"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Çarşamba, Aralık 14, 2011

Bugün ben ellerimle... 11-14 Aralik

Cumartesi basladigim nevresim katlama isini, Pazar günü (11 Aralik) bitirdim. Bu kez daha temiz, derli toplu ve ince calismayi becerdim. Ilkindeki komik hatalari tekrarlamadim. (Bu arada Dilek, nevresimin hikayesi burada) Bu iki nevresimi katlamak ellerimi mesgul etmek yaninda, cebimden de 50 Euro civarinda para cikmasini engelledi; belirtmeden gecemeyecegim ;)

Pazartesi günü (12 Aralik) gidermis gibi yapip yapip tekrar ortaya cikan grip beni bir kez daha yere caldi. "Evet, ben gercekten agir grip geciriyorum" deyip günün büyük kismini yorgan altinda gecirmeye ikna oldum sonunda. Basimi cikarabildigim anlarda kumastan cicekle ilgili linklere baktim. Eller calisamadiysa da düsünme-planlama sürecinde aktiftim (ö'rtmenim).

Sali günü (13 Aralik) sincabin bakkal dükkanina asagidaki yeni parcayi ekledim. Tuvalet kagidi rulosundan yapilmis bir kutu süt.
Ruloyu kullanilmis bir kagitla sardim. Üzerine SÜT falan yazdim, bio (organik) logosu bulup yapistirdim, ineklerin siyah lekelerine benzer bir seyler cizdim. Alt ve üst tarafini da birer yuvarlak kartonla kapatmak mümkündü ama ugrasmadim. Oyuncaklarimizin öyle cok mükemmel olmamasini, sagindan solundan biraz sarkmasini önemsiyorum.Yasam mükemmel degil, oyuncaklar neden olsun?

Yeri gelmisken sincabin bakkal dükkanindan bahsedeyim. Almanya'da cocuklari bilmem ama anne-babalarin en sevdigi oyun galiba bakkal dükkani. Bir ara gittigimiz bir oyun grubunda, sadece iki saatligine bir araya gelmemize ragmen, anneler oyuncak deposundan üsenmeden tüm teskilatiyla bakkal dükkani oyununu ortaya cikarir yayarlardi. Tezgahi, kasasi, paralari, tahtadan, plastikten cesit cesit satis malzemesiyle bakkal dükkanlarina oyun gruplarinda, anaokullarinda, evlerin cocuk odalarinda, hemen her yerde rastlamak mümkün.

 Dolayisiyla sincabin anaokulunda da role playing oyunlarina ayrilmis bir kösede tüm teskilatiyla bir bakkal dükkani olmasina sasirmamali. Bir gün okuldan almaya gittigimde bakkal dükkaninda oynarken bana "Anne biz de böyle bir dükkan alalim" dedi. "Tabii, yapariz cocugum" dedim. O ne dedigimi anlamadi. Sandi ki, haftasonu ilk is gidip bütün ivir ziviri ile bir bakkal dükkani satin alacagiz. O "ne zaman alacagiz?" diye sordukca, ben "hazirliyorum cocugum" dedim. Yalan da degil, hazirliyordum. Her gün elime gecen türlü türlü gündelik nesneye, "bunlari dükkanda kullanabilir miyiz?" diye bakiyordum.

Uzun zamandir bekleyen plastik bir karbonat kutusunu un paketi yaptim. Sonbaharda topladigimiz at kestanelerini sincabin anaokulunda ögretmenleriyle yaptigi kagittan bir sepetin icine koyduk, "cocuk kestanesi" yapip satisa sunduk :) Bu aralar buralara Ispanya'dan  bolca ve ucuza avokado geliyor. Yedigimiz avokado cekirdeklerini biriktirdim. Dörtlü bir yumurta kartonunun icine koyup yumurta satar olduk. Ictigimiz poset caylarin kagit paketlerini biriktirdim. Cay satmaya basladik. Haziran ayinda sincabin dogum gününde arkadaslarina armagan edilmek üzere yaptigim (Hobbit'iz ya biz!) kagit topaclardan artanlarini, sonra Dilek'in gönderdigi ahsap topaci, bazi oyuncak minyatür hayvanlari, vb. de ekledik sincabin istegiyle. Ben kartondan paralar kesip hazirladim. Basladik oynamaya :)

 
Iste böyle ara ara elime gecen kücük, gündelik nesnelerden bakkala uyanlari hemen oyuna dahil ediyoruz. Sincap bazen trenlerini ve arabalarini satisa cikarip ortami biraz oyuncakci dükkanina ceviriyor. "Bakkalci! Ben istiyorum ki..." diye baslayan cümleleri pek hos. Gecen gün verdigim para üstünü almak istemedi. "Benim ihtiyacim yok" buyurdu. "Cocugum, ihtiyac meselesi degil, senin bu para" deimse de anlatamadim. "Git bankaya yatir o zaman, gerektiginde cekersin" dedim. Zaten oyun sirasinda hem bakkal, hem de banka rolüne giriyorum gerektikce. "Paran yoksa git bankadan cek. Ama gercekten ihtiyacin var mi bu kadar arabaya?" falan da diyorum. Giris seviyesinde ekonomi dersleri  :) Bakkala baska neler ekleyebiliriz? Fikrin, önerin var mi?

Haa, bir de! Avokado cekirdeginden olma yumurtalarimiza suratlar boyuyorum. Onlar suratli yumurta :) Baska oyunlara da konu olabiliyorlar böylece:


Bugün (14 Aralik) yine büyük ölcüde dinlenerek ve öksürerek zaman gecirdikten sonra kalkip bir portakal yedim. Cicekleri yaparken kullanmayi düsündügüm kurabiye kaliplarini ayirdim. Kaliplar ve portakal kabuklari masanin üstünde duruyorlardi. Ve ben galiba bir taraftan Demet'in elma-portakal kabuklarindan yaptigi cayi, bir taraftan Dilek'in gönderdigi sitelerden birinde gördügüm keceden cicekleri düsünüyor, bir taraftan da "kurabiye kaliplari ile kumasin üzerine düzgün bir cicek cizmek, onu da düzgün kesmek pek kolay olmasa gerek diye düsünmekteydim ki.......

...bi ampul yani kafamda:


Sen ne dersin bu ise bilmiyorum, ama bana gayet olabilir gibi geldi. Bugünlerde yedigimiz elma, mandalina, portakalin haddi hesabi yok. Yine kumastan cicekler yapabilirim ama bunlar da aklimin bir kösesinde olacak...

Son olarak harekete katilanlardan ve bugünlerde konu itibariyle dikkatimi ceken blog yazilarindan bahsedeyim:
(Unuttugum, atladigim benzer linkler varsa haber ver lütfen, ekleyeyim. Son günlerde düzenli takip ettigim bloglari bile okuyamaz haldeyim, gözümden kacmis olabilir.)

Bilgilerin sinirsizca paylasildigi, gündelik nesnelerin tekrar tekrar kullanildigi, geri dönüstürüldügü, ellerin daha cok calistigi, bilincli ve hafif, yepyeni bir ekonomi doguyor :)
Farkinda misin?

18 yorum:

  1. Bakkal dukkanınıza bayıldım! Ellerine sağlık. Ekonomi dersi için ben de geleceğim :)

    Yazının fotoğraflarının olması inanılmaz hoşuma gitti, özlemişim :) Anlatmak ve benim anlayamamamdan çok daha iyi ;-)

    Nevresim'i katladın anladım da, ne oldu haaaalaaaa anlayamadım :( Minder mi? Yorgan mı? Örtü mü? Neye dönüştü? Birşeylere dönüşmüş olmalı!

    Grip için de ne diyeyim bilemedim :( 15 gündür sürünen birisi olarak :( Dilerim Sincap'a geçmez...

    YanıtlayınSil
  2. Dilek, nevresim yine nevresime dönüstü, ebatlari farkli yalnizca. Grip de zaten sincaptan gecti. Ama onu benim kadar etkilemedi, coktan atlatti bile...

    YanıtlayınSil
  3. Geçmiş bitmiş olsun...

    Bize de ilk böcükten gelmişti. Kendi halimizden onun derdini unuttuk ama o bizden daha hafif atlattı çok şükür. Sizde de öyle olmuş demek ki. Eh yeni nevresiminizi güle güle kullanın o zaman :)

    Benim aklım hala pırıl pırıl ilk günkü kadar sağlam olan ama dönerken ben evde olmadığım için eşimin arkadaşlara vermek yerine geri dönüşüm kutularına attığı nevresimlerinde :(

    Öncelikle birkaç aylığına okullara gelen öğrencilerin sonra da orada yaşamaya devam eden arkadaşlarımın işine yarardı. Ben onlarla ne patchworkler yapardım!

    Seninki yepyeni birşeye dönüşmüş ne güzel!

    YanıtlayınSil
  4. cok guzel bakkal tukkaniniz;) portakal kabuklarina da bayildim, ben goruyorum onlari elle yapiyorlar zannediyordum, ampul cakmadi bende kurabiye kaliplari evet ya!!! bu seriye peynir kutulari ve dogadan topladigimiz ivir zivirla yaptigimiz boceklerimizide ekleyelim ne olur:))http://dogakesif.blogspot.com/2011/11/el-emegi-bocekler.html sen bilmistin hangisini kimin yaptigini! bugun ben kuru ciceklerden, oglus ustune cizip boyayarak kartpostallar yaptik. evin kirisleri icin susler hazirladim uzun uzun guirland/turkce adi ne olabilir acaba?

    YanıtlayınSil
  5. Bayıldım!!! Burada da çok yaygın bir oyun. Hatta geçen gün kütüphanedeki oyun odasına bir yazar kasa almışlar, içinde fake paralar vardı. Plastik olduğu için bana çok itici geldi. Seninkiler çok çok güzel olmuş! Çiçek kabuklar, suratlı yumurtalar ve diğerleri ile gelen bu alternatif ekonomi fikri ise kalbimi pır pır uçuruyor :) Eline, aklına, yüreğine sağlık!

    YanıtlayınSil
  6. Biz de oğluşlarla ilaç kutularının üzerini kağıtla kaplayıp apartmanlar yapardık. Onların üzerine pencereler, kapılar, bazen pencereden bakan çocuklar falan çizerlerdi sonra şehir kurup oynardık.

    Sizin market de pek güzel duruyor :D

    YanıtlayınSil
  7. ben de çoook beğendim bakkalı.. biz de oynardık mahallede, ne severdim. sincapla oynayasım geldi :) çakıl taşları filan da kullanabilirsiniz küçük küçükler zeytin, düz büyükler peynir olarak belki :) biz yapardık. aslında bir kasa da güzel olurdu yine kartondan yapılma :) ben ellerimle bir şeyler yapmaya başlayamadım, yine bahaneler sınavlar ve iş filan gibi. ama bu akşam bir kart ve bir kitap arası yapacağım, kendime izin verdim! belki bu sayede, fotolarını çeker ve hiç yazmadığım bloguma ekler ve yazmaya başlamış olurum :)çok geçmiş olsun bu arada evren, ben de geçen haftayı griple geçirmiştim. dinlenmeden gitmiyor. linkler için de teşekkürler, böceklere de bayıldım!

    YanıtlayınSil
  8. Beste,
    Böcegi de dükkana dahil etmek aklima geldi fakat süsen gözleri döküldü, dokundukca baska yerleri de zarar görür diye korktum acikcasi. Demek kim hangisini yapti tahminim dogruydu ha :)
    sözlükler girlande icin celenk diyor ama anladim dedigini baska bir adi var onun. benim bildigim cok basit ve ilginc bir girlande var ama tarifi zor, yaparken görmen gerek. Sana belki bir ara bir örnegini gönderirim. Bakinca anlarsin.

    Evren,
    buradakiler de plastik parali ve ben de hic sevmiyorum onlari :)

    Handan,
    biraz daha büyüsün ona sira gelecek :) Bu evler de olsun aklinda: http://renginefendisi.blogspot.com/2010/03/rulolardan-evler-yapmak.html

    Pelin,
    cakil tasindan zeytin-peynir iyi fikir! sana da gecmis olsun, en iyi ilac dinlenmek :) ve evet, yaz bloguna :) gelip gittikce o siriri okumayi sevsem de... :)

    YanıtlayınSil
  9. Ya bu arada gecmis olsun demeyi unuttum. Sabah kalkar kalkmaz sen aklima dustun. Nasilsin simdi?

    YanıtlayınSil
  10. Iyiyim Evren, cok sagol. Müthis bir kirginlik vardi, onu atlattim nihayet. Öksürük var ama onu önemsemiyorum artik.

    YanıtlayınSil
  11. Evren,Almanya,da buyumus bir cocuk olarak ben de cok severdim bakkalcilik oynamayi,benim de oyuncak kasam falan vardi. Sonra buyuyup bir marketin genel merkezinde calismaya baslayinca cok gulmustum kendi kendime.
    Cok sevdim dukkaninizi ve urunlerinizi :)
    Sen Reggio'yu evde baslatmissin zaten ;)

    YanıtlayınSil
  12. Isil, oglum ilk anaokuluna basladiginda biraz arastirmistim Reggio'yu ama pek bi sey anlamamistim. Bana önerilecek derli toplu, iyi bir kaynagin var mi bu konuda?

    YanıtlayınSil
  13. Ben de Atolye Cocuk Evi'ne gittigimde ogrendim bu yaklasimi ve aklima en cok yatan da bu oldu digerlerinin yaninda Evren. O yazimda olmasi lazim detaylarin. Bir de ortam hakkinda fikrinin olmasi icin buraya http://www.atolyecocukevi.com/ ve buraya http://atolyecocukevi.blogspot.com/ bakmani oneririm.

    YanıtlayınSil
  14. O yazini animsiyorum ama bulmam zor olur, link rica edeyim :)

    YanıtlayınSil
  15. Ben kendim ararken de ya blogdaki aramacadan ya da Google teyzeden yardim aliyorum. Basligi hatirlayinca sorun olmuyor, Berceste, Atolye Cocuk Evi yazinca cikiyor :D
    Sana torpil geceyim :P

    http://berceste.blogspot.com/2010/12/miss-cilek-gdo-atolye-cocuk-evi.html

    YanıtlayınSil
  16. Aaaa bu arada orada yapilanlar da geri donusum! Yani baslik bu idi ve bunun uzerine veliler cocuklarina hediyeler hazirlamislardi. Adasinin kulaklari cinlasin ;-)

    YanıtlayınSil
  17. Mothering dergisinin forumlarinda Reggio diye ayri bir bolum var,oraya bakabilirsin.Benim de cok bilgim yok,kabaca biliyorum ama Dilek'in bahsettigi anaokulunu ben de arastirmistim,onlarin internet sitelerinde de epeyce bilgi vardi. Sana mail gondermistim,aldin mi acaba?

    YanıtlayınSil
  18. Isil, Dilek, sagolun, basliyorum okumaya...

    YanıtlayınSil