"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Pazartesi, Temmuz 14, 2008

Basitlik karşısında şaşkınlığın dayanılmaz hafifliği

"Basit yaşam"daki "basit"i daha çok sade, yalın, duru, az, öz, mütevazi, uyumlu, dengeli, doğal anlamlarında; karışık, karmaşık, fazla, aşırı, yapay gibi sözcüklerin de zıttı olarak kullanıyorum. "Basit"i "kolay" anlamında ve "zor"un zıttı olarak bu günlükte nadiren kullandığımı söyleyebilirim. Tam tersine, basit yaşamın "diğer" yaşamdan daha zor olduğunu, daha fazla emek ve enerji istediğini düşündüğüm çok olur (İlgili bir yazı gelecek).

Bir şey hem doğal, az, sade; hem de aynı anda kolay olunca sözünü etmeden duramıyorum tabii.

Örnek?
***
Zencefilli kurabiye tarifi buldum. Açıkçası zencefilli kurabiyenin adını tadından daha çok severim. Bana çocukken okuduğum bir kitabı hatırlatır. Evin çocukları deniz kenarında yağmur altında yaptıkları yürüyüşten eve geldiklerinde dadıları onlara hep zencefilli kurabiye pişirmiş olurdu. Ben de hiç bilmediğim bu baharata türlü türlü tatlar, kokular yakıştırırdım kendimce.
Niyetim kurabiye tarifi falan vermek değil. Kurabiye, "uzmanlıklarım" listesinin çok çok altında yer alır ne yazık ki. Biraz esmer şeker, biraz zencefil, tam-beyaz un karışımı, zeytinyağı ve yumurta kullandığımı söyleyeyim sadece.
Asıl bahsetmek istediğim tarifin sondan bir önceki cümlesi:
" Ceviz büyüklüğündeki parçaları yağlı tepsiye yerleştirin ve şekil vermek için unlu çatalla üzerine bastırın."

Ne?

"...unlu çatalla üzerine bastırın."

Fazladan bir mutfak aletine gerek yok mu?
"Kurabiye üstü çizme zımbırtısı" gibi sadece bu iş için icat edilmiş bir alete?
Üstün hamur kesme, katlama, yapıştırma becerilerine?
Bu beceriksizin mutfağında en az bulunan şeye, zamana?
Gerek yok mu hiç birine?
Bu kadar basit mi?
***
Her gün yüzlerce şey okuyorum. Ne zaman biri içimde "Ne aptalım, bunu ben niye düşünemedim?" tepkisi yaratsa, yaşamın kendisinin de o kadar zor olmadığını; sadece bu türden eksik kalmış basit bir bilgiye ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Aklıma John Maeda'nın 4. basitlik kuralı geliyor (Öğren: Bilgi her şeyi basitleştirir.)

Ne bileyim, pek bi ümitleniyorum.
Kendimi iyi hissediyorum.

Hafifliyorum.

6 yorum:

  1. Aslında mutfaktaki ıvır zıvır birsürü aletin hayatımızı kolaylaştırmak için mi yoksa daha da zorlaştırmak için mi olduğunu ben de çözebilmiş değilim. Mesela mutfak robotu denen şey.. inan onu iş bittikten sonra temizlemek bana daha zor geliyor.Benden ala mutfak robotu mu olmuş canım ezerim, çırparım çok da güzel sıkarım gerekirse.. Hem annelerimiz de o enfes kurabiyelere çatalla şekil vermemişlermiydi.

    YanıtlayınSil
  2. ben de brüksel'de bir mağazada "spagetti doser" görmüştüm. Pişireceğin spagetti miktarını az-orta-çok olarak ayıran plastik bir alet. Onsuz şimdiye kadar nasıl yaşayabilmişiz, hayret ettim.

    YanıtlayınSil
  3. Kesinlikle haklısın.Basit yasamak,sorgulamayi gerektiriyor.Zaman ve emek istiyor.
    Bu arada,burada o kadar cok gereksiz alet görüyorum ki...Mesela avokado dilimleyicisi,mesela çantanıza attığınız muz ezilmesin diye (ne kadar ezilebilirse) muz şeklinde bir saklama kabı,neler neler..

    YanıtlayınSil
  4. Funda,
    Haklısın,mutfak robotunun eksikliğini ben de hissetmiyorum.

    Yaban,
    Hiç duymamıştım, onsuz olmuyor mu gerçekten?

    Işıl,
    Hiç duymadığım bir kaç alet daha sayende dağarcığıma girdi :)) Evimize giremezler, o ayrı hikaye...

    YanıtlayınSil
  5. Sevgili Evren,
    Benim sanırım bu hayatta en büyük şanslarımdan biri de anneannem tarafından büyütülmüş olmaktır. Kendisinden o kadar çok şey öğrendim ki. Mesela akşamsefalarının tohumlarını boş ilaç şişelerinde saklayıp, bir dahaki mevsim tekrar dikmek, temizlikte mutlaka arapsabunu kullanmak, örgü örmek, poğaça yapmak gibi şeyler. Çatalın arkası diye yazınca sen aklıma anneannemin kalburabastı denen tatlıları rendenin üzerinde döndürmesi geldi. Böylece hamurun üzerinde kendinden kabarık, noktalı bir desen olur :)

    Bu arada blogunda gezinip durdum sabahtan beri. Bazı kitapları not aldım sipariş etmek için, tohumların büyümesini gün gün takip eden yazıyı okuyup son aldığım maydonoz tohumlarını nasıl ekeceğimi düşündüm? Acaba onlar da mı gömülmeden toprağa serpiliyordur?

    Neyse lafı uzatmadan söyleyeyim, ben bir sürü şey öğrendim ve yeni bir heves buldum burada hayatı sadeleştirmek için.

    Sevgilerimi yolluyorum.

    YanıtlayınSil
  6. Margot,
    Merhaba, sen yazınca hatırladım. Kalburabastı bizim evde özellikle bayramlarda yapılan bir tatlıydı ve evet, aynı tarif ettiğin gibi hazırlanırdı. Biraz hafıza tazelesem daha neler çıkacak kimbilir :)
    Maydonoz çimlenmesi uzun süren ve tereden biraz daha zahmetli bir tohum diye biliyorum.
    Faydalı olabildiysem ne mutlu :))

    YanıtlayınSil