farkina varilmasi ve desteklenmesi"ni savunuyormus Ostrom. "Cünkü bu dünyanin ortak mallarina saygi ve sorumlulukla yaklasmanin ancak böyle mümkün olacagina inaniyormus.

Fakat bu benim Ostrom ile ilk karsilasmam degil. Bir iki ay öncesine ait e-postalarimi kontrol ediyorum ve buluyorum Ostrom ile ilk nasil tanistigimi. Bu tanisma sayesindedir ki, Duane Elgin'in Voluntary Simplicity'sinde sevgiye, topluma/topluluga (community), paylasim ve yardimlasmaya, esnek ve kücük organizasyonlara yapilan vurgu üzerine daha cok düsünüyorum bugünlerde. "Sermayeden yemek"ten "ölcek sorunu"na dek Schumacher'in anlattigi her sey daha bir anlamli geliyor. "Komsuluk ne güzel sey" lafini öylesine degil, üzerine düsünerek söylüyorum.

Okunasi kitaplar listeme aliyorum Ostrom'un kitaplarini. Bir kez daha saskinlikla herseyin bir zamani oldugunu ve herseyin birbirine sıkı dügümlerle bagli oldugunu görüyorum. Öyle olmasaydi  (ben simdi hazir olmasaydim) bir ay arayla iki ayri kaynak fisildamazdi bana onun adini ve "Toplumsal (ortak) mallarin idaresi" ( Governing the Commons) kavramini. Öyle olmasaydi (hersey birbirine bagli olmasaydi) gönüllü sadelik, kücülme, büyüme olmadan refah, "dissal olarak sade, icsel olarak zengin", ortak mallar, doga, yerellik, sürdürülebilirlik, ruhsal arinma, siyanürlü altin, enerji sorunu, aktivist sincap, siyanürlü altin madenciligine karsi direnen köyler, o köylerin kirlangiclari, balli babalari, badem agaclari, -akla gelen her ne varsa- eninde sonunda gelip bir yapbozun parcalari gibi oturmazdi birbirinin icine. Uyumla. Sadelikle.

Karisik mi anlattim? Oysa ne kadar basit...

2 yorum:

  1. Sorun devleti baba gibi gören zihniyette mi? Yoksa devleti baba yapan zihniyette mi?

    YanıtlaSil