"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Perşembe, Temmuz 24, 2008

Ben çocukken... (1)

Bir kuş uçar, gökyüzünde süzülür
Bir çocuk bütün oyunlara yazılır..

... en sevdiğimiz oyunlardan biri dalya idi. Büyüklü küçüklü bir mahalle dolusu çocuktuk. Büyükler sokağa küçüklerle de ilgilenmeye tembihlenmiş çıkardı. Tam onların istediği gibi, strateji kurulabilecek, heyecanlı bir takım oyunuydu dalya. Küçükler de oyuna ve takıma dahil olduğuna sevinir, ortalıkta biraz koşturmanın tadını çıkarırdı.

Gerekenler: Bir top, kiremit parçaları veya yassı taşlar, bir sürü çocuk, trafiksiz bir sokak veya oyun alanı

Oyun, takımların kurulmasıyla başlardı. Tecrübelilerden iki tanesinin "Aldım verdim, ben seni yendim" usulü karşılıklı adımlaşmasıyla ilk oyuncuyu kimin seçeceğine karar verilirdi. İlk seçilenlerden olmak, tercih edilir iyi bir oyuncu olduğunuzu gösterirdi. Biz küçükler genellikle sona kalır, heyecanla adımızın söylenmesini beklerdik. Takımlar kurulduktan sonra ortaya yassı taşlardan veya çoğunlukla düz kiremit parçalarından bir kulecik dizilirdi. Bu oyun mahallede sürekli oynandığından yol kenarında uygun taş veya kiremitler her an bulunur, dalya başlayacağında hemencecik toplanıverirdi. Ne kadar çok parça üst üste dizilirse oyun o kadar zorlu ve heyecanlı geçerdi.
İlk atışı hangi takımın yapacağına nasıl karar verildiğini unutmuşum. Belki de takım kaptanlarından biri "Hadi siz başlayın, nasılsa biz yeneceğiz" derdi. Takımlardan birisi kiremitlerin hemen arkasına dizilirken, başlayacak olan takım yine kaptanların belirleyeceği makul bir mesafeye çekilir; içlerinden birisi (iyi bir atışçı) top ile dizili kiremitleri yıkmayı denerdi. Bazen top kuleyi pas geçer, o zaman takımlar yer değiştirirdi. Bazen de kiremitlerden bir kısmı devrilir ama bu sayılmazdı. Gerçek oyun tüm kiremitlerin devrilmesiyle, büyük çığlıklar eşliğinde başlardı. Kuleyi deviren takım (bundan sonra onlara kurucu takım diyelim) koşup çevreye dağılmaya başlarken, diğer takım (onların adı da vurucu takım olsun) topu bir an önce yakalamak ve kendilerince stratejik noktalara yerleşmek zorundaydı.
"Devrildi, devrildi!" ,
"Evet, hepsi yerde!"
"Heeey, nasıl devirdim ama!"
"Özlem'in arkasını tutun!"
"Hakan, Özgür senin!"
"Esra, arkana dikkat!"
"Küçükler vurulmamaya bakın!"
sesleri bir anda birbirine karışırdı. Bu andan itibaren kurucu ekip yıktığı kuleyi tekrar inşa etmek; vurucu ekip ise topla onları "vurarak" oyun dışı bırakmak ve kulenin tekrar dizilmesine engel olmakla sorumluydu. Top bazen kaş-göz işaretleri, bazen aleni strateji cümleleri eşliğinde vurucu takım üyeleri arasında el değiştirirken; kurucu takım sürekli toptan uzaklaşmaya, kiremitlere yaklaşmaya çalışırdı. Kule çoğunlukla bir veya iki parçanın kaçamak eklenmesi ile yavaş yavaş yükselirken; kurucu takım da isabetli atışlar yüzünden fire vermeye başlardı. Yükselen kiremitler ve azalan oyuncu sayısı ile oyunun heyecanı paralel giderdi. Bazen hatalı bir atış veya beceriksiz bir tutucu yüzünden top oyun alanından uzaklaşır, tekrar çığlıklar yükselirdi. Vurucu takım topu bir an önce tekrar oyuna sokma çabasına girerdi. Bu sırada kuruculardan en soğukkanlısı kiremitleri hızlıca ama dikkatle dizmeye çalışırken, diğerleri topun geri gelmekte olduğunu haber verirlerdi. Risk almayı sevenler "Devam et, devam" diye bağırır, bazıları "Şimdi çekil, kalanını sonra dizelim" diye uyarırlardı. Bu öyle heyecanlı bir andı ki vurulmadan önce son parçayı da yerleştireyim derken, titreyen bir elin bütün kiremitleri tekrar yıkıvermesi işten bile olmazdı. O zaman haydi bakalım baştan! Yok o son parça da itinayla yerine konabilirse bir anda "Dalyaaaaaaaa!" diye bağırmaya başlardı bütün kurucu takım. Bazen önemsenmediği için sona bırakılmış küçüklerden biri başarırdı toptan ustalıkla kaçmayı ve son bir iki kiremiti yıkıp dökmeden yerleştirmeyi. Bir anda günün kahramanı belli olurdu. Takımlar nefeslenir, acil ihtiyaçlar için bi koşu eve gidilir (sakın ben gelmeden başlamayın!!!), oyunun kritiği yapılır, ardından yeni bir tur başlardı.

9 yorum:

  1. Kiremit parçasının bir yüzüne tükürülür, ıslak mı kuru mu diye her iki takıma da tercihi sorulur, sonra kiremit havaya atılır, tıpkı yazı-tura gibi oyuna kimin başlayacağı belirlenirdi. Güzel bir yolculuktu, sağolasın... :)

    YanıtlayınSil
  2. En sevdigim oyunlardan biriydi "dalya". Yedi kiremit de deniliyor bazi yerlerde yanilmiyorsam. Kesin bir cok farkli adi vardir yörelere göre degisen!! Tekrar oynamak istiyorumm :)) Hem de bagiris cigiris. Hem de üstümü basimi pislete pislete!!

    YanıtlayınSil
  3. Sokaktan içeri girmezdim ki ben?
    Ne güzeldi o günler...

    YanıtlayınSil
  4. Ben bu oyunu hiç bilmiyorum. Annemin belki de büyükşehir paranoyaklığı yüzünden pencere kuşu seyircisiydim çocukken. Ama şunu söylemeliyim ki bu yazıyla ilgili bir anım olmasa da okurken eğlendim...Anafikir sen ne yazarsan yaz zevkle okuyorum . Sen yaz hep olur mu ..

    YanıtlayınSil
  5. biz bu oyunu oynardık ama dalya değil de kuka diye bilirfik ismini.çok zevkli ve heyecanlı bir oyundur.eski arkadaşları bulsak yeniden bile oynanabilir bir oyun...ah gençlik ahh..

    YanıtlayınSil
  6. Yaban,
    Bu kiremite tükürme kısmı çok tanıdık geldi birden. Herhalde biz de öyle yapıyorduk. Hatırlatma için teşekkürler :)

    Ayça,
    Yazıyı yazarken ben de aynı şeyleri düşündüm. Hadi gel, adımlaşmaya başlayalım, takımları kuralım. Malta-Limburg hattında oynayacak güvenli bir alan bulunur elbette :)) Kiremitleri sen getir!

    Tijen,
    Ben de hep sokaktaydım. Anneme beni sokaktan alıp zorla öğle uykularına yatıran annelerden olmadığı için hala teşekkür ederim, biliyor musun?

    Funda,
    Geç kalmış sayma kendini. Bak takımları kuruyoruz. Oğlunu da al, gel. Ayrıca teşekkür ederim, hep yazmaya çalışıyorum ben de:))

    YanıtlayınSil
  7. Aysarayı,
    Takımları kuruyoruuuuz!Aslı Şimal uyuyunca sen de gel :)

    YanıtlayınSil
  8. Ben sokaktan ögle uykusu icin eve cagrilanlardanim ve bu güzel oyunu da hatirlamiyorum. Hep ben uykudayken mi oynuyorlardi yoksa... Sagol Evren :))

    YanıtlayınSil
  9. Demet,
    Olsun, başka oyunlarla telafi ettiğinizden eminim. Sen de yazacaktın çocukluk oyunları hakkında, değil mi? Ben hepsini bir solukta yazamayacağımı farkedip böldüm. Senin yazıyı merak ediyorum.

    YanıtlayınSil