"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Nisan 02, 2012

Merak ediyorum

Bugün sincap evde, sabah doktora götürdüm. Icimde sincabin nekahat dönemlerine özgü bir huzur var.
Eve dönerken, tam ögle saati sokaklarda bir sessizlik vardi. Ne tuhaf, cocuklugumdan, Ankara'nin bir tasra kasabasindan, 1970'lerden kalma, sonrasinda bu sehirden baska hicbir yerde rastlayamadigim türden bir sessizlik. Insan böylesi huzur dolu bir sessizlige tekrar gömülebilmek icin kac diploma yakabilir, merak ediyorum? Huzur benim icimde mi, disimda mi; simdi kalkip baska bir yere gitsem, takilip pesime benimle gelir mi merak ediyorum.

Yol üstündeki calilarin arasina takilmis o Gerbera, hani o sincapla buldugumuz, hani eve getirip lalelerin oldugu vazoya ekledigimiz, hani belli ki birinin birakip gittigi cicek, tesadüfen mi bulduk yoksa zaten bize mi birakilmisti aslinda, merak ediyorum?

Sincap dükkanda yaris pisti trafik isaretlerinden olusan uyduruk plastikten bir oyuncak begendi. "Ona param yetmez, buna yeter" diye yalan atarak kücük bir sulama kovasi almayi önerdim; kabul etti. Yol boyunca kovasini kendi tasidi. Eve gelir gelmez de, evde ne kadar cicek varsa hepsini bir hevesle suladi. Büyüyünce de böyle seylere merakli olur mu? Yoksa kizlarin prenses satosu, erkeklerin yaris arabasi sevdigi bir dünyaya olan inancini mi devam ettirir, merak ediyorum?

Ögle yemeginden sonra cay demledim; cayin icinde kurutulmus ayni safa cicekleri ekledim. Su an icime yayilmis huzur duygusunda etkisi yüzde kactir, merak ediyorum.

Bütün bunlarin fotografini cekmeyi denedim. Sokaktaki sessiz huzurunkini zaten cekemezdim. Fotograflanmaz, yasanir türdendi. Aksi gibi öyle günesli bir gün ki, benim melankoli sever fotograf makinesi reddetti olan biteni ölümsüzlestirmeyi. Asagidaki fotograflar sana benim günümü ne kadar tasir, merak ediyorum?

photo by thecookebox

Photo by baerchen57

Photo by zero-X

photo by tin-g

Haa, bir de son olarak... Bugün bir mail aldim. Birisi mutsuzluk denizinin ortasindaki mutlulugundan bahsetmis ve "Hayatta bir sorun yok ama insanlar neden değişiyor?" diye sormus. Ben  kendimce bir seyler yazdim yanit olarak. Sen nasil yanitlardin merak ediyorum?

9 yorum:

  1. cunku hepimiz birbirimize gorunmez baglarla bana gore enerjiyle bagliyiz. birinin mutsuzlugu seninde mutsuzlugun olur mutlak mutluluk yoktur, o yuzden anin, o minik huzur araliginin keyfini cikar derdim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanirim arkadasimin huzur araligini oldugu gibi alip kabul etmeyle bir sorunu yok. Digerlerinin bunu neden yapamadigini merak ediyor.

      Sil
  2. ha birde insanlari small talk ve derinlikli konusma yaptiklarin diye ayirma o small talklar hic beklemedigin anda sana farkli bakis getirebilir derdim!naçizane...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle bir ayirim yapinca mi böyle bir soru geliyor?

      Sil
  3. Tam da o huzuru, sessizligi bulmusken, onu birakmama cabasi bu siralar benim yasadiklarim Evren. O huzur, sessizlik, doga o kadar guzel ki, birak diploma yakmayi, keske hic okuyup da karmasayi gormeseydim dedirten cinsten :)

    Isten eve gelirken, en yorgun gunumde bile, gecenin karanliginda onumden ziplayan kurbaga ya da emin, agir adimlarla ilerleyen sumuklu bocek degil miydi tum yorgunlugumu alip goturen zaten.

    Arkadasinin sorusuna gelince... Aklima gelen, bir insanin digerinin icindeki istemedigi yonunu ortaya cikartmasi belki. Aslinda hep oyle idiler ama o acidan bakmamisti belki. Yani degisen yok, degisen bakis acisi beeelki...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benimki otobüs duraginin kiyisindaki turnagagasiydi. Hersey yaklasik böyle basladi :)

      Himm, evet, buna benzer seyler dolasiyor benim kafamda da.

      Sil
  4. "Olmalı mı olmamalı mı
    Yoksa hiç değişmemeli mi
    Ama ben değişmezsem, ben olamam ki.."
    :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Günaydin,
      Keza ayni suda iki kez yikanmak da mümkün degil, degil mi? :) Karisik soru vesselam :)

      Sil
  5. İfrad ve tefrid denen olay geldi aklıma, yani insanlar kendilerini o kadar yoruyor o kadar hayatın o 'plastik yarış'ına kapılıyor ki bir anda karşılarına çıkan sokak kedisi onlara o zamana kadar çok da üstünde durmadıkları şeyleri anımsatıyor, bu defa tüm hayatlarını yine tek yöne kanalize ediyorlar. Mesela bir doktor arkadaşım, herşeyi bıraktı Bodrum'a yerleşti, tüm gün huzur içinde yaşıyor. Keşke o patlama noktasına hiç gelmeseydi. Nişantaşı'nda yeni evli çiftleri bebekleriyle restaurant'a geldiklerinde gözlemliyorum, tüm hayatları o bebek olmuş. Bebek sorun çıkarmazken bile onunla zaman geçiriyorlar. Çünkü o zamana kadar en çok ilgilendikleri şey sadece kendileriydi, bebek yola çıkan bir kedi gibi hayatta 'başkalarına' da 'çok' dikkat edebileceğimizi gösterdi.

    Arkadaşın diğerlerinin neden yapamadığını, mutlu olamadığını soruyorsa; -yanlış anlamış olabilirim soruyu:)- derdim ki, insanlar aynı hastalığı, aynı akıl hastalığını bile birebir aynı semptomlarla geçirmiyor. Hepimiz grip olurken bile aynı derece, aynı şekilde tepki geliştirmiyoruz. Farklıyız, mutluluğun içimize girmesi de girememesi de farklı oluveriyor. Hepimiz mutsuzluktan kurtulamasak ütopik bir cehennemde, hepimiz mutlu olmanın yolunu bulabilsek ütopik bir cennette yaşıyor olurduk- oysa dünya güzel. Dr. who'nun dediği gibi insan olmak harika, insanlık çok garip:)

    YanıtlayınSil