"Tek yol budur deriz; bilmez miyiz ki bir noktadan geçebilen doğrular kadar yol vardır."

(Thoreau)




Salı, Haziran 12, 2012

Çayır adaçayı, hayran olunası mekanizma ve aşkla öğrenilen ölü dil

Photo by naturalengland
Pazar günü büyük parktan dönerken yapraklarini tekrar dikkatle inceledim. Gercekten de çayır adaçayıymış :)
Meraklisi icin diger adlari Salvia pratensis / Meadow sage / Wiesensalbei. Ballibabagillerden.

Doga kilavuzunda anlatildigina göre yapraklari parmak arasinda ezildiginde hafifce aromatik bir koku salarmis. Ben denedim, keskin bir ot kokusu disinda bir koku farketmedim. Adacayi gibi kokmuyor yani :)

Cayirda görüp "Himm, pek güzelmis" diyerek yanindan gectigimiz her bitkinin insani saskinliga bogan en az bir hikayesi vardir. Ben o hikayelerin müptelasiyim. Tanistigim her yeni bitkiye hikayesini sorarim. O da anlatir :)

Cayir adacayinin da var öyle bir hikayesi. Ciceklerinin tozlanmayi kolaylastiran özel bir yapisi var. Mekanizma söyle isliyor: Görüldügü gibi adacayinin cicegi örnegin papatyada oldugu gibi acik, erisilmesi kolay bir tabla seklinde degil. Iceri dogru derinlesiyor.  Ari cicegin icindeki nektari toplamak icin egilip basini iyice cicegin icine dogru sokuyor. Cicegin iki stameni (cicekte erkek organ) giris yolunun hemen üzerinde, disari dogru iyice uzanmis durumda. Ari cicegin icine dogru uzanirken, agirligi cicegin asagi dogru egilip katlanmasina sebep oluyor. Sirti otomatik olarak stamenlere degiyor ve polene bulaniyor. Bir sonraki cicekte debelenirken polenleri onun disi organina bulastiriyor. Bu katlama mekanizmasi özellikle bombus arilari (bambul ya da yabanarisi da deniyor sanirim, Türkce'deki tam adi benim icin bir muamma) tarafindan tetiklenirmis. Bombus arilarini sevelim, koruyalim; sincabin da bildigi gibi onlardan korkmayalim :))

Asagidaki fotograf bir balarisini sözkonusu pozisyonda gösteriyor :)

Photo by fotoapi
Bu arada neden Geranium pratense'dir fakat Salvia pratensis'tir hic düsündün mü? Benim kendimce bir fikrim var. Insan kolunu botanige kaptirmaya görsün, askla Latince bile ögrenebilir :))

16 yorum:

  1. Harika bir ayrıntı. Çok teşekkürler paylaştığın için. Şu evren hakkında hiçbir şey bilmediğimi bir kez daha fark ettim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet BB. Ben asla tam anlamiyla da bilemeyecegimizi hissediyorum. Fakat ne yalan söyleyeyim, hosuma da gidiyor, asla tam olarak bilemeyecegimiz kadar harika bir evrende yasadigimizi bilmek :)

      Sil
  2. En ufak ayrıntıda ne kadar muhteşem bir mükemmellik gizli. Ve biz hiç acımadan "Eşrefi mahlukat biziz" diyerek, tabiatı emrimize amade sayıyoruz. Benim de bir teorim var: Biz insanlar aslında memeliler grubundan birer hayvan olduğumuzu ve bu dünyada diğer canlılardan daha fazla hak sahibi olmadığımızı kabul etmedikçe, doğru yolu bulamayacağız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eger bir üstünlük varsa fazla hak degil fazla sorumluluk gerektirir. Esit hak, fazla sorumluluk. Bu da benim teorim :)

      Sil
  3. Bu çiçeklerden çok toplardım ben. Uzun süre dayanırlardı bir de renkleri gitgide değişir pembeleşirdi durdukça.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bazi bitkiler asit-baz seviyesine göre renk degistiriyor. Asit fazlayken pembe, baz arttikca mavilesiyor. Ortanca örnegin. Agac hatmi cicekleri de ilk actiginda pembe, solarken mor-mavi ayni sebeple. Belki bu cicekte de ayni sey oluyordur.

      Sil
  4. Haklısınız Latince konusunda, o aşk neler yaptırmaz insana! Pratense ve pratensis arasındaki muammayı çözemedim yalnız ve iyice meraklandım sizin fikrinizi duymak için. Pratense kırmızı yonca anlamına geliyormuş onu öğrendim sadece.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Banu, kirmizi yonca Trifolium pratense. Fakat pratense ya da pratensis aslinda yonca demek degil, "çayır" ya da "çayırda yetisen" demek. O yüzden Latincesi böyle olan bitkiler diger dillere de "çayır ..." / "meadow ..." / "Wiesen-" diye cevriliyor. Pratense / pratensis'e gelince bana kalirsa o bir eril/disil farki. Latince de nötral olmayan dillerdendir ya, sonuna -um alanlar erildir örnegin. Almanca'ya Latince'den gecmis bütün -um'lu sözcükler erildir, "der" artikel'i alir, oradan biliyorum :) Keza -ia da disil olmali, kulaga gayet disil geliyor :) Böyle bir mantik yürütüyorum kendimce :) Böyle seyleri kesfedince de mutlu oluyorum nedense. Fakat siz de böyle seylerden mutlu olan birisiniz gibi geldi bana :) O yüzden bu kadar detayli yazdim :)

      Sil
  5. Tahminim dogru cikti :) Latince konusunda :) Ben farkettigimden degil, senin yazdiklarindan...

    Dun yolda iki yana boylu boyunca ekilmis akasya ve cinar agaclari gordum. Cinarlari orta refuje ekmisler, akasyalar kenarda. Refujdekilerin altina gul ekmisler, akasyalarin uzerine beton dokmusler. Icimden dedim, su akasyalari ortaya alaydiniz da besledikleri azot baglayici bakteriler o alta ektiginiz cicek ne olursa olsun ise yarasaydi. Dokmussunuz uzerine betonu. Hey peyzajcilar sizi... Haksiz miyim ama? Muhendis mimar farki iste :P Bir sure sonra insanin bakis acisi degisiyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Artik iflah olmazsin sen, gectigin bütün yollara permakültür gözlügünden bakarsin :) Fakat haklisin :)

      Sil
    2. Fakat fark mühendis, mimar farki degil bence. Isini dogayi bilip taniyarak, sevgiyle yapma ve ezbere yapma farki...

      Sil
    3. Permakultur icat degil ki zaten Evren. Varolani gozlemleyip kayda dokmusler sadece. Amerika'yi yeniden kesfetmemisler.

      Mimar estetik, muhendis teknik dusunur ya. Agaclarin kivrimi, susu bir sekilde oyle yapilmasi gerektigini dusundurmustur peyzaj mimarina. Nitekim suslu suslu budamislardi da. Altlarinda da su hortumlari, fis fis su... Yola gelen sular kayganlik ve kaza sebebi o ayri... Gel de muhendislik deme iste!

      Algida secicilik bir de bu dava. Bir donem teknik resim hocamin yaninda asistanlik yaptim. Milimetre sasmazdim. O kadar detayi farkederdim. Ayakkabi alamaz oldum. Illa ki bir egrilik. dikisinde bir hata vs bulur oldum.

      Sonra tekstil, boya, baski, nakis, pantone renklerini, firmalarin desen numaralarini ezberlemisim. Yolda yuruyen insanlarin uzerlerindekilerin nerede basildigini ve desen numarasini soyler oldum :)

      Arada baska baska boyle seyler var...

      En son da denetci oldugumda yangin sonduruculer, acil cikislar, isaretleme, calisilan gun sayisi falan carpardi gozume. Nitekim Mydonose da gittigim bir gosteride cok tehlikeli bir suru eksigi var dedigimde gene denetci oldu bu bir rahat dur da seyret su onundekini dediler, sonra gitti guzelim cadir :(

      Cocuk dogdu, AVM lerdeki asansorler, yerleri, m2 sine takmistim :P

      Simdilerde de bitkilerle boyle bir bag olustu aramizda :P

      Kader :)

      Sil
  6. sözcük sonlarındaki koyu renkli harflerin ipicuyla ben de eril/dişil tahmini yapmıştım :) ne kadar güzel hikayeler var doğada. çok mutlu oluyorum bunları öğrendikçe ve yaşama sevinci katıyor bana öğrenilesi bunca öykü olması yanıbaşımızda...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ne öykülerin icinden geciyoruz :) ihlamurlarimiz aciyor, sizinkilerden ne haber?

      Sil
    2. her yer mis kokuyor mis.. bu arada o yerdeki beyaz çiçekler defne sanırım :)

      Sil
  7. Evren, hisleriniz doğru, beni de mutlandırır böyle şeyler:) Yürüttüğünüz mantık çok akla yatkın sahiden de, büyük ihtimalle dişil-erilliği simgeliyor.

    YanıtlayınSil