"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Mayıs 04, 2011

Geldim, gördüm

İzmir-Ankara hattından 10 günlük seyahat izlenimleri:

Gözledim:  Geçen yıl aynı gözlemde bulundugumda abartıyor muyum acaba demiştim. İçindeyken belki farkedilmez ama Türkiye'deki pek çok reklam, ürünün işlevinden çok tüketiciye sağladığı ayrıcalığa hitap ediyor. 'Kolaylık' değil, 'rahatlık' değil, 'sağlık' değil... Ayrıcalık... Hiç durmadan 'Bu ürünü kullanmak size ayrıcalık verir. Siz buna layıksınız, pek özelsiniz. Bu sizin hakkınız' mesajı. Dışarıdan bakınca çok tuhaf duruyor... Pıtrak gibi biten AVM'ler sayesinde ayrıcalığı yaşamakta hiçbir sorun yok, bir de onu gözledim. Sanki bir alışveriş girdabının içine düştüm. Etrafımda eli alışveriş torbalı insanlar dönüp duruyor. Gözümü kapatınca bile onları görüyorum. Seyrederken bile yoruldum.

Farkı farkettim: İzmir Kemeraltı'nda yıllar öncesinden de bildiğimiz 5-6 masalık küçücük bir esnaf lokantasına gittik. Artık kaybolmuş bir esnaflık anlayışının son örneklerinden biri. Bugünün esnaflık anlayışıyla arasındaki derin farkı  gözlemek ilginçti. Menüsünde sadece iki tür yemek, iki tür salata ve iki tür tatlı bulunduran küçücük lokantanın sahibi iki porsiyon salata sipariş edince bize "size bir tane yeter" dedi. Pazarlama politikası olsun diye değil, ruhen çocuk dostuydu. Sincaba uygun küçük çatal da, ayrılırken nazikçe yapılan "köfteleri sevdin mi delikanlı? Ama köfteleri yedin sadece, bir daha sefere ekmekleri de ye" uyarısı satış talimatnamesinde yazıldığından ezbere değil, içten geldiğinden yapılıyordu. "Sürekli büyüme" takıntısı yoktu; şube açmayı düşünmüyordu. Öğleden sonra döner bitince tezgah kapanıyor, bir tepsi tatlı bitince "bugünlük bitti" deniyordu. Ertesi gün "talep var, iki tepsi tatlı yapalım" denmiyordu. Mutfakta kullanılan herşey kaynağından ve güvenilirdi.  Bu blogda reklam yapmayı sevmem ama böyle esnaflar ve böyle esnaflık ayakta kalabilmeli. İlgilenene adını sanını veririm e-mail ile.

Gördüm: Yollara düştüm sonra. Seksenli yıllarda bir uydu fotoğrafında parladığı için, gerçek sahiplerine sorulmadan yabancı bir firmaya peşkeş çekilmiş bir dağ gördüm. Öz çocuklarına üvey bir devlet baba gördüm. Siyanüre bulanmış geleceklerinden endişeli köyler gördüm. Toprak, su ve geleceğe el koyan; karşılığını sözde yolla ve aqua park(!)la ödemeye kalkanlar gördüm. Her adım başı kendiliğinden biten 'payam'lar ve incirler gördüm. Bir yol ağzında, bir dut ağacının altında, bir çeşmenin başında dikildim. Gayet Anadolu'nun bağrıydı; hoşuma gitti. Çocukluğumdan bildiğim, kimiyle düşman dost olduğumuz (alerjim var çünkü onlara) otlar gördüm. Papatyaların, ballıbabaların, yerel deyişle ürünotlarının, adını bilmediğim çiçeklerin gözlerinin içine baktım. Onları da endişeli gördüm. Nedense hiç civanperçemi ve karahindiba görmedim ama İzmir'in göbeğinde hayatımda görmediğim irilikte, devasa sinir otları gördüm. Yerinden, halinden memnun biberiyeler, naneler ve (galiba) yabani mercanköşkler (Origanum vulgare) gördüm. Otobüsle giderken ağaçlarda ökseotları gördüm. Anlayacağınız gördüm de gördüm.
Denedim: İtibarları gayet yerinde ustalardan hamur açma dersi aldım. Crash course! :) Una bulandım. Öğretmenlerimi eğlendirdim, ben de eğlendim.

Müjdelendim: Mayalık olsun diye, alıp götürmek için,  kaynağından gerçek yoğurt sözü aldım. Taşıması kolay olsun diye süzüp verecekler bana. Bakalım uçak yolculuğunu atlatabilecek mi? Ve başarabilecek miyim gerçek yoğurtlar yapmayı? Mutluyum, umutluyum :)
  
Muhabiriniz Ankara'dan bildirdi. Simit çay eşliğinde dost sohbetlerinden fırsat bulursa daha da bildirir. Durun bakalım...

9 yorum:

  1. Izmir kemeraltinda harika yerler var gercekten yemek yemek icin. Bana o bahsettiginiz restoranin adini verebilirseniz cok sevinirim.
    gulcince@hotmail.co.uk

    Cok tesekkurler

    YanıtlayınSil
  2. bayılırdım ben de kemeraltındaki o küçük lokantalara... orman kebabını en güzel orda yaparlar...
    gene gelirseniz Evren bizim taraflara da bekleriz(aydın)...Heleki kiraz vaktine denk gelirse haziran gibi bizim dağdaki küçük bahçemize de götürmek isteriz sizi...Bir sürü ağaç ot çiçek var senin sevdiklerinden...

    YanıtlayınSil
  3. Gülçin,
    yazdım sana bir e-mail...

    Nihal,
    Sağol, aklımdasın, keşke zaman bulup yolumuzu düşürebilseydik. dogakesif'teki döndürme tarifini okudum az önce; aradığım tarifti, çok mutlu oldum. Isırgandan başka şeylerle de yapılır o değil mi? Bundan sonra Ege tarifleri konusunda kaynağım sensin :)

    YanıtlayınSil
  4. Evren, icim acildi. Biz de kocaman bir koftecinin yaninda minik bir lokantaciga gittik Carsamba gunu. Oyle minik ki, 2-3 masa zor sigmus, masalara oturamayacagin kadar minik. Arkadaslar yaprak ciger, bulgur pilavi tercih ettiler ve bayildilar! Ben ise servise, o dost yuzlere, para endisesi yerine musteri dostlugunu temel alan insanlarina, hamile arkadasimiza ciger yeme konusundaki uyarimiza karsilik, lokanta sahibinin ilgi ve anlatimlarina bayildim :) Alisveris merkezlerinde kendimi dur sundan da biraz yolalim bakislari altinda hissederken, o dost lokantadaki karni doysun ve yedigini sevsin, memnun kalsin, para bile odemese gam yemem bakislarini gordum. Boyle insanlarin varligi icimde sonmek uzere olan umut isigini canlandirdi azicik da olsa!

    YanıtlayınSil
  5. ısırgandan başka otlarda denemedim ben ...Ama ısırgandan birde çizdirme(çızdıma) yaptırtıyorum ben köyde mahalle fırınında tepsiye bildiğin ısırganlı pizza :))( mahallelerde küçük taş fırınlar var mahalle orda ekmeğini (nohut mayalı tatlı ekmek)ve çızdırmasını yapar)genelde diğer ot çeşitlerini mesela turpotunu kavururum ekşili ve biberli diğer otları gene kavururum bazısı yoğurtla yenir bazısı sade...çokda bilmiyorum aslında evrencim ege yemeklerini basit şeyler yaptıklarım :((
    her zaman bekleriz ne zaman yolunuz düşerse...

    YanıtlayınSil
  6. Ya Evren'ciğim, sen madem İzmir'e geliyorsun her TR'ye gelişinde; burada uzun kalıyorsan eğer homeopat doktora da burada bir danışsana?!? SAna burada önerebileceğim daha fazla doktor var çünkü...

    ZeynepA.

    YanıtlayınSil
  7. Zeynep'cigim,
    aklimdaydin, ne yalan söyleyeyim. hem görüselim, hem de senden bir homeopat adi alayim diye aramak istedim. Ama cok az kalabildik bu yil Izmir'de. Gelecek sefere insallah...

    YanıtlayınSil
  8. Aa İzmir'den sonra Ankara'da mıydınız? Tüh keşke haberleşseymişiz, tanışırdık...

    YanıtlayınSil